CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
KAHRAMAN YILMAZ VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 51423/99 )  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
24 Nisan 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup bazı  
ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yapılan ve 51423/99 numaralı bavurunun nedeni T.C.  
vatandaları Kahraman Yılmaz, Bilal Arıkan, Birol Ayten, Ali Dilli ve Ahmet Cihan’ın  
(bavuranlar) 25 Haziran 1999 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) Temel  
Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin  
(AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul barosu  
avukatlarından M. A. Kırdök tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1. DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar Kahraman Yılmaz (K.Y.), Birol Arıkan (B.A.), Birol Ayten (B.A.Y.), Ali Dilli  
(A. D.) ve Ahmet Cihan (A.C.) sırasıyla 1955, 1956, 1959, 1956 ve 1954 doğumlu olup  
Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
A. Bavuranlar hakkında yürütülen ceza süreci hakkında  
Đstanbul polisi 26 Ağustos 1980 yılında A.D.’yi gözaltına almıtır.  
Đstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler sırasıyla 29 Ekim, 18 ve 24 Aralık 1980 ve 29  
Ocak 1981 tarihlerinde B.A., B.A.Y., A.C., ve K.Y.’yi de gözaltına almıtır. Bavuranların  
yasaı TKP/ML-TĐKKO örgütü (Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist, Türkiye Đꢀçi  
Köylü Kalkınma Ordusu) mensubu olmalarından üphelenilmekteydi..  
22 ila 56 gün arasında değien gözaltı süresinde bavuranlar Đstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi  
(Sıkıyönetim Mahkemesi) önüne çıkarılmıve tutuklanmılardır.  
17 Haziran 1983 tarihli bir karar ile B.A.Y. serbest bırakılmıtır.  
Cumhuriyet savcısı 12 ubat 1984 tarihli iddianame ile bavuranları (ayrıca diğer 47 kiiyi)  
Devletin anayasal düzenini yıkma amacını güden yasadıı bir örgütün mensubu olmakla  
suçlatır.  
Sıkıyönetim Mahkemesi 6 Eylül 1985 tarihinde A. C.’yi serbest bırakmıtır.  
Bavuranlar K.Y., A.D., ve B.A. sırasıyla, 8 Kasım 1985, 22 Mart ve 18 Eylül 1986  
tarihlerinde serbest bırakılmılardır.  
Sıkıyönetim Mahkemesi 22 Mart 1988 tarihli bir karar ile bavuranları suçlu bulmuve hapis  
cezasına çarptırmıtır.  
Askeri Yargıtay 19 Haziran 1991 tarihinde 22 Mart 1988 tarihli kararı bozmutur.  
Sıkıyönetim Mahkemesi 10 Haziran 1993 tarihinde bavuranların beraatına karar vermitir.  
Yargıtay 27 Aralık 1999 tarihinde bu kararı onamıtır.  
2
B. 466 sayılı Kanun’a dayalı tazminat süreci  
22 Mart 1999 tarihinde K.Y., A.D., B.A., ve B.A.Y., ve 26 Mart 1999 tarihinde A.C.  
Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nde (Ağır Ceza Mahkemesi) 466 sayılı Kanun’un  
hükümlerine dayalı olarak tutuklulukları sonucunda uğradıkları zararın giderilmesi için [ayrı  
ayrı] tazminat davaları açmılardır.  
Ağır Ceza Mahkemesi 26 Aralık 2000 tarihinde aldığı kararlarla bavuranlar K.Y., A.D.,  
B.A., ve B.A.Y.’nin bavurusunu kabul etmive adıgeçenlere 466 sayılı Kanun’un 1.  
maddesinin 6. paragrafına uygun olarak tazminat ödenmesine karar vermitir.  
Yargıtay 21 Mayıs 2001 tarihinde 26 Aralık 2000 tarihli kararların tüm hükümlerini  
onamıtır.  
