DGM, Yargıtay'ın kararı doğrultusunda 14 Ekim 1993 tarihli kararı ile
TCK'nın 312. maddesine dayanarak başvuranı iki yıl hapis ve 120.000 TL.
para cezasına çarptırmıştır.
Yargıtay l Mart 1994 tarihinde bu kararı onamıştır.
2. «Onlar gitmediler kaçtılar» adlı makale ile ilgili yürütülen cezai
yargılama süreci Sözü edilen makale PKK avrupa tanıtımının yapıldığı basın
toplantısını dile getirmektedir.
DGM, 4 Eylül 1992 tarihli kararı ile, makalenin bilgilendirme amacını
taşıdığını belirterek başvuranın salıverilmesini kararlaştırmıştır.
Devlet Güvenlik Mahkemesi 17 Eylül 1993 tarihli kararı ile Yargıtay
kararım müteakip başvuranı haftalık derginin yazı işleri müdürü sıfatıyla PKK
propagandası yaptığı gerekçesiyle 1991 Sayılı Kanunun 6 § 2 maddesi
uyarınca 25.000.000 TL. para cezasına çarptırmıştır.
Yargıtay bu kararı 7 Şubat 1994 tarihinde onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİNE İLİŞKİN
Başvuran hakkında verilen mahkumiyet cezasının ifade özgürlüğüne
yönelik bir ihlali oluşturduğundan şikayetçi olmakta ve AİHS'nin 10.
maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
AİHM, Sözleşme ile güvence altına alındığı bilinen başvuranın ifade
özgürlüğüne yönelik sözkonusu müdahale ile taraflar arasında bir ihtilafa yer
vermemektedir. Benzer müdahalenin Sözleşme'nin 10 § 2 maddesince
yasayla öngörülen, toprak bütünlüğünün korunmasına yönelik meşru bir
amacı gütmesi ve «demokratik bir toplum için gereklilik» arz etmesi zorunludur
(Bkz. Yağmurdereli - Türkiye karan, no: 29590/96, § 40, 4 Haziran 2002).
Sözkonusu müdahalelerin «yasayla öngörülmesi» ile ilgili olarak
başvuran 1991 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 6 § 2 ve TCK'nın 312.
maddelerinin uygulanması neticesindeki mahkumiyetlerin yargılanan
kimselere göre farklı sonuçları bulunduğunu bu kanunların yorumunun kişiden
kişiye ve bir hakimden diğerine değiştiğini ve etkilerinin öngörülemez
olduğunu ileri sürmektedir.
AİHM, başvuranın 1991 Sayılı Kanunun 6. ve TCK'nın 312. maddelerine
dayalı olarak mahkum edilmesi ile «yasa ile öngörülen» ifade özgürlüğüne
yönelik bir müdahalenin oluştuğunu kabul etmektedir (Bkz. Sürek ve Özdemir
kararları no: 23927/94 ve 24277/94, § 47, 8 Temmuz 1999 ve Öztürk-Türkiye
kararı no: 22479/93, § 53, AİHM 1999-VI).
Mahkeme daha önceki kararlarda da benzer şikayetlerin dile getirildiğini
ve bu şikayetlerin AİHS'nin 10. maddesinin ihlali ile neticelendiği tespitinde
bulunmaktadır (Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye no: 23556/94, § 38, AİHM 1999-
IV, sözü edilen Öztürk kararı, § 74, İbrahim Aksoy, § 80, Karkın-Türkiye
no:43928/98, § 39, Kızılyaprak-Türkiye kararlan no: 27528/95, § 43, 2 Ekim
2003).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde
sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını incelemektedir. Mahkeme
sözkonusu siyasi söylemlerde kullanılan özel terimleri dikkate almakta ve bu
çerçevede özellikle terörle mücadele sırasında karşılaşılan güçlükleri göz
önünde tutmaktadır (Bkz.sözü edilen İbrahim Aksoy, § 60, ve Incal-Türkiye
kararları, 9 Haziran 1998, 1998-IV, s. 1568, § 58).