CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
KAPÇAK -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 22190/05 )  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
22 Eylül 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (22190/05) no’lu davanın nedeni (T.C.  
vatandaı) Felemez Kapçak’ın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 24 Mayıs  
2005 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin  
(Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından  
F. KarakaDoğan tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1972 doğumlu olup Đzmir’de ikamet etmektedir.  
Bilinmeyen bir tarihte bavuran, erkek kardeine bir mektup yazmıve diğer aile fertlerine  
de üç faks göndermitir.  
29 Mart 2005 tarihinde, Cezaevi Müdürlüğü Disiplin Kurulu bavuranın erkek kardeine  
yazdığı mektubu göndermeme kararı almıtır. Disiplin Kurulu mektubun Kürtçe yazılmıꢀ  
olmasını, Türkçeye çevrilme olanağının kendi imkanları dahilinde olmamasını ve içeriğinde  
gönderilmemesini gerektirecek ifadelerin bulunabilme olasılığını göz önünde tutarak bu kararı  
almıtır. Kurul, bu mektubun gönderilmesinin Ceza Đnfaz Kurumları ile Tevkifevlerinin  
Yönetimine ve Cezaların Đnfazına Dair Yönetmeliğin147. maddesi uyarınca “sakıncalı”  
olabileceğini düünmütür.  
30 Mart 2005 tarihinde, Disiplin Kurulu aynı gerekçelerle bavuru sahibinin teyzesine  
gönderdiği bir faksın alıcıya iletilmesini reddeden bir karar vermitir.  
Disiplin Kurulu, 7 Nisan 2005 tarihinde yine aynı gerekçeleri öne sürerek, bavuranın  
amcalarına gönderdiği iki faksın alıcılarına iletilmesini reddeden baka bir karar vermitir..  
29 ve 30 Mart 2005 ile 7 Nisan 2005 tarihlerinde alınan bu göndermeme kararlarının  
özellikle yazıma hakkına müdahale olduğunu öne süren bavuran, 8 Nisan 2005 tarihinde  
Đzmir Đnfaz Hakimi önünde bu kararlara itiraz etmitir.  
13 Nisan 2005 tarihinde infaz hakimi, Disiplin Kurulunun 29 ve 30 Mart 2005 tarihlerinde  
aldığı kararlara karı yapılan itirazları reddetmitir.  
Aynı gün bavuran, Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi önünde de bir itirazda bulunmutur.  
Ağır Ceza Mahkemesi, 22 Nisan 2005 tarihinde bu itirazı reddetmitir.  
Aynı gün infaz hakimi, Disiplin Kurulunun 7 Nisan 2005 tarihli kararına yapılan itirazı  
reddetmitir.  
Bavuran, 27 Nisan 2005 tarihinde bu red kararına itiraz etmitir.  
2 Mayıs 2005 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi bu itirazı da reddetmitir.  
2
19 Ağustos 2005 tarihinde, bavuranın talebini gözden geçiren Ağır Ceza Mahkemesi 22  
Nisan 2005 tarihli kararında yaptığı bir yazım hatasını düzeltmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 8. MADDESĐNĐN ĐHLÂL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, yazımalarının engellenmesiyle yalnızca özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi  
hakkının değil aynı zamanda düünce ve ifade özgürlüğü hakkının da ihlâl edildiğini ileri  
sürmekte ve AĐHS’nin 8., 9., ve 10. maddelerine atıfta bulunmaktadır.  
AĐHM yerleik içtihadının ıığında (bakınız, diğerleri arasından, Türkiye aleyhine Fazıl  
Ahmet Tamer davası, no 6289/02, 5 Aralık 2006 ; Türkiye aleyhine Ekinci ve Akalın davası,  
no 77097/01, 30 Ocak 2007 ; Türkiye aleyhine Kepeneklioğlu davası, no 73520/01, 23 Ocak  
2007), bu ikâyetin AĐHS’nin 8. maddesi bakımından incelenmesi gerektiği kanaatine  
varmaktadır.  
Hükümet bu teze karı çıkmaktadır.  
A. Kabuledilebilirliğe ilikin  
Hükümet, bavuranın 8. maddenin çiğnendiği yönündeki ikâyetini ulusal mahkemelere  
taımadığını ve dolayısıyla iç hukuk yollarını tamamen tüketmediğini savunmaktadır.  
Bavuran, bu argümanı kabul etmemektedir.  
AĐHM, kendisine yapılan bir ikâyetin « en azından özü itibarıyla iç hukukta emredilen  
süre ve biçimlere uygun olarak » ilgili ulusal mahkemeler önünde gündeme getirilmiolması  
gerektiğini hatırlatmaktadır (Đspanya aleyhine Castells davası, 23 Nisan 1992, prg. 27, seri A  
no 236, ve Türkiye aleyhine Akdivar ve diğerleri davası, 16 Eylül 1996, prg. 65-69, Karar ve  
hükümlerin derlemesi 1996-IV). Mevcut davada AĐHM, bavuranın yazımaların  
gönderilmeme kararına karı infaz hakimi önünde yaptığı itirazlarda yazıma hakkının  
engellendiğinden ikâyetçi olduğunu gözlemlemektedir. Bunun sonucu olarak, bavuranın  
aslında bugün AĐHM önüne getirdiği bu ikâyeti daha önce ulusal mahkemelerin önüne  
götürğü kabul edilmelidir. Bu itibarla AĐHM, Hükümetin itirazını reddetmektedir.  
AĐHM, bu ikâyetin AĐHS’nin 35/3 maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun  
olmadığını ve diğer taraftan baka bir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını tespit  
etmektedir. Dolayısıyla, ikâyetin kabuledilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır.  
