COUNCIL  
OF EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no. 19637/05, 43197/06 ve 39164/07)  
KARAR  
STRAZBURG  
13 Ekim 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecektir. ekli düzeltmelere tâbi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 19637/05, 43197/06 ve 39164/07 no’lu davaların  
nedeni Barıꢀ Đnan, Muhabbet Kurt ve Azimet Ceyhan adlı üç T.C. vatandaının  
(“bavuranlar”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) sırasıyla 30 Mayıs 2005, 13  
Ekim 2006 ve 27 Ağustos 2007 tarihlerinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin  
Korunmasına Đlikin Sözleme’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıoldukları üç  
bavurudur.  
Birinci bavuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından F.N. Ertekin, K.  
Öztürk, T. Ayçık, Đ.C. Halavurt ve F. Kılıçgün tarafından, ikinci bavuran ise Đstanbul Barosu  
avukatlarından E. Kanar tarafından temsil edilmitir.  
AĐHM, 17 Haziran 2008 tarihinde bavuruların birletirilmesine, bavuruların kısmen  
kabuledilemez olarak ilan edilmesine ve bavuranların tutuksuz yargılanma hakkı, ikinci  
bavuranın gözaltında tecavüze uğradığı iddiası, yine ikinci bavuranın tutukluluğunun yasaya  
uygunluğuna itiraz edebileceği etkili bir iç hukuk yolu bulunmayıına ilikin ikâyeti ve ikinci  
ve üçüncü bavuranın makul bir süre içinde adil yargılanma hakkına ilikin ikâyetlerinin  
Hükümete tebliğ edilmesine karar vermitir.  
OLAYLAR  
DAVA KOULLARI  
A. Barıꢀ Đnan tarafından yapılan 19637/05 no’lu bavuru  
Barıꢀ Đnan adlı bavuran 1973 doğumlu Türk vatandaıdır ve halen Kandıra F tipi  
cezaevinde tutukludur. 8 Eylül 1998 tarihinde MLKP örgütüne yönelik olarak yapılan bir  
polis operasyonunda yakalanmı, 14 Eylül 1998 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nde tek hakim tarafından tutuklanmasına karar verilmitir.  
Đstanbul DGM savcısı, 18 Eylül 1998 tarihli iddianame ile bavuranı eski TCK’nın  
146/1 maddesine dayanarak, Anayasal düzeni bozmaya teebbüsle suçlamıtır.  
Taraflarca sunulan bilgilere göre bavuran hakkındaki ceza davası Đstanbul Ağır Ceza  
Mahkemesi’nde derdest olup bavuran halen tutuklu durumdadır. Birinci derece mahkemeleri  
bavuranın tutukluluk halini her duruma sonunda, kendi gerek görmeleri ya da bavuranın  
talebi üzerine gözden geçirmiler ancak dava dosyası ve delillerin durumu nedeniyle her  
seferinde tutukluluk halinin devamına karar vermilerdir.  
B. Muhabbet Kurt tarafından yapılan 43197/06 no’lu bavuru  
Muhabbet Kurt adlı bavuran 1978 doğumlu Türk vatandaıdır ve halen Gebze  
cezaevinde tutukludur. 8 Eylül 1998 tarihinde MLKP örgütüne yönelik olarak yapılan bir  
polis operasyonunda yakalanarak gözaltına alınmıtır. Bavuran gözaltı sırasında kötü  
muameleye uğradığını, polis memurlarının kendisine tecavüz ettiğini iddia etmitir.  
14 Eylül 1998 tarihinde bavuran baka 11 kii ile birlikte Đstanbul Adli Tıp  
Kurumu’nda doktor muayenesinden geçmive hiçbirinin vücudunda herhangi bir darp ve  
1
ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
cebir izine rastlanmadığı belirtilmitir. Aynı tarihte bavuran Đstanbul DGM savcısına verdiği  
ifadesinde gözaltındayken ikence gördüğünü belirtmitir. Bavuran daha sonra Đstanbul  
DGM’deki tek hakimin kararı ile tutuklanmıtır.  
