COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
KARAGÖZ - TÜRKĐYE  
(Bavuru no: 5701/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
20 Ekim 2005  
Bu karar, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Üzerinde ekle ilikin  
değiiklik yapılabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Karagöz – Türkiye Davası’nda,  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Üçüncü Daire),  
Bakan B.M.ZUPANCIC,  
Yargıçlar J. HEFIGAN,  
L. CAFLISCH,  
R. TÜRMEN,  
C. BĐRSAN,  
M. TSATSA-NIKOLOVSKA,  
V.ZAGREBELSKY  
ve Bölüm Sekreteri V.BERGER’in katılımı ile 29 Eylül 2005 tarihinde kapalı oturumda  
toplanve anılan tarihte izleyen kararı vermitir:  
USUL  
1.Dava, Gönül Karagöz (“bavuran”) isimli Türk vatandaının, 25 Aralık 2001 tarihinde,  
Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözlemesi’nin 34. maddesine dayanarak  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı bavurudan (no. 5701/02)  
kaynaklanmaktadır.  
2. Bavuran, Đstanbul Barosu’na bağlı E. Kanar ve Y. Baara isimli avukat tarafından temsil  
edilmitir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) AĐHM’deki yargılamalar için bir Ajan tayin  
etmemitir.  
3.Bavuran, polis gözaltında bulunduğu ve tutuklu yargılandığı sürelerin, AĐHS’nin makul  
süre artını ağını iddia etmitir. Ayrıca, kendisine yönelik cezai ilemlerin uzun sürdüğünü  
ifade etmitir.  
4.27 Mayıs 2004 tarihinde, AĐHM, bavurunun kısmen kabuledilebilir olduğunu ilan etmive  
tutuklu yargılanma süresi ile cezai ilemlere ilikin ikayeti, Hükümet’e bildirmeye karar  
vermitir.  
5. 1 Kasım 2004 tarihinde, AĐHM, Dairelerinin kompozisyonunu değitirmitir (25 § 1.  
madde). Bu dava, yeni oluturulmuolan Üçüncü Daire’ye tevzi edilmitir (52 § 1. madde).  
6.24 Mart 2005 tarihinde, AĐHS’nin 29 § 3. maddesinin hükümleri çerçevesinde, AĐHM,  
bavurunun esaslarını, kabuledilebilirliği ile aynı anda incelemeye karar vermitir.  
7.Bavuran ve Hükümet, kabuledilebilirlik ve esaslara ilikin ayrı ayrı görübildirmitir (59 §  
1. madde).  
OLAYLAR  
8.Bavuran 1974 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
9.22 ubat 1997 tarihinde, bavuran, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele  
ubesi’ne bağlı polisler tarafından yakalanmıve yasa dıı silahlı bir örgüt olan MLKP  
(Marksist Leninist Komünist Partisi)’ne üye olduğu üphesiyle gözaltına alınmıtır.  
2
10.6 Mart 1997 tarihinde, bavuran Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (“Devlet Güvenlik  
Mahkemesi”) hakimi huzuruna çıkarılmıtır. Ardından, hakim bavuranın tutuklu  
yargılanmasına karar vermitir.  
11.10 Mart 1997 tarihinde, bavuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde tutuklu  
yargılanmasına itiraz etmitir. Bavuran, dilekçesinde, adresinin bilindiğini ve kaçma ya da  
kanıtlara zarar verme ihtimalinin bulunmadığını ifade etmitir. Devlet Güvenlik Mahkemesi,  
verilmiolan tutuklu yargılanma kararını onaylayarak bavuranın itirazlarını reddetmitir.  
12.18 Mart 1997 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı, 23 kii ile birlikte  
bavuranı, MLKP mensubu olmak ve patlayıcı madde bulundurmakla suçlayan iddianamesini  
aynı mahkemeye sunmutur. Cumhuriyet Savcısı, bavuranın, Türk Ceza Kanunu’nun 168 §  
1. ve 264 § 5. maddeleri ile 3713 no’lu Kanun’nun 5. maddesi uyarınca cezalandırılmasını  
talep etmitir (Terörle Mücadele Kanunu).  
