kesinleꢀtiği 30 Nisan 1999 tarihinde sona erdiği kanısındadır. Gözönünde bulundurulan süre
Đçiꢀleri Bakanlığı huzurundaki davaları ve davayı iki kere incelemiꢀ olan Mahkeme’nin iki
davasını kapsamıꢀ ve yedi yıl iki ay sürmüꢀtür.
31. Hükümet davanın, detaylı bir inceleme gerektiren dava olaylarına ve yasalara
iliꢀkin konuları açığa çıkarması nedeniyle karmaꢀık olduğunu belirtmiꢀtir. Hükümet
sözkonusu süre içerisinde baꢀvuruya iliꢀkin ara kararla birlikte ilk-derece aꢀamasında iki,
temyiz aꢀamasında iki karar verildiğini ve birçok tebligat yayınlandığını belirtmiꢀtir. Yetkili
makamlara atfedilebilecek bir gecikmenin sözkonusu olmadığını, dava iꢀlemlerinin süresinin
uzamasına taraflarca talep edilen bir dizi yasal görüꢀmenin neden olduğunu belirtmiꢀtir.
32. Baꢀvuran, Hükümet’in iddialarına itiraz etmiꢀtir. Sözkonusu alanda yerleꢀik yargı
içtihatları bulunmasına rağmen dava iꢀlemlerinin, ilk derece Mahkemesi kararınca, tazminat
taleplerinin reddedilmesi için gereksiz yere uzatılmıꢀ olduğunu ileri sürmüꢀlerdir.
33. AĐHM, dava iꢀlemlerinin süresinin makul olmasının, dava koꢀulları ıꢀığında ve
aꢀağıda kaydedilen kriterlere değinerek değerlendirilmesi gerektiğini yineler: davanın
karmaꢀıklığı, baꢀvuran ve ilgili makamların tutumları ve ihtilaf sırasında baꢀvuran için risk
taꢀıyan durumlar (bkz., diğer içtihatlar yanında, Frydlender/Fransa [BD], no. 30979/96, § 43,
ECHR 2000-VII).
34. Davanın karmaꢀıklığı hususunda AĐHM, dava iꢀlemleri, askeri barakalar içerisine
yerleꢀtirilen bir bombanın patlaması sonucu baꢀvuranın aldığı yaralar hususunda açılan
tazminat davasına iliꢀkin olduğu için davanın, istisnai yasalara veya dava olaylarına iliꢀkin
zorlukları yansıttığı kanısında değildir.
35. Baꢀvuranın tutumuna iliꢀkin olarak AĐHM, baꢀvuranın 30 Ocak 1995 ve 30 Mart
1995 tarihleri arasındaki iki ay boyunca dava iꢀlemlerinin uzamasından sorumlu olduğunu
gözlemler (bkz., paragraf 14). AĐHM ayrıca, baꢀvuranın 4 Aralık 1994 tarihli kararın ifasının
durdurulmasına iliꢀkin sonuç vermeyen talebinin (bkz., paragraf 14 ve 15) dava iꢀlemlerinin
gecikmesine katkıda bulunduğu kanısındadır.
36. Yerel mercilerin çalıꢀmalarına gelince, AĐHM, Đstanbul Đdare Mahkemesi’nin
tutumunun kınama ötesinde olmadığını tespit etmiꢀ, öte yandan bu mahkemedeki iꢀlemlerin,
davanın ilerlemesinde makul olmayan gecikmelerin olduğu ꢀeklinde bir sonucu ortaya
çıkardığını tespit etmemiꢀtir. Aynı ꢀekilde, Danıꢀtay’ın, baꢀvuranın birinci derece
mahkemesinin kararının yürütülmesinin durdurulmasına iliꢀkin talebini reddetmesi ve kararı 4
Aralık 1994 tarihinde bozmasına iliꢀkin olarak herhangi bir aꢀırı gecikme durumunun
olduğunu tespit etmemiꢀtir. Ancak, AĐHM, Danıꢀtay’ın, Đçiꢀleri Bakanlığı’nın Danıꢀtay’ın
verdiği kararın düzeltilmesi talebini reddetmesinden önce - iki yıl gibi – uzun bir zaman
geçtiği gerçeğini gözardı edemez. Hükümet, bu durumla ilgili herhangi bir açıklama
yapmamıꢀtır. Bu tür bir açıklamanın ya da suçlanacak kiꢀinin baꢀvuran olduğunu gösteren
herhangi bir emarenin yokluğunda, gecikme, yerel mahkemelerin temyiz iꢀlemlerini
yürütmesine bağlanabileceği düꢀünülmelidir (bkz. mutatis mutandis, Nuri Özkan – Türkiye,
no. 50733/99, §§ 21-22, 9 Kasım 2004).
37.Son olarak, AĐHM, yerel yargılamada baꢀvuranın karꢀı karꢀıya olduğu risklerin
kendisi için büyük önem arz ettiği kanısındadır.
5