ifadelerinin hukuka uygun bir biçimde delil olarak kabul edilip edilmediği noktasında görüꢀ
belirtmek olmayıp yargılamayı, kanıt imkanlarının sunuluꢀ biçimi de dahil olmak üzere
bütünlüğü içerisinde değerlendirerek yapılan yargılamanın adil nitelikte olup olmadığını da
araꢀtırmaktır (bkz. diğerleri arasında Doorson – Hollanda, 26 Mart 1996 tarihli karar, § 67,
Van Mechelen ve diğerleri – Hollanda, 23 Nisan 1997 tarihli karar, ve Sadak ve diğerleri –
Türkiye, no: 29900/96, 29901/96, 29902/96 ve 29903/96, § 63). Oysa kanıt unsurları ilke
olarak, vicahi duruꢀma yapılabilmesi amacıyla sanığın hazır bulunduğu bir açık oturumda
sunulmalıdır. Bununla birlikte bu ilke bazı isnisnalar da içermektedir. Ancak bu istisnalar
yalnızca savunma hakları korunarak Kabul edilebilirler. Genel olarak 6. maddenin 1. fıkrası
ile 6. maddenin 3. fıkrasının d) bendi sanığa, aleyhte bir tanıklığa itiraz ederek bu tanıklığın
sahibini ifade verdiği sırada yahut daha sonra sorgulayabilmesi edebilmesi için uygun ve
yeterli bir fırsat tanınmasını emreder (Lüdi – Đsviçre, 15 Haziran 1992 tarihli karar, no:238, §
49, Van Mechelen ve diğerleri, adıgeçen, § 51, Sadak ve diğerleri, adıgeçen, § 64, ve Lucà –
Đtalya, no: 33354/96, §§ 38-39)
Sonuç olarak AĐHM’nin daha evvel bir çok kez belirttiği üzre (bkz. diğerleri arasında, Isgrò –
Đtalya, 19 ꢁubat 1991 tarihli karar, ve Lüdi, adıgeçen, § 47) bazı durumlarda hazırlık
soruꢀturması aꢀamasında elde edilmiꢀ ifadelere baꢀvurmak adli makamlar için elzem hale
gelebilir. ꢁayet sanık bu türden ifadelere, ifadelerin verildiği dönemde yahut daha sonrasında
itiraz etmek için yeterli ve uygun bir fırsat elde etmiꢀse bu ifadelere baꢀvurulması özünde 6.
maddenin 1. fıkrası ile 6. maddenin 3. fıkrasının d) bendine aykırı bir durum teꢀkil etmez.
Bununla beraber, yalnızca veya sonucu belirleyici surette, sanığın ne soruꢀturma safhasında
ne de duruꢀmalar esnasında sorgulayamadığı ya da sorgulattıramadığı bir kimsenin ifadelerine
dayanılarak sanık hakkında mahkumiyete hükmedilmiꢀse savunma hakkı 6. maddeyle tanınan
güvencelere aykırı bir ꢀekilde kısıtlanmıꢀ olur (Unterpertinger - Avusturya, 24 Kasım 1986
tarihli karar, Saïdi – Fransa, 20 Eylül 1993 tarihli karar, Van Mechelen ve diğerleri, adıgeçen,
§ 55, Sadak ve diğerleri, adıgeçen, § 65 ve Lucà – Đtalya, adıgeçen, § 40).
AĐHM mevcut davada baꢀvuranın, aynı cezaevinde kalan diğer tutukluların ifadelerine
dayanarak kendisini bir yıl hapse ve 800.000.000 TL para cezasına mahkum eden Ankara
Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yapılan duruꢀmaya davet edilmediğini tespit
etmektedir. Keskin Ceza Mahkemesi DGM’nin istinabesi yoluyla Ceza Muhakamemeleri
Usulü Kanunu’nun 226 § 4. maddesi uyarınca baꢀvuranın savunma ifadesiyle birlikte
tanıkların da ifadesini almıꢀtır.
Hükümet’in, DGM’de yapılan duruꢀmalara katılmama konusunda tek sorumlu duruꢀmalara
katılmak için cezaevi yönetimine herhangi bir baꢀvuruda bulunmayarak aleyhte tanıkları
sorgulama imkanınını ortadan kaldıran baꢀvuran olduğu yönündeki savının aksine baꢀvuranın
istinabe komisyonu tarafından görevlendirilen ceza mahkemesi önünde savunmasını avukat
yardımı almadan kendisinin yapmak istemesi olgusu ya da DGM önünde duruꢀmaya çıkmak
amacıyla cezaevi yönetimine açık talepte bulunmamıꢀ olması hiç bir biçimde baꢀvuranın
kendini savunmaktan ya da DGM önündeki duruꢀmaya katılmaktan zımnen vazgeçtiği
anlamına gelmez. Neticede AĐHM tarafından güvence altına alınmıꢀ bir hakkın kullanımından
vazgeçiꢀ hiç bir karıꢀıklığa meydan vermeyecek surette ortaya konulmuꢀ olmalıdır (bkz.,
diğerleri arasında, Colloza, adıgeçen, § 28, Zana, adıgeçen, § 70, ve Sejdovic – Đtalya, no:
56581/00, § 86).
Diğer tutukluların ifadelerine dayanılarak bir yıl hapse ve 800.000.000 TL para cezasına
mahkum edilen baꢀvuran açısından davanın önemi dikkate alındığında DGM davanın adil
niteliğine halel getirmeden baꢀvuranın tanıklığını doğrudan bir değerlendirmeye tabi