COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
KARATAVE YILDIZ VE DĐĞERLERĐ/TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 4889/05, 4897/05, 24009/05, 33694/05, 37759/05, 42996/06, 43031/06,  
43019/06, 43038/06 ve 43054/06)  
KARAR  
STRAZBURG  
16 Temmuz 2009  
NĐHAĐ  
16/10/2009  
Đꢀbu karar ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 4889/05, 4897/05, 24009/05, 33694/05,  
37759/05, 42996/06, 43031/06, 43019/06, 43038/06 ve 43054/06 no’lu davaların nedeni 31  
T.C. vatandaının (“bavuranlar”, konuya ilikin eke bakınız), Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne sırasıyla 27 Aralık 2004, 10 Haziran, 5 ve 29 Eylül 2005 ve 4 Ekim 2006  
tarihlerinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözlemesi’nin (“AĐHS”) 34.  
maddesi uyarınca yapmıoldukları bavurulardır.  
Bavuranlar, AĐHM önünde Ankara Barosu avukatlarından S. Kaya tarafından temsil  
edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVA OLAYLARI  
Bavuranların tümü Mu’un Çayçatı köyündendir. Bavuranların ana babaları veya  
büyükanne ve büyükbabaları, 1930’lardan bu yana anılan köyde yer alan çok sayıda arsayı,  
tapu senedi olmaksızın kullanmılardır. Sözkonusu arsalar, 1960 yılında 4753 sayılı Kanun  
uyarınca Hazine adına tescil edilmitir. 1977 yılında 766 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca bir  
kez daha Hazine adına tescil edilmitir.  
1989 senesi içerisindeki birçok tarihte bavuranlar, 3402 sayılı Kanun’a dayanarak  
Varto Asliye Hukuk Mahkemesi’nde hukuk davaları açmılar ve arsalara ilikin tapuların iptal  
edilmesini talep etmilerdir. Sözkonusu arsaların yıllardır ailelerine ait olduğunu iddia eden  
bavuranlar, ayrıca arsaların kendi adlarına kaydedilmelerini talep etmilerdir. Đlk derece  
mahkemeleri, her iki tarafın da yasal temsilcileri huzurunda 1989 ve 1991 yılları arasındaki  
çeitli tarihlerde ilk kararlarını vermilerdir. 4897/05 ve 33694/05 no’lu davalardaki  
bavuranlardan biri olan Đsmail Akbulut’un talepleri, kendisine ilgili kanun uyarınca aynı  
bölgeden mümkün olan en büyük oranda toprak verilmiolması nedeniyle 20 Aralık 1990  
tarihinde reddedilmitir. Bavuran, temyize gitmemitir.  
Ulusal mahkeme kararları ve tebligat tarihleri de dahil olmak üzere, mevcut  
bavurulara ilikin diğer ayrıntılar, iliikteki listede görülebilir.  
HUKUK  
I. BAVURULARIN BĐRLETĐRĐLMESĐ  
AĐHM, olaylara ve hukuka ilikin ortak geçmileri göz önüne alındığında bavuruların  
AĐHM Đç Tüzüğü’nün 42/1 maddesi uyarınca birletirilmesi gerektiği kanaatindedir.  
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesinde ortaya konan “makul  
süre” gereğine uygun olmadığından ikayetçi olmutur.  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet öncelikle Türkiye’nin, AĐHM’nin yalnızca 22 Ocak 1990 tarihinden bu yana  
meydana gelen durumlar ve olaylar hususunda bireysel bavuruları inceleme yetkisi  
bulunduğunu kabul ettiğini belirtmitir. Bu hususta, AĐHM’nin ancak 22 Ocak 1990’dan  
sonraki dönemi göz önüne alabileceğini iddia etmitir. Hükümet ikinci olarak AĐHM’den altı  
aylık zaman sınırına uyulmamıolması nedeniyle Bingöl ve Diğerleri/Türkiye (33694/05)  
davasını reddetmesini istemitir. Hükümet'e göre, karar, 5 Haziran 2002 tarihinde, kararın  
Hazine tarafından temyiz edilebileceği 30 günlük sürenin sonunda kesinlemitir.  
Hükümet’in ilk itirazını göz önüne alan AĐHM, daha önceki bir davada, ratione  
temporis (zaman bakımından) yetkisinin, Türkiye’nin bireysel bavuru hakkının yürürlüğe  
girdiğini kabul ettiği 28 Ocak 1987’de baladığı sonucuna varmıolduğunu hatırlatır (bkz.  
