Daha sonra, Yargıtayın 25 Ekim 2004 tarihli kararı onadığı ve Devlet Güvenlik
Mahkemesi önünde davanın incelenmesine tekrar baꢀlandığı 28 Haziran 2005 tarihinden
itibaren AĐHS’nin 5 § 1 c) maddesi uyarınca üçüncü bir geçici tutuklama dönemi baꢀlamıꢀtır.
Bu dönem, yaklaꢀık on bir ay sonra hâlâ sona ermemiꢀtir. Baꢀvuran, toplam olarak sekiz yıl
dokuz ay geçici olarak tutuklu kalmıꢀtır.
AĐHM, böyle bir durumda, bir sanığın geçici olarak tutuklanma süresinin makul
sınırları geçmemesinin denetimini yapmanın ilk olarak ulusal hukuki makamların görevi
olduğunu hatırlatmaktadır. Bu amaçla ulusal hukuki makamların, masumiyet karinesini göz
önünde bulundurarak, kiꢀisel özgürlüğe saygı kuralının ihlal edilmesini haklı çıkaracak gerçek
bir kamu yararının varlığını ortaya koyan veya ortadan kaldıran türden koꢀulları incelemeleri
ve serbest kalma taleplerini geri çeviren kararlarında bunları göz önünde bulundurmaları
gerekmektedir. AĐHM, esas olarak, adı geçen kararlarda bulunan veriler ve ilgilinin
baꢀvurularında belirttiği ihtilaf konusu olmayan olayların ıꢀığında, AĐHS’in 5 § 3 maddesinin
ihlal edilip edilmediğini tespit etmelidir (bkz. Assenov ve diğerleri-Bulgaristan, 28 Ekim 1998
tarihli karar).
Bu bağlamda, yakalanan kiꢀinin bir suç iꢀlediğinin iddia edilmesi için uygun
nedenlerin kalıcı olması tutukluluk halinin devam etmesinin vazgeçilmez ꢀartıdır ama bir
zaman sonra yeterli olmamaktadır. AĐHM, bu durumda adli makamlarca ele alınan diğer
sebeplerin özgürlükten mahrum bırakmayı meꢀrulaꢀtırmaya devam edip etmediklerini tespit
etmek zorundadır. Bu sebepler uygun ve yeterli olarak görülünce, AĐHM, ayrıca yetkili ulusal
makamların davanın devamı için özel bir özen gösterip göstermediklerini araꢀtırır (bkz.,
diğerleri arasında, Ali Hıdır Polat-Türkiye, 61446/00 no’lu, 5 Nisan 2005 tarihli karar).
Dava dosyasından, Devlet Güvenlik Mahkemesinin baꢀvuranın tekrarlanan serbest
bırakılma taleplerini bertaraf ettiği ve Devlet Güvenlik Mahkemesinin, “suçun türü veya
nitelenmesi”, “delillerin durumu”, veya “dosyanın içeriği” gibi neredeyse benzer hatta tek tip
formüllere dayanarak baꢀvuranın tutukluluk halinin devamına karar verdiği ortaya
çıkmaktadır. Devlet Güvenlik Mahkemesi, dört kez, sebep belirtmeden baꢀvuranın tutukluluk
halinin devam etmesi kararı almıꢀtır.
Halbuki, AĐHM’e göre, “delillerin durumu” suçluluğa iliꢀkin ciddi delillerin varlığının
ve kalıcılığının iꢀaret edilmesi gibi anlaꢀılabilirse de ve genelde bu koꢀullar uygun etkenler
oluꢀturabiliyorsa da, davada bunlar tek baꢀlarına baꢀvuranın bu kadar uzun süre tutuklu
kalmasını haklı gösteremezler (Ali Hıdır Polat).
Öte yandan, AĐHM, Devlet Güvenlik Mahkemesinin davanın esasını incelemeden
otuzdan fazla duruꢀma düzenlediğini tespit etmiꢀtir.
En sonunda AĐHM, görünüꢀe göre, Hükümetin kaçma riskine ve kamu düzenini
muhafaza etme gerekliliğine iliꢀkin argümanlarının ulusal adli makamlarca dikkate
alınmadığını tespit etmiꢀtir (bkz. Acunbay-Türkiye, 61442/00 ve 61445/00 no’lu, 31 Mayıs
2005 tarihli kararlar).
Bu ꢀartlarda, davada baꢀvuranın geçici tutukluluk halinin uzun sürmesi nedeniyle,
AĐHM, AĐHS’nin 5 § 3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıꢀtır.
II.
AĐHS’NĐN 6 § 1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA