CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐZMĐR SAVAKARITLARI DERNEĞĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 46257 / 99)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
2 Mart 2006  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
ekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (46257/99) bavuru no’lu davanın nedeni, bu  
ülkenin üç vatandaı Aye Tosuner, Ali Serdar Tekin, Osman Murat Ülke ve Đzmir Savaꢀ  
Karıtları Derneği’nin (bavuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34.  
maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 28 Aralık 1998 tarihinde  
yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi önünde Đzmir Barosu avukatlarından M.N.  
Terzi tarafından temsil edilmektedirler.  
OLAYLAR  
Bavuranlar sırasıyla 1950, 1974 ve 1970 doğumlu olup Đzmir’de ikamet etmektedir.  
Đzmir SavaKarıtları Derneği (Dernek) 25 ubat 1994’te Đzmir’de kurulmutur ve bakanı  
1963 doğumlu, Đzmir’de ikamet eden Vedat Zencir tarafından temsil edilmektedir.  
Derneğin yönetim kurulu 15 Eylül 1994 tarihinde dernek üyelerinden birinin Green Peace’in  
Almanya’da düzenlediği bir toplantıya katılması kararını almıtır.  
21 Mart 1995 tarihinde, derneğin yetkililere giderlerine dair kayıtları iletmemesi, gelir  
beyanında bulunmaması, harcama bilançosunu sunmaması gerekçeleriyle Đçileri  
Bakanğı’ndan gelen müfettiler derneği incelemeye almıtır. Bu inceleme sırasında  
müfettiler 2908 sayılı Kanun’un 43. maddesine uygun olarak dernek üyelerinin yurtdıındaki  
toplantılara katılımlarında Đçileri Bakanlığı’ndan gerekli izni almadıklarını tespit etmilerdir.  
Đzmir Cumhuriyet Savcılığı 26 Haziran 1995 tarihinde Osman Murat Ülke’yi, 18 Temmuz  
1995’te Ali Serdar Tekin’i, 18 Ağustos 1995 tarihinde Aye Tosuner’i, 22 Ağustos 1995’te  
Canan Kılıç’ı, 14 Eylül 1995 tarihinde Fatma Funda Akbulut’u dernek üyesi olarak  
dinlemitir.  
Đzmir Cumhuriyet Savcısı 27 Eylül 1995 tarihinde sunduğu iddianamesinde, 2908 sayılı  
Kanun’un 43., 44. ve 82. maddeleri uyarınca yetkililerden gerekli izni almadan yurtdıına  
gönderme kararı almaları nedeniyle dernek üyeleri Osman Murat Ülke, Ali Serdar Tekin,  
Aye Tosuner, Canan Kılıç, Fatma Funda Akbulut hakkında ceza davası açmıtır.  
Đzmir Asliye Ceza Mahkemesi 5 Haziran 1996 tarihli bir kararla 2908 sayılı Kanun’un 43. ve  
82. maddeleri uyarınca Aye Tosuner’i üç ay üç gün, diğer bavuranları Đçileri  
Bakanğı’ndan gerekli izni almadıkları gerekçesiyle üç ay hapis cezasına çarptırmıtır.  
Mahkeme, hapis cezalarını Aye Tosuner için 930.000 TL. ve diğer bavuranların her biri için  
900.000 TL. para cezasına çevirmitir.  
Yargıtay 26 Mart 1997 tarihli bir kararla Asliye Ceza Mahkemesi’nin hapis cezalarını para  
cezasına tam olarak çevirmediği gerekçesiyle kararı bozmutur.  
Asliye Ceza Mahkemesi Yargıtay kararına uygun olarak 14 Temmuz 1997 tarihinde para  
cezalarını 465.000 TL. Aye Tosuner ve diğer bavuranların her biri için 450.000 TL. olarak  
belirlemitir.  
2
Bavuranlar 16 Temmuz 1997 tarihinde temyiz bavurusunda bulunmutur.  