Cankoçak/Türkiye, no. 25182/94 ve 2956/95, 26. paragraf, 20 ubat 2001). Mevcut  
bavurulardaki yargılamanın, 1989 yılı içerisindeki çeitli tarihlerde balatıldığını kaydeden  
AĐHM, Hükümet’in yargı yetkisine ait itirazının kabul edilemeyeceği kanaatindedir.  
AĐHM, Hükümet’in Bingöl ve Diğerleri/Türkiye (33694/05) davasındaki bavurunun  
reddedilmesi talebi hususunda, 20 Aralık 1990 tarihli karar üzerinde yer alan Varto Asliye  
Hukuk Mahkemesi hakimi ve yazı ileri müdürü tarafından imzalanan takrirde, kararın 28  
Haziran 2005’te kesinletiğinin kaydedildiğini belirtmektedir. Bavurunun Mahkeme’ye 5  
Eylül 2005 tarihinde yapılmıolması nedeniyle AĐHM, AĐHS’nin 35/1 maddesi bağlamındaki  
altı ay kuralına uyulmuolduğu kanaatindedir.  
AĐHM ayrıca ulusal mahkemenin, Đsmail Akbulut/Türkiye (4897/05) davasındaki  
bavuran ve Bingöl ve Diğerleri/Türkiye (33694/05) davasındaki bavuranlardan biri olan  
Đsmail Akbulut’un taleplerini 20 Aralık 1990’da reddettiğini gözlemler. Kararlar verilirken  
yasal temsilcisi hazır bulunmaktaydı. Bavuran her iki davada da temyize gitmemitir.  
Yukarıda kaydedilen takrirde, kararın ne zaman kesinletiği belirtilmemitir. Ancak AĐHM,  
Hazine’nin sözkonusu kararlara itiraz ederken hiçbir yasal menfaat gütmediğini kaydeder ki  
sözkonusu menfaat, Türk hukukunda temyize gitmenin gereklerinden biridir. Ayrıca AĐHM,  
bir avukat tarafından temsil edilen, halihazırda kendisine yasaların müsaade ettiği en büyük  
oranda toprak verilmiolması nedeniyle tapu talepleri reddedilen ve talepleri hususunda ne  
1991 ne de 1992 senelerinde temyize giden bavuranın, ikayetlerini 5 Eylül 2005’e kadar  
AĐHM’ye sunmadığını gözlemler.  
AĐHM, sözkonusu olaylar ıığında, Akbulut’un ikayetleri hususunda, AĐHS’nin 35/1  
maddesinin amacının en iyi ekilde, altı aylık sürenin balangıç tarihi olarak, kararların  
bavuranın avukatı huzurunda açıklandığı durumanın tarihi olan 20 Aralık 1990’nın kabul  
edilmesiyle yerine getirileceği kanaatindedir (bkz., mutatis mutandis, Hatip Çelik/Türkiye  
(karar), no. 52991/99, AĐHM 2004-X). Bu nedenle, Đsmail Akbulut tarafından yapılan  
bavurular, yasal süre geçtikten sonra yapılmıtır ve AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4.  
paragrafları uyarınca reddedilmelidir.  
Sonuç olarak, AĐHM Đsmail Akbulut haricindeki bavuranların, yargılama süresine  
ilikin ikayetlerinin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde açıkça dayanaktan  
yoksun olmadığını kaydeder. Ayrıca, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik  
unsuru taımadığını tespit eder. Bu nedenle, kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
Hükümet, gecikmenin, bavuranların 1989 ve 1990 yılları arasında lehlerine verilen ilk  
derece mahkemesi kararlarının tebligat ücretlerini ödememelerinden kaynaklandığını iddia  
etmitir. Sonuç olarak, kararlar gerektiği gibi Hazine’ye tebliğ edilmemive kesinlememitir.  
Bavuranlar ayrıca kararların uygulanması için herhangi bir adım da atmamılar ve kararların  
kesinlemesini beklerken, uzun süre pasif kalmayı tercih etmilerdir. Bu nedenle, temyiz  
aamasından önceki on bir ila on üç yıl arasında değien gecikmeler, bavuranların  
tutumundan ve ihmalkarlığından kaynaklanmıtır.  
AĐHM göz önüne alınması gereken sürenin, 1989’da baladığını ve 2004 ve 2006  
yılları arasındaki çeitli tarihlerde son bulduğunu kaydeder. Bu nedenle, iki aamalı  
yargılamada on dört ila on yedi yıl sürmüve sonucunda iki ila altı karar verilmitir.  