13.1 Nisan 1997 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi, bavuranın yargılanmasına balamıꢀ  
ve itham edildiği suçları dikkate alarak tutuklu yargılanmasının devam etmesine karar  
vermitir.  
14.8 Ekim 1997 tarihinde, mahkeme, bavuranın ifadesini almıve bavuran kendisine  
yöneltilen suçları reddetmitir. Bavuran, ayrıca baskı ile alındığını iddia ederek, poliste  
verdiği ifadesinin doğruluğuna itiraz etmitir. Aynı durumada, mahkeme “suçun niteliği,  
dava dosyasının içeriği ve delil yetersizliği” gerekçesiyle bavuranın tutukluluk halinin devam  
etmesine karar vermitir.  
15.3 Aralık 1997 tarihli durumada, mahkeme bavuranla birlikte suçlananlar arasından bir  
kii tarafından çağrılan üç tanığın ifadesini almıtır. Bavurana el yazısı ile yazılmıbelgeler  
gösterilmitir. Bavuran, bunların kendisine ait olduğunu ve kitaplardan alınmınotlarla ilgili  
olduğunu kabul etmitir. Aynı durumada, mahkeme, bir hırsızlık olayında kullanılmıolan  
bir aracın sahibinin, müdahil müteki olarak alınmasını kabul etmitir.Mahkeme ayrıca,  
bavuran ve diğer suçlananlara yönelik ön soruturmayı yürüten polislere yönelik cezai  
ilemlerin sonucu için Đstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nden bilgi istemeye karar vermitir.  
Duruma sonrasında, mahkeme, “suçun niteliği, kanıtların durumu ve tutukluluk süresi”ni  
gerekçe göstererek bavuranın tutuksuz yargılanma talebini reddetmitir.  
16.11 ubat 1998 tarihinde, mahkeme, bavuranla birlikte yargılanan iki kiinin davalarını,  
dosyadan ayırmaya karar vermive bunları Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin diğer  
dairelerinde sürmekte olan davalarla birletirmeye karar vermitir. Duruma sonunda,  
mahkeme, “suçun niteliği, kanıtların durumu ve tutukluluk süresi”ni gerekçe gösterek  
bavuranın tutukluluk halinin devam etmesine karar vermitir.  
17.29 Mayıs 1998 tarihinde, mahkeme, 19 Mayıs 1996 gösterilerinde polis tarafından çekilen  
fotoğrafları bavurana göstermitir. Bavuran, gösteriye katıldığını ve fotoğrafta yer aldığını  
kabul etmitir. Aynı durumada, mahkeme yukarıda anılan gerekçelerden dolayı bavuranın  
tutuksuz yargılanma talebini reddetmitir.  
18.31 Temmuz 1998 tarihinde, iddia makamı, davanın esaslarına ilikin görülerini bildirmiꢀ  
ve bavuranın MLKP üyesi olmaktan ötürü cezalandırılmasını talep etmitir. Mahkeme,  
savunmaya görübildirmek için on begün süre tanımıtır. Duruma sonunda, “suçun niteliği,  
3
kanıtların durumu ve karar aamasında olunduğu” gerekçesiyle bavuranın tutuklu  
yargılanmasının devamına karar vermitir.  
19.Bavuran, 30 Eylül ve 27 Kasım 1998 tarihli durumalara kendi isteğiyle katılmamıtır.  
Mahkeme, sonraki durumalarda yazılı veya bizatihi savunmasını bildirmesi için bavurana  
yazı göndermitir. Ayrıca, “suçun niteliği, kanıtların durumu ve tutukluluk süresi”ni gerekçe  
göstererek bavuranın tutukluluk halinin devam etmesine karar vermitir.  
