COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
DÖRDÜNCÜ DAĐRE  
KARAKULLUKÇU – TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 49275/99)  
KARAR  
STRAZBURG  
22 Kasım 2005  
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen artlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, ekle  
ilikin değiiklik yapılabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Karakullukçu – Türkiye davasında,  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Dördüncü Daire),  
Bakan Sir Nicolas BRATZA,  
Yargıçlar J. CASADEVALL,  
R. TÜRMEN,  
M. PELLONPÄÄ,  
R. MARUSTE,  
K. TRAJA,  
L. MIJOVIC ve  
Bölüm Sekreteri M. O’BOYLE’un katılımı ile kapalı oturumda 3 Kasım 2005 tarihinde  
toplanve anılan tarihte izleyen kararı vermitir:  
USUL  
1. Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34.  
maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, bir Türk vatandaı olan Altan Karakullukçu  
tarafından, 20 Nisan 1999 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan bavurudan  
(no. 49275/99) kaynaklanmaktadır.  
2. Bavuran, Đstanbul Barosu’na bağlı avukat Ç. Hasdemir tarafından temsil edilmitir.  
Türk Hükümeti (“Hükümet”) AĐHM huzurundaki ilemler için bir Ajan tayin etmemitir.  
3. 21 Ekim 2004 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi, bavurunun kısmen  
kabuledilmez olduğunu ilan etmive ilemlerin süresine ilikin ikayeti Hükümet’e  
bildirmeye karar vermitir. AĐHS’nin 29 § 3. maddesini uygulayan AĐHM, bavurunun  
esaslarına ve kabuledilebilirliğine ilikin birlikte hüküm vermeye karar vermitir.  
4. 1 Kasım 2004 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi, Daire’lerinin yapısını  
değitirmitir ( Đç Tüzük 25 § 1. madde). Bu dava, yeni oluturulmuDördüncü Daire’ye  
verilmitir.  
5. Bavuran ve Hükümet esaslara ilikin görübildirmilerdir (Đç Tüzük 59 § 1.  
madde).  
OLAYLAR  
DAVA OLAYLARI  
6. Bavuran 1981 doğumludur ve Elazığ’da ikamet etmektedir.  
2
7. 20 Haziran 1991 tarihinde, bavuran, Đstanbul’un Gaziosmanpaa ilçesinde askeri  
lanın bahçesine yerletirilen bir bombanın patlamasında ağır yaralanmıtır. Olayların  
olduğu sırada on yaındadır.  
8. 10 ubat 1992 tarihinde, bavuranın babası, kanuni vasi görevi görerek, Đçileri  
Bakanğı’na, bavuranın maruz kamıolduğu zarara karılık tazminat talep eden bir dilekçe  
vermitir. Đçileri Bakanlığı, 15 Nisan 1992 tarihinde bu talebi reddetmitir.  
9. 3 Haziran 1992 tarihinde, bavuranın babası, Đstanbul Đdare Mahkemesi’nde Đçileri  
Bakanğı’na (bundan sonra “davalı”) karı tazminat davası açmıtır.  
10. 16 Haziran 1992 tarihinde, dava, davalıya tebliğ edilmi, davalı 11 Ağustos 1992  
tarihinde görülerini sunmutur.  
11. 3 Mart 1993 tarihinde, Đstanbul Đdare Mahkemesi, davalının ön itirazını  
reddetmitir.  
12. 3 Mart 1993 ve 4 Aralık 1994 tarihleri arasında, ilk derece mahkemesi, 10 Aralık  
1993, 27 Haziran 1994 ve 16 Eylül 1994 tarihlerinde usule ilikin kararlar almıtır.  
13. 4 Aralık 1994 tarihinde, Đstanbul Đdare Mahkemesi, yetkililere atfedilebilir bir hata  
veya ihmal olmadığını değerlendirmive davayı reddetmitir.  