Đstanbul DGM savcısı, 18 Eylül 1998 tarihli iddianame ile bavuranı eski TCK’nın  
146/1 maddesine dayanarak, Anayasal düzeni bozmaya teebbüsle suçlamıtır.  
Đstanbul DGM’de yapılan yargılamanın 8 Aralık 1999 tarihli durumasında bavuran,  
gözaltındayken tecavüze uğradığı iddiasını dile getirmi, DGM, savcılığın sözkonusu iddia  
hakkında bir soruturma balatmasını talep etmitir. 20 Aralık 1999 tarihinde Đstanbul DGM  
Savcılığı görevsizlik kararı vererek soruturma dosyasını Fatih Savcılığı’na göndermitir.  
3 Temmuz 2000 tarihinde Fatih Cumhuriyet Savcısı, delil yetersizliği nedeniyle iddiayla  
ilgili takipsizlik kararı vermitir. Savcı, bavuranın gözaltı süresi bitiminde yetkililere  
bavurmayıp ikâyetini 8 Aralık 1999 tarihinde dile getirdiğini, ayrıca gözaltından çıkıta  
düzenlenen tıbbi raporların bavuranın vücudunda herhangi bir iddet izine iaret etmediğini  
belirtmitir.  
30 Haziran 2004 tarihinde yürürlüğe giren 5190 sayılı yasa ile devlet güvenlik  
mahkemeleri kaldırılmı, bavuran ve diğer sanıklar hakkındaki dava dosyası Đstanbul Ağır  
Ceza Mahkemesi’ne gönderilmitir.  
4 Temmuz ve 24 Ekim 2007 tarihli durumalarda bavuran gözaltındayken baskı altında  
alınan ifadelerinin delil olarak kabul edilebilirliği ve güvenilirliğine itiraz etmi, tecavüze  
uğradığı iddiasını sürdürmüve mahkemeden kötü muamele iddialarının soruturulması için  
savcığa talimat verilmesini talep etmitir. Birinci derece mahkemesi, bavuranın kötü  
muamele iddiaları hakkında daha önce soruturma yapılmıolması gerekçesiyle talebi  
reddetmitir.  
Taraflarca sunulan bilgilere göre bavuran hakkındaki ceza davası Đstanbul Ağır Ceza  
Mahkemesi’nde derdest olup bavuran halen tutuklu durumdadır. Birinci derece mahkemeleri  
bavuranın tutukluluk halini her duruma sonunda, kendi gerek görmeleri ya da bavuranın  
talebi üzerine gözden geçirmiler ancak dava dosyası ve delillerin durumu nedeniyle her  
seferinde tutukluluk halinin devamına karar vermilerdir. Bir defasında bavuran birinci  
derece mahkemesinin tutukluluk kararına itiraz etmi, ancak itirazı inceleyen ağır ceza  
mahkemesi 23 Ağustos 2006 tarihinde itirazı reddetmitir.  
C. Azimet Ceyhan tarafından yapılan 39164/07 no’lu bavuru  
Azimet Ceyhan adlı bavuran 1970 doğumlu Türk vatandaıdır ve halen Kandıra F tipi  
cezaevinde tutukludur. 2000 yılında eski TCK’nın 146/1 maddesine dayanarak, Anayasal  
düzeni bozmaya teebbüsle suçlanmı, 21 ubat 2000 tarihinde yakalanmıve çıkarıldığı  
DGM’deki tek hakim tarafından tutukluluk kararı verilmitir.  
Taraflarca sunulan bilgilere göre bavuran hakkındaki ceza davası Đstanbul Ağır Ceza  
Mahkemesi’nde derdest olup bavuran halen tutuklu durumdadır. Birinci derece mahkemeleri  
bavuranın tutukluluk halini her duruma sonunda, gerek görmeleri ya da bavuranın talebi  
üzerine gözden geçirmiler ancak dava dosyası ve delillerin durumu nedeniyle her seferinde  
tutukluluk halinin devamına karar vermilerdir.  