20.17 ubat ve 9 Temmuz 1999 tarihli durumalarda, mahkeme, Đstanbul 7. Ağır Ceza  
Mahkemesi’nden talep edilen bilginin gönderilmediğini not etmitir. Dolayısıyla, daha  
evvelki talebi yinelemitir. Ayrıca, aynı gerekçelerden dolayı, yani “suçun niteliği, kanıtların  
durumu ve tutukluluk süresi”ni gerekçe göstererek, bavuranın tutukluluk halinin devam  
etmesine karar vermitir.  
21.22 Eylül ve 1 Aralık 1999 tarihli durumalarda, mahkeme, Đstanbul 7. Ağır Ceza  
Mahkemesi tarafından gönderilen ve polislere yönelik cezai soruturmanın halen devam  
ettiğini bildiren yazıları not etmitir. Mahkeme, ilemlerin sonucuna ilikin yeni bilgi ile,  
verildiğinde, kararın bir kopyasının kendilerine iletilmesini talep ettiği yazıları Đstanbul 7.  
Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermitir.  
22.11 ubat 2000 tarihinde, bavuranın avukatı, AĐHM’nin içtihadına atıfta bulunmuve  
bavuranın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar vermitir. Bu talebe itiraz  
edilmitir.  
23.21 Nisan 2000 tarihinde, mahkeme aynı yazıyı Đstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ne  
göndermeye karar vermitir.  
24.21 Haziran 2000 tarihinde bavuranın avukatı, mahkemeye müvekkilinin kırk aydır tutuklu  
bulundurulduğunu ve bunun AĐHM’nin içtihadına aykırı olduğunu hatırlatmıtır. Mahkeme,  
“suçun niteliği, kanıtların durumu ve tutukluluk süresi”ni gerekçe göstererek bavuranın  
tutukluluk halinin devam etmesine karar vermitir.  
25.18 Nisan 2001 tarihli durumada, mahkeme, heyet üyelerinden birinin muhalefet erhi ile,  
bavuranın tutukluluk halinin devam etmesine karar vermitir. Muhalefet erhi öyledir:  
“Davalılara ilikin kanıtlar dosyada toplandığından, dolayısıyla bunlara zarar verme ihtimali  
bulunmadığından ve davalıların tutuklu kaldıkları süre yeterince uzun olduğundan, saygıdeğer  
çoğunluğun tutukluluk halinin uzatılmasına ilikin görüüne itiraz ediyorum.”  
26.29 Haziran 2001 tarihinde, mahkeme, sağlık sorunları sebebiyle bavuranın serbest  
bırakılmasına karar vermitir.  
27.16 Ekim 2002 tarihinde, bavuran, yasadıı silahlı bir örgüte mensup olmaktan hüküm  
giymive on iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırılmıtır.  
28.Bavuran temyize gitmitir.  
29.15 Ocak 2004 tarihinde, Yargıtay, Đstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bavuran ve diğer  
sanıklara yönelik ön soruturmayı yürüten polislere ilikin cezai ilemlerin sonucunu  
beklemeden ve dikkate almadan karar verdiği gerekçesiyle Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin  
4
bavuranı mahkum ettiği kararını bozmutur. Dava dosyası, yeniden incelenmek üzere  
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne gönderilmitir.  
30.17 Mart 2004 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi bavuranın yargılanmasına  
balamıtır. Đstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptığı talebini yinelemitir.  
31.Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kaldırılmasından sonra, dava, Đstanbul 11. Ağır  
Ceza Mahkemesi’ne nakledilmitir ve halen sürmektedir.  
HUKUK  
I.AĐHS’NĐN 5 § 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
32.Bavuran, tutuklu yargılanmasının süresinin, AĐHS’nin 5 § 3. maddesinde ifade bulan  
“makul süre” artını ihlal ettiğini öne sürerek ikayetçi olmutur; sözkonusu madde öyledir:  
“Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koullar uyarınca yakalanan veya tutulu durumda  
bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıdiğer bir  
görevli önüne çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuturma  
sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin durumada hazır bulunmasını  
sağlayacak bir teminata bağlanabilir.”  
