CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ĐZZET ÖZCAN -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:10324/05)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
28 Temmuz 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (10324/05) no’lu davanın nedeni (T.C.  
vatandaı) Đzzet Özcan’ın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 28 ubat 2005  
tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa  
Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Diyarbakır Barosu avukatlarından M. S. Tanrıkulu tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Bavuran 1977 doğumludur ve Diyarbakır’da ikamet etmektedir.  
10 Mart 1996 tarihinde, bavuran, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesi’ne  
bağlı polis memurları tarafından PKK üyesi olduğu gerekçesiyle yakalanmıve gözaltına  
alınmıtır.  
20 Mart 1996 tarihli ifadesinde bavuran, 1994 yılında PKK üyesi olduğunu ve sözkonusu  
örgütte askeri ve siyasi eğitim gördüğünü kabul etmi; üç ayın ardından örgütten kaçtığını  
beyan etmitir.  
22 Mart 1996 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından  
bavuranın ifadesi alınmıtır. Bavuran, Savcıya verdiği ifadesinde, üç ayın sonunda PKK’dan  
hiç silah kullanmamıolarak ayrıldığını beyan etmitir. Bavuran, zorla imza attırmak  
amacıyla polisin kendisini dövdüğünü ileri sürerek, gözaltında verdiği ifadesinin içeriğini  
reddetmitir.  
19 Aralık 1996 tarihinde, bavuran serbest bırakılmıve hakkındaki suçlamalardan beraat  
etmitir.  
3 Aralık 1997 tarihinde, bavuran, PKK üyesi olmaktan yeniden yakalanmıve gözaltına  
alınmıtır.  
10 Aralık 1997 tarihinde, bavuranın ifadesi alınmıtır. Bavuran, PKK bünyesinde askeri  
eğitim gördüğünü, özellikle köy saldırısı, polis karakolu saldırısı ve güvenlik güçleri ile silahlı  
çatıma gibi silahlı eylemlere katıldığını kabul etmitir.  
12 Aralık 1997 tarihinde, bavuran, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakimi  
karısına çıkarılmıtır. Sözkonusu hakim, bavuranın tutuklanmasına karar vermitir. Hakim  
tarafından dinlendiği sırada, bavuran, gözaltında baskı altında verdiğini ileri sürdüğü ifadeyi  
reddetmiancak Savcıya vermiolduğu ifadesini doğrulamıtır.  
19 Aralık 1997 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,  
bavuranı, PKK üyesi olmakla ve bölgesel bölücülük maksadıyla silahlı eylemlere katılmakla  
suçlatır. Savcı, TCK’nın 125. maddesi uyarınca bavuranın mahkumiyetini talep etmitir.  
24 ubat 1998 tarihli duruma sırasında, bavuran, atılı olayları reddetmive masum  
olduğunu dile getirmitir. Bavuran, yasadıı örgüte katıldığını kabul etmiancak üç ayın  
sonunda sözkonusu örgütten ayrıldığını beyan etmitir. Bavuran, ayrıca, tehdit ve baskılarla  
2
imza atmaya zorlandığını ileri sürerek gözaltı sırasında vermiolduğu ifadesinin içeriğine de  
itiraz etmitir.  
24 Ekim 2000 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi, bavuranı atılı olaylardan suçlu bulmuꢀ  
ve Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca ölüm cezasına çarptırmıtır. Bavuranın  
olaylar esnasında reit olmadığı ve durumadaki iyi hali göz önüne alınarak, hakkında  
hükmedilen ceza, on altı yıl sekiz ay hapis cezasına indirilmitir.  
24 Eylül 2001 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu mahkumiyet kararını bozmutur.  
30 Aralık 2003 tarihinde, iade edilen kararı inceleyen Devlet Güvenlik Mahkemesi, bavuranı  
atılı olaylardan suçlu bulmuve Türk Ceza Kanunun 125. maddesi uyarınca ağırlatırılmıꢀ  
müebbet hapis cezasına çarptırmıtır. Davası süresince reit olmadığı göz önüne alınarak,  
bavuranın cezası, on altı yıl sekiz ay hapis cezasına indirilmitir.  
23 Eylül 2004 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu cezanın ardından Türk Ceza Kanununa getirilen  
düzenlemeyi göz önüne almak maksadıyla hukuki temelin düzeltilmesinden sonra bavuranın  
mahkumiyetini onamıtır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 VE 6/3 C) MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, hakkında yürütülen ceza davasının süresinden ve gözaltı sırasında avukat  
yardımından yararlanamamasından ikayetçidir. Bavuran, AĐHS’nin 6/1 ve 6/3 c) maddesine  
atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet, sözkonusu iddiaya karı çıkmaktadır.  
A. Kabuledilebilirliğe ilikin  
Hükümet, gözaltı sırasında bir avukatın hazır bulunmadığı hususunda yapmıolduğu  
ikayetini ulusal mahkemeler önünde ifade etmemesi nedeniyle bavuranın iç hukuk yollarını  
tüketmediğini savunmaktadır.  
