24 Mayıs 2002 tarihinde, mahkeme bu adli tıp raporunu dava dosyasına eklemiꢀtir. Savcı
baꢀvuranın idam cezasıyla karꢀı karꢀıya olduğunu, ancak bu cezanın kaldırıldığını,
yargılamanın devam edebilmesi için yeni uygulanacak yasaların yürürlüğe girmesinin
beklenmesi gerektiğini ifade ederek, davanın incelenmek üzere ertelenmesini talep etmiꢀtir.
Mahkeme duruꢀmayı ertelemiꢀtir.
31 Mayıs 2002 tarihinde, baꢀvuranın tutuklu bulunduğu Maltepe Askeri Cezaevi
müdürlüğü Cumhuriyet savcılığına gönderdiği yazıda, bir gün önce « Kanal D » televizyon
kanalında sunulan « Parmak izi » programında davasıyla ilgili bir röportaj yayınlandıktan
sonra baꢀvuranın ağır depresyon geçirdiğini, Haydarpaꢀa GATA hastanesi acil servisine
götürüldüğünü ve daha sonra aynı hastanenin psikiyatri kliniği tutuklular bölümünde bir
hücreye yatırıldığını bildirmiꢀtir.
10 Eylül 2002 tarihli duruꢀmada, mahkeme beklenen yeni yasaların yürürlüğe girdiğini
tespit etmiꢀ ve savcının esas üzerindeki taleplerini dinlemiꢀtir.
26 Eylül 2002 tarihinde savcılık, mahkemeye, sahte kimlik kullandığı ve gerçekten avukat
olmadığından ꢀüphelenildiği gerekçesiyle baꢀvuranın avukatı hakkında bir soruꢀturma
baꢀlatıldığını bildirmiꢀtir.
17 Ekim 2002 tarihli duruꢀmadan itibaren, baꢀvuran yeni bir avukat tarafından temsil
edilmiꢀtir. Yeni avukat, müvekkilinin sahte avukat tarafından temsil edilmesi dolayısıyla bu
duruꢀmalarda adli yardımdan mahrum kaldığının kabul edilmesi gerektiğini savunarak, daha
önceki layihaların yinelenmesini talep etmiꢀtir. Avukat, ilgili ꢀahsın cezai ehliyetinin sadece
bir adli tıp doktorunun raporuna istinaden kararlaꢀtırıldığını kaydetmiꢀ ve bu nedenle bir
nörolog ve bir psikiyatr tarafından yeni bir bilirkiꢀi raporu hazırlanmasını istemiꢀtir. Bu
duruꢀma sonunda mahkeme, özellikle baꢀvuranın reꢀit olduğunu, herhangi bir akıl hastalığı
bulunmadığını ve ifadesi bir avukat yardımıyla alınması zorunlu kiꢀilerden olmadığını
kaydederek, bu talepleri reddetmiꢀtir.
1 Kasım 2002 tarihinde, baꢀvuranın avukatı savunmasını sunmuꢀtur. Bu savunmada avukat
müvekkilinin maktulü bıçaklayarak yaraladığını kabul ettiğini, buna karꢀın her türlü hırsızlığı
inkâr ederek kendisinden sonra dükkana baꢀka birinin girip hırsızlık yapmıꢀ ve maktulü
öldürmüꢀ olabileceğini söylediğini hatırlatmıꢀtır. Avukat diğer taraftan baꢀvuranın yakalama
tutanağında belirtildiği gibi 5 Ocak günü saat 01: 00'da değil, 4 Ocak 2002 günü saat 19:00
sıralarında yakalandığını ileri sürmüꢀtür. Avukata göre, bu iki tarih arasında baꢀvuran polisler
tarafından gözaltına alınmıꢀ ve kendisine fiziksel ve manevi baskı uygulanmıꢀtır. Avukat
ayrıca maruz kaldığı aldatmaca yüzünden müvekkilinin tüm yargılama sürecinde savunma
yardımı alamadığını hatırlatmıꢀtır. Son olarak müvekkilinin psikiyatri hastanesinde tedavi
görürken, cezai ehliyetini belirlemek için uzmanlar tarafından yeni bir bilirkiꢀi raporu
hazırlanmadığını belirtmiꢀtir. Baꢀvuranın avukatı ayrıca bıçak satıcısının tanıklığında bir usul
hatası yapıldığını savunmuꢀ ve bu nedenle yeni bir bilirkiꢀi raporu isteyerek, layihaların ve
önemli duruꢀmaların yenilenmesini ve son olarak da olay yerinde polis tarafından
gerçekleꢀtirilen video kayıtlarının incelenmesini talep etmiꢀtir.
Aynı gün, ağır ceza mahkemesi baꢀvuranı cinayetten suçlu bulmuꢀ ve ömür boyu hapis
cezasına mahkûm etmiꢀtir. Mahkeme ayrıca baꢀvuranı silahlı soygun teꢀebbüsünden de suçlu
bulmuꢀ ve beꢀ yıl ağır hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Ağır ceza mahkemesi gerekçeli kararında,
baꢀvuranın polis baskısı ve zorlamasıyla ifade verdiği yönündeki iddialarının herhangi bir
dayanağı bulunmadığını ve bunun mahkûmiyet almamak için kullanılan bir savunma yöntemi
olduğunu kaydetmiꢀtir. Mahkeme ayrıca, baꢀvuranın maktule sadece dört-beꢀ bıçak darbesi
4