CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
KARATEPE VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:33112/04, 36110/04, 40190/04, 41469/04 ve 41471/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
7 Nisan 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Adları ve ikamet bilgileri ekte yer alan on yedi T.C. vatandaı (bavuranlar) tarafından  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 21 ve 22 Temmuz 2004 tarihlerinde Đnsan Hakları ve Temel  
Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS)  
34. maddesi uyarınca yapılan 33112/04, 36110/04, 40190/04, 41469/04 ve 41471/04 numaralı  
bebavuru sonucu bu dava görülmektedir  
Bavuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu  
avukatlarından O. Ersoy ve A. T. Ocak tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Polis tarafından yapılan bir video kasetin çözümüne göre, aralarında bavuranların da  
bulunduğu 40 kadar kii 12 Ağustos 2003’Te saat 13.03’te Taksim Meydanı’nda Halkevleri  
ve Türkiye Üniversite Öğrencileri Koordinasyonu tarafından Irak’a asker gönderilmesini  
protesto etmek amacıyla düzenlenen gösteriye katılmılardır. Polisler göstericileri yasadıı  
toplanmaları nedeniyle uyararak dağılmalarını istemitir. Polis zor kullanarak ve biber gazıyla  
göstericileri yakalamıtır. Bavuranlar güvenlik güçlerinin kontrolünde Đstanbul Emniyet  
Müdürğüne götürülmeden önce saat 13.08’de polis aracında gözaltına alınmılardır.  
Bavuranların söylediklerine göre polisler araç içinde de kendilerine vurmayı, hakaret etmeyi  
ve saçlarından tutup çekitirmeye devam etmilerdir. Kadın bavuranlar cinsel tacize  
uğradıklarını ileri sürmülerdir.  
12 Ağustos 2003 tarihli sağlık raporlarında bavuranlar Haim Özgür Ersoy, Nuri Günay,  
Hansel Özgümü, Đnci Açık enel, Umar Karatepe, Rüya Kurtulu, Funda Demir, Özge Ozan  
ve Korkmaz Aslan’ın vücudunun çeitli yerlerinde ekimoz ve darp izlerine rastlanılmıtır.  
Sevinç Hocaoğulları, Serpil Ocak, Metin Saygın, Đrfan Karcıağa, Gizem Ayta, Ali Ergin  
Demirhan, Fatma Demirbave Derya Gazioğlu ile ilgili hazırlanan raporlarda herhangi bir  
darp ya da iddet izi görülmediği belirtilmitir.  
Tüm bavuranlar 13 Ağustos 2003 tarihinde savcılık kararı ile serbest bırakılmıtır.  
A. Kötü muamelede bulunan polisler hakkında bavuranların ikayeti  
Bavuranlar 8 Ekim 2003 tarihinde Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığına giderek kötü muamele  
bulunan polisler hakkında ikayetçi olmulardır.  
Savcılığın talebi üzerine Adli Tıp Kurumu Bakanlığı’nca hazırlanan raporda bavuranların  
olay günü sağlık kontrolünden geçirildikleri devlet hastanelerinde hazırlanan sağlık  
raporlarının sonuçları teyid edilmitir. 5 Aralık 2003 tarihli bu yazıda bavuranlar Haim  
Özgür Ersoy, Nuri Günay, Hansel Özgümü, Đnci Açık enel, Umar Karatepe, Rüya Kurtulu,  
Funda Demir, Özge Ozan ve Korkmaz Aslan’ın vücutlarının çeitli yerlerinde tespit edilen  
darp izi ve yaralanmaların bir ila iki gün arasında değien igöremezlik raporu gerektiren  
hayati bir tehlikeye yol açacak türde olmadığı vurgulanmıtır. Diğer bavuranların  
vücutlarında kötü muamele izine rastlanılmadığı da bu belgeyle doğrulanmıtır.  
2
Savcılık 8 Ocak 2004 tarihinde takipsizlik kararı vermi, kararında bavuranların Đstiklal  
caddesinde izinsiz bir gösteri düzenlediklerini ifade etmitir. Savcılığa göre yapılan tüm  
ihtarlara uymayan bavuranları polis 2911 sayılı toplantı ve yürüyügösterileri hakkındaki  
Kanun’un 24. maddesi gereğince zor kullanarak dağıtmak ve gösteriyi sona erdirmek  
durumunda kalmıtır. Savcılık sonuç itibarıyla polisin kullanmıolduğu gücün yasa ile verilen  
yetkiye dayandığına ve suç unsurunu oluturmağına kanaat getirmitir.  
Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 13 Nisan 2004 tarihli bir karar ile takipsizlik kararını  
onamıtır. Bu karar bavuranlara 24 Mayıs 2004’te tebliğ edilmitir.  
B. Bavuranlar hakkında açılan kamu davası  
Savcılık 26 Eylül 2003 tarihinde aralarında bavuranların da yer aldığı otuz begösterici  
hakkında 2911 sayılı toplantı ve yürüyügösterileri kanununa muhalefet etmek suçundan  
Beyoğlu Asliye Ceza Mahkemesi önünde ceza davası açmıtır. Görgü tanıklarının adlarının  
ve olay yeri görüntülerinin yer aldığı video kaset adli soruturma dosyasına eklenmitir.  
18 ubat 2004 tarihinde Beyoğlu Asliye Ceza Mahkemesi cezai müeyyide gerektirecek  
unsurların yokluğunda ve yasal değiiklikleri dikkate alarak bavuranların beraatine karar  
vermitir.  
HUKUK  
I. DAVALARIN BĐRLETĐRĐLMESĐ  
AĐHM, mevcut bavuruların konuları itibarıyla benzer olması dolayısıyla Đçtüzüğünün 42/1  
maddesi gereğince birletirilmesine karar vermitir.  
II. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar halka açık bir alanda zor kullanılarak yakalanmaları dolayısıyla kötü muameleye  
maruz kaldıklarını iddia etmekte ve AĐHS’nin 3. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet bavuranların hukuk mahkemeleri ve idari mahkemeler nezdinde maddi ve manevi  
tazminat talebiyle dava açmamaları dolayısıyla iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında  
bulunmaktadır.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
1. Bavuranlar Sevinç Hocaoğulları, Serpil Ocak, Metin Saygın, Đrfan Karcıağa, Gizem Ayta,  
Ali Ergin Demirhan, Fatma Demirbave Derya Gazioğlu hakkında  
AĐHM bavuranlar Sevinç Hocaoğulları, Serpil Ocak, Metin Saygın, Đrfan Karcıağa, Gizem  
Ayta, Ali Ergin Demirhan, Fatma Demirbave Derya Gazioğlu’nun emniyetin ilgili  
birimlerinde gözaltına alınmalarından önce adli tıp doktoru tarafından muayene edildiklerini ve  
doktorun bavuranların vücudunda herhangi bir darp ya da iddet izine rastlamadığını not  
etmektedir. Adli tıp 5 Aralık 2003 tarihli raporunda ilk raporun sonuçlarını doğrulamıtır.  
3
AĐHM, 3. maddenin alanına girmesi için kötü muamelelerin asgari bir ciddiyet seviyesine  
ulaması gerektiğini, özü itibariyle bu asgari ciddiyet seviyesinin göreceli olduğunu  
hatırlatmaktadır.  
AĐHM öncelikle biber gazı kullanılmasının birtakım sıkıntılara yol açtığını not etmekte;  
bununla birlikte bavuranların biber gazı kullanılmasından olumsuz etkilendiklerini gösterir  
herhangi bir hususi sağlık raporunun AĐHM’ye ulamadığını ifade etmektedir (Bkz. Oya  
Ataman-Türkiye kararı, no: 74552/01).  
Bavuranlar yakalanmaları sırasında gördükleri muameleden ikayetçi olmalarına karın, öne  
sürdükleri bu iddialarının sonuçları itibariyle 3. madde bakımından belirli bir ciddiyet  
seviyesine ulağını destekler herhangi bir delil sunmamılardır. Gözaltına alınmalarının  
ertesinde serbest bırakılan bavuranlar baka bir doktora muayene olmayı istememilerdir  
(Bkz. sözü edilen Oya Ataman ve Saya vd.-Türkiye kararı, no: 4327/02, 7 Ekim 2008).  
Sevinç Hocaoğulları, Serpil Ocak, Metin Saygın, Đrfan Karcıağa, Gizem Ayta, Ali Ergin  
Demirhan, Fatma Demirbave Derya Gazioğlu hakkındaki bu ikayet dayanaktan yoksun  
bulunmaktadır ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak  
reddedilmelidir.  