2
ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Đkinci bavuran Muhabbet Kurt AĐHS'nin 3. maddesine dayanarak gözaltındayken  
tecavüze uğradığını iddia etmitir.  
Hükümet, bavuranın Fatih Cumhuriyet Savcılığı’nın 3 Temmuz 2000 tarihli kararına  
itiraz etmemiolması nedeniyle AĐHS'nin 35/1 maddesi bağlamında mevcut iç hukuk  
yollarını tüketmediğini öne sürmütür. Alternatif olarak, yukarıda belirtilen kararın  
bavuranın kötü muamele iddialarına ilikin nihai karar olması sebebiyle bavuranın  
sözkonusu karardan itibaren altı ay içinde AĐHM'ye bavurmadığını savunmutur. Hükümet  
ayrıca bavuranın iddialarının, hiçbir delille desteklenmemiolması nedeniyle dayanaktan  
yoksun olduğunu savunmutur.  
Bavuran cevaben, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin 4 Temmuz ve 24 Ekim 2007  
tarihli durumalarında ifade veren tanıkların beyanlarının, iddialarını destekleyen deliller  
olduğunu, yetkililerin bunları dikkate almadıklarını veya psikolojik muayene yapılmasını  
talep etmediklerini belirtmitir. Ayrıca iddialarını Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin  
dikkatine ancak 2007 yılında sunabildiği için AĐHM'ye bavurusunu zamanında yaptığını  
belirtmitir.  
AĐHM öncelikle savcıların kovuturmaya yer olmadığı kararlarına karı yapılan  
itirazların ilke olarak AĐHS'nin 35/1 maddesi bağlamında etkili ve eriilebilir bir hukuk yolu  
tekil ettiğini hatırlatır (bkz. Nurettin Aldemir vd. – Türkiye, no. 32124/02, 32126/02,  
32129/02, 32132/02, 32133/02, 32137/02 ve 32138/02; Hıdır Durmaz – Türkiye, no.  
55913/00; Saraç – Türkiye, no. 35841/97; Nuray en – Türkiye, no. 41478/98). AĐHM mevcut  
davada bavuranın Fatih Cumhuriyet Savcılığı’nın 7 Temmuz 2000 tarihli kararına itirazda  
bulunmayarak sözkonusu hukuk yolundan yararlanmadığını ve bu hukuk yoluna  
bavurmamasına neden olan herhangi bir koul öne sürmediğini gözlemler. Gözaltına  
alınmasından sonra bavuranın içinde bulunduğu koulların kendisini savunmasız, güçsüz ve  
devlet görevlilerinin tavırlarından endie eden bir hale getirdiği farz edilse dahi (bkz. Đlhan –  
Türkiye [BD], no. 22227/93) AĐHM, bavuranın hakkındaki kovuturma süresince bir avukat  
tarafından temsil edildiğini ve temsilcisinin savcının kararına itirazda bulunabileceğine iaret  
eder.  
AĐHM ayrıca, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde Temmuz ve Ekim 2007’de verdikleri  
ifadelerinde bavuran ve temsilcilerinin öncelikle gözaltındayken alınan ifadelerinin  
güvenilirliğine ve bunların delil olarak kabul edilmesine itiraz ettiklerini ve bavuranın  
gözaltından çıktıktan sonra sıkıntılı olduğunu belirten tanık ifadelerine dayandığını kaydeder.  
Ayrıca ağır ceza mahkemesi, daha önce zaten yapılmıolması nedeniyle bavuranın yeni bir  
soruturma yapılması talebini reddederken, bavuranın, elinde yeni deliller bulunması halinde  
savcığa bavurabileceğini de belirtmi, ancak bavuran bunu yapmamıtır.  