A.C.’nin tazminat talebi Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 29 Nisan 2003 tarihinde kabul  
edilmitir. Bununla birlikte, Yargıtay 10 Nisan 2003 tarihinde ilk derece mahkemesinin  
kararını bozmutur.  
Ağır Ceza Mahkemesi 21 Kasım 2003 tarihinde temyizden dönen Yargıtay’ın kararına uygun  
hareket etmive bavuran A.C.’ye yasal faiz yansıtılmadan maddi ve manevi tazminat bağı  
altında 10.000.599.962 TL. (5.743 Euro) ödenmesine karar vermitir.  
Yargıtay 4 Nisan 2005 tarihinde 21 Kasım 2003 tarihli kararı onamıtır. Bu karar 2 Mayıs  
2005 tarihinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nin kaleminde tarafların bilgisine  
sunulmutur.  
Ocak 2006 yılında Adalet Bakanlığı, 4 Nisan 2005 tarihinde nihai hale gelen 21 Kasım 2003  
tarihli kararın icrası ile ilgili olarak bavuran A.C.’nin avukatına 10.800 YTL. (yaklaık 6.353  
Euro) tutarında ödeme yapmıtır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5/1 c), 3., 5., VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
HAKKINDA  
Bavuranlar AĐHS’nin 5/1 c), 3., 5., ve 13. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.  
Bavuranlar bu bağlamda tutuklanmalarının kanunsuz oluuna ve tutukluluk süresinin  
aırılığına atıfta bulunmaktadır. Bavuranlar ayrıca 466 sayılı Kanun’un uğramıoldukları  
zararı telafi edici etkili bir bavuru yolu sunmadığını öne sürmektedir.  
Hükümet AĐHM’nin bu ikayetleri değerlendirmede ratione temporis bakımından yetkisiz  
olduğu yönünde itiraz etmektedir.  
AĐHM, Türkiye’ye karı yapılan bavurularda ratione temporis bakımından yetkisinin  
Türkiye’nin bireysel bavuru hakkını kabul ettiği 28 Ocak 1987 tarihinde baladığını  
hatırlatmaktadır (Bkz. son olarak Yedikule Surp Pirgiç Ermeni Hastanesi Vakfı-Türkiye  
kararı, no: 50147/99 ve 51207/99, 14 Haziran 2005 ve Akıllı-Türkiye kararı 11 Nisan 2006,  
no: 71868/01).  
3
Bavuranların tutuklanmaları ile ilgili olarak, AĐHM, en yakın tarihlisinin 18 Eylül 1986  
tarihinde sona erdiği tespitini yapmaktadır. AĐHM bu durumda AĐHS’nin 5/1 c) ve 3.  
maddeleri bakımından yapılan ikayetlerin incelenmesinde ratione temporis bakımından  
kendisini yetkisiz ilan etmektedir.  
AĐHS’nin 13. maddesiyle birlikte 5/5 maddesi hakkındaki ikayete ilikin ise, AĐHM daha  
hususi olarak nitelendirdiği yalnızca 5/5 maddesi bakımından bavuruyu inceleyeceğini ifade  
etmektedir.  
AĐHM bu maddenin öngördüğü tazminat hakkının varit olabilmesi için, bir ihlal yapıldığının,  
daha önce ulusal merciler veya AĐHS’nin organlarından biri tarafından tespit edilmiolması  
gerektiğini hatırlatır (Bkz. Bouchet-Fransa kararı no: 33591/96, 20 Mart 2001 ve N.C.-Đtalya  
kararı no: 24952/94). Dava konusu olaylara ilikin ulusal merciler tarafından AĐHS’nin 5.  
