A. Kabuledilebilirlik
Hükümet öncelikle Türkiye’nin, AĐHM’nin yalnızca 22 Ocak 1990 tarihinden bu yana
meydana gelen durumlar ve olaylar hususunda bireysel baꢀvuruları inceleme yetkisi
bulunduğunu kabul ettiğini belirtmiꢀtir. Bu hususta, AĐHM’nin ancak 22 Ocak 1990’dan
sonraki dönemi göz önüne alabileceğini iddia etmiꢀtir. Hükümet ikinci olarak AĐHM’den altı
aylık zaman sınırına uyulmamıꢀ olması nedeniyle Bingöl ve Diğerleri/Türkiye (33694/05)
davasını reddetmesini istemiꢀtir. Hükümet'e göre, karar, 5 Haziran 2002 tarihinde, kararın
Hazine tarafından temyiz edilebileceği 30 günlük sürenin sonunda kesinleꢀmiꢀtir.
Hükümet’in ilk itirazını göz önüne alan AĐHM, daha önceki bir davada, ratione
temporis (zaman bakımından) yetkisinin, Türkiye’nin bireysel baꢀvuru hakkının yürürlüğe
girdiğini kabul ettiği 28 Ocak 1987’de baꢀladığı sonucuna varmıꢀ olduğunu hatırlatır (bkz.
Cankoçak/Türkiye, no. 25182/94 ve 2956/95, 26. paragraf, 20 ꢁubat 2001). Mevcut
baꢀvurulardaki yargılamanın, 1989 yılı içerisindeki çeꢀitli tarihlerde baꢀlatıldığını kaydeden
AĐHM, Hükümet’in yargı yetkisine ait itirazının kabul edilemeyeceği kanaatindedir.
AĐHM, Hükümet’in Bingöl ve Diğerleri/Türkiye (33694/05) davasındaki baꢀvurunun
reddedilmesi talebi hususunda, 20 Aralık 1990 tarihli karar üzerinde yer alan Varto Asliye
Hukuk Mahkemesi hakimi ve yazı iꢀleri müdürü tarafından imzalanan takrirde, kararın 28
Haziran 2005’te kesinleꢀtiğinin kaydedildiğini belirtmektedir. Baꢀvurunun Mahkeme’ye 5
Eylül 2005 tarihinde yapılmıꢀ olması nedeniyle AĐHM, AĐHS’nin 35/1 maddesi bağlamındaki
altı ay kuralına uyulmuꢀ olduğu kanaatindedir.
AĐHM ayrıca ulusal mahkemenin, Đsmail Akbulut/Türkiye (4897/05) davasındaki
baꢀvuran ve Bingöl ve Diğerleri/Türkiye (33694/05) davasındaki baꢀvuranlardan biri olan
Đsmail Akbulut’un taleplerini 20 Aralık 1990’da reddettiğini gözlemler. Kararlar verilirken
yasal temsilcisi hazır bulunmaktaydı. Baꢀvuran her iki davada da temyize gitmemiꢀtir.
Yukarıda kaydedilen takrirde, kararın ne zaman kesinleꢀtiği belirtilmemiꢀtir. Ancak AĐHM,
Hazine’nin sözkonusu kararlara itiraz ederken hiçbir yasal menfaat gütmediğini kaydeder ki
sözkonusu menfaat, Türk hukukunda temyize gitmenin gereklerinden biridir. Ayrıca AĐHM,
bir avukat tarafından temsil edilen, halihazırda kendisine yasaların müsaade ettiği en büyük
oranda toprak verilmiꢀ olması nedeniyle tapu talepleri reddedilen ve talepleri hususunda ne
1991 ne de 1992 senelerinde temyize giden baꢀvuranın, ꢀikayetlerini 5 Eylül 2005’e kadar
AĐHM’ye sunmadığını gözlemler.
AĐHM, sözkonusu olaylar ıꢀığında, Akbulut’un ꢀikayetleri hususunda, AĐHS’nin 35/1
maddesinin amacının en iyi ꢀekilde, altı aylık sürenin baꢀlangıç tarihi olarak, kararların
baꢀvuranın avukatı huzurunda açıklandığı duruꢀmanın tarihi olan 20 Aralık 1990’nın kabul
edilmesiyle yerine getirileceği kanaatindedir (bkz., mutatis mutandis, Hatip Çelik/Türkiye
(karar), no. 52991/99, AĐHM 2004-X). Bu nedenle, Đsmail Akbulut tarafından yapılan
baꢀvurular, yasal süre geçtikten sonra yapılmıꢀtır ve AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4.
paragrafları uyarınca reddedilmelidir.
Sonuç olarak, AĐHM Đsmail Akbulut haricindeki baꢀvuranların, yargılama süresine
iliꢀkin ꢀikayetlerinin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde açıkça dayanaktan
yoksun olmadığını kaydeder. Ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik
unsuru taꢀımadığını tespit eder. Bu nedenle, kabuledilebilir niteliktedir.