3
Baꢀvuranlar Hükümet’in argümanlarını kabul etmemiꢀlerdir. Özellikle, Erzurum Devlet
Güvenlik Mahkemesi’nin, askeri hakimin iꢀtirak ettiği iꢀlemleri, askeri hakimin yerine sivil
hakim getirildikten sonra yinelemediğini belirtmiꢀtir.
AĐHM, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde görev yapan askeri hakimlerin statüleriyle
ilgili belirli bazı yönlerin, bu hakimlerin yürütmeden bağımsızlıklarını ꢀüpheli kıldığı
kanısındadır (bkz. Incal – Türkiye, § 68 ve Çıraklar – Türkiye, § 39). AĐHM, ayrıca, Öcalan –
Türkiye davasında da, askeri hakim, ilgili cezai yargılamalarda yürürlükte olmaya devam eden
ara kararlara iꢀtirak ettiğinde, bu yargılamalar sırasında, karar verilmeden önce, askeri
hakimin sivil hakimle değiꢀtirilmesinin, baꢀvuranın davayı gören mahkemenin bağımsızlığı
ve tarafsızlığıyla ilgili haklı olarak sahip olduğu endiꢀeleri, Devlet Güvenlik
Mahkemeleri’nde sonradan izlenen usullerin bu endiꢀeleri yeterince bertaraf ettiği
belirlenmediği sürece, ortadan kaldırmayı sağlamadığı sonucuna varmıꢀtır.
Bu davada, AĐHM, askeri hakimin, 13 Temmuz 1999 tarihinde mahkeme heyetinden
çıkarılmadan önce, bir hazırlık duruꢀması ile esas hakkında altı duruꢀmada yer aldığını
kaydeder. Bu duruꢀmalarda, ulusal mahkeme, hem baꢀvuranlar da dahil sanıkları hem de
ꢀahitliği baꢀvuranların davasıyla bağlantısı olmayan bir tanığı pek çok kez dinlemiꢀtir. Ayrıca,
ulusal mahkeme, usule iliꢀkin ikinci derece tedbirler de almıꢀtır. Öte yandan, ulusal mahkeme,
bu duruꢀmalar sırasında, önem taꢀıyan, özellikle de baꢀvuranların savunma hakları yararına
hiçbir ara karar almamıꢀtır. Bu bağlamda, AĐHM, askeri hakimin yerini sivil hakim aldıktan
sonra, ulusal mahkemenin, esas hakkında beꢀ duruꢀma daha yaptığını ve bu duruꢀmalar
sırasında baꢀvuran da dahil sanıkları birkaç kez dinlediğini kaydeder. Ayrıca, hem
Cumhuriyet Savcısı’nın hem de baꢀvuranların nihai görüꢀ ve savunmaları, üç sivil hakimden
oluꢀan mahkeme heyeti huzurunda okunmuꢀtur. Bu nedenle, özellikle askeri yargıcın sivil
hakimle değiꢀtirilmesinin öncesi ve sonrasında yapılan adli iꢀlemlerin her birinin önemini
gözönüne alarak, AĐHM, bu davada askeri yargıcın iꢀtirak ettiği iꢀlemlerin hiçbirisinin, askeri
yargıcın gitmesinin ardından acilen yenilenmeyi gerektirmediği sonucuna varmıꢀtır (bkz.
Ceylan – Türkiye, 68953/01).
Dava bütün olarak yorumlandığında, AĐHM, davanın özel koꢀullarında, dava sona
ermeden askeri yargıcın sivil hakimle değiꢀtirilmesinin, baꢀvuranların davayı gören
mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla ilgili haklı olarak sahip olduğu endiꢀeleri ortadan
kaldırdığı sonucuna varmıꢀtır (Yılmaz – Türkiye, 62230/00).
Dolayısıyla, bu baꢀlık altında, AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi ihlal edilmemiꢀtir.
B. Yargılamanın hakkaniyete uygunluğu
Hükümet, Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın tebliğnemesinin bağlayıcı nitelik taꢀımadığını ve
bunun, genellikle, ilk derece mahkemesinin kararının onanması mı yoksa bozulması mı
gerektiğini kısaca ifade eden bir sayfalık bir belge olduğunu öne sürmüꢀtür. Hükümet,
Yargıtay Kanunu’nun 99. Maddesi uyarınca, Yargıtay’a sunulmuꢀ tüm belgelerin taraflarca
incelenebilmesi nedeniyle, baꢀvuranların, Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın yazılı görüꢀlerini telefon
veya faks yoluyla ya da bizzat kendilerinin öğrenebileceğine iꢀaret etmiꢀtir.
Baꢀvuranlar Hükümet’in argümanlarını reddetmiꢀtir. Özellikle, Cumhuriyet
Baꢀsavcısı’nın tebliğnamesinin içeriğini ilk kez Yargıtay’da yapılan duruꢀma sırasında