Bu nedenlerle AĐHM, bavuranın 7 Temmuz 2000 tarihli karara itiraz etmeyerek ve  
2007 yılında kötü muamele iddialarını ulusal yargıda takip etmeyerek iç hukukta kendisine  
tanınmıyolları tüketmediği görüündedir. Bu nedenle Hükümetin itirazını kabul eder.  
Dolayısıyla bavurunun bu kısmı AĐHS'nin 35/1 ve 35/4 maddeleri uyarınca reddedilmelidir.  
3
ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
II. AĐHS’NĐN 5 VE 6. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Her üç bavuran haklarında yürütülen yargılama süresince tutuklu kalmalarının  
AĐHS'nin 5/3 maddesinde öngörülen “makul süre” artını ağını öne sürmülerdir. Đkinci  
bavuran ayrıca AĐHS'nin 5/4 maddesine dayanarak birinci derece mahkemesinin tutukluluk  
kararlarının hukuka uygunluğuna itiraz edebilecekleri etkili bir iç hukuk yolu bulunmadığını  
savunmutur. Đkinci ve üçüncü bavuranlar ayrıca haklarında yürütülen yargılamanın süresine  
ilikin olarak AĐHS'nin 6/1 maddesini dile getirmilerdir.  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet sözkonusu ikâyetlerin AĐHS'nin 35/1 maddesinde öngörüldüğü üzere, iç  
hukuk yollarının tüketilmemiolması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini belirtmitir.  
Hükümet, bavuranların 466 sayılı “Kanun Dıı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere  
Tazminat Verilmesine Đlikin Kanun” ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141.  
madde hükümleri uyarınca tazminat talep edebileceklerini savunmutur.  
Bavuranlar sözkonusu çarelerin mevcudiyet ve etkililiğine itiraz etmitir.  
AĐHM benzer davalarda Hükümetin ön itirazını inceleyip reddetmitir (bkz. örneğin  
Bayam – Türkiye, no. 26896/02; Barı– Türkiye, no. 26170/03). AĐHM sözkonusu davada bu  
içtihadından ayrılmasını gerektirecek özel koullar tespit etmemitir. Dolayısıyla Hükümetin  
itirazını reddetmekte ve sözkonusu ikâyetleri kabuledilebilir olduğunu tespit etmektedir.  
B. Esas  
1. AĐHS'nin 5/3 maddesi  
Hükümet, bavuranların tutukluluk sürelerinin makul olduğunu savunmutur. Özellikle  
isnat edilen suçun ciddiyeti, kaçma tehlikesi ve davanın özel koullarının tutukluluk halinin  
devamının haklı gerekçeleri olduğunu ifade etmitir.  
Bavuranlar iddialarında ısrarcı olmutur.  
AĐHM mevcut davada birinci ve ikinci bavuranların tutukluluklarının gözaltına  
alındıkları 8 Eylül 1998 tarihinde balayıp halen sürdüğünü gözlemler. Dolayısıyla  
tutuklulukları yaklaık 11 yıl sürmütür. Üçüncü bavuranın tutukluluğu, yakalandığı 21  
ubat 2000 tarihinde balayıp halen devam etmektedir. Dolayısıyla 9 yıl 7 ayı akın süredir  
tutuklu bulunmaktadır.  
AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla AĐHS'nin  
5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (bkz. örneğin Dereci – Türkiye, no. 77845/01;  
Atıcı – Türkiye (no. 1), no. 19735/02; Çarkçı – Türkiye, no. 7940/05). Tarafına sunulan tüm  
delilleri inceleyen AĐHM, somut davalarda farklı bir sonuca ulamasını sağlayacak ikna edici  
hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı kanaatindedir. Konu ile ilgili  
içtihadını dikkate alarak bavuranların tutukluluk sürelerinin aırı olduğu ve AĐHS’nin 5/3  
maddesine uymadığı görüündedir. Bu nedenle AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmitir.  
2. AĐHS'nin 5/4 maddesi  
4
ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
Hükümet, tutukluluk durumuna itiraz edebileceği bir iç hukuk yolu bulunması nedeniyle  
ikinci bavuranın bu hükme dayalı ikâyetinin temelden yoksun olduğunu ifade etmitir.  