maddesinin 1. ila 4. paragraflarının ihlal edildiği tespit edilmemitir. Ağır Ceza Mahkemesi  
tarafından 466 sayılı Kanun’un uygulanarak tazminata hükmedilmesi, sözkonusu yasaya  
dayanarak alınan kararın hem kabuledilebilirlik artları hem sonuçları bakımından AĐHS’nin  
5. maddesinin 1. ve 3. paragraflarındaki çerçeveden farklı bir çerçevede yer alması nedeniyle,  
AĐHS’nin 5. maddesinin 1. ila 4. paragraflarının ihlalinin tespiti sayılmaz. (Bkz. mutatis  
mutandis Sinan Tanrıkulu vd.-Türkiye kararı no: 50086/99, 3 Mayıs 2007 ve Bauduin-Fransa  
no: 28692/95, Komisyon’un 16 Ekim 1996 tarihli kararı). Öte yandan, yukarıda sözü edilen  
maddeler ratione temporis bakımından AĐHM’nin inceleme kapsamına girmemektedir.  
Sonuç olarak bu ikayet ratione materiae açısından bağdamamaktadır ve AĐHS’nin 35.  
maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmelidir.  
II. AĐHS’NĐN 6/1 VE 8. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar haklarında açılan ceza davasının uzunluğunun AĐHS’nin 6/1 maddesinde yer alan  
«makul süre» ilkesinin ihlaline yol açtığını ileri sürmektedirler.  
Bavuranlar ayrıca bu davanın özel ve aile yaamlarına olumsuz etkilerinin yansıdığını  
belirterek AĐHS’nin 8. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.  
Hükümet bu iddialara karı çıkmaktadır.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
AĐHM dava dosyasını göz önüne alarak, sözkonusu ikayetleri sadece 6. maddenin 1.  
paragrafı çerçevesinde esas olarak yapılan uzun yargılama ikayeti inceleyecektir. AĐHS’nin  
35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder.  
B. Esasa dair  
AĐHM dikkate alınması gereken dönemin bavuranların sırasıyla yakalandıkları 26 Ağustos,  
29 Ekim, 18 ve 24 Aralık 1980 ve 29 Ocak 1981 tarihlerinde balayıp, Yargıtay’ın  
bavuranların beraat kararını onadığı 27 Aralık 1999 tarihinde sona erdiği saptamasını  
yapmaktadır. Ceza süreci iki dereceli mahkemede iki defa ele alınan yargılama kapsamında  
her bir bavuran için yaklaık on sekiz ila on dokuz yıl sürmütür.  
4
Bununla birlikte AĐHM yalnızca Türkiye’nin bireysel bavuru hakkını tanıyan beyanın  
verildiği 28 Ocak 1987 tarihinden itibaren geçen süreyi değerlendirmeye alacaktır. Ancak,  
sözkonusu beyanın yapıldığı tarihte davanın içinde bulunduğu durumu da dikkate alacaktır.  
(Bkz. Mitap ve Müftüoğlu-Türkiye 25 Mart 1996, Cankoçak-Türkiye no: 25182/94 ve  
26956/95, 20 ubat 2001 ve ahiner-Türkiye kararları no: 29279/95). Bu durumda sözkonusu  
tarihte, ilk dereceli mahkemede dava bavuranların her biri için yaklaık altı ila yedi yıldır  
sürmekteydi.  
AĐHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın artları ıığında ve davanın karmaıklığı,  
bavuran ve ilgili mercilerin tutumu ve ihtilafta yer alan bavuran için neyin tehlikede olduğu  
gibi, içtihadında yerlemiölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (bkz.  
diğerleri yanında Pélissier ve Sassi – Fransa [BD], 25444/94).  
AĐHM bundan önce de bu bavurudakine benzer sorunları ortaya koyan davaların ele  
alındığını ve bunların 6/1 maddesinin ihlali ile sonuçlandığını kaydetmektedir. AĐHM  
mahkemeye sunulan tüm delil unsurlarını incelemive Hükümetin Mahkemenin bu davada  
farklı bir sonuca ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını  
belirlemitir. Mahkemenin bu yöndeki yerleik içtihadını göz önünde bulunduran AĐHM  
sözkonusu yargı sürecinin uzunluğunun aırı ve «makul süre» kouluna aykırı olduğu  
sonucuna varmıtır.  