33.Hükümet, bu iddiaya itiraz etmitir.  
A.Kabuledilebilirlik  
34.AĐHM, sözkonusu ikayetin, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi çerçevesinde temelsiz olmadığını  
not eder. Ayrıca, herhangi bir gerekçeden dolayı kabuledilmez olmadığını not eder.  
Dolayısıyla kabuledilebilir ilan edilmesi gereklidir.  
B.Esaslar  
35.Hükümet, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin, bavuranın tutuklu yargılanmasını sebepsiz  
olarak uzatmadığını belirtmitir. Bavuranın itham edildiği suç, ciddi bir suç idi, tutuklu  
yargılanması da baka suçlar ilemesini ve bunları iledikten sonra kaçmasını engellemek için  
gerekli idi. Devlet Güvenlik Mahkemesi, bavuranın kaçmasına ve kanıtları ve izleri yok  
etmesine ilikin çok ciddi risk bulunduğunu dikkate almıtır. Ayrıca, bavuranın tutuklu  
yargılanmasına ilikin kamu ilgisi mevcuttu, zira kendisine yüklenen suçun ciddi bir niteliği  
bulunmaktaydı.  
36.Bavuran, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin, kendisinin kanıtlara zarar verme veya  
kaçma ihtimali üzerinde durmaksızın, tutuksuz yargılanmaya ilikin yaptığı çok sayıda talebi  
reddettiğinde, “suçun niteliği, kanıtların durumu ve tutukluluk süresi”ni gerekçe gösterdiğini  
ileri sürmütür.  
37.AĐHM, öncelikle, belirli bir davada, suçlanan ahsın tutuklu yargılanma süresinin makul  
süreyi geçmemesinin sağlanmasının, ulusal yargı makamlarının görevi olduğunu tekrarlar. Bu  
amaçla, masumiyet karinesi ilkesini gerektiği gibi dikkate alarak, bireysel özgürlüğe saygı  
kuralından sapmayı haklı gösteren, kamu yararı açısından gerekli olan bir durumun varlığının  
lehinde veya aleyhindeki tüm olguları incelemeli ve bunları serbest bırakılma bavurularına  
5
ilikin kararlarında ortaya koymalıdırlar. AĐHM, bu kararlardaki gerekçeleri ve bavuranın  
bavurularında değindiği belirli olguları temel alarak, AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edilip  
edilmediğini belirlemelidir (bkz. Assenov ve Diğerleri - Bulgaristan, 28 Ekim 1998 kararı,  
Reports of Judgments and Decisions 1998-VIII, § 154).  
38.Yakalanmıkiinin bir suç ilemiolduğuna dair makul üphenin bulunması, devam eden  
tutukluluk halinin geçerliliği için bir sine qua non durumudur, ancak bir süre sonra bu yeterli  
olmaz. AĐHM’nin, bu durumda, yargı makamlarının özgürlüğün elden alınmasını haklı  
çıkarmak bağlamında atıfta bulunduğu diğer gerekçeleri belirlemesi gereklidir (bkz  
diğerlerinin yanı sıra, Ilijkov - Bulgaristan, no. 33977/96, § 26 Temmuz 2001, ve Labita -  
Đtalya [BD], no. 26772/95, §§ 152-153, AĐHM 2000-IV).  
39.AĐHM, bu davada, dikkate alınacak sürenin, 22 ubat 1997’de balayıp, bavuranın serbest  
bırakılğı 29 Haziran 2001’de sona erdiğini not etmitir. Dolayısıyla, bu süre, 4 yıl 4 aydan  
fazla sürmütür. Bu süre zarfında, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi “suçun niteliği,  
kanıtların durumu ve tutukluluk süresi” gibi benzer, kalıp ifadelerle bavuranın tutukluluk  
süresini uzatmıtır. Bir defasında, dava hakkında karar verileceğini belirtmitir (18. paragraf).  
