iliꢀkin kararlarında ortaya koymalıdırlar. AĐHM, bu kararlardaki gerekçeleri ve baꢀvuranın
baꢀvurularında değindiği belirli olguları temel alarak, AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edilip
edilmediğini belirlemelidir (bkz. Assenov ve Diğerleri - Bulgaristan, 28 Ekim 1998 kararı,
Reports of Judgments and Decisions 1998-VIII, § 154).
38.Yakalanmıꢀ kiꢀinin bir suç iꢀlemiꢀ olduğuna dair makul ꢀüphenin bulunması, devam eden
tutukluluk halinin geçerliliği için bir sine qua non durumudur, ancak bir süre sonra bu yeterli
olmaz. AĐHM’nin, bu durumda, yargı makamlarının özgürlüğün elden alınmasını haklı
çıkarmak bağlamında atıfta bulunduğu diğer gerekçeleri belirlemesi gereklidir (bkz
diğerlerinin yanı sıra, Ilijkov - Bulgaristan, no. 33977/96, § 26 Temmuz 2001, ve Labita -
Đtalya [BD], no. 26772/95, §§ 152-153, AĐHM 2000-IV).
39.AĐHM, bu davada, dikkate alınacak sürenin, 22 ꢁubat 1997’de baꢀlayıp, baꢀvuranın serbest
bırakıldığı 29 Haziran 2001’de sona erdiğini not etmiꢀtir. Dolayısıyla, bu süre, 4 yıl 4 aydan
fazla sürmüꢀtür. Bu süre zarfında, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi “suçun niteliği,
kanıtların durumu ve tutukluluk süresi” gibi benzer, kalıp ifadelerle baꢀvuranın tutukluluk
süresini uzatmıꢀtır. Bir defasında, dava hakkında karar verileceğini belirtmiꢀtir (18. paragraf).
40.AĐHM, baꢀvurana yönelik suçun ciddiyetini ve ilgili cezanın ağırlığını not eder. Ancak,
kaçma tehlikesinin yalnızca karꢀı karꢀıya olunan cezanın ağırlığı temelinde değil, bu tür bir
tehlikenin varlığını teyit eden veya onun tutuklu yargılanmayı haklı göstermeyecek kadar
küçük olduğunu gösteren baꢀka unsurlar temelinde de incelenmesi gerektiğini hatırlatır (bkz
Muller - Fransa, 17 Mart 1997 kararı, Reports 1997 II; Letellier - Fransa, 26 Haziran 1991,
Seri A no. 201, § 43). Bu açıdan, AĐHM, yerel mahkemenin baꢀvuranın tutuklu
yargılanmasını uzatma kararlarında bu nitelikte yeterli gerekçenin bulunmadığını not eder.
41.Davanın karar aꢀamasında olduğu gerekçesine gelince, AĐHM, yerel mahkemenin bu
gerekçeyi açıkladığından beri altı yıldan fazla bir sürenin geçtiğini ve baꢀvurana yönelik cezai
iꢀlemlerin birinci derece yargılamada halen devam ettiğini not eder (31. paragraf).
42.Son olarak, genelde, “kanıtların durumu” ifadesinin, ciddi suç emarelerinin mevcudiyeti
bağlamında, alakalı bir unsur olabilmesine rağmen, bu davada, kendi baꢀına, baꢀvuranın
ꢀikayetçi olduğu tutukluluk süresini haklı çıkaramaz (bkz yukarıda anılan Letellier; Tomasi -
Fransa, 27 Ağustos 1992 kararı, Seri A no. 241-A; Mansur - Türkiye, 8 Haziran 1995, Seri A
no. 319-B, § 55, ve Demirel - Türkiye, no. 39324/98, § 59, 28 Ocak 2003).
43.Yukarıdaki mülahazalar, AĐHM’nin, mahkemenin kalıplaꢀmıꢀ gerekçesi karꢀısında,
baꢀvuranın 4 yıl 4 aydan fazla süren yargılama öncesi tutukluluk süresinin, haklı olduğunun
ispatlanmadığı sonucuna varması için yeterlidir.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II.AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
44.Baꢀvuran ayrıca, kendisine yönelik cezai iꢀlemlerin, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin
gerektirdiği gibi makul bir süre için sonuçlandırılmadığını belirterek ꢀikayetçi olmuꢀtır.
Sözkonusu maddenin ilgili bölümleri ꢀöyledir:
“Herkes, …, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan
… bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, …, görülmesini istemek hakkına
sahiptir…”
6