COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
KARADAVUT – TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 17604/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
29 Ocak 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir.  
ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 17604/04 no’lu davanın nedeni Hakkı  
Karadavut adlı T.C. vatandaının (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne  
(“AĐHM”) 3 Mayıs 2004 tarihinde Đnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına  
Đlikin Sözleme’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran Aydın Barosu avukatlarından A. Inal tarafından temsil edilmektedir.  
AĐHM, 5 Ocak 2007 tarihinde bavuruyu Hükümet’e bildirmeye ve AĐHS’nin 29/3.  
maddesini uygulayarak, bavurunun kabuledilebilirliğiyle esaslarını beraber incelemeye karar  
vermitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
1963 doğumlu bavuran Söke’de ikamet etmektedir.  
Bavuran, olayların meydana geldiği tarihte, özel bir irkette elektrikçi olarak  
çalımaktaydı.  
2 Ağustos 1991 tarihinde bavuranın çalığı yapı iskelesi çökmü, bavuran bunun  
sonucunda tamamen sakat kalmıtır.  
Bavuran, doğan zarar için, 16 Eylül 1991 tarihinde Söke Đꢀ Mahkemesi’nde dava  
açmıtır.  
Söke Đꢀ Mahkemesi 3 ubat 1994 tarihinde bavuranın talebini kısmen onamı, olayın  
meydana geldiği tarihten balamak üzere yasal faiz oranı eklenmek suretiyle, 10.000.000 Türk  
lirası (TL) maddi tazminat, 30.000.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermitir.  
Davalı itiraz etmitir.  
Yargıtay 11 Ekim 1994 tarihinde kararı bozmu, davayı Söke Đꢀ Mahkemesi’ne havale  
etmitir. Đꢀ Mahkemesi’nin tazminat ve faiz oranını hatalı hesapladığına karar vermitir.  
Söke Đꢀ Mahkemesi 12 Eylül 1995 tarihinde, ikinci kez, daha önce ödenmesine karar  
verdiği meblağların ödenmesine karar vermitir.  
23 Ocak 1996 tarihinde Yargıtay, Söke Đꢀ Mahkemesi’nin Yargıtay’ın önceki kararına  
uyulmasına karar vermesine rağmen, ilk dava sürecinde ulağı meblağa tekrar karar verdiği  
gerekçesiyle 12 Eylül tarihli kararı bozmutur.  
1
Bavuran 29 Kasım 1996 tarihinde aynı mahkemeden ek tazminat talebiyle bir dava daha  
açmıtır. Bu iki dava daha sonra birletirilmitir.  
Söke Đꢀ Mahkemesi, 12 Haziran 1997 tarihinde üçüncü kararını çıkartmıtır. Bavuranın  
29 Kasım 1996 tarihinde yaptığı ek tazminat talebini onamı, sırasıyla kararın verildiği tarih  
ile olayın meydana geldiği tarihten balamak üzere yasal faiz oranı eklenmek suretiyle,  
1.574.919.236 TL maddi tazminat, 30.000.000 TL manevi tazminat ve ödenmesine karar  
vermitir.  
Davalı itiraz etmitir.  
Yargıtay 21 Ekim 1997 tarihinde Đꢀ Mahkemesi’nin kararını daha önceki nedenlerle  
üçüncü kez bozmutur.  
Söke Đꢀ Mahkemesi 3 Kasım 1998 tarihinde dördüncü kararını vermi, bavuranın maddi  
tazminat talebini tamamen reddetmitir. Mahkeme, gerekçesinde, Yargıtay’ın değerlendirme  
yönteminin olaya uygulanamaz olduğuna karar vermitir. Ayrıca bavuranın manevi tazminat  
talebine ilikin önceki kararının, davalı itiraz etmediği için 3 ubat 1994 tarihinde  
nihailetiğine iaret etmitir.  
Bavuran itiraz etmitir.  
4 Mayıs 1999 tarihinde, Yargıtay, bavuranın uğradığı zararı 11 Kasım 1994 tarihli  
kararında ifade edilen ilkelerle uyumlu olarak hesaplamadığı için ilk derece mahkemesinin  
kararını bozmutur.  
Söke Đꢀ Mahkemesi 17 Mayıs 2001 tarihinde bavurana, karar tarihinden balamak üzere  
yasal faiz oranı eklenmek suretiyle 1.579.135.521 TL maddi tazminat ödenmesine karar  
vermitir.  
Taraflar itiraz etmitir.  
Yargıtay 8 Kasım 2001 tarihinde Söke Đꢀ Mahkemesi’nin uyguladığı hesaplama yöntemini  
tenkit ederek bu mahkemenin kararını beinci kez bozmutur.  
Đꢀ Mahkemesi 16 ubat 2006 tarihinde bavurana, karar tarihinden balamak üzere yasal  
faiz oranı eklenmek suretiyle 1.579 Yeni Türk Lirası (YTL) maddi tazminat ödenmesine karar  
vermitir.  
Bavuran itiraz etmitir.  
