Mevcut davada, o dönemde yürürlükte olan yasa izin vermediği için baꢀvuranın gözaltı
sırasında – yani sorgulanma esnasında - avukat yardımı almadığına kimse itiraz etmemektedir
(Salduz, ilgili bölüm, prg. 27, 28). Aynı ꢀekilde ĐDGM’nin baꢀvuranın mahkumiyetine karar
verirken itiraflarını delil olarak kabul ettiği ve elindeki diğer unsurları bunu doğrulayıcı kanıt
belgeleri olarak kullandığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Bu ꢀartlar altında, Salduz kararının ilgili bölümlerinde belirtilen gerekçelerle AĐHS’nin 6.
maddesinin 1 ve 3 c) maddelerinin ihlâl edildiği sonucuna varılmaktadır (bakınız, ayrıca,
Türkiye aleyhine Böke ve Kandemir davası, no 71912/01, 26968/02 ve 36397/03, prg. 71,
10 Mart 2009).
AĐHM, mahkeme önünde savunma hakkına saygı gösterilmesi konusunda AĐHS’nin 6/3.
maddesi bakımından ortaya çıkan temel hukuki sorunu karara bağladığı kanaatindedir
(bakınız, diğer birçoğu arasından, Türkiye aleyhine Kamil Uzun davası, no 37410/97, prg. 64,
10 Mayıs 2007).
Bu nedenle AĐHM, baskı altında elde edilen delillerin kullanılmasıyla ilgili ꢀikâyetlerin
meꢀruluğu (yukarıdaki ilgili paragraf – ikinci bölüm) ile yine silahların eꢀitliği ilkesinin ihlâl
edildiği ve/veya masumiyet karinesinin çiğnendiği iddiaları hakkında ayrıca karar verme
gereğinin olmadığı kanaatindedir.
B. Đkinci derece mahkemesinde görülen yargılamayla ilgili ꢀikâyetler
Hükümet, o dönemde, baꢀsavcının dava dosyasına dahil edilen tebliğnamesini okumak
üzere baꢀvuranın Yargıtay kalemine müracaat etmesine herhangi bir engel bulunmadığını
kaydetmektedir. Hükümete göre bu durum, 2 Ocak 2003 ile 1 Haziran 2005 tarihlerinde
yapılan adli reformlarla bu sorun çözülene kadar herkesin normal bir ꢀekilde gerçekleꢀtirdiği
ve Avukat Aslan’ın da bilmesi gereken bir uygulamadır.
AĐHM, daha önce Türkiye aleyhine Göç davasında ([GC], no 36590/97, prg. 14, CEDH
2002-V) alınan emsal kararda buna benzer bir ꢀikâyeti karara bağladığını hatırlatmaktadır.
Hükümet tarafından sunulan kanıt ve argümanları inceleyerek, geçmiꢀ davalardaki
tespitlerinden sapmayı gerektirecek hiçbir unsur bulunmadığını kaydeden AĐHM, baꢀsavcının
tebliğnamesinin baꢀvurana iletilmediği gerekçesiyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlâl edildiği
sonucuna varmaktadır (ibidem, prg. 55 ; ayrıca bakınız, Yayan, ilgili bölüm, prg. 46-48 ve
burada nakledilen içtiat)
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuran bütün dava süreci boyunca avukat yardımından yararlanmak durumunda kalması
nedeniyle uğradığı maddi kayba karꢀılık 1.500 Euro maddi tazminat ve 20.000 Euro manevi
tazminat talep etmektedir.
Hükümet’e göre bu taleplerin ciddi hiçbir yanı bulunmamaktadır ve gerçeklikten uzaktır.
AĐHM tespit edilen ihlaller ve öne sürülen maddi tazminat arasında herhangi bir illiyet bağı
kurulamadığını belirtmekte ve bu talepleri reddetmektedir. AĐHM buna karꢀılık, baꢀvurana
7