Sözkonusu davaların tümünde ilk derece mahkemesi kararları, on bir ila on üç yıllık bir  
gecikme ardından Hazine’ye tebliğ edilmitir (bkz. Ek).  
AĐHM yargılama süresinin makullüğünün, dava koulları ıığında ve davanın  
karmaıklığı, bavuranlar ile ilgili makamların tutumları ve bavuranlar için nelerin riskte  
olduğu gibi kriterler göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır.  
AĐHM öncelikle ilk derece mahkemelerinin kararlarını vermeleri ardından tebligat  
ücretlerinin ödenip ödenmediğinin ve ödendiyse, ne zaman ve hangi tarafca ödendiğinin dava  
dosyasında açık olarak belirtilmediğini gözlemler. Ayrıca, bir devlet kurumu olan ve bu  
nedenle tüm ücret ve vergilerden muaf olan Hazine’nin mevcut davalardaki tebligat  
ücretlerinin ödenmesinden de muaf olup olmadığı da açık değildir.  
AĐHM mevcut bavuruların beinde (no. 42996/06, 43031/06, 43019/06, 43038/06 ve  
43054/06), 20 Aralık 1990 tarihli ilk derece mahkemesi kararları, 3 Ağustos 1992’de  
bavuranlara tebliğ edildiği halde, Hazine’ye 6 Mayıs 2002’e kadar – on bir yıl sonra –tebliğ  
edilmediğini kaydeder. Bu göstermektedir ki sözkonusu davalarda en azından bavuranların  
paylarına düen tebligat ücretleri zamanında ödenmitir ve ödenmelerine rağmen, kararların  
Hazine’ye tebliğ edilmesi uzunca bir süre gecikmitir.  
AĐHM, Hükümet’in bavuranların kararların uygulanması ya da kesinlemesi için  
herhangi bir adım atmadıkları yönündeki iddialarına dikkat çeker. Ancak, sözlemeci  
devletlerin hukuk sistemlerini, mahkemelerinin medeni haklara ve yükümlülüklere ilikin  
ihtilaf hallerinde herkesin makul bir süre içerisinde nihai karardan haberdar olma hakkını  
güvence altına almasını sağlayacak ekilde düzenlemesi gerektiğini hatırlatır (bkz.  
Comingersoll S.A./Portekiz [BD], no. 35382/97, 24. paragraf, AĐHM 2000-IV). Bu bağlamda,  
Hazine’nin ücretlerden muaf olmadığı farz edilse dahi, bavuranların kararların kesinlemesi  
maksadıyla tebligat ücretlerini Hazine adına ödemek gibi fazladan adımlar atmasını beklemek  
bavuranlar üzerine aırı bir yük yüklemek olurdu (bkz., mutatis mutandis, Ülger/Türkiye, no.  
25321/02, 40. paragraf, 26 Haziran 2007). AĐHM, yukarıda kaydedilenler ıığında, ilk derece  
mahkemesi kararlarının taraflara tebliğ edilmesinde bu kadar uzun bir gecikme meydana  
gelmesinin, makul olduğunun söylenemeyeceği sonucuna varır.  
Konuya ilikin içtihadını göz önüne alan AĐHM, mevcut davalarda yargılama  
süresinin, aırı olduğu ve “makul süre” gereğini karılamadığı sonucuna varır (bkz.,  
Frydlender/Fransa [BD], no. 30979/96, 43. paragraf, AĐHM 2000-VII). Dolayısıyla,  
AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN ĐHLALĐNE ĐLĐꢀKĐN DĐĞER ĐDDĐALAR  
1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine dayanan bavuranlar, ilk olarak, arsanın balangıçta  
Hazine adına kaydedilmesinin ve müteakiben arsalarından mahrum bırakılmalarının, mülkiyet  
haklarını ihlal ettiğini ileri sürmülerdir. Bu ikayetle bağlantılı olarak 6., 13. ve 14.  
Maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmilerdir. . Diğer bölgelerdeki birçok kiinin, arsalarının  
tapularını edindiklerini ancak kendilerinin, tapularını geri alabilmek için ulusal yargıya  
bavurmak durumunda kaldıklarını ve yetkili makamların arsalarına müdahale etmelerine  
karı bavurabilecekleri etkili bir iç hukuk yolu bulunmadığını ileri sürmülerdir.  
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmive bavuranların mağdur statüsünde  
olmadıklarınıbelirtmitir.  