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
III. BAVURAN AHMET CĐHAN TARAFINDAN ÖNE SÜRÜLEN EK 1 NO’LU  
PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN VE AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL  
EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran Ahmet Cihan (A.C.) tazminat sürecinin uzun sürmesinin, özellikle 466 sayılı Kanun  
ile öngörülen tazminatların yetersiz kalmasının, geç ödenmesinin ve bunlara gecikme faizinin  
yansıtılmamasının AĐHS’nin 6/1 maddesinin ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlaline  
yol açtığını ileri sürmektedir.  
B. Esas hakkında  
Hükümet bavuranın 466 sayılı Kanun’a dayalı yapmıolduğu tazminat talebinin akabinde  
hükmün makul bir süre zarfında verildiğini ve ödemenin mümkün olan en kısa zaman  
zarfında gerçekletirildiğini savunmaktadır.  
Bavuran ikayetlerini yinelemektedir.  
AĐHS’nin 6/1 maddesi  
AĐHM dikkate alınması gereken dönemin bavuranın tazminat talebiyle Ağır Ceza  
Mahkemesi’ne bavurduğu 26 Mart 1999 tarihinde balayıp, 2 Mayıs 2005 tarihinde tarafların  
Yargıtay’ın 4 Nisan 2005 tarihli kararını Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi kaleminden  
edinmeleri ile sona erdiği saptamasını yapmaktadır. Yargılama her birinde iki kez ele alınan  
iki dereceli mahkeme için altı yıldan fazla sürmütür.  
5
AĐHM tarafların mahkemeye sunmuolduğu tüm bilgileri incelemive sözkonusu yargı  
sürecinin uzunluğunun aırı ve «makul süre» kouluna aykırı olduğu sonucuna varmıtır.  
Sonuç olarak AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
2. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi  
AĐHM, 21 Kasım 2003 tarihinde alınan ve 4 Nisan 2005 tarihinde Yargıtay’ın onaması ile  
kesinleen karar ile Ağır Ceza Mahkemesi’nin maddi ve manevi zarar bağı altında  
bavurana 10.000.599.962 TL ödenmesine karar verdiğini tespit etmektedir. Bavuran nihai  
kararın ardından yaklaık dokuz ay sonra Ocak 2006’da 10.800 YTL’lik (yaklaık 6.353  
Euro) tazminat almıtır.  
AĐHM’ye göre bavuranın alacak hakkı 4 Nisan 2005’te Yargıtay’ın onama kararı ile tespit  
edilmitir. Sonuç olarak alacak hakkına ilikin olarak ikayetin davanın uzunluğuna ilikin  
bölümü dayanaktan yoksundur. Tazminatın yetersiz kaldığı iddiasına ilikin AĐHM, ulusal  
mahkemelerin ne kadar tazminata hükmetmeleri gerektiği konusunda görübildirme niyetinde  
değildir. Buna karın Đdarenin ödemeyi gerçekletirme süresinin Ek 1 no’lu Protokol’ün 1.  
maddesi uyarınca bavuranı maddi açıdan zarara uğratıp uğratmadığının bilinmesi gerekir.  
AĐHM bu bağlamda Akku-Türkiye (9 Temmuz 1997) kararında yer alan hesaplama  
yöntemine göndermede bulunarak maddi bir zararın olup olmadığını değerlendirmek  
bakımından bavurana yapılan ödeme ile, gecikme dönemindeki paranın değer kaybı dikkate  
alınarak ödenecek miktarda düzeltme yapılarak ödeme yapılsaydı, arada doğacak farkın tespit  
edilmesi gerektiğini hatırlatır. Bu hesaplama yöntemi ıığında AĐHM, bavuranın gerçek bir  
değer kaybına uğradığı kanısında değildir.  
