bağımsızlıklarını ve tarafsızlıklarını ortaya koymaktadır. Hükümet bununla ilgili olarak 477
sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluꢀu ve Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları
Kanunu ile öngörülen güvencelerin altını çizmektedir.
Baꢀvuran, baꢀvurusunu yaptığı sırada dile getirdiği argümanlardan farklı olarak yeni
argümanlar sunmamıꢀtır.
AĐHM öncelikle, baꢀvuranın yargının “öznel tarafsızlığı” konusunda herhangi bir
itirazının bulunmadığını not etmektedir. O halde ꢀikayet, askeri mahkemenin “nesnel”
tarafsızlığı ve bağımsızlığı ile ilgili bulunmaktadır. Bu nedenle AĐHM, öncelikle mevcut
davada, Askeri Disiplin Yönetmeliği’ne aykırı bir suç iꢀlediği gerekçesiyle kadrolu bir
astsubayın askeri mahkemede yargılandığı davanın sözkonusu olduğunu gözlemlemektedir
(Bkz., a contrario, Incal-Türkiye, 9 Haziran 1998, Derleme Kararlar ve Hükümler 1998-IV,
ve Mitap ve Müftüoğlu-Türkiye, 25 Mart 1996).
AĐHM, güvenlik güçleri üyelerini yargılamak amacıyla kısmen ya da tamamen askeri
üyeden oluꢀan mahkemelerin kurulması uygulamasının, çok sayıda üye Devlet’in hukuk
sisteminde mevcut bir uygulama olduğunu tespit etmektedir. Bununla birlikte askeri
mahkemeler, ancak bağımsızlıklarını ve tarafsızlıklarını güvence altına alacak yeterli koruma
tedbirlerinin bulunması halinde AĐHS uyarınca uygunluk arz etmektedirler (Bkz., diğerleri
arasında, Morris-Birleꢀik Krallık, no: 38784/97).
AĐHM, bir mahkemenin özellikle de taraflara ve yürütme gücüne karꢀı “bağımsız”
olup olmadığını tespit etmek amacıyla atama ꢀekillerini ve üyelerin görev sürelerini, dıꢀ
baskılar karꢀısında güvencelerin var olup olmadığını dikkate aldığı içtihadını hatırlatmaktadır.
AĐHM mevcut davada Askeri Disiplin Mahkemesi üyelerinin, hakim statüsü
bulunmayan ve hukuk eğitimi almamıꢀ subaylar olduğunu tespit etmektedir. Askeri Disiplin
Mahkemesi üyeleri, askeri birlik komutanı tarafından ya da mahkemenin kurulduğu askeri
kurumun amiri tarafından seçilmektedir. Bu nedenle bu hakimlerin tamamı, askeri
hiyerarꢀinin emirlerine bağlıdır.
AĐHM mevcut davada, ne ilk derece mahkemesi üyelerinin ne de temyiz incelemesi
yapan üst merci üyelerinin meslek hayatlarının sonuna yaklaꢀmıꢀ subaylar olduğunun altını
çizmektedir (Bkz., a contrario, Engel ve diğerleri). O halde bu üyeler, yargı görevi görürken
üst makamlara bağlı olmakta ve eylemlerinden ötürü askeri hiyerarꢀiye hesap verme
zorunluluğundan
bağıꢀık
tutulmalarını
sağlayacak
hiçbir
özel
güvenceden
yararlanmamaktadırlar.
AĐHM ayrıca baꢀvuranı iki ayrı disiplinsizlik eyleminden dolayı suçlayan alay
komutanının, Askeri Disiplin Mahkemesi’nde yer alan subaylardan rütbe olarak üstün
olduğunu not etmektedir (Bkz., mutatis mutandis, Findlay-Birleꢀik Krallık, 25 ꢁubat 1997).
Hakimlerin görev sürelerinin sağlayabileceği güvence ile ilgili olarak AĐHM, Askeri
Disiplin Mahkemesi üyelerinin görev sürelerinin bir yıl ile sınırlı olduğunu gözlemlemektedir.
Karꢀılaꢀtırma yapılmasını sağlayabilmek amacıyla AĐHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde
görev yapan hakimlerin dört yıllık görev süresinin kısa olduğuna kanaat getirdiğini
hatırlatmaktadır.
5