B. Esasa ilikin  
AĐHM, bavuranın mektuplarına el konulmasının AĐHS’nin 8/2 maddesi anlamında  
yazıma hakkına müdahale niteliği taıdığı konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf  
olmadığını not etmektedir.  
AĐHM, bu değerlendirmeyi benimsemektedir.  
3
Böylesi bir müdahalenin 8. maddeye uygun olabilmesi için, “yasayla öngörülmüolması”,  
8/2’de sayılan bir ya da daha fazla meru amaç gütmesi ve bu amaçlara ulamak için  
« demokratik bir toplumda gerekli » olması beklenmektedir (bakınız, özellikle, Đtalya  
aleyhine Calogero Diana davası, 15 Kasım 1996, prg. 28, Derleme 1996-V).  
Bu durumda AĐHM, yazımaların kontrolden geçirilmesinin Ceza Đnfaz Kurumları ile  
Tevkifevlerinin Yönetimine ve Cezaların Đnfazına Dair Yönetmeliğin 147. maddesine  
dayandırıldığını not etmektedir. Buna mukabil AĐHM, olayın meydana geldiği dönemde  
yürürlükte olan düzenlemenin yetkili makamların bu alandaki takdir yetkilerini hangi ölçü ve  
ekillerde kullanmaları gerektiğini yeteri kadar açık bir ekilde belirtmediğini daha önceden  
de tespit etmitir. Hatta AĐHM, uygulamanın da bu eksikliği gideremediğini kaydetmitir  
(Tan, ilgili bölüm, prg. 22-24). Bu durumda AĐHM, kabul edilen bu yaklaımdan sapmak için  
herhangi bir neden görmemektedir.  
Bu itibarla AĐHM, ihtilaflı müdahalenin AĐHS’nin 8. maddesinin 2. paragrafı anlamında  
« yasayla öngörülmediği » kanaatine varmaktadır. AĐHM, bu sonucu göz önüne alarak  
mevcut davada 8. maddenin 2. paragrafında yer alan yükümlülüklerin yerine getirilip  
getirilmediğinin ayrıca incelenmesine gerek olmadığı kanısına ulamaktadır.  
AĐHM, buradan yola çıkarak AĐHS’nin 8. maddesinin ihlâl edildiği sonucuna varmaktadır.  
II. DĐĞER ĐHLÂL ĐDDĐALARI HAKKINDA  
Bavuran, aynı gerekçelere dayanarak AĐHS’nin 1. ve 14. maddeleri ile 12 Nolu Ek  
Protokolün 1. maddesinin ihlâl edildiğini ileri sürmektedir.  
AĐHM, Türkiye’nin 12 No’lu Ek Protokole taraf olmadığını ve dolayısıyla bu protokol  
hükümlerinin uygulanamayacağını hatırlatmaktadır. Bundan dolayı, bavuranın bu noktadaki  
ikâyeti AĐHS’nin 35/3 maddesi anlamında söz konusu hükümlerle kii bakımından  
uyumsuzdur ve Sözleme’nin 35/4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.  
Atıfta bulunulan diğer maddelerle ilgili olarak ise AĐHM, mevcut bavuruyla ön plana  
çıkan temel hukuki sorunun bavuranın mektuplarına el konulması suretiyle AĐHS’nin 8.  
maddesi anlamında yazıma hakkına müdahale edilip edilmediğinin belirlenmesi olduğu  
kanaatini taımaktadır. Bu hükümle ilgili olarak yapılan tespit doğrultusunda AĐHM, mevcut  
davada bu hükümlerin ihlâl edilip edilmediğinin ayrıca incelenmesine gerek olmadığı  
sonucuna varmaktadır (bakınız, benzer bir yaklaım örneği için, Türkiye aleyhine Reyhan  
davası (no 2), no 60123/00, prg. 29-30, 23 Eylül 2008).  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran 1.000 Euro maddi tazminat, 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara itirazda bulunmaktadır.  
4
AĐHM tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı  
kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. AĐHM buna karın, tespit edilen ihlalin öne sürülen  
manevi zararın giderilmesi bakımından adil bir tatmini oluturduğuna itibar etmektedir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama giderleri için, 4.000 Euro avukatlık  
gideri ve 1.000 Euro yargılama masrafları olmak üzere toplam 5.000 Euro talep etmektedir. ,  
Bavuran sözü edilen bu miktarlara % 4,26 oranında gecikme faizi uygulanmasını talep  
etmektedir. Bavuran kanıtlayıcı belge niteliğinde Đstanbul Barosu’nun avukatlık ücret  
tarifesini ve 5.0001 Türk Lirası üzerinden yapılan avukatlık sözlemesini sunmaktadır.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Sunulan deliller ve sözü edilen kıstaslar ıığında  
bavuranın AĐHM önündeki yargılama sürecinde yapmıolduğu giderler için 2.300 Euro’luk  
meblağın makul olacağını değerlendiren AĐHM, bavurana hakkaniyete uygun sözkonusu  
miktarın ödenmesini kararlatırmaktadır.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç  
puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. AĐHS’nin 8. maddesine ilikin yapılan ikayetin kabuledilebilir, AĐHS’ye Ek 12 no’lu  
Protokolün 1. maddesi hakkındaki diğer ikayetin kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 8. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Bavuranın yapmıolduğu diğer ikayetlerinin incelenmesine gerek olmadığına;  
4. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz  
kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından bavurana  
yargılama masraf ve giderleri için 2.300 (iki bin üç yüz) Euro ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
1 Yaklaık 2 300 EUR.  
5
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 22 Eylül 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
6