dönmelerine izin verilir, ama kendilerine, evlerindeki yangını söndürmeye çalıꢀırlarsa
öldürülecekleri söylenir.
74. Delegeler tarafından sorgulanırken tanık, mezrada veya komꢀu köylerde yaꢀayan PKK
üyesi olmadığını, gelen PKK'lılara ise yardım edilmediğini, çünkü devlet makamlarının
misillemesinden korktuklarını anlatmıꢀtır. Ayrıca, yetkili makamların bu yöndeki tekliflerine
karꢀın, mezrada hiç korucu yoktur. Tanık, mezranın neden yakıldığını ve kardeꢀlerinin neden
götürüldüklerini bilmediğini söyler. Fakat, mezraya yarım saat uzaklıktaki Türeli köyünde
bazı askerlerin öldürüldüğünü anlatır. Tanık, delegelere, bölgedeki tüm köylerin yakıldığını
kaydeder.
75. Tanık, kendisinin ve babasının (baꢀvuran), kaybolan kardeꢀlerinin akıbetini öğrenmek
amacıyla, makamlara, bir çok yazılı baꢀvuruda bulunduğunu ifade eder. Makamlar, sürekli
olarak, kardeꢀlerinin gözaltında olmadığını bildirir. Tanık, Bölge Valisi'nden gelen yanıtları,
sinirlenerek yırttığını anlatır. Tanık, babasının Kiran'da karꢀılaꢀtığı bir askerin, babasına,
Operasyon Komutanı'nın ismini söylediğini ifade eder. Babası bu ismi yazmıꢀtır.
4. Mehmet Nuri Yolur
76. Tanık, Dahlezeri mezrasında doğduğunu, ama 1994 yılının baꢀlarında, Diyarbakır'da
yaꢀadığını ifade eder. Mezrada, yirmi ev vardır ve tüm aileler birbirleriyle akrabadır. Yolur,
Đkram ve Servet Đpek'i tanımaktadır. Tanık, askeri operasyondan iki gün önce mezraya döner.
Tanık, 17 Mayıs 1994 tarihinde, Bolu'dan ve diğer bölgelerden gelen askerlerin bölgeye
yerleꢀtiğini ve operasyona binlerce askerin katılmıꢀ olabileceğini söyler. Ertesi gün, tüm
köylüler okulun önünde toplanır ve köye yaya gelen askerler evleri yakar. Delegelerce
sorgulanan tanık, okulda toplanan köylülerin baꢀında beꢀ – altı askerin beklediğini ama
mezraya düzenlenen operasyona elli, altmıꢀ belki de yüz kadar askerin katıldığını tahmin eder.
77. Tanığa göre, herkesin toplandığı okul mezradan on metre uzaklıktadır. Buradan,
mezradaki alevleri görür. Köylülerin kimlikleri toplanır ve altı köylüden, (kendisi,
Abdülkerim Yolur, Sait Yolur, Seyithan Yolur, Đkram Đpek ve Servet Đpek) askerlerin sırt
çantalarını, köyün tepelik bölgesindeki araçlara taꢀımaları istenir. Sorgulanan tanık, araçların
okuldan gözükmediğini söyler. Tanık, askerlerin, Seyithan Yolur'un asker kaçağı olduğundan
dolayı Lice'ye götürülmesi gerektiğini söylediklerini anlatır. Tanık, altı kadar kiꢀinin, 9.00
veya 10.00 sularında, askerle gittiğini tahmin eder. Askeri araçlara giderken, köyden
dumanların yükseldiğini görür. Gidecekleri yere ulaꢀtıklarında, akꢀamüstü olmuꢀtur. Fakat
serbest bırakılacakları yerde, üstü açık bir askeri araca bindirilerek elli-altmıꢀ askerle birlikte
Lice'ye götürülürler. Lice'ye giderken yolda köylerden çıkan dumanları görür. Lice'ye
vardıklarında hava kararmıꢀtır. Araçlardan indirilirler ve yüzükoyun yere yatırırlar. Tanık, bu
arada baꢀka bir çok kiꢀinin getirildiğini söyler. Binanın önünde yüz elli kadar insanın yerde
yattığını tahmin eder. Kimlikleri toplanır. Tanık, kendisi ve kardeꢀlerinin (Sait ve Abdülkerim
Yolur) gözaltı odasına götürüldüklerini, burada geceyi geçirdiklerini ifade eder. Bu süre
içerisinde kötü muameleye maruz kalmazlar. Sabah kimlikleri geri verilir ve gidebilecekleri
söylenir. Đkram ve Servet Đpek'i en son yere uzandıklarında görmüꢀtür. Tanık, mezraya
döndüğünde tüm evlerin yakıldığını görür.