2. Haim Özgür Ersoy, Nuri Günay, Hansel Özgümü, Đnci Açık enel, Umar Karatepe, Rüya  
Kurtulu, Funda Demir, Özge Ozan ve Korkmaz Aslan hakkında  
Bavuranlar AĐHS’nin 35. maddesinin 1. paragrafında yer alan gereklilikleri karıladıklarını  
ileri sürmektedir.  
AĐHM geçmite bu hususu müteaddit defa dile getirdiğini belirterek yapılan itirazı  
reddetmektedir (Bkz. diğerleri arasında Karayiğit-Türkiye kararı, no: 63181/00, 5 Ekim 2004).  
AĐHM bu bavuruda daha önce almıolduğu sonuçların dıına çıkılmasını gerektirecek hiçbir  
özel koulun bulunmadığını hatırlatır.  
AĐHM, Haim Özgür Ersoy, Nuri Günay, Hansel Özgümü, Đnci Açık enel, Umar Karatepe,  
Rüya Kurtulu, Funda Demir, Özge Ozan ve Korkmaz Aslan ile ilgili AĐHS’nin 3. maddesi  
hakkındaki ikayetin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı uyarınca dayanaktan yoksun  
olmadığı saptamasını yapmaktadır. AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da  
kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir  
niteliktedir.  
B. Esasa dair  
Bavuranlar iddialarını yinelemektedir.  
Hükümet bavuranların bu iddialarına karı çıkmaktadır.  
AĐHM, bir kimsenin tamamıyla polis memurlarının denetimi altında gözaltında tutulduğu  
sırada meydana gelen her türlü yaralanmanın ciddi kukulara yol açtığını hatırlatır (Salman –  
Türkiye, no: 21986/93, Bakbak-Türkiye no: 39812/98, 1 Temmuz 2004). Dolayısıyla bu  
yaraların nedeni hakkında makul bir izahatta bulunarak bavuranın iddialarına, hele ki bu  
iddialar tıbbi belgelerle desteklenmiise, üphe düüren delilleri sunma görevi Hükümete ait  
4
olmaktadır (Bkz., diğerleri arasında, Selmouni-Fransa, no: 25803/94, Berktay-Türkiye no:  
22493/93, 1 Mart 2001 ve Aye Tepe – Türkiye, no: 29422/95, 22 Temmuz 2003).  
AĐHM mevcut bavuruda öncelikle Hükümetin gösteri yapan grubun manu militari gözaltına  
alındığını yadsımadığını anımsatır. Bu bağlamda, Hükümete bavurulan gücün kaçınılmaz ve  
aırı olmadığını ispat etme yükümlülüğü dümektedir (Bkz. Balçık vd.-Türkiye kararı no:  
25/02, 29 Kasım 2007).  
AĐHM sağlık raporlarına konu olan yaralanmaların nedeni konusunda bir ihtilaf  
bulunmadığını tespit eder.  
Ayrıca adli tıp doktoru tarafından düzenlenen raporda bavuranların bir ila iki gün iten uzak  
kalmalarının uygun olacağı belirtilmitir. Bütün bu sözü edilenler ıığında, AĐHM yerleik  
içtihadı uyarınca bavuranların asgari ciddiyet seviyesine ulaacak kadar kötü muameleye  
maruz kaldıklarını kabul etmektedir (Bkz. Nurgül Doğan-Türkiye kararı, no: 72194/01, 8  
Temmuz 2008).  
AĐHM Hükümetin bavuranların tam olarak nasıl yakalandıklarını ve kullanılan gücün  
orantılığını ortaya koyamadığını ifade eder. Bu bağlamda igöremez raporu dikkate  
alındığında güvenlik güçlerinin uyguladığı güç orantısız addedilmektedir. Üstelik  
bavuranların iddeti tetiklediği ve kaba güce bavurulmasını gerektirici bir müdahalenin  
sözkonusu olduğu dile getirilmemektedir.  
