ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Đkinci baꢀvuran Muhabbet Kurt AĐHS'nin 3. maddesine dayanarak gözaltındayken
tecavüze uğradığını iddia etmiꢀtir.
Hükümet, baꢀvuranın Fatih Cumhuriyet Savcılığı’nın 3 Temmuz 2000 tarihli kararına
itiraz etmemiꢀ olması nedeniyle AĐHS'nin 35/1 maddesi bağlamında mevcut iç hukuk
yollarını tüketmediğini öne sürmüꢀtür. Alternatif olarak, yukarıda belirtilen kararın
baꢀvuranın kötü muamele iddialarına iliꢀkin nihai karar olması sebebiyle baꢀvuranın
sözkonusu karardan itibaren altı ay içinde AĐHM'ye baꢀvurmadığını savunmuꢀtur. Hükümet
ayrıca baꢀvuranın iddialarının, hiçbir delille desteklenmemiꢀ olması nedeniyle dayanaktan
yoksun olduğunu savunmuꢀtur.
Baꢀvuran cevaben, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin 4 Temmuz ve 24 Ekim 2007
tarihli duruꢀmalarında ifade veren tanıkların beyanlarının, iddialarını destekleyen deliller
olduğunu, yetkililerin bunları dikkate almadıklarını veya psikolojik muayene yapılmasını
talep etmediklerini belirtmiꢀtir. Ayrıca iddialarını Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin
dikkatine ancak 2007 yılında sunabildiği için AĐHM'ye baꢀvurusunu zamanında yaptığını
belirtmiꢀtir.
AĐHM öncelikle savcıların kovuꢀturmaya yer olmadığı kararlarına karꢀı yapılan
itirazların ilke olarak AĐHS'nin 35/1 maddesi bağlamında etkili ve eriꢀilebilir bir hukuk yolu
teꢀkil ettiğini hatırlatır (bkz. Nurettin Aldemir vd. – Türkiye, no. 32124/02, 32126/02,
32129/02, 32132/02, 32133/02, 32137/02 ve 32138/02; Hıdır Durmaz – Türkiye, no.
55913/00; Saraç – Türkiye, no. 35841/97; Nuray ꢁen – Türkiye, no. 41478/98). AĐHM mevcut
davada baꢀvuranın Fatih Cumhuriyet Savcılığı’nın 7 Temmuz 2000 tarihli kararına itirazda
bulunmayarak sözkonusu hukuk yolundan yararlanmadığını ve bu hukuk yoluna
baꢀvurmamasına neden olan herhangi bir koꢀul öne sürmediğini gözlemler. Gözaltına
alınmasından sonra baꢀvuranın içinde bulunduğu koꢀulların kendisini savunmasız, güçsüz ve
devlet görevlilerinin tavırlarından endiꢀe eden bir hale getirdiği farz edilse dahi (bkz. Đlhan –
Türkiye [BD], no. 22227/93) AĐHM, baꢀvuranın hakkındaki kovuꢀturma süresince bir avukat
tarafından temsil edildiğini ve temsilcisinin savcının kararına itirazda bulunabileceğine iꢀaret
eder.
AĐHM ayrıca, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde Temmuz ve Ekim 2007’de verdikleri
ifadelerinde baꢀvuran ve temsilcilerinin öncelikle gözaltındayken alınan ifadelerinin
güvenilirliğine ve bunların delil olarak kabul edilmesine itiraz ettiklerini ve baꢀvuranın
gözaltından çıktıktan sonra sıkıntılı olduğunu belirten tanık ifadelerine dayandığını kaydeder.
Ayrıca ağır ceza mahkemesi, daha önce zaten yapılmıꢀ olması nedeniyle baꢀvuranın yeni bir
soruꢀturma yapılması talebini reddederken, baꢀvuranın, elinde yeni deliller bulunması halinde
savcılığa baꢀvurabileceğini de belirtmiꢀ, ancak baꢀvuran bunu yapmamıꢀtır.
Bu nedenlerle AĐHM, baꢀvuranın 7 Temmuz 2000 tarihli karara itiraz etmeyerek ve
2007 yılında kötü muamele iddialarını ulusal yargıda takip etmeyerek iç hukukta kendisine
tanınmıꢀ yolları tüketmediği görüꢀündedir. Bu nedenle Hükümetin itirazını kabul eder.
Dolayısıyla baꢀvurunun bu kısmı AĐHS'nin 35/1 ve 35/4 maddeleri uyarınca reddedilmelidir.
3