14. 30 Ocak 1995 tarihinde, bavuran, yukarıda belirtilen kararı temyiz etmive  
hükmün infazının durdurulmasını talep etmitir. 30 Ocak 1995 tarihinde, bavuran, temyiz  
ilemine ilikin masrafları ödemitir. Bavuran, ödenen miktarın yetersiz olduğu konusunda  
uyarıltır ve 30 Mart 1995 tarihinde, temyiz ileminin kalan masraflarını ödemitir.  
15. 3 Mayıs 1995 tarihinde, Yüksek Đdare Mahkemesi, bavuranın, 4 Aralık 1994  
tarihli hükmün infazının durdurulması talebini reddetmitir.  
16. 16 Kasım 1995 tarihinde, Yüksek Đdare Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin  
kararını bozmutur. Mahkeme, zararlı fiil ile kayıp arasında sebep sonuç ilikisinin  
kurulmasını gerektirmeyen “sosyal risk” ilkesine atıfta bulunmuve terörden kaynaklanan  
zararın, “adalet” ve “sosyal devlet” ilkeleriyle doğrultulu olarak, bütünüyle toplum tarafından  
paylaılması gerektiğini değerlendirmitir.  
17. 15 Mart 1996 tarihinde, davalı, Yüksek Đdare Mahkemesi’nin kararının  
düzeltilmesini talep etmitir.  
18. 9 Mart 1998 tarihinde, Yüksek Đdare Mahkemesi, davalının talebini reddetmitir.  
19. 30 Eylül 1998 tarihinde, Đstanbul Đdare Mahkemesi, Yüksek Đdare Mahkemesi’nin  
hükmüne uymaya karar vermitir.  
20. 27 Kasım 1998 tarihinde, dava dosyası bir uzmana gönderilmitir. 29 Aralık 1998  
tarihinde, uzman AĐHM’ye raporunu sunmutur.  
3
21. 17 ubat 1999 tarihinde Đstanbul Đdari Mahkemesi bavurana, maddi ve manevi  
zarar için, 18 ubat 1992 tarihinden itibaren ilemeye balayacak yasal faiz ile birlikte  
tazminat ödenmesine karar vermitir.  
22. 30 Nisan 1999 tarihinde karar kesinlemitir.  
23. 18 Eylül 2000 tarihinde bavurana, ilgili tazminat miktarı ödenmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
24. Bavuran, dava ilemlerinin uzunluğunun, AĐHS’nin aağıda kaydedilen 6 § 1.  
maddesinde öngörülen “makul süre” ile uyumlu olmadığı hususunda ikayette bulunmutur:  
“Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar … konusunda karar verecek olan … bir  
mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde … görülmesini istemek hakkına sahiptir.”  
A. Kabuledilebilirlik  
25. Hükümet, AĐHM’den AĐHS’nin 35. maddesi bağlamındaki iç hukuk yollarının  
tüketilmesi gereğine uymaması nedeniyle ikayet, kabuledilemez olduğu için reddetmesini  
istemitir. Bavuranın, ikayetini yerel mahkemeler huzurunda sunmadığını ileri sürmütür.  
26. Bavuran, Hükümet’in iddialarına itiraz etmek dıında sözkonusu meseleye ilikin  
bir adım atmamıtır.  
27. AĐHM, iç hukuk yollarının tüketilmesi gereğinin yalnızca, bavuranın durumu  
çözmeye yeterli olan ve iddia edilen ihlallerin telafisini sağlayabilecek etkin ve uygun iç  
hukuk yollarını normal ekilde kullanmasını gerektirdiğini yineler.  
28. AĐHM, Türk adli sisteminin, dava ilemlerini çabuklatıracak iç hukuk yolları  
sağlamadığını gözlemler. Dava ilemlerindeki gecikmeler için tazminat da vermemektedir.  
AĐHM dolayısıyla bavuranların, AĐHS’nin 35 § 1. maddesinin amaçlarını gerçekletirmek  
için bavurabilecekleri uygun ve etkin bir iç hukuk yolu olmadığı sonucuna varmıtır (bkz.  
