Geç ödenen ek istimlak bedelinin Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında yetersiz
kaldığı yönündeki şikayetin ikinci bölümü ile ilgili olarak AİHM, mahkemenin bu yöndeki
yerleşik içtihatları (Bkz. özellikle sözü edilen Akkuş kararı) ve mahkemeye sunulan delillerin
bütünü ışığında başvurunun esastan incelenmesi gerektiğine itibar etmekte ve başvurunun
kabul edilemez bulunması için hiçbir unsurun bulunmadığını kaydetmektedir.
B. Esasa Dair
AİHM, daha önceki kararlarda benzer şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların Ek 1 no’lu
Protokolün 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını dile getirmektedir (Bkz. sözü edilen Akkuş
kararı, s. 1310, §§ 30-31, ve Aka kararı, s. 2682, §§ 50-51).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir
tespiti ve delili sunmadığını incelemektedir. Mahkeme, yerel merciler tarafından ek istimlak
bedelinin geç ödenmesi hususunun mülkiyet sahibinin gelir kaybına neden olan idareye
yükleneceği tespitini yapmaktadır. Bu gecikme sözkonusu sürecin etkinliğini daha da
artırmıştır ki bu durumda Mahkeme, kamu yararının zarureti ve mülkiyet haklarının
korunması bakımından başvuranların özel bir görev üstlendiği görüşündedir.
Sonuç olarak Ek 1 no’lu Protokolün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİ HAKKINDA
Başvuranlar 1993 tarihli kamulaştırma işleminin ardından tapu tescil kayıtlarına geçirilmek
suretiyle başlatılan sürecin Nisan 1999 yılında ek istimlak bedelinin ödenmesi ile sona
erdiğini bu durumun AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlaline yol açtığından şikayetçi
olmaktadırlar.
AİHM, bu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığına itibar
etmektedir. Bu doğrultuda şikayetin kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe
bulunmamaktadır. Buna karşın, Ek 1 no’lu Protokolün 1. maddesi doğrultusunda alınan sonuç
ışığında AİHM, sözkonusu şikayetin AİHS’nin 6 § 1. maddesi çerçevesinde incelenmesini
gerekli görmemektedir.
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat, masraf ve harcamalar
Başvuranlar başvurularında yer alan şikayetlerini yinelemektedirler. Bu doğrultuda
uğradıkları maddi zararın 73.000 Amerikan Dolarına (USD) ulaştığını ileri sürmektedirler.
Ayrıca maruz kaldıkları manevi zararın, ulusal mahkemeler ve AİHM nezdinde yapmış
oldukları harcamaların giderilmesini talep etmektedirler, başvuranlar herhangi bir rakam
telaffuz etmemişlerdir.
AİHM, Akkuş kararında (sözü edilen, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) belirlenen ilgili ekonomik
hesaplama yönteminin uygulanacağına itibar ederek başvuranlara maddi tazminat olarak
toplam 24.873 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
3