Ardından yararlandıkları yargılama usulüne göre baꢀvuranlar, Yargıtay tarafından
olayların yeniden nitelendirilmesinden sonra, gerek Asliye Hukuk Mahkemesi’nde gerekse
Yargıtay’da savunmaları için gerekli gördükleri argümanları ortaya koyabilirlerdi. Dolayısıyla
mevcut davada ulusal mahkemeler tarafından olayların yeniden nitelendirilmesi dikkate
alındığında baꢀvuranların, savunma araçlarını somut ve etkin bir ꢀekilde kullanma olanakları
bulunmaktaydı (bkz., a contrario, Sadak ve diğerleri - Türkiye, no: 29900/96, 29901/96,
29902/96 ve 29903/96, § CEDH 2001-VIII).
Sonuç olarak AĐHM, bütünüyle ele alındığında dava konusu yargılamanın, AĐHS’nin
6. maddesinin 1. ve 3. fıkralarına göre adil olduğu kanaatine varmıꢀtır. Dolayısıyla
ꢀikayetlerin bu kısmı açısından AĐHS’nin 6. maddesi ihlal edilmemiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar AĐHS’nin 11. maddesine gönderme yaparak, ĐPSD’nin feshedilmesinin
dernek kurma özgürlüklerini ihlal ettiğini ileri sürmektedirler.
AĐHM sözkonusu mahkumiyet kararının, Sözleꢀme’nin 11. maddesi ile güvence altına
alınan dernek kurma özgürlüğüne yönelik bir müdahale teꢀkil ettiği hususunun taraflar
arasında bir ihtilafa yol açmadığını belirtir. AĐHS’nin 11§2. maddesi uyarınca müdahalenin
yasa ile öngörüldüğüne ve toprak bütünlüğünün korunması gibi meꢀru bir amaç güttüğüne
yönelik bir itirazda da bulunulmamıꢀtır. Bu durumda anlaꢀmazlık, müdahalenin “demokratik
bir toplumda gerekli” olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.
Hükümet’e göre ĐPSD’nin tüzüğü Anayasa’nın ve Dernekler Kanunu’nun hükümlerine
uygun değildir. Dolayısıyla derneğin feshedilmesi, yürürlükteki kurallara uyulması açısından
ve milletin bölünmez bütünlüğünün yanı sıra Devletin haksız saldırılara karꢀı korunması için
gereklidir.
AĐHM öncelikle 13 Temmuz 1992 tarihinde kurulan ve 5 Ekim 1992 tarihinde Đçiꢀleri
Bakanlığı’nın emriyle binası mühürlenen ĐPSD’nin, henüz faaliyetlerine bile baꢀlamadan
kapatıldığını kaydeder. Bu tedbir yalnızca ĐPSD’nin tüzüğüne dayanılarak alınmıꢀtır. AĐHM
de ulusal mahkemeler gibi, sözkonusu müdahalenin gerekli olup olmadığını değerlendirirken
dernek tüzüğünü dikkate alacaktır.
AĐHM, AĐHS’nin 11. maddesinde benimsenen dernek kurma hakkının, vatandaꢀlara
ortak çıkarlarının bulunduğu bir alanda kolektif olarak hareket etme amacıyla tüzel kiꢀilik
oluꢀturma olanağına yer verdiğini belirtir (Sidiropoulos ve diğerleri-Yunanistan, 10 Temmuz
1998, Derleme Kararlar ve Hükümler 1998-IV, § 40). AĐHM diğer yandan, demokrasi,
çoğulculuk ve dernek kurma özgürlüğü arasındaki iliꢀkiyi benimsediğini bir çok defa dile
getirmiꢀ ve bu özgürlüğe getirilen kısıtlamaları, yalnızca ikna edici ve zorunlu sebeplerin
haklı kılabileceği ilkesini ortaya koymuꢀtur (bkz., örneğin, Türkiye Birleꢀik Komünist Partisi-
Türkiye, 30 Ocak 1998, Derleme 1998-I).
AĐHM 11. madde bağlamında çoğulculuk ve demokrasinin korunmasında siyasi
partilerin oynadığı rolden sıkça bahsetmiꢀtir (bkz., örneğin, Refah Partisi ve diğerleri-Türkiye
([GC], no: 41340/98, 41342/98, 41342/98, 41343/98 ve 41344/98, CEDH 2003-II). Bu aynı
zamanda, özellikle çeꢀitli toplumsal veya ekonomik amaçlar güden ya da etnik kimlik
arayıꢀında olan, baꢀka amaçlarla kurulmuꢀ dernekler için de geçerlidir ki bunlar da
5