alındığına dair ailesine bilgi verilmediğinden dolayı her türlü adli denetimden uzak kalmıꢀtır.
Sözkonusu ꢀikayetler AĐHS’nin 5§3 maddesi açısından incelenecektir.
Hükümet, gözaltı süresinin sözkonusu tedbirlerin alındığı dönemdeki mevzuata uygun
olduğunu ileri sürmektedir. Hükümet ek görüꢀlerinde, AĐHS’nin hükümleriyle uyumlu olarak
gözaltı süresini değiꢀtiren 3 Ekim 2001 tarihli Anayasa değiꢀikliğine ve gözaltına iliꢀkin
yönetmeliğe getirilen 3 Ocak 2004 yasa değiꢀikliğine dikkati çekmektedir.
AĐHM, terör suçlarıyla ilgili olarak yürütülen soruꢀturmaların hiç kuꢀkusuz yetkili
makamları özel bir takım sorunlarla karꢀı karꢀıya bıraktığını daha önce kabul etmiꢀtir (Bkz.
Brogan ve diğerleri-Birleꢀik Krallık, 29 Kasım 1988 tarihli karar, A serisi no: 145-B, § 61;
Murray-Birleꢀik Krallık, 28 Ekim 1994 tarihli karar, A serisi no: 300-A, § 58; Aksoy-
Türkiye,18 Aralık 1996 tarihli karar, 1996-VI, s. 2282, §78 Ancak bu, yetkili makamların,
terör suçu bulunduğunu belirttikleri her durumda yerel mahkemeler ve AĐHM tarafından
yapılacak her türlü denetiminden uzak bir ꢀekilde ꢀüphelileri yakalayıp gözaltına alma
hakkına sahip oldukları anlamına gelmemektedir (Bkz. Sakık ve diğerleri-Türkiye, no:
23878/94, 26 Kasım 1997 tarihli karar, Derleme 1997-VII, s. 2623-2624, § 44).
AĐHM, sözkonusu gözaltı süresinin baꢀvuranın 8 Ağustos 1996 tarihinde
yakalanmasıyla baꢀladığını ortaya koymaktadır. Baꢀvuran, Diyarbakır DGM yedek hakimi
karꢀısına ilk kez 27 Ağustos 1996 tarihinde çıkmıꢀtır. Hakim önüne çıkarılmadan önce,
baꢀvuranın toplam gözaltı süresi yirmi gündür. Baꢀvuranın yakınlarına, gözaltına alınmasına
dair bilgi verilmemesi, bu davada alınan tedbirin incommunicado niteliğinin bulunduğunu
göstermektedir.
AĐHM, Brogan ve diğerleri kararında toplumu teröre karꢀı koruma amacı gütse de,
ilgilinin hakim karꢀısına çıkartılmadan dört gün ve altı saat gözaltında tutulmasının AĐHS’nin
5§3 maddesinde belirtilen süreyi aꢀtığına karar verdiğini hatırlatmaktadır (Brogan ve
diğerleri, § 62).
Baꢀvurana atılı fiiller terör tehdidi gibi görülmüꢀ olsa da, AĐHM, baꢀvuranın hiçbir
adli müdahale olmadan yirmi gün boyunca tutulu bulundurulmasının gerekli olduğunu kabul
edemez.
Dolayısıyla AĐHS’nin 5§3 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
4 Eylül 2003 tarihinde baꢀvuran, gönderilen mektupta, AĐHS’nin 41. maddesi
bakımından yapılacak her türlü adil tazmin talebinin esas hakkında sunulan yazılı görüꢀlerde
dile getirilmesi gerektiğini içeren AĐHM Đçtüzüğü’nün 60. maddesine dikkati çekilmesine
rağmen, baꢀvuran kabul edilebilirlik kararından sonra hiçbir adil tazmin talebinde
bulunmamıꢀtır. Dolayısıyla, baꢀvuran hiçbir adil tazmin talebinde bulunmadığından, AĐHM
bu bakımdan herhangi bir ödemenin yapılmasına gerek olmadığına kanaat getirmektedir
(Willekens-Belçika, no: 50859/99, § 27, 24 Nisan 2003 ve Roobaert-Belçika, no: 52231/99, §
24, 29 Temmuz 2004).
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
3