dolayı, başvuran için geçerli hukuki çıkar teşkil etmediği sonucuna varmaya çağrılamaz ( Bkz.
17 Temmuz 2001 tarihli Sadak ve diğerleri-Türkiye kararı, 2001-VIII, § 38).
AİHM, daha önce birçok defa terör suçları hakkında makamların yürüttüğü
soruşturmaların özel bazı sorunlar yarattığını kabul etmiştir ( 29 Kasım 1998 tarihli Brogan ve
diğerleri-İngiltere kararı, seri A, no: 145-B, s.33, §61, 28 Ekim 1994 tarihli Murray-İngiltere
kararı, seri A, no: 300-A, s.27, §58 ve 18 Aralık 1996 tarihli Aksoy-Türkiye kararı, s.2282,
§78). Ancak bu demek değildir ki 5. maddeye göre makamların, yerel mahkemelerin ve son
olarak Sözleşme’deki kontrol organların kontrolü dışında zanlıları her defasında terör suçu
işlediklerini belirterek tutuklayıp gözaltına alma serbestisi vardır ( sözüedilen Sakık ve
diğerleri, s.2623-2624, §44).
AİHM, yasal gözaltının başvuranın yakalandığı 18 Aralık 1996 tarihinde başladığını
ve de DGM hakimi önüne çıkarıldığı 28 Aralık 1996 tarihinde sona erdiğini belirtmiştir.
Dolayısıyla başvuranın toplam gözaltı süresi on gündür.
AİHM, Brogan ve diğerleri kararında, hakim önüne çıkarılmadan geçen dört gün altı
saat gözaltı süresinin, bu gözaltının teröre karşı toplumu uyarma amacı olsa bile, 5§3
maddesinin belirlediği kesin zaman sınırlarını aştığı yönünde karar aldığını hatırlatmaktadır
(sözüedilen Brogan ve diğerleri kararı, s. 33, §62).
İlgili kişiye atfedilen eylemlerin terör tehdidi oluşturduğu düşünülse bile, AİHM,
başvuranın “hakim önüne çıkarılmadan” on gün boyunca gözaltında tutulmasının gerekli
olduğunu kabul etmeyecektir.
Dolayısıyla AİHS’nin 5§3 maddesi ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
AİHS’nin 41. maddesi gereğince,
A. Maddi ve Manevi Tazminat
Başvuran, özgürlüğünün kısıtlanmasından doğan maddi tazminat için 1.500 Euro ve
manevi tazminat için ise 4.750 Euro talep etmektedir.
Hükümet, bu taleplerin reddedilmesi gerektiğini savunmaktadır. Hükümet, eğer AİHM
ihlalin bulunduğu sonucuna varırsa, bu sonucun kendisinin yeterli adil tazmini oluşturacağını
ileri sürmektedir.
AİHM, dosya unsurlarından herhangi bir maddi zararın ortaya çıkmadığını
belirtmektedir; dolayısıyla bu talebi haklı bulamaz (Bkz. 23 Eylül 1998 tarihli Demir-Türkiye
kararı, 1998-IV, s. 2660, § 63).
AİHM, başvuranın hiçbir adli müdahale yapılmadan on gün gözaltında tutulduğunu
belirtmekte ve başvuranın özgürlüğünün kısıtlandığı bu şartlarda, hiç şüphe yok ki yerel
mahkemelerin tazmin etmediği bir manevi zarara uğradığına kanaat getirmektedir.