AĐHM savcılık tarafından yürütülen kovuturma ile ilgili olarak, savcılığın göstericilere karı  
yöneltilen gücün orantılı olup olmadığını incelemeksizin polisin göstericilere karı  
müdahalesini öngören 2911 sayılı Kanun’un 24. maddesine atıfta bulunmakla yetindiğini dile  
getirmektedir.  
AĐHM bu nedenle bavuranlar Haim Özgür Ersoy, Nuri Günay, Hansel Özgümü, Đnci Açık  
enel, Umar Karatepe, Rüya Kurtulu, Funda Demir, Özge Ozan ve Korkmaz Aslan  
bakımından AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.  
III. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunan bavuranlar gözaltı süresinin uzunluğundan ikayetçi  
olmaktadır.  
AĐHM bavuranların gözaltı sürelerinin 13 Ağustos 2003’te sona erdiğini, ancak bavuruların  
21 ve 22 Temmuz 2004 tarihinde yapıldığını gözlemektedir. Bu davanın incelenmesinde altı  
ay kuralının uygulanmamasını veya askıya alınmasını gerektirecek herhangi bir özel koulun  
bulunmadığına, bavurunun bu bölümünün gecikmeli olarak yapıldığına ve AĐHS’nin 35.  
maddesinin 1. ve 4. paragraflarının uygulanmasına istinaden reddedilmesi gerektiğine kanaat  
getirir.  
IV. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar gösterinin polis tarafından engellenmesi ve bu gösteriye katılmalarından dolayı  
cezai soruturmaya tabi tutulmaları dolayısıyla ifade özgürlüğü ve dernek kurma haklarının  
ihlal edildiğinden yakınmaktadır. Bavuranlar AĐHS’nin 10. ve 11. maddesine atıfta  
5
bulunmaktadır. AĐHM bu ikayetlerin yalnızca 11. madde bağı altında inceleneceğine karar  
vermitir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını ve esastan incelenmesi gerektiğini kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan  
bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru  
kabuledilebilir niteliktedir.  
Hükümet yetkili mercilere önceden haber verilmeden gerçekletirilen sözkonusu gösterinin  
yasaı olduğunu savunmaktadır. Hükümet AĐHS’nin 11. maddesinin ikinci paragrafının  
kamu düzeninin korunması adına barıçı yöntemlerle yapılan toplanma hakkına sınırlamalar  
getirdiğini hatırlatır.  
AĐHM bavuranların toplanma hakkına yönelik bir müdahale yapıldığının ihtilaf konusu  
edilmediğini belirtmektedir. Bu müdahalenin yasal bir dayanağı bulunmaktaydı (2911 sayılı  
Toplantı ve Gösteri Yürüyüleri Kanunu) ve AĐHS’nin 11. maddesinin 2. paragrafı anlamında  
«yasa ile öngörülmütü». Bundan baka AĐHM bavuranların bu eylemleri nedeniyle  
haklarında dava açıldığını not etmektedir. AĐHM yapılan müdahalenin meru bir amacı içerip  
içermediğini ve demokratik bir toplum için gereklilik arz edip etmediğini irdeleyecektir.  
1. Meru amaç  
Hükümet müdahalenin kamu düzeninin sağlanması ve bakalarının haklarının korunması gibi  
meru amaçları içerdiğini savunmaktadır.  
AĐHM sözkonusu müdahalenin 11. maddenin 2. paragrafında yer alan ve kamu düzeninin  
sağlanması ve bakalarının haklarının korunması (bu davada rahatça bir yerden baka yere  
gitme anlamında) olmak üzere en az iki meru amacı olduğunu kabul etmektedir.  
2. Demokratik bir toplum için gereklilik  
Hükümete göre bavuranlar mevzuata aykırı olarak, yetkili makamlara gerekli bildirimde  
bulunmadan kamuya açık bir alanda düzenlenen gösteriye katılmılardır. Bavuranlar ayrıca  
gösterinin dağıtılması amacıyla yapılan ihtarlara uymamılardır. Bu artlarda ve Devletlere bu  
konuda tanınan takdir hakkı ıığında Hükümet, halkın meydanda yoğun olarak bulunduğu bir  
saatte herhangi bir karmaaya yol açma riskinin ve göstericilerin direniinin sözkonusu  
gösterinin dağıtılmasını haklı çıkardığını dile getirmektedir. Hükümete göre polislerin  
müdahalesi AĐHS’nin 11. maddesinin ikinci paragrafına uygun bir tedbir mahiyetindedir.  
