2 Aralık 1997 tarihinde, başvuranlar ile birlikte diğer sekiz tutuklu adli tıp doktoru
tarafından muayene edilmiş ve birinci başvuranın iki elinde, özellikle bilek çevresinde 3 cm
boyutunda eski yaralar, sol koltukaltında 2 cm boyutunda iyileşmekte olan bir lezyon ve sağ
ayak tırnağı çevresinde hematom ve sarı lekeler tespit edilmiştir. İkinci başvuranın sol koltuk
altından başlayarak koltukaltının dışına doğru uzanan bölgede 1x6 cm boyutunda hiperemi ve
sıyrık tespit edilmiştir.
10 Mart 1998 tarihinde Fatih Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulanan iki başvuran,
sorgu süresince gözlerinin bağlandığını, dövüldüklerini, testislerinin sıkıldığını, kollarından
asıldıklarını ve psikolojik baskıya maruz bırakıldıklarını ifade etmişlerdir. İkinci başvuran,
ayrıca, sıcak ve soğuk tazyikli suya maruz bırakıldığını iddia etmiştir.
17 Nisan 1998 tarihinde, İstanbul Cumhuriyet Savcısı tarafından, başvuranlar ile
birlikte diğer iki tutukluya kötü muamelede bulundukları gerekçesiyle, dört polis memuru
(S.A., M.C., E.M. ve N.C.) hakkında iddianame düzenlenmiştir.
25 Haziran 1998 tarihinde, ikinci başvuran davaya müdahil olmuştur.
26 Nisan 1999 tarihinde ikinci başvuran, 24 Haziran 1999 tarihinde ise birinci
başvuran mahkeme önünde şikayetlerini yinelemişlerdir. Birinci başvuran, ayrıca, kendisine
kötü muamelede bulunan E.M. ve S.A. isimli iki polis memurunu teşhis etmiş ve önceki
şikayetlerini yineleyerek üzerine tazyikli su tutulduğunu ifade etmiştir.
Yargılama sırasında, sanık polis memurları, başvuranların yakalanmaları sırasında
direndiklerini, vücutlarında görülen izlerin de bu nedenle oluştuğunu iddia etmişlerdir. Sonuç
olarak, 29 Haziran 2000 tarihinde yapılan duruşmada, başvuranlar, vücutlarındaki izlerin
sebebinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu’na danışılmasını talep etmişlerdir.
Adli Tıp Kurumu, 19 Aralık 2001 tarihinde ilgili raporu çıkarmıştır. Raporun birinci
başvuranla ilgili herhangi bir bulgu içermemesi nedeniyle, mahkeme, Adli Tıp Kurumu’ndan
birinci başvuranla ilgili rapor hazırlamasını istemiştir.
Adli Tıp Kurumu, 19 Şubat 2003 tarihli raporunda, birinci başvuranın ellerinde ve
bileklerinde görülen eski yaraların, adli tıp doktoru tarafından yapılan muayene tarihi
itibariyle (2 Aralık 1997) yaklaşık yedi günlük olduğu, ancak sol koltuk altında tespit edilen
lezyon ile sağ ayak parmağında görülen sarı izin beş veya yedi gün önce oluşmuş olabileceği
sonucuna varmıştır. Raporda, sağ ayak tırnağında görülen hematomun iki ya da üç haftalık
olduğu belirtilmiştir. Son olarak, koltukaltında görülen lezyonlarla ayak tırnağındaki sarı
lekenin sert bir cismin bu alana doğrudan temas ettirilmesi veya birinin vücudun bu
bölgelerine vurması veya bu bölgeleri sert ve çıkıntılı bir yüzeye doğru bastırması sonucu
oluşmuş olabileceği kaydedilmiştir. Raporda, ayrıca, bulguların bu üç sebebin hangisi sonucu
oluştuğunu belirlemenin tıbbi olarak mümkün olmadığı belirtilmiştir.
20 Haziran 2003 tarihinde, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, dava dosyasındaki
delillere dayanarak, Ceza Kanunu’nun 243. maddesi uyarınca üç başvuranın kötü muameleye
maruz bırakıldığını tespit etmiştir. Buna göre, polis memurları başvuranların itirafta
bulunmaları için kötü muamelede bulunmuşlardır. Birinci başvuran, duruşmalardan birinde
M.C. ve S.A.’yı teşhis etmiştir. Mahkeme, diğer hususlar meyanında, sağlık raporlarındaki
bulgulara atıfta bulunarak, M.C. ve S.A.’yı aleyhlerindeki suçlamalardan mahkum ederek bir
4