KALYONCU – TÜRKİYE KARARI
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 41220/07 no’lu davanın nedeni Süleyman
Kalyoncu, Ali Kalyoncu ve Mustafa Kalyoncu adlı üç T.C. vatandaşının (“başvuranlar”)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AİHM”) 19 Eylül 2007 tarihinde, İnsan Hakları ve
Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“AİHS”) 34. maddesi uyarınca
yapmış olduğu başvurudur.
Başvuranlar, AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından Y. Demirci, E. Uslu ve E.
Günay tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
Başvuranlar Rize’de deniz kıyısı yakınında 3,223 m2’lik bir arsa ve üzerinde 140 m2’lik
bir kafeteryanın malikidir. 3 Ekim 2006 tarihinde Rize Asliye Hukuk Mahkemesi, özel
mülkiyete tâbi olamayacak olan kıyı şeridinde bulunduğu gerekçesiyle arsanın 104.36 m2’lik
bölümüne ait tapunun iptali ve kafeterya alanının 17.35 m2’lik bölümünün yıkılmasına karar
vermiştir. 12 Mart 2007 tarihinde Yargıtay, birinci derece mahkemesi kararını onamıştır.
HUKUK
Başvuranlar yetkililerin 1 no’lu Protokolün 1. maddesine aykırı olarak kendilerine
tazminat ödemeden mülklerinden mahrum bırakmalarından şikâyetçi olmuş, Hükümet iddiayı
reddetmiştir.
AİHM, daha önce benzer davaları kabuledilebilir olarak ilan ettiğini (bkz. özellikle
Abacı – Türkiye, no. 33431/02 ve Turgut vd. – Türkiye, no. 1411/03) ve iyi niyetle edinilmiş
ancak daha sonra tazminat ödenmeden kamu mülkiyetine geçirilmiş tapu iptal olaylarına
ilişkin olarak 1 no’lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini hatırlatır (bkz.
N.A. vd. – Türkiye, no. 37451/97). AİHM ayrıca benzer durumlarda tazminatın ödendiği
emsal iç hukuk kararı bulunmayışını dikkate alır. Bu nedenle mahkeme başka türlü karar
vermesi için gerekçe bulunmaması karşısında başvurunun kabuledilebilir olduğuna hükmeder.
Esasa ilişkin olarak AİHM, yukarıda anılan davalardaki tespitlerinden ayrılmak için neden
görmemektedir. Dolayısıyla 1 no’lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit
etmektedir.
Başvuranlar 100,000 Euro maddi, 30,000 Euro manevi tazminat talep etmişlerdir.
Ayrıca ulusal mahkemeler önündeki masraf ve harcamalar için 4,000 Euro, AİHM ve ulusal
mahkemelerdeki yargılamaya ilişkin avukatlık ücreti olarak 9,000 Euro talep etmişlerdir. Bu
bağlamda ulusal mahkemelerin verdiği birtakım makbuzları ibraz etmişlerdir. Hükümet
dayanaksız, spekülatif ve aşırı olduğu gerekçesiyle taleplere karşı çıkmıştır.
Başvuranların manevi tazminat taleplerine ilişkin olarak AİHM, mevcut dava
koşullarında ihlal tespitinin yeterli adil tatmin sağladığı görüşündedir (bkz. Doğrusöz ve Aslan
– Türkiye, no. 1262/02). Ancak ilgili içtihat ve başvuranların mülküne uygulanan
kamulaştırmanın kısmi oluşu ışığında (karşılaştır Terzioğlu vd. – Türkiye, no. 16858/05,
23953/05, 34841/05, 37166/05, 19638/06 ve 17654/07; Miçooğulları – Türkiye, no. 75606/01;
Kutluk vd. – Türkiye, no. 1318/04) AİHM başvuranlara ortaklaşa 10,000 Euro maddi tazminat
1