Baꢀvuranların tutuklanmaları ile ilgili olarak, AĐHM, en yakın tarihlisinin 18 Eylül 1986
tarihinde sona erdiği tespitini yapmaktadır. AĐHM bu durumda AĐHS’nin 5/1 c) ve 3.
maddeleri bakımından yapılan ꢀikayetlerin incelenmesinde ratione temporis bakımından
kendisini yetkisiz ilan etmektedir.
AĐHS’nin 13. maddesiyle birlikte 5/5 maddesi hakkındaki ꢀikayete iliꢀkin ise, AĐHM daha
hususi olarak nitelendirdiği yalnızca 5/5 maddesi bakımından baꢀvuruyu inceleyeceğini ifade
etmektedir.
AĐHM bu maddenin öngördüğü tazminat hakkının varit olabilmesi için, bir ihlal yapıldığının,
daha önce ulusal merciler veya AĐHS’nin organlarından biri tarafından tespit edilmiꢀ olması
gerektiğini hatırlatır (Bkz. Bouchet-Fransa kararı no: 33591/96, 20 Mart 2001 ve N.C.-Đtalya
kararı no: 24952/94). Dava konusu olaylara iliꢀkin ulusal merciler tarafından AĐHS’nin 5.
maddesinin 1. ila 4. paragraflarının ihlal edildiği tespit edilmemiꢀtir. Ağır Ceza Mahkemesi
tarafından 466 sayılı Kanun’un uygulanarak tazminata hükmedilmesi, sözkonusu yasaya
dayanarak alınan kararın hem kabuledilebilirlik ꢀartları hem sonuçları bakımından AĐHS’nin
5. maddesinin 1. ve 3. paragraflarındaki çerçeveden farklı bir çerçevede yer alması nedeniyle,
AĐHS’nin 5. maddesinin 1. ila 4. paragraflarının ihlalinin tespiti sayılmaz. (Bkz. mutatis
mutandis Sinan Tanrıkulu vd.-Türkiye kararı no: 50086/99, 3 Mayıs 2007 ve Bauduin-Fransa
no: 28692/95, Komisyon’un 16 Ekim 1996 tarihli kararı). Öte yandan, yukarıda sözü edilen
maddeler ratione temporis bakımından AĐHM’nin inceleme kapsamına girmemektedir.
Sonuç olarak bu ꢀikayet ratione materiae açısından bağdaꢀmamaktadır ve AĐHS’nin 35.
maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmelidir.
II. AĐHS’NĐN 6/1 VE 8. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar haklarında açılan ceza davasının uzunluğunun AĐHS’nin 6/1 maddesinde yer alan
«makul süre» ilkesinin ihlaline yol açtığını ileri sürmektedirler.
Baꢀvuranlar ayrıca bu davanın özel ve aile yaꢀamlarına olumsuz etkilerinin yansıdığını
belirterek AĐHS’nin 8. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.
Hükümet bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AĐHM dava dosyasını göz önüne alarak, sözkonusu ꢀikayetleri sadece 6. maddenin 1.
paragrafı çerçevesinde esas olarak yapılan uzun yargılama ꢀikayeti inceleyecektir. AĐHS’nin
35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder.
B. Esasa dair
AĐHM dikkate alınması gereken dönemin baꢀvuranların sırasıyla yakalandıkları 26 Ağustos,
29 Ekim, 18 ve 24 Aralık 1980 ve 29 Ocak 1981 tarihlerinde baꢀlayıp, Yargıtay’ın
baꢀvuranların beraat kararını onadığı 27 Aralık 1999 tarihinde sona erdiği saptamasını
yapmaktadır. Ceza süreci iki dereceli mahkemede iki defa ele alınan yargılama kapsamında
her bir baꢀvuran için yaklaꢀık on sekiz ila on dokuz yıl sürmüꢀtür.
4