kapsamında yapılan ꢀikayet ile ilgili olarak AĐHM, müteaddit defalar benzer sorunları ortaya
koyan davaları inceleme imkanı bulduğunu ve AĐHS’nin 5/4 ve 5/5 maddesinin ihlal edildiği
sonucuna ulaꢀtığını hatırlatmaktadır (bkz, diğerleri arasından, Bağrıyanık-Türkiye, baꢀvuru
no: 43256/04, 5 Haziran 2007, Cahit Solmaz-Türkiye, baꢀvuru no: 34623/03, 14 Haziran
2007, Abdulkadir Aktaꢀ-Türkiye, baꢀvuru no: 38851/02, 31 Ocak 2008, Tunce ve diğerleri-
Türkiye, baꢀvuru numaraları: 2422/06, 3712/08, 3714/08, 3715/08, 3717/08, 3718/08,
3719/08, 3724/08, 3725/08, 3728/08, 3730/08, 3731/08, 3733/08, 3734/08, 3735/08, 3737/08,
3739/08, 3740/08, 3745/08 ve 3746/08, 13 Ekim 2009 ve Sağnak-Türkiye, baꢀvuru no:
45465/04, 13 Ekim 2009). Hükümet’in mevcut davada sözkonusu koꢀullardan sapma imkanı
sağlayan hiçbir tespit ve argüman sunmaması nedeniyle, sözü edilen kararlarda belirtilen aynı
gerekçelerle AĐHS’nin 5/4 ve 5/5 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmıꢀtır.
II. AĐHS’NĐN 6 VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, davasının makul bir sürede görülmemesinden ve hakkında açılan ceza davasının
süresine itiraz etmek için etkili iç hukuk yolunun bulunmamasından ꢀikayetçidir. Baꢀvuran,
AĐHS’nin 6 ve 13. maddelerine atıfta bulunmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Hükümet, baꢀvuru yapıldığında, yargılama süresi kapsamında yapılan ꢀikayetin zamanından
önce yapıldığı gerekçesi ile iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmaktadır.
Baꢀvuran, sözkonusu iddiaya itiraz etmektedir.
Bu bağlamda AĐHM, süresinin çok uzun olmasından ꢀikayet edilen bir yargılamanın önce
sona ermesi gerektiğini söylemek yerinde olmayacağından sözkonusu itirazın ceza davasının
sürensinin uzunluğuna iliꢀkin ꢀikayetin niteliği ile bağdaꢀmadığı kanaatindedir (bkz, Erhun-
Türkiye, baꢀvuru numaraları: 4818/03 ve 53842/07, 16 Haziran 2009). Bu itibarla AĐHM,
Hükümet’in itirazlarını reddetmektedir.
Sözkonusu ꢀikayetlerin baꢀka hiçbir kabuledilemezlik unsuru içermediğini tespit eden AĐHM,
baꢀvuruları kabuledilebilir ilan etmektedir.
B. Esas
Baꢀvuranın yargılama süresi kapsamında yaptığı ꢀikayeti ile ilgili olarak, Hükümet, davanın
karmaꢀıklığına ve baꢀvurana yüklenen suçların niteliğine oranla ihtilaflı sürenin uzun olarak
değerlendirilemeyeceğini savunmaktadır. Ayrıca, Hükümet’e göre, sözkonusu yargılamanın
seyrinde ulusal makamlar ihtimam göstermemekle suçlanamazlar.
Baꢀvuran, sözkonusu argümanlara itiraz etmektedir.
AĐHM, dikkate alınacak dönemin baꢀvuranın yakalandığı tarih olan 27 Haziran 1996 tarihinde
baꢀladığını ve Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesinin kararının onandığı tarih olan 9
Nisan 2008 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir. Tek bir davayı dört kere inceleyen iki
dereceli yargıda yargılama on bir yıl dokuz aydan fazla sürmüꢀtür.
AĐHM, müteaddit defalar, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları
incelemiꢀ ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (Pélissier ve Sassi-
4