Yargıtay, 12 Haziran 2006 tarihinde, hiçbir gerekçe göstermeksizin, Söke Đꢀ  
Mahkemesi’nin kararını onamıtır.  
2
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran,yargılama sürecinin uzunluğunun AĐHS’nin 6/1. maddesinin “makul süre”  
kouluyla uyumlu olmadığından ikayetçi olmutur.  
“Herkes ... medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar ... konusunda karar verecek olan ... [bir]  
mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.”  
Hükümet bu iddiaya itiraz etmitir.  
Göz önünde bulundurulacak süre 16 Eylül 1991 tarihinde balamı, 12 Haziran 2006  
tarihinde sona ermitir. Dolayısıyla süreç, iki yargı aamasında on dört yıl dokuz ay sürmü,  
toplam olarak on iki karar çıkmıtır.  
A. Kabuledilebilirliğe ilikin  
AĐHM, bu ikayetin AĐHS’nin 35/ 3. maddesi kapsamında dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeder. Ayrıca bavurunun baka bir gerekçe altında da kabuledilemez olarak  
değerlendirilemeyeceğine iaret eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir olarak ilan edilmek  
durumundadır.  
B. Esas  
AĐHM, yargı sürecinin süresinin makullüğünün, davanın koulları içerisinde ve davanın  
karmaıklığı, bavuran ve ilgili makamların tutumu ve ihtilaftaki bavuranın kaybedecekleri  
gibi ölçütler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini yineler (diğerlerinin yanı sıra bkz.,  
Frydlender – Fransa [BD], 30979/96).  
Mevcut davada AĐHM, meselenin bir ikazasında doğan zararın değerlendirilmesi  
olduğunu kaydeder (Ruotolo - Đtalya). Bu konu, bir öncelik meselesi olmakla beraber,  
karmaık değildir.  
AĐHM, durumalar arasında önemli ertelemeler bulunmadığını ve yerel mahkemelerin on  
beyıla yakın bir sürede toplam on iki karar çıkarttığını kabul eder. Öte yandan AĐHM, ilk  
derece mahkemesi ile Yargıtay arasında zarar değerlendirme yöntemi bakımından uyumazlık  
bulunduğunu gözlemler. Bu uyumazlık her iki mahkemenin aynı görüleri defalarca teyit  
eden mükerrer kararlar çıkartmasına neden olmutur. AĐHM ayrıca, Söke Đꢀ Mahkemesi’nin  
balangıçta Yargıtay’ın kararlarına uymayı kabul ettiğini ancak 12 Haziran 1997, 17 Mayıs  
2001 ve 16 ubat 2006 tarihlerinde verdiği üç kararda bu kararları görmezden gelerek, bata  
tayin edilen meblağların aynı biçimde ödenmesine karar verdiğini kaydeder.  
AĐHM mevcut davadakine benzer meseleleri ele alan davalarda sıklıkla AĐHS’nin 6/1.  
maddesinin ihlal edildiğine karar vermitir (bkz. Frydlender).  
AĐHM, kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeleri incelemi, Hükümet’in, mevcut davada  
farklı bir karara ulamasını sağlayabilmihiçbir delil veya savunma sunmadığı sonucuna  
3
varmıtır. Konuya ilikin içtihadını göz önünde bulundurarak, AĐHM, bu davada yargı  
sürecinin haddinden uzun olduğu ve “makul süre” kouluna uymadığı kanaatine varmıtır.  
Buna göre 6/1. madde ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesi’ne göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran manevi tazminat olarak 250.000 Euro (EUR) talep etmitir.  
Hükümet bu talebe itiraz etmitir.  
AĐHM bavuranın manevi zarar görmüolduğu kanısındadır. Hakkaniyete uygun surette,  
bu balık altında bavurana 6.000 EUR ödenmesine karar verir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran ayrıca, yerel mahkemeler ve AĐHM önünde meydana gelen yargılama giderleri  
için 690.088.23 EUR talep etmitir. Bavuran avukatlık ücreti olarak tazminat talep etmemi,  
konuyu AĐHM’nin takdirine bırakmıtır.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmitir.  
AĐHM’nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı  
ve makul bir meblağ olduğu takdirde bavurana geri ödenir. Bu davada, AĐHM, elindeki bilgi  
ve belgeler ile yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulundurarak, yerel mahkemeler önünde  
meydana gelen mahkeme masrafları için bulunulan tazminat talebini reddeder.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına  
üç puanlık bir artıın eklenmesinin uygun olduğuna karar vermitir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) AĐHS’nin 44. maddesi’nin 2. fıkrası gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na  
çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından bavurana aağıdaki meblağların  
ödenmesine;  
4
(i) manevi tazminat olarak 6.000 EUR (altı bin Euro),  
(ii) yukarıdaki meblağlara uygulanabilecek her türlü vergi;  
(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı  
oranının üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Bavuranın adil tatmine ilikin diğer taleplerinin reddedilmesine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. maddesi’nin 2. ve  
3. fıkraları uyarınca 29 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Sally Dollé  
Zabıt Katibi  
Françoise Tulkens  
Bakan  
5