AĐHM, sözkonusu ikayetin yukarıda incelenen ikayetle yakından bağlantılı  
olduğunu ve bu nedenle, Đsmail Akbulut davasındaki ikayet hariç tutulmak üzere  
kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerektiğini kaydeder.  
Ancak, 6/1 maddenin ihlal edildiği yönünde vardığı sonucu göz önüne alan AĐHM  
sözkonusu ikayetin esasını ayrıca incelemenin gerekli olmadığı kanaatindedir (Ezel  
Tosun/Türkiye, no. 3379/02, 28. paragraf, 10 Ocak 2006).  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesi öyledir:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuranlar, maddi tazminat olarak sözkonusu arsanın yüzölçümü temel alınarak  
hesaplanan çeitli meblağlar ve manevi tazminat olarak, dava baına, her bavuran için 5,000  
Euro talep etmilerdir. Hükümet, bu taleplere itiraz etmitir.  
Tespit edilen ihlal ve ileri sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı tespit etmeyen  
AĐHM, sözkonusu talebi reddeder.  
Manevi tazminat hususunda AĐHM, önünde görülen dokuz davada da müterek bir  
menfaatin sözkonusu olduğunu gözlemler. Üç aylık aralıklarla aynı yıl, aynı köyün aynı  
amacı güden – farklı arsaların tapularını talep eden – sakinleri tarafından açılmılardır. Otuz  
bir bavuranın tümü hem ulusal mahkemeler hem de AĐHM önünde aynı avukat tarafından  
temsil edilmitir. Sözkonusu yargılama, bavuruların altısında on altı yıl, ikisinde on beyıl  
ve diğer kabuledilebilir bavuruda on dört yıl sürmütür. Bavuranların altısı farklı arsalar için  
tapu talep ettikleri birden fazla yargılama sürecinde aynı zamanda taraf olarak yer almılardır.  
Yukarıda kaydedilenleri göz önüne alan AĐHM itirazda bulunulan yargılamanın  
“makul sürenin” ötesinde uzamasının, hiç kukusuz, bavuranların tazminat almalarını haklı  
çıkaracak bir manevi zarara maruz kalmalarına neden olduğunu kaydeder. Ayrıca  
bavuranların sayısını, tespit edilen ihlalin niteliğini ve genel toplamın ilgili içtihada uygun ve  
sözkonusu yargılamada risk altında olan unsurlar göz önüne alındığında makul olmasını  
sağlayacak bir meblağa karar verme gereğini göz önüne alır. Kakamoukas ve  
Diğerleri/Yunanistan davası ve yukarıda kaydedilenler ıığında AĐHM, bavuranların tümüne  
aynı meblağın tazminat olarak ödenmesi gerektiği kanaatindedir (bkz., mutatis mutandis,  
Kakamoukas ve Diğerleri/Yunanistan [BD], no. 38311/02, 48. paragraf, 15 ubat 2008).  
Sonuç olarak, ilgili yargılama süreçlerinin sayısından bağımsız olarak, ikayetlerinin  
kabuledilebilir1 olduğuna karar verilen otuz bavuranın her birine manevi tazminat bağı  
altında talep edilen meblağın tam olarak ödenmesine karar verir (5,000 Euro).  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranlar ayrıca ulusal mahkemeler önünde yapılan masraf ve harcamalar  
hususunda kabuledilebilir olduklarına karar verilen dokuz bavurunun her biri için 2,000 Euro  
ve AĐHM önünde yapılan masraf ve harcamalar hususunda her bavuran için 3,000 Euro talep  
etmilerdir.  
Hükümet, sözkonusu taleplere itiraz etmitir.  
AĐHM içtihadına göre, bavuran ancak gerçekten ve gerekli olduğu için yapıldıklarını  
ve miktarın makul olduğunu kanıtlaması durumunda masraflarının tazmin edilmesine hak  
kazanır. AĐHM mevcut davada bavuranların, taleplerini destekleyen herhangi bir belge  
sunmadıklarını gözlemler. Dolayısıyla AĐHM, bu balık altında tazminat ödenmemesine karar  
vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE  
1. Bavuruları birletirmeye;  
2. Kabuledilemez olduklarına karar verilen Đsmail Akbulut/Türkiye (4897/05) davasındaki  
bavuru ve Bingöl ve Diğerleri/Türkiye (33694/05) davasında Đsmail Akbulut’un ikayetleri  
haricindeki bavuruların kabuledilebilir olduğuna;  
3. Kabuledilebilir davaların her birinde AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
4. (a) Davalı Devlet tarafından otuz bavuranın her birine üç ay içinde manevi tazminat olarak  
5,000 Euro (bebin Euro) ve ödenebilecek her tür verginin ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının  
üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
1 Dolayısıyla Đsmail Akbulut hariç tutulmutur.  
5. Bavuranların adil tatmine ilikin diğer taleplerinin reddedilmesine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 16 Temmuz 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
Bavuru ismi ve  
numarası,  
bavuranların  
isimleri ve  
Arsa  
numaraları  
Balangıç tarihi Nihai  
Nihai  
kararın  
tebliğ  
edilmesi  
(gerekli  
olduğunda)  
AĐHM’ye  
bavuru  
tarihi  
Toplam süre  
ve müteakip  
yargılama  
karar  
doğum tarihleri  
1. Mehmet Emin  
Karatave Derviꢀ  
Yıldız/Türkiye  
(no. 4889/05)  
33,39  
Yargılamanın  
balangıç tarihi:  
19.09.1989  
13.02.2004 08.07.2004  
27.12.2004 14 yıl 4 ay 28  
gün  
Đlk karar:  
20.12.1990  
Mehmet Emin  
Karata(1930)  
DerviYıldız  
(1945)  
Hazine’ye tebliğ  
edilme tarihi:  
06.05.2002  
Yargıtay:  
13.02.2004  
2. Đsmail  
Akbulut/Türkiye  
(no. 4897/05)  
5
Yargılamanın  
balangıç tarihi:  
25.09.1989  
20.12.1990 03.08.1992  
27.12.2004 Altı ay  
kuralına uygun  
olmaması  
Đlk karar:  
nedeniyle  
Đsmail Akbulut  
20.12.1990  
kabuledilemez  
(1933)  
Bavurana tebliğ  
edilme tarihi:  
03.08.1992  
3.Bingöl/Türkiye 17, 18, 26,  
Yargılamanın  
balangıç tarihi:  
23.01.1989  
27.01.2005  
10.06.2005 16 yıl 8 gün  
(no. 24009/05)  
37, 41  
Hilal Bingöl  
(1919)  
Đlk karar:  
19.07.1989  
Yargıtay:  
20.04.1990  
Đkinci karar:  
29.05.1991  
Bavurana tebliğ  
edilme tarihi:  
04.06.2004  
Hazine’ye tebliğ  
edilme tarihi:  
27.01.2005  
Yargıtay:  
27.01.2005  
4. Bingöl ve  
Diğerleri/Türkiye  
(no. 33694/05)  
7
Yargılamanın  
balangıç tarihi:  
29.08.1989  
07.04.2005  
05.09.2005 Đsmail  
Akbulut’un  
altı ay kuralına  
Đlk karar:  
uygun  
Orhan Bingöl  
(1961)  
20.12.1990  
(Đsmail  
olmaması  
nedeniyle  
Ferman enyürek  
(1964)  
Felemez Yıldız  
(1960)  
Yasin Savaꢀ  
(1961)  
Đzzettin Savaꢀ  
(1952)  
Akbulut’un  
talepleri  
kabuledilemez  
olduğuna karar  
verilen  
ikayetleri  
haricinde 15  
yıl 7 ay 12 gün  
reddedildi)  
Hazine’ye tebliğ  
edilme tarihi:  
05.06.2002  
Đkinci karar  
(zamanaımına  
uğramıolması  
nedeniyle  
Halil Savaꢀ  
(1922)  
Haydar Datan  
(1949)  
Đsmail Akbulut  
(1933)  
Fahrettin Bingöl  
(1964)  
Hazine’nin  
temyizinin  
reddedilmesi):  
02.06.2004  
Yargıtay:  
07.04.2005  
Hasan Turhan  
(1968)  
Mikail Tunç  
(1961)  
5.Bingöl/Türkiye  
(no. 37759/05)  
7
Yargılamanın  
balangıç tarihi:  
29.08.1989  
Đlk karar:  
20.12.1990  
Hazine’ye tebliğ  
edilme tarihi:  
05.06.2002  
Đkinci karar  
(zamanaımına  
uğramıolması  
nedeniyle  
07.04.2005  
29.09.2005 15 yıl 7 ay 12  
gün  
Giyasettin Bingöl  
(1950)  
Celalettin Bingöl  
(1952)  
Hazine’nin  
temyizinin  
reddedilmesi):  