Hartman/Çek Cumhuriyeti, no. 53341/99, § 69, ECHR 2003-VIII (özetler)). Bu nedenle,  
Hükümet’in ilk itirazlarını reddetmektedir.  
29. Bu koullar altında AĐHM, bavurunun AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında  
temelden yoksun olmadığını belirtmektedir. Bavurunun kabuledilemez olduğuna karar  
vermek için baka bir gerekçe bulunmamaktadır. Bu nedenle, kabuledilebilir olduğuna karar  
verilmelidir.  
B. Esaslar  
30. AĐHM, dava ilemlerinin AĐHS’nin 6 § 1. maddesince öngörülen “makul süre”  
gereğini karılayıp karılamadığına karar vermede gözönüne alınacak sürenin, bavuranın  
babasının Đçileri Bakanlığı’na dilekçe sunduğu 10 ubat 1992 tarihinde baladığı (bkz.  
König/Almanya, 28 Haziran 1978 tarihli karar, A Serisi no. 27, sayfa 33-34, § 98, Schouten ve  
Meldrum/Hollanda, 9 Aralık 1994 tarihli karar, A Serisi no. 304, sayfa 25, § 62, ve  
Vallée/Fransa, 26 Nisan 1994 tarihli karar, A Serisi no. 289-A, sayfa 17, § 33) ve kararın  
4
kesinletiği 30 Nisan 1999 tarihinde sona erdiği kanısındadır. Gözönünde bulundurulan süre  
Đçileri Bakanlığı huzurundaki davaları ve davayı iki kere incelemiolan Mahkeme’nin iki  
davasını kapsamıve yedi yıl iki ay sürmütür.  
31. Hükümet davanın, detaylı bir inceleme gerektiren dava olaylarına ve yasalara  
ilikin konuları açığa çıkarması nedeniyle karmaık olduğunu belirtmitir. Hükümet  
sözkonusu süre içerisinde bavuruya ilikin ara kararla birlikte ilk-derece aamasında iki,  
temyiz aamasında iki karar verildiğini ve birçok tebligat yayınlandığını belirtmitir. Yetkili  
makamlara atfedilebilecek bir gecikmenin sözkonusu olmadığını, dava ilemlerinin süresinin  
uzamasına taraflarca talep edilen bir dizi yasal görümenin neden olduğunu belirtmitir.  
32. Bavuran, Hükümet’in iddialarına itiraz etmitir. Sözkonusu alanda yerleik yargı  
içtihatları bulunmasına rağmen dava ilemlerinin, ilk derece Mahkemesi kararınca, tazminat  
taleplerinin reddedilmesi için gereksiz yere uzatılmıolduğunu ileri sürmülerdir.  
33. AĐHM, dava ilemlerinin süresinin makul olmasının, dava koulları ıığında ve  
aağıda kaydedilen kriterlere değinerek değerlendirilmesi gerektiğini yineler: davanın  
karmaıklığı, bavuran ve ilgili makamların tutumları ve ihtilaf sırasında bavuran için risk  
taıyan durumlar (bkz., diğer içtihatlar yanında, Frydlender/Fransa [BD], no. 30979/96, § 43,  
ECHR 2000-VII).  
34. Davanın karmaıklığı hususunda AĐHM, dava ilemleri, askeri barakalar içerisine  
yerletirilen bir bombanın patlaması sonucu bavuranın aldığı yaralar hususunda açılan  
tazminat davasına ilikin olduğu için davanın, istisnai yasalara veya dava olaylarına ilikin  
zorlukları yansıttığı kanısında değildir.  
35. Bavuranın tutumuna ilikin olarak AĐHM, bavuranın 30 Ocak 1995 ve 30 Mart  
1995 tarihleri arasındaki iki ay boyunca dava ilemlerinin uzamasından sorumlu olduğunu  
gözlemler (bkz., paragraf 14). AĐHM ayrıca, bavuranın 4 Aralık 1994 tarihli kararın ifasının  
durdurulmasına ilikin sonuç vermeyen talebinin (bkz., paragraf 14 ve 15) dava ilemlerinin  
gecikmesine katkıda bulunduğu kanısındadır.  
36. Yerel mercilerin çalımalarına gelince, AĐHM, Đstanbul Đdare Mahkemesi’nin  
tutumunun kınama ötesinde olmadığını tespit etmi, öte yandan bu mahkemedeki ilemlerin,  
davanın ilerlemesinde makul olmayan gecikmelerin olduğu eklinde bir sonucu ortaya  
çıkardığını tespit etmemitir. Aynı ekilde, Danıtay’ın, bavuranın birinci derece  
mahkemesinin kararının yürütülmesinin durdurulmasına ilikin talebini reddetmesi ve kararı 4  
Aralık 1994 tarihinde bozmasına ilikin olarak herhangi bir aırı gecikme durumunun  
olduğunu tespit etmemitir. Ancak, AĐHM, Danıtay’ın, Đçileri Bakanlığı’nın Danıtay’ın  
verdiği kararın düzeltilmesi talebini reddetmesinden önce - iki yıl gibi – uzun bir zaman  
geçtiği gerçeğini gözardı edemez. Hükümet, bu durumla ilgili herhangi bir açıklama  
yapmatır. Bu tür bir açıklamanın ya da suçlanacak kiinin bavuran olduğunu gösteren  
herhangi bir emarenin yokluğunda, gecikme, yerel mahkemelerin temyiz ilemlerini  
yürütmesine bağlanabileceği düünülmelidir (bkz. mutatis mutandis, Nuri Özkan – Türkiye,  
no. 50733/99, §§ 21-22, 9 Kasım 2004).  
37.Son olarak, AĐHM, yerel yargılamada bavuranın karı karıya olduğu risklerin  
kendisi için büyük önem arz ettiği kanısındadır.  
5
38.Konuya ilikin içtihadını dikkate alarak, AĐHM bu davada, ilemlerin uzunluğunun  
aırı olduğu ve “makul süre” artını karılamadığı kanısındadır.  
39.Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmitir.  
II.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
40.AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A.Tazminat  
41.Bavuran, 145.600 Dolar (yaklaık 111.272 Euro) maddi, 36.400 Dolar (yaklaık  
27.818 Euro) manevi tazminat talep etmitir.  
42.Hükümet, bu talepleri aırı bularak reddetmitir.  
43.AĐHM, tespit edilen ihlalle, talep edilen maddi tazminat arasında herhangi bir sebep  
sonuç bağı görmemektedir, dolayısıyla sözkonusu iddiayı reddeder. Öte yandan, AĐHM,  
ilemlerin uzunluğu sebebiyle, bavuranın yalnızca bir ihlal tespiti ile tazmin edilemeyecek  
sıkıntı ve hayal kırıklığı gibi manevi zarara uğramıolması gerektiğini kabul etmektedir.  
Davanın koullarını ve içtihadını dikkate alarak AĐHM, bavurana bu balık altında 3.600  
Euro ödenmesine karar vermitir.  
B.Mahkeme masrafları  
44.Bavuran, AĐHM’deki ilemlerle bağlantılı olarak herhangi bir ücret ya da  
harcamanın geri ödenmesini talep etmemitir.  
C.Gecikme faizi  
45. AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uygulağı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir  
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1.Bavurunun kalan kısmın kabulüne;  
2.AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3.(a) Sorumlu Devlet’in bavurana AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na  
çevrilmek üzere 3.600 (üç bin altı yüz Euro) manevi tazminat ve uygulanabilecek her türlü  
vergiyi ödemesine,  
(b)yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek  
suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
6
4. Bavuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đngilizce hazırlanmı, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 22  
Kasım 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Michael O’BOYLE  
Sekreter  
Nicolas BRATZA  
Bakan  
7