Bavuran, iddiasında ısrarcı olmutur.  
AĐHM, Türk hukuk sisteminin gerçek anlamda çekimeli ya da makul baarı ansı sunan  
bir usul sağlamadığı yönündeki sabit içtihadını dikkate alır (bkz. örneğin Koti vd., no.  
74321/01; Bağrıyanık – Türkiye, no. 43256/04; Doğan Yalçın – Türkiye, no. 15041/03).  
Somut davada sözkonusu tespitten sapmasını gerektiren özel bir gerekçe bulunmamaktadır.  
Dolayısıyla ikinci bavuran açısından da AĐHS'nin 5/4 maddesinin ihlal edildiğini tespit  
etmitir.  
3. AĐHS'nin 6/1 maddesi  
Hükümet, mevcut dava koullarında yargılama süresinin makul olarak değerlendirilmesi  
gerektiğini savunmutur. Bu bağlamda terörle ilgili suçlardan yargılanan sanıkların sayısına  
dikkat çekmitir. Hükümet ayrıca üçüncü bavuran ve temsilcisinin bazı durumalara  
katılmayarak yargılamanın uzamasına neden olduğunu belirtmitir. Son olarak yargılamada  
yetkililere atfedilebilecek bir gecikme yaanmadığını savunmutur.  
Đkinci ve üçüncü bavuranlar iddialarında ısrarcı olmutur.  
Dikkate alınması gereken süreler, her ikisi de tek aamalı yargıda olmak üzere; ikinci  
bavuran için yaklaık 11 yıl, üçüncü bavuran için ise 9 yıl 7 aydır. AĐHM, somut  
bavurulardakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla AĐHS’nin 6/1 maddesinin  
ihlal edildiğini tespit etmitir (bkz. örneğin, Sertkaya – Türkiye, no. 77113/01; Hasan Döner –  
Türkiye, no. 53546/99; Uysal ve Osal – Türkiye, no. 1206/03). Mevcut davada AĐHM, ne  
davanın karmaıklığı ne de üçüncü bavuranın iddia edilen tutumunun yargılamanın  
yürütülmesindeki gecikmeleri açıklamaya yeteceği görüündedir. Dolayısıyla AĐHM  
yukarıdaki belirtilen davalardaki tespitlerinden ayrılmak için gerekçe görememektedir.  
Dolayısıyla ikinci ve üçüncü bavuranlar hakkında yürütülen yargılama süresinin aırı  
oluu nedeniyle AĐHS'nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Birinci bavuran 34,400 Euro maddi, 30,000 Euro manevi tazminat ödenmesi talebinde  
bulunmutur. Đkinci bavuran 90,000 TL (yaklaık 41,200 Euro) maddi, 100,000 TL manevi  
tazminat ödenmesi talebinde bulunmutur. Son olarak üçüncü bavuran 20,000 Euro maddi,  
10,000 Euro manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmutur.  
Hükümet taleplere itiraz etmitir.  
5
ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
AĐHM, tespit edilen ihlallerle talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı  
kuramamaktadır; bu nedenle talepleri reddeder. Ancak hakkaniyete uygun bir  
değerlendirmeyle birinci bavurana 9,000 Euro, ikinci bavurana 13,500 Euro manevi  
tazminat ödenmesini uygun bulmaktadır. AĐHM, üçüncü bavurana ise aynı balık altında  
talep ettiği miktarın tamamının ödenmesine hükmeder.  
Ayrıca, taraflarca sunulan bilgilere göre bavuranlar hakkında yürütülen yargılama halen  
devam etmekte ve bavuranlar hala tutuklu bulunmaktadır. Bu koullar altında AĐHM, tespit  
edilen ihlallere son verilmesinin uygun bir yolunun, adaletin düzgün iletilmesinin gerekleri  
dikkate alınarak bavuranlar hakkında devam eden yargılamanın mümkün olan en ivedi  
ekilde sonuçlandırılması ve/veya bavuranların sözkonusu yargılamada karar verilene kadar  
tahliye edilmesi olacağı kanaatindedir (bkz. Mehmet Ali Çelik – Türkiye, no. 42296/07;  
Yakıan – Türkiye, no. 11339/03; Batmaz – Türkiye, no. 34497/06).  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Birinci bavuran ulusal mahkemeler önündeki masraf ve giderlere karılık olarak 420  
Euro, AĐHM önündeki masraf ve giderler için ise 8,479 Euro ödenmesini talep etmitir.  
Bavuran, taleplerini desteklemek üzere, avukatına kendisini AĐHM önünde temsil etmesi için  
2,596 YTL (1,230 Euro) ödediğini gösteren bir makbuz ibraz etmitir. Ayrıca avukatlarıyla  
imzalağı, bavuranın AĐHM tarafından hükmedilen tazminat miktarının % 25’ini  
avukatlarına ödeyeceğinin belirtildiği bir avukatlık ücret sözlemesi ibraz etmitir. Birinci  
bavuran son olarak posta ve tercüme masraflarına ait makbuzlar ibraz etmitir. Đkinci  
bavuran ulusal mahkemeler önündeki masraf ve giderler için 12,190 Euro, AĐHM önündeki  
masraf ve giderler için 8,000 Euro talep etmi, ancak taleplerini desteklemek üzere belge ibraz  
etmemitir. Üçüncü bavuran tercüme giderleri için 47 YTL (24 Euro) talep etmive talebini  
desteklemek üzere bir makbuz ibraz etmitir.  
Hükümet taleplere itiraz etmitir.  
AĐHM’nin içtihadına göre bir bavuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için  
yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.  
Sözkonusu davada elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulundurarak AĐHM,  
ulusal yargılamadaki masraf ve giderlere ilikin talebi reddeder. AĐHM önündeki masraf ve  
harcamalar için birinci bavurana 1,500 Euro, üçüncü bavurana 24 Euro ödenmesini uygun  
bulmaktadır. AĐHM son olarak ikinci bavuranın bu balık altındaki taleplerini, belge  
bulunmaması nedeniyle reddeder.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine  
uygulağı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
6
ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Aağıdaki ikâyetlerin kabuledilebilir olduğuna:  
-
-
bavuranların tümünün tutuksuz yargılanma hakkına ilikin ikâyeti,  
ikinci bavuranın tutukluluğunun yasaya uygunluğuna itiraz edebileceği etkili bir iç  
hukuk yolu bulunmayıına ilikin ikâyeti,  
-
ikinci ve üçüncü bavuranın makul bir süre içinde adil yargılanma hakkına ilikin  
ikâyeti;  
2. Bavuruların kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
3. Her üç bavuran açısından AĐHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;  
4. Đkinci bavuran Muhabbet Kurt açısından AĐHS'nin 5/4 maddesinin ihlal edildiğine;  
5. Đkinci ve üçüncü bavuranlar Muhabbet Kurt ve Azimet Ceyhan açısından AĐHS'nin 6/1  
maddesinin ihlal edildiğine;  
6. (a) Savunmacı devletin bavuranlara, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına  
çevrilmek üzere:  
(i) Barıꢀ Đnan’a 9,000 (dokuz bin) Euro manevi tazminat;  
(ii) Muhabbet Kurt’a 13,500 (on üç bin beyüz) Euro manevi tazminat;  
(iii) Azimet Ceyhan’a 10,000 (on bin) Euro manevi tazminat;  
(iv) Barıꢀ Đnan’a 1,500 (bin beyüz) Euro yargılama masraf ve giderleri;  
(v) Azimet Ceyhan’a 24 (yirmi dört) Euro yargılama masraf ve giderleri;  
(vi) bu miktarlara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;  
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa  
Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
7. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları uyarınca 13 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
7