Yargıtay 5 Ekim 1998 tarihinde kararı onamıtır.  
Dernek Genel Kurulu’nun 22 Aralık 2001 tarihli kararıyla Đzmir SavaKarıtları Derneği  
feshedilmitir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar Đçileri Bakanlığı’ndan izin talep etmeden dernek üyelerini yurtdıına  
gönderdikleri için mahkum edilmelerinden ve barıçıl amaçlı toplanma ve dernek kurma  
haklarının tanınmadığından ikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğini  
ileri sürmektedirler.  
AĐHM nezdinde, Đzmir Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2908 sayılı Kanun’un 43. maddesine  
dayalı olarak bavuranları mahkum etmesi, bu kiilerin dernek kurma özgürlüğüne yönelik bir  
müdahaleyi oluturmaktadır.  
Benzer bir müdahale, 2. fıkrada yer alan ve «yasayla öngörülme», «demokratik bir toplum  
için gereklilik» gibi meru amaçları izlemesi gibi haller dıında AĐHS’nin 11. maddesinin  
ihlaline yol açmaktadır.  
AĐHM, ilgililerin mahkumiyetinin 2908 sayılı Kanun’un 43. maddesine dayandığını ve bu  
müdahalenin «yasa ile öngörüldüğünü» kaydetmektedir. Bu nokta ihtilafa yol açmamaktadır.  
Hükümet, sözü edilen müdahalede «ulusal güvenlik» ve «kamu emniyeti» gibi meru  
amaçların izlendiğini savunmaktadır.  
Hükümet, 2908 sayılı Kanun’un 43. maddesinde öngörülen iznin yurtdıındaki Türk  
vatandalarının veya Türkiye’deki yabancı vatandaların diplomatik himayelerinin korunması  
bakımından ele alınması gerektiği açıklamasını yapmaktadır. Bu kanun devlete  
vatandalarının Dıileri Bakanlığı aracılığıyla korunmasını, ulusal güvenliğin ve kamu  
emniyetinin sağlanmasını öngörmektedir. Kanun, adıgeçenlerin yurtdıında güvenliklerini  
sağlamak amacıyla birtakım bilgileri toplamaya dayalı olduğundan bavuranların dernek  
kurma özgürlüklerine bir müdahaleyi oluturmamakta, ayrıca devletin egemenliğini sağlama  
ve temel hak ve özgürlükleri güvence altına alma amacını taımaktadır. 43. maddenin kendi  
topraklarına giriyapan ve konaklayan yabancıların denetlenmesi bakımından devletlere  
tanınan takdir yetkisi uyarınca ele alınması gerekir.  
Hükümetin savı AĐHM’yi ikna etmemitir. Bununla birlikte, alınan tedbir bu durum  
karısında dernek üyelerinin yurtdıında korunup gözetilmesi amacıyla alınan genel bir önlem  
olarak değerlendirilebilir. Oysa yurtdıında düzenlenen toplantılar barıçıl olduğu tartımaya  
mahal vermeyen vicdani retçilerle ilintilidir. Hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir  
toplumda, yerleik düzene karı barıçıl yollardan savunulan siyasi fikirlerin toplanma  
özgürğüne ve diğer yasal yollardan ifade edilmesine olanak tanınmalıdır (Bkz. Güneri ve  
diğerleri-Türkiye kararı, no: 42853/98, 43609/98 ve 44291/98, § 76, 12 Temmuz 2005 ve  
3
Stankov ve Ilinden Makedonya Derneği-Bulgaristan kararı, no: 29221/95 ve 29225/95, § 97,  
AĐHM 2001-IX).  
AĐHM, bu durumun derneklerin faaliyetlerinin birbirine bağlı olduğu ve yaygınlağı bir  
dünyada sorun tekil ettiğini değerlendirmektedir. Derneklerin üstlenmioldukları rol dikkate  
alındığında bu yönde alınan bir önlem kimi kez toplanma ve dernek kurma özgürlüğünü ve  
sözkonusu ülkenin demokrasisini etkileyebilir (Bkz. Sosyalist Türkiye Partisi (STP) ve  
diğerleri-Türkiye, no: 26482/95, § 36 in fine, 12 Kasım 2003).  
Hükümetin savunduğu gibi Đçileri Bakanlığı izninin yurtdıına giden Türk vatandalarının  
emniyetinin sağlanmasının amaçlandığı farz edilse dahi, AĐHM bu korumanın yalnızca bir  
derneğe üye olan Türk vatandalarına uygulanmasını akınlıkla karılamaktadır. Üstelik 43.  
maddede öngörülen önlem bir bildirimi değil bir izni öngörmektedir. Bavuranlar kamu erkini  
ellerinde bulundurmadıklarından, bir dernek veya dernek üyeleri sıfatıyla hiçbir mahfuz  
hisseyi açığa çıkarma veya beyan etme zorunlulukları yoktur (Bkz. a contrario, Rekvenyi-  
Macaristan kararı, no: 25390/94, § 41, AĐHM 1999-III). AĐHM, Sözlemeci Devletlerin  
«ulusal güvenliğin» ve «kamu emniyetinin» sağlanması adına uygun gördükleri her kararı  
alamayacaklarını hatırlatmaktadır (Bkz. mutatis mutandis, Klass ve diğerleri-Almanya kararı,  
6 Eylül 1978, seri: A, no: 28, § 49). Ayrıca, Avrupa Konseyi’ne üye baka hiçbir Devletin  
Türk yasalarında derneklere ilikin öngörülen 43. maddeye benzer yasal bir düzenlemesi  
bulunmamaktadır. AĐHM son olarak, bu 43. maddenin 17 Temmuz 2004 tarihinde  
yürürlükten kaldırıldığını not etmektedir.  
Sonuç olarak AĐHM, sözkonusu kısıtlamanın AĐHS’nin 11. maddesinin 2. paragrafındaki  
ulusal güvenliğin ve kamu emniyetinin sağlanması gibi meru amaçları içermediğine itibar  
etmektedir.  
Bu durumda AĐHS’nin 11. maddesi ihlal edilmitir.  
Bu sonuçla AĐHM, yapılan müdahalenin demokratik bir toplum için gereklilik oluturup  
oluturmağını incelemeyi gerekli görmemektedir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuranlar Osman Murat Ülke ve Ali Serdar Tekin’in her biri manevi tazminat için 3.000  
Euro talep etmektedir. Aye Tosuner ve feshedilen dernek bu yönde hiçbir talepte  
bulunmamıtır.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmıtır.  
AĐHM, dernek kurma özgürlüklerinin ihlal edildiği neticesiyle bavuranlar Osman Murat  
Ülke ve Ali Serdar Tekin’in her birine bu yönde 1.500 Euro ödenmesini kararlatırmıtır.  
B. Masraf ve Harcamalar  
Bavuranlar yargı giderleri için 4.000 Euro talep etmektedir.  
4
Hükümet bu miktara karı çıkmıtır.  
Dava dosyasında yer alan unsurlar ıığında AĐHM, talep edilen miktarları makul  
karılamaktadır. AĐHM, hakkaniyete uygun olarak bavuranlara birlikte bu yönde talep  
ettikleri miktarın ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
faiz oranının üç puan fazlası uygulanacaktır.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek suretiyle Savunmacı Hükümetin  
bavuranlara;  
i. bavuranlardan Osman Murat Ülke’ye ve Ali Serdar Tekin’e her biri için, manevi  
tazminat olarak 1.500 (bin beyüz) Euro ödemesine;  
ii. masraf ve harcamalar için bavuranlara toplam 4.000 (dört bin) Euro ödemesine;  
iii. yukarı belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
3. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddesine  
uygun olarak 2 Mart 2006 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5