Bu nedenle, Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmemitir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine  
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi  
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil  
tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran Kahraman Yılmaz 33.930 YTL (yaklaık 19.987 Euro) maddi ve 2.000 Euro  
manevi tazminat talep etmektedir.  
Bilal Arıkan 43.875 YTL (25.845 Euro) maddi ve 25.000 Euro manevi tazminat talep  
etmektedir.  
Ali Dilli 40.950 YTL maddi ve 25.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Birol Ayten n 16.965 YTL (9.993 Euro) maddi ve 10.000 Euro manevi tazminat talep  
etmektedir.  
Ahmet Cihan 33.930 YTL (19.987 Euro) maddi ve 30.000 manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet makul olmadığı gerekçesiyle bu meblağlara karı çıkmaktadır.  
6
AĐHM tespit edilen ihlal kararları ile öne sürülen maddi zararlar arasında bir illiyet bağı  
kuramamakta ve bu yönde yapılan talepleri reddetmektedir. Buna karın bavuranların  
yargılama süresinin uzunluğu nedeniyle maruz kaldıkları manevi zararın yalnızca ihlal tespiti  
ile giderilmeyeceğine itibar etmektedir. AĐHM hakkaniyete uygun olarak bavuranlar Birol  
Arıkan, Ali Dilli ve Birol Ayten’in her birine manevi tazminat bağı altında 10.000 Euro  
ödenmesini kararlatırmaktadır. AĐHM, Ahmet Cihan’a 12.000 Euro, Kahraman Yılmaz’a ise  
talep ettiği 2.000 Euro’nun tamamının verilmesine karar vermitir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranlar iç hukukta ve AĐHM nezdinde yapmıoldukları yargı giderleri için 13.310 YTL  
(7.840 Euro) talep etmektedir. Bu miktarların dağılımı u ekildedir: 13.000 YTL (7657 Euro)  
avukatlık ücreti ve 310 YTL (183 Euro) diğer harcamalar için. Bavuranlar Đstanbul  
barosunun avukatlık ücret tarifesini sunmaktadırlar. Bavuranlar Birol Ayten, Bilal Arıkan ve  
Ahmet Cihan ayrıca avukatlık ücreti talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmaktadır.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Bu bavuruda mahkemeye sunulan unsurlar ve  
sözü edilen kıstaslar göz önüne alındığında AĐHM, yargı giderlerine ilikin bavuranlara  
ortaklaa 1.500 Euro ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
faiz oranına 3 puanlık bir artıeklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. AĐHS’nin 5/1 c), 3., 5., ve 13. maddelerine yönelik ikayetlerin kabuledilemez, bunun  
ında kalanların kabuledilebilir olduğuna;  
2. Bavuranlar hakkındaki yargı sürecine ilikin AĐHS’nin 6/1 maddesi’nin ihlal edildiğine;  
3. Bavuran Ahmet Cihan tarafından 466 sayılı Kanun’a dayalı açılan tazminat süreci ile ilgili  
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
4. AĐHS’nin 8. maddesine yönelik ikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;  
5. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edilmediğine;  
6. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere  
Savunmacı Hükümetin manevi tazminat olarak:  
i.  
Bavuranlar Bilal Arıkan, Ali Dilli ve Birol Ayten’in her birine 10.000 (on bin)  
Euro ödemesine;  
ii.  
Ahmet Cihan’a 12.000 (on iki bin) Euro ödemesine;  
7
iii.  
iv.  
Kahraman Yılmaz’a 2.000 (iki bin) Euro ödemesine;  
Yukarıda belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
b) yine belirlenen üç aylık süre içinde Savunmacı Hükümetin yargı giderleri için bavuranlara  
ortaklaa 1.500 (bin beyüz) Euro ödemesine;  
c) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının  
üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına,  
7. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 24 Nisan 2008 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
8