sağlanması amacıyla Susurluk Raporu'nun dayanak alınamayacağı hükmüne
varmıştır. Mahkeme, Başbakan'ın isteği üzerine hazırlanan ve kendi inisiyatifi
ile kamuya açıklanan bu raporun, terörizme karşı savaş hakkında bilgi
sağlamak ve bununla ilgili problemlerin genel bir incelemesini sunmak
amacını güden, bunun yanı sıra önleme ve soruşturmaya yönelik tedbirler için
tavsiyelerde bulunan ciddi bir girişim olarak değerlendirilebileceği sonucuna
varmıştır.
Mevcut davaya ilişkin olarak ise, AlHM, sözkonusu raporun,
başvuranın kardeşinin öldürülmesinden sorumlu fail veya faillerin kimliklerinin
tespitini sağlayacak unsurları içermediğine dikkat çekerek, ne gazete
kupürlerinin ne de içişleri Bakanı'nın açıklamalarının, güvenlik güçlerinin
sorumlu tutulabileceğini doğrudan sözkonusu etmeye olanak tanımadığını
hatırlatır.
48. Bu koşullar altında AlHM, başvuranın kardeşinin devlet görevlileri veya
bunların işbirlikçileri tarafından öldürüldüğü yönünde bir sonucun, güvenilir
emarelerden çok varsayım ve spekülasyonlara dayandığı kanısındadır.
Mahkeme, elinde bulunan delil unsurlarının, bu türden bir sonucu
destekleyecek nitelikte emareler sağlamadığı görüşündedir.
49. AlHM, mevcut hali ile dosyadaki unsurların makul şüpheciliğin ötesinde,
R.K.'nın güvenlik güçlerince veya bunların göz yummasıyla öldürüldüğü
sonucunu çıkartmaya elvermediğine kanaat getirmiştir.
50. Dolayısıyla, AlHS'nin 2. maddesinin ihlali söz konusu değildir.
2. Yürütülen soruşturmaların niteliği hakkında
51. AlHM, AlHS'nin 2. maddesi ile öngörülen yaşam hakkının korunması
yükümlülüğünün, 1. madde uyarınca "kendi yetki alanı içinde bulunan herkese
bu Sözleşme'nin (...)de belirtilen hak ve özgürlükleri tanı[ması]" şeklinde
Devlete düşen genel görevle birlikte, zor kullanmaya başvurmanın bir
kimsenin ölümüne yol açması halinde etkin bir soruşturma yürütülmesi
anlamına geldiğini ve bunu şart koştuğunu hatırlatır (Bkz., mutadis mutandis,
McCann ve diğerleri-Britanya, 27 Eylül 1995 tarihli karar, A serisi no: 324, s.
49, § 161, ve Kaya- Türkiye, 19 Şubat 198 tarihli karar, Derleme 1998-1, s.
329, § 105).
52. AlHM, yukarıda bahsedilen yükümlülüğün, yalnızca, ölüme bir Devlet
görevlisinin neden olduğunun tespit edildiği durumlar için geçerli olmadığını
vurgular. Zira yetkili mercilerin ölüm olayından haberdar edilmeleri, ölümün
meydana geldiği koşullar hakkında Sözleşme'nin 2. maddesinden
kaynaklanan etkin bir soruşturma yürütme yükümlülüğünü ipso facto doğurur
(Bkz., mutadis mutandis, Ergi-Türkiye, 28 Temmuz 1998 tarihli karar, Derleme
1998-IV, s. 1778, § 82, Yasa-Türkiye, 2 Eylül 1998, Derleme 1998-IV, s. 2438,
§ 100, Hugh Jordan - Britanya, no: 24746/94, §§ 107-109, CEDH 2001-IH, ve
Sabuktekin, adıgeçen, § 98).
53. AİHM ayrıca, soruşturmada etkinlik asgari kriterini karşılayan incelemenin
niteliği ve derecesinin dayanın koşullarına bağlı olduğunu dikkate almaktadır.
Bunlar, ilgili olayların tümü temelinde ve soruşturma çalışmalarının pratik
gerçekleri göz Önünde bulundurularak değerlendirilir. Olayların çeşitliliğini,
yalnızca soruşturmada yürütülen işlemler listesine veya basitleştirilmiş diğer
kriterlere indirgemek mümkün değildir (Bkz., mutadis mutandis, Veükova-
Bulgaristan, no: 41488/98. § 80, CEDH 2000-VI).