02.06.2004  
Yargıtay:  
07.04.2005  
6. Karatave  
ahin/Türkiye  
(42996/06)  
56  
Yargılamanın  
balangıç tarihi:  
25.09.1989  
Đlk karar:  
20.04.2006  
04.10.2006 16 yıl 3 ay 28  
gün  
Mehmet Emin  
Karata(1930)  
Abdullah ahin  
(1942)  
20.12.1990  
Bavuranlara  
tebliğ edilme  
tarihi:  
03.08.1992  
Hazine’ye tebliğ  
edilme tarihi:  
06.05.2002  
Yargıtay:  
13.10.2003  
Đkinci karar:  
31.05.2004  
Yargıtay:  
24.02.2005  
Üçüncü karar:  
15.09.2005  
Yargıtay:  
20.04.2006  
7. Ali Đhsan  
enyürek/Türkiye  
(no. 43031/06)  
37  
Yargılamanın  
balangıç tarihi:  
23.01.1989  
Đlk karar:  
20.04.2006  
04.10.2006 17 yıl 2 ay 30  
gün  
Ali Đhsan  
enyürek (1940)  
20.12.1990  
Bavurana tebliğ  
edilme tarihi:  
03.08.1992  
Hazine’ye tebliğ  
edilme tarihi:  
06.05.2002  
Yargıtay:  
13.10.2003  
Đkinci karar:  
02.06.2004  
Yargıtay:  
12.01.2005  
Üçüncü karar:  
15.09.2005  
Yargıtay:  
20.04.2006  
8. Ali Đhsan  
enyürek ve  
Nusrettin  
Özdemir/Türkiye  
(no. 43019/06)  
47  
Yargılamanın  
balangıç tarihi:  
04.10.1989  
Đlk karar:  
20.12.1990  
Bavuranlara  
tebliğ edilme  
tarihi:  
03.08.1992  
Hazine’ye tebliğ  
edilme tarihi:  
06.05.2002  
Yargıtay:  
13.04.2006  
04.10.2006 16 yıl 6 ay 12  
gün  
Ali Đhsan  
enyürek (1940)  
Nusrettin  
Özdemir (1934)  
13.10.2003  
Đkinci karar:  
31.05.2004  
Yargıtay:  
24.02.2005  
Üçüncü karar:  
15.09.2005  
Yargıtay:  
13.04.2006  
9. Ali Đhsan  
enyürek ve  
Diğerleri/Türkiye  
(no. 43038/06)  
31  
Yargılamanın  
balangıç tarihi:  
26.09.1989  
Đlk karar:  
27.04.2006  
04.10.2006 16 yıl 7 ay 4  
gün  
20.12.1990  
Bavuranlara  
tebliğ edilme  
tarihi:  
03.08.1992  
Hazine’ye tebliğ  
edilme tarihi:  
06.05.2002  
Yargıtay:  
18.10.2003  
Đkinci karar:  
31.05.2004  
Yargıtay:  
Mustafa ahin  
(1935)  
Ali Turhan (1948)  
Abdurrahman  
Çelik (1954)  
Tevfik ahin  
(1948)  
evfik ahin  
(1960)  
Abdullah Turhan  
(1948)  
Ali Đhsan  
enyürek (1940)  
10.03.2005  
Üçüncü karar:  
20.10.2005  
Yargıtay:  
27.04.2006  
10. Ali Đhsan  
enyürek ve  
Diğerleri/Türkiye  
(no. 43054/06)  
Yargılamanın  
balangıç tarihi:  
19.09.1989  
04.05.2006  
04.10.2006  
16 yıl 7 ay 18  
gün  
23,34  
Mustafa Oktan  
(1954)  
Đlk karar:  
20.12.1990  
Ali Đhsan  
enyürek (1940)  
Bavuranlara  
tebliğ edilme  
Abdulkerim ahin  
(1956)  
Kutbettin Gündüz  
(1936)  
Abdullah ahin  
(1942)  
tarihi:  
03.08.1992  
Hazine’ye tebliğ  
edilme tarihi:  
03.05.2002  
Yargıtay:  
Selahattin Ataç  
(1964)  
Cindi Gündüz  
(1337)  
23.02.2004  
Đkinci karar:  
02.06.2004  
Yargıtay:  
Mustafa ahin  
(1935)  
Haydar Ataç  
(1956)  
17.03.2005  
Üçüncü karar:  
15.09.2005  
Yargıtay:  
Tevfik ahin  
(1948)  
04.05.2006  
evfik ahin  
(1960)