40.AĐHM, bavurana yönelik suçun ciddiyetini ve ilgili cezanın ağırlığını not eder. Ancak,  
kaçma tehlikesinin yalnızca karı karıya olunan cezanın ağırlığı temelinde değil, bu tür bir  
tehlikenin varlığını teyit eden veya onun tutuklu yargılanmayı haklı göstermeyecek kadar  
küçük olduğunu gösteren baka unsurlar temelinde de incelenmesi gerektiğini hatırlatır (bkz  
Muller - Fransa, 17 Mart 1997 kararı, Reports 1997 II; Letellier - Fransa, 26 Haziran 1991,  
Seri A no. 201, § 43). Bu açıdan, AĐHM, yerel mahkemenin bavuranın tutuklu  
yargılanmasını uzatma kararlarında bu nitelikte yeterli gerekçenin bulunmadığını not eder.  
41.Davanın karar aamasında olduğu gerekçesine gelince, AĐHM, yerel mahkemenin bu  
gerekçeyi açıkladığından beri altı yıldan fazla bir sürenin geçtiğini ve bavurana yönelik cezai  
ilemlerin birinci derece yargılamada halen devam ettiğini not eder (31. paragraf).  
42.Son olarak, genelde, “kanıtların durumu” ifadesinin, ciddi suç emarelerinin mevcudiyeti  
bağlamında, alakalı bir unsur olabilmesine rağmen, bu davada, kendi baına, bavuranın  
ikayetçi olduğu tutukluluk süresini haklı çıkaramaz (bkz yukarıda anılan Letellier; Tomasi -  
Fransa, 27 Ağustos 1992 kararı, Seri A no. 241-A; Mansur - Türkiye, 8 Haziran 1995, Seri A  
no. 319-B, § 55, ve Demirel - Türkiye, no. 39324/98, § 59, 28 Ocak 2003).  
43.Yukarıdaki mülahazalar, AĐHM’nin, mahkemenin kalıplagerekçesi karısında,  
bavuranın 4 yıl 4 aydan fazla süren yargılama öncesi tutukluluk süresinin, haklı olduğunun  
ispatlanmadığı sonucuna varması için yeterlidir.  
Dolayısıyla, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmitir.  
II.AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
44.Bavuran ayrıca, kendisine yönelik cezai ilemlerin, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin  
gerektirdiği gibi makul bir süre için sonuçlandırılmadığını belirterek ikayetçi olmutır.  
Sözkonusu maddenin ilgili bölümleri öyledir:  
“Herkes, …, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan  
… bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, …, görülmesini istemek hakkına  
sahiptir…”  
6
45.Hükümet, bu iddiaya itiraz etmitir.  
A.Kabuledilebilirlik  
46.AĐHM, bu ikayetin, belirlenmesi, esasların incelenmesini gerektiren, AĐHS çerçevesinde  
ciddi olgusal ve hukuki konular ortaya koyduğu kanısındadır. Dolayısıyla, bavurunun bu  
bölümünün AĐHS’nin 35 § 3. maddesi kapsamında temelsiz olmadığı sonucuna varmıtır.  
Kabuledilmez olduğunun ilanı için baka hiçbir gerekçe tespit edilmemitir.  
B.Esaslar  
47.Hükümet, davanın süresinin, yargı mercilerinin ihmali sebebiyle gereksiz yere  
uzatılmağını belirtmitir. Bavuranla birlikte yargılanan diğer sanıkların sayısı ve kanıt  
toplamanın güçlüğü dikkate alındığında, dava karmaık bir dava idi ve tebligat süreci  
bavuranın yargılanmasının uzamasına sebebiyet vermiti.  
48.Bavuran, iddiasını muhafaza etmitir.  
49.AĐHM, bavurana yönelik cezai ilemlerin 22 ubat 1997’de bavuranın yakalanmasıyla  
baladığını ve halen birinci derece mahkemesinde devam ettiğini gözlemler. Dolayısıyla,  
halihazırda 8 yıldan fazla sürmütür.  
50.AĐHM, bu bavurudakine benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla AĐHS’nin 6 § 1.  
maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini tekrarlar (bkz. Örneğin, Pelissier ve Sassi - Fransa  
[BD], no. 25444/94, § 67, AĐHM 1999-II, ve Dereci - Türkiye, no. 77845/01, 24 Mayıs 2005).  
51.Kendisine iletilen tüm belgeleri inceleyerek, AĐHM, Hükümet’in bu davada farklı bir  
sonuca varmayı sağlayacak herhangi bir olgu veya argüman ortaya koymadığı sonucuna  
varmıtır. Konuya ilikin içtihadını dikkate alarak, AĐHM, bu davada ilemlerin uzunluğunun  
aırı olduğunu ve “makul üsre” artını karılamadığı kanısına varmıtır.  
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmitir.  
III.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
52.AĐHS’nin 41. maddesi öyledir:  
Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği  
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A.Tazminat  
53.Bavuran, 100.000 YTL maddi, 50.000 YTL manevi tazminat talep etmitir.  
54.Hükümet, bu taleplere itiraz etmitir.  
55.AĐHM, tespit edilen ihlalle talep edilen maddi tazminat arasında herhangi bir sebep sonuç  
bağ bulmamaktadır; dolayısıyla maddi tazminat talebini reddeder. Öte yandan, bavurana  
7.000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermitir.  
7
B.Mahkeme masrafları  
56.Bavuran, ayrıca, iletiim ve çeviri masrafları için 500 YTL, yerel ilemler ve AĐHM’deki  
ilemler sırasında yapılan adli masraflar için 25.500 YTL talep etmitir. Bu ikinci meblağın,  
avukatının ziyaret ve seyahat masrafları ile bavuruyu ve kabuledilebilirlikle esaslara ilikin  
görüleri hazırlamak bağlamında AĐHM’deki ilemlere ilikin olarak otuz besaatlik  
çalımayı kapsadığını belirtmitir. Hukuki mümessilinin, AĐHM’ye yapılan bavurular için  
Đstanbul Barosu’nun tavsiye ettiği çizelgeyi uyguladığını iddia etmitir.  
57.Hükümet, bavuranın bu balık altındaki talebine itiraz etmitir.  
58.AĐHM’nin içtihadına göre, bir bavuran, masraf ve harcamalarının ancak gerçekten ve  
gerektiği için yapıldığı ve miktar açısından makul olduğunun kanıtlanması halinde bunların  
ödenmesine hak kazanacaktır (Sawicka - Polonya, no. 37645/97, § 54, 1 Ekim 2002). Bu  
davada, elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri dikkate alarak, AĐHM, masraf ve harcamalar  
için 2.500 Euro ödenmesine karar vermitir.  
C.Gecikme faizi  
59. AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı  
faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermitir.  
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1.Bavurunun kalan kısmın kabulüne;  
2.AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;  
3.AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
4.(a)Sorumlu Devlet’in, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinletiği tarihten  
itibaren üç ay içinde, bavurana, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk  
Lirası’na çevrilmek üzere aağıdaki meblağları ödemesine;  
(i)7.000 (yedi bin Euro) manevi tazminat;  
(ii)mahkeme masrafları için 2.500 (iki bin beyüz Euro);  
(iii)yukarıdaki miktarlara uygulanabilecek her türlü vergi;  
(b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa  
Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
5.Bavuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
8
Đngilizce hazırlanmı, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 20  
Ekim 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Vincent BERGER  
Sekreter  
Bostjan ZUPANCIC  
Bakan  
9