COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
KANBUR – TÜRKİYE (no. 2)  
(Başvuru no. 9984/03)  
KARAR  
STRAZBURG  
14 Ekim 2008  
İşbu karar AİHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 9984/03 başvuru numaralı davanın nedeni T.C.  
vatandaşı Yaşar Kanbur’un (“başvuran”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 4 Şubat 2003  
tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış  
olduğu başvurudur.  
Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından Ö. Kavili tarafından temsil edilmiştir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOŞULLARI  
Başvuran 1960 doğumludur ve İstanbul’da ikamet etmektedir.  
30 Ekim 2001 tarihinde, AİHM, başvuran tarafından Dev-Yol (Devrimci Yol)  
örgütüne üye olmak suçundan hakkında başlatılan cezai yargılama süresine ilişkin olarak 21  
Temmuz 1995 tarihinde yapılan başvuruyu (Kanbur – Türkiye, no. 28291/95) müteakip  
AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği kararını vermiştir. Söz konusu zamana kadar,  
yargılama on dokuz yıldan fazla sürmüştür. AİHM, başvurana tazminat olarak 100.000  
Fransız frangı (yaklaşık 15.000 Euro) ödenmesine karar vermiştir.  
AİHM söz konusu kararı verdiği zaman, başvuran hakkındaki cezai yargılama Ankara  
Ağır Ceza Mahkemesi’nde halen devam etmekteydi.  
Bundan sonraki dava olayları, başvuran tarafından sunulduğu şekliyle aşağıda olduğu  
gibi özetlenebilir.  
14 Mayıs 2002 tarihinde, başvuran Ankara Ağır Ceza Mahkemesi önünde bir  
duruşmaya katılmış, duruşmada ifade vermiş ve davasının makul bir süre içinde görülmesini  
güvence altına almak amacıyla 30 Ekim 2001 tarihli AİHM kararını sunmuştur.  
16 Temmuz 2002 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranı ölüm cezasına mahkum  
etmiş ve daha sonra bu cezayı müebbet hapis cezasına çevirmiştir. Karar temyiz edilmiştir.  
Bu süre içinde, Ekim 2001’de, Anayasa’nın 38. maddesinde, savaş, çok yakın savaş  
tehdidi ve terör suçları halleri dışında ölüm cezasının verilmemesi veya uygulanmaması  
yönünde değişiklik yapılmıştır. Daha sonra, 9 Ağustos 2002 tarihinde yayınlanan 4771 sayılı  
Kanun ile Türkiye Büyük Millet Meclisi, diğer hususların yanı sıra, barış zamanında ölüm  
cezasının kaldırılması konusunda karar vermiştir.  
28 Mayıs 2004 tarihinde, Yargıtay, yargılama süresi zarfında ölüm cezasının  
kaldırıldığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.  
23 Aralık 2004 tarihinde, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi davayı yeniden başlatmıştır.  
Aynı tarihte, ifadesinin alınmasını sağlamak için başvuranın gıyabında tutuklulanmasına karar  
vermiştir.  
1
27 Aralık 2004 tarihinde, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranın davanın  
durumuna ilişkin ifadesini dinlemiş ve tutuklama emrini amaca hizmet ettiği gerekçesiyle  
iptal etmiştir. Daha sonra, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi on üç duruşma daha düzenlemiştir.  
3 Ekim 2006 tarihinde, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi on dördüncü duruşmasında  
kararını vermiş ve başvuranı, Ceza Kanunu’nun 146. maddesi uyarınca, müebbet hapis  
cezasına çarptırmıştır.  
Söz konusu tarihe kadar taraflarca AİHM’ye sunulan belgelere göre, dava halen  
Yargıtay’da derdesttir.  
HUKUK  
I. AİHS’NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuran, yargılama süresinin, AİHS’nin 6/1 maddesinde yer alan makul süre şartına  
uymadığı konusunda şikayetçi olmuştur. Söz konusu madde şöyledir:  
“Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, ... bir mahkeme  
tarafından davasının makul bir süre içinde ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.”  
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmıştır.  
Dikkate alınması gereken süreç, AİHM’nin 28291/95 sayılı davaya ilişkin karar tarihi  
olan 30 Ekim 2001 tarihinde başlamış ve henüz sona ermemiştir. Dolayısıyla, bu süre, iki  
aşamalı bir yargıda altı yıl on aydan fazla sürmüştür.  
A. Kabuledilebilirliğe İlişkin  
AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde şikayetin dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, şikayetin başka açılardan bakıldığında da  
kabuledilemezlik unsuru taşımadığını tespit etmiştir. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir  
niteliktedir.  
B. Esas  
AİHM, bir yargılama süresinin makul nitelikte olup olmadığının, davanın koşullarına,  
bilhassa da davanın karmaşıklığına ve başvuranın ve yetkili makamların tutumuna bakılarak  
değerlendirildiğini hatırlatır (bkz., diğer pek çok kararın yanı sıra, Pélissier ve Sassi - Fransa  
[BD], no. 25444/94).  
AİHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla  
AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmiştir (bkz. yukarıda anılan Pélissier ve Sassi)  
Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AİHM, Hükümet tarafından, bu davada  
farklı bir sonuca varmasını sağlayacak bir delil veya savunmanın ortaya konmadığını  
değerlendirmiştir. AİHM, konuya ilişkin içtihadını göz önünde tutarak, bu davada kovuşturma  
süresinin aşırı olduğu ve “makul süre” şartına uymadığı kararını vermiştir.  
2
Dolayısıyla, 6/1 madde ihlal edilmiştir.  
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
Sözleşme’nin 41. maddesine göre “Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal  
edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen  
telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören  
tarafın adil tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Başvuran, 19.500 Euro maddi tazminat ve 39.000 Euro manevi tazminat talebinde  
bulunmuştur.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.  
AİHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı  
görmemiş ve bu nedenle bu talebi reddetmiştir. Diğer taraftan, AİHM, başvuranın manevi  
zarar görmüş olduğu kanaatindedir. AİHM, hakkaniyet temelinde karar vererek, başvurana,  
bu başlık altında 3.000 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Başvuran, ayrıca, AİHM’de yapılan mahkeme ve avukat masraflarına karşılık 35.128  
Euro talep etmiştir. Başvuran bu talebine ilişkin olarak avukatlık ücreti sözleşmesi ve detaylı  
bir masraflar listesi sunmuştur.  
Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.  
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, başvuran, ancak mahkeme  
masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı  
durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Bu davada, sahip olduğu  
bilgileri ve yukarıda belirtilen kriterleri göz önünde tutan Mahkeme, bu başlık altında 1.000  
Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİ İLE  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AİHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3
3. a) AİHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere  
Savunmacı Hükümet tarafından başvurana aşağıdaki miktarların ödenmesine;  
(i) Manevi tazminat olarak 3.000 Euro (üç bin Euro) ile birlikte bu miktara tabi  
olabilecek her türlü vergi;  
(ii) Yargılama masraf ve giderleri olarak 1.000 Euro (bin Euro) ile birlikte bu  
miktara tabi olabilecek her türlü vergi;  
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa  
Merkez Bankası’nın o dönem marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç  
puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragrafları gereğince 14 Ekim 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.  
Sally Dollé  
Zabıt Katibi  
Françoise Tulkens  
Başkan  
4