AĐHM, daha önce benzer bir itirazı reddettiğini hatırlatmaktadır (Taçıgil-Türkiye, bavuru  
no: 16943/03, 3 Mart 2009). Mevcut davada, AĐHM, benimsenen çözümden sapmasını  
gerektiren hiçbir unsur görememekte ve sonuç olarak bu bağlamda Hükümet’in ön itirazını  
reddetmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
3
B. Esas  
1. Yargılama süresi  
Hükümet, ulusal mahkemelerin gereken her türlü ihtimamla hareket ettiklerini savunmaktadır.  
Ayrıca Hükümet, ihtilaf konusu davanın karmaık olduğunu, bavuran ve avukatının  
yinelenen gaybubetlerinin davanın uzamasına yol açtığını belirtmektedir.  
Bavuran, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.  
Dikkate alınacak dönem 3 Aralık 1997 tarihinde bavuranın yakalanması ile balamıve 23  
Eylül 2004 tarihinde sona ermitir; baka bir deyile sözkonusu dönem, bavuranın davasının  
her mahkemede iki kez görüldüğü iki dereceli yargıda yaklaık altı yıl dokuz aydan fazla  
sürmütür.  
AĐHM, dava süresinin makul yapısını, dava koullarında ve özellikle davanın karmaıklığı,  
bavuran ve yetkili mercilerin tutumları olmak üzere AĐHM içtihadı tarafından benimsenen  
kriterleri dikkate alarak değerlendirdiğini hatırlatmaktadır (Pélissier ve Sassi-Fransa, bavuru  
no: 25444/94).  
AĐHM, müteaddit defalar mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları  
incelemive AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir.  
Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından AĐHM, Hükümet’in ihtilaflı  
yargılama süresince bavuran ve avukatının yinelenen gaybubetlerine ilikin iddialarını  
destekleyen hiçbir belge sunmadığını gözlemlemektedir. AĐHM, tek baına davanın karmaık  
yapısının, yargılama süresini haklı kılamayacağı kanaatindedir.  
Dolayısıyla konuya ilikin içtihadını göz önüne alan AĐHM, mevcut davada yargılama  
süresinin çok uzun olduğu ve “makul süre” gerekliliğini karılamağı kanaatine varmaktadır.  
Bu itibarla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
2. Avukat yardımı yapılmaması  
AĐHM, Hükümet’in, gözaltı sırasında bavuranın avukat yardımından yararlanmadığı  
hususuna itiraz etmediğini gözlemlemektedir. Bu bağlamda AĐHM, bavuranın sunduğu  
ikayete benzer bir ikayeti inceleme imkanı bulduğunu ve gözaltı sırasında bavuranın  
avukat yardımından yararlanamaması nedeniyle AĐHS’nin 6/3 c) maddesinin ihlal edildiği  
sonucuna ulağını hatırlatmaktadır (Salduz-Türkiye, bavuru no: 36391/02, 27 Kasım 2008).  
Bahsekonu Salduz kararında belirlenen ilkeler ıığında ibu kararı inceleyen AĐHM,  
Hükümet’in mevcut davada farklı bir sonuca ulama imkanı sağlayacak hiçbir tespit ve delil  
sunmağı değerlendirmesinde bulunmaktadır.  
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ile birlikte AĐHS’nin 6/3 c) maddesi ihlal edilmitir.  
4
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran, 30.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmektedir.  
AĐHM, daha önce, bavuranın gözaltında bulunduğu sırada bir avukatın hazır bulunmaması  
nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesi ile birlikte AĐHS’nin 6/3 c) maddesi ihlali için en uygun  
telafi yolunun sözkonusu hüküm ihlal edilmemiolsaydı bavuranın içinde bulunabileceği  
duruma olabildiğince tekabül eden bir durum yaratmak olduğunu benimsediğini  
hatırlatmaktadır (Sözüedilen Salduz-Türkiye). AĐHM, sözkonusu ilkenin mevcut davaya  
uygulanmasına hükmetmektedir. Sonuç itibariyle AĐHM, en uygun telafi yönteminin  
bavuranın talep etmesi halinde, AĐHS’nin 6/1 maddesinin gerekliliklerini karılayacak  
ekilde yeniden yargılanması olacağı kanaatindedir.  
Ayrıca, AĐHM, bavurana 3.000 Euro manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran, avukatlık ücreti olarak 3.795 Euro talep etmekte ve bu bağlamda çalıma saatlerine  
ilikin bir dekontu ve Diyarbakır Barosu avukatlık ücret tarifesini belge olarak sunmaktadır.  
Bavuran ayrıca, AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama masraf ve giderleri kapsamında  
adli yardım olarak ödenebilecek miktara tekabül eden bir meblağ talep etmektedir.  
Hükümet, sözkonusu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM içtihadına göre bir bavuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak  
gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir.  
Mevcut davada, sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alarak  
AĐHM, bavurana 1.000 Euro ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı  
orana üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafının ve 3. paragrafının c) bendinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü  
vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından bavurana 3.000 Euro (üç bin  
5
Euro) manevi tazminat ve 1.000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve gideri  
ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragraflarına uygun olarak 28 Temmuz 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
6