Bavuranlar kamu düzenine halel geldiği mazeretinin, bildirinin okunmasından önce yapılan  
müdahaleyi mazur göstermek için sonradan uydurulmubir mazeret olduğunu ileri  
sürmektedirler.  
AĐHM öncelikle 11. maddeye ilikin yerleik içtihadından ileri gelen temel ilkelere atıfta  
bulunmaktadır (Bkz. Djavit An-Türkiye no: 20652/92i Piermont-Fransa, 27 Nisan 1995 ve  
Platform «Arzte für das Leben»-Avusturya kararı, no: 21 Haziran 1988). Bu içtihada göre  
yetkililer yasal yollardan gerçekletirilen her türlü gösterinin iyi ileyiini ve bütün  
vatandaların güvenliğini sağlamakla yükümlüdür.  
AĐHM, Devletlerin yalnızca barıçı yöntemlerle toplanma özgürlüğünü güvence altına  
almakla yükümlü olmadığını, aynı zamanda bu hakka dolaylı yoldan getirilecek aırı  
6
kısıtlamalardan da kaçınmaları gerektiğini hatırlatır (sözü edilen Djavit An prg. 57). Ayrıca  
11. madde esasen kamu erkinin, bireyin güvence altına alınan haklarına keyfi müdahalesine  
karı korumayı amaçlamakla birlikte, fazladan bu hakların etkili bir ekilde kullanılması için  
pozitif yükümlülük de getirebilir.  
AĐHM bu ilkelerin kamuya açık yerlerde yapılan gösteri ve yürüyülere de uygulanabileceğini  
hatırlatır (sözü edilen Djavit An prg. 56). AĐHM, öte yandan, kamu düzeninin korunması ve  
ulusal güvenliğin sağlanması gerekçeleriyle Yüksek Sözlemeci Devletlerin derneklerin  
faaliyetlerini düzenleyici tedbirler almalarının ve bu tür toplantıların izne bağlı olmasının 11.  
maddenin ruhuna aykırı olmadığını belirler (sözü edilen Djavit An prg. 66-67).  
Halka açık bir alanda gerçekletirilen her türlü gösteri günlük yaamın akıını belirli bir  
ölçüde bozacak bir karııklığa ve hasmane tepkilere yol açabilir. Ancak, AĐHM, durumun  
kurallara aykırı olmasının, tek baına, toplanma özgürlüğüne müdahaleyi haklı  
çıkarmayacağına itibar etmektedir.  
Dosyanın ve delil unsurlarının derinlemesine incelenmesinden AĐHM, gösterici grubun,  
muhtemel trafik sıkıntıları dıında kamu düzenini tehlikeye atacak bir tehdit  
oluturmadıklarını saptamaktadır. Burada sözkonusu olan kırk kiilik bir grubun güncel bir  
konuya kamuoyunun dikkatini çekmesidir. AĐHM ayrıca gösterinin saat on üç civarında  
balayıp takip eden dakikalarda göstericilerin yakalanması ile sona erdiğini  
gözlemlemektedir. AĐHM bilhassa yetkililerin bu gösteriyi sona erdirme konusundaki  
aceleciliklerine aırmaktadır (Bkz. sözü edilen Oya Ataman ve a contario, Eva Molnar-  
Macaristan kararı no: 10346/05, 7 Ekim 2008).  
AĐHM nezdinde göstericilerin iddete bavurmadıkları durumlarda, AĐHS’nin 11. maddesi ile  
garanti altına alınan toplantı özgürlüğü kavramının içeriğinin boaltılmaması bakımından  
kamu erkinin barıçı gösterilere belli ölçüde hogörü göstermesi önem arz etmektedir.  
Sonuç olarak AĐHM bu bavuruda polisin kaba kuvvet uygulayarak müdahale etmesini ve  
bavuranların cezai yargılama konusu edilmesini orantısız olarak kabul etmektedir. Bu  
tedbirler AĐHS’nin 11. maddesinin ikinci paragrafı uyarınca kamu düzeninin korunması  
bakımından gereklilik arz etmemektedir.  
Bu nedenle bu madde ihlal edilmitir.  
V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Maddi ve manevi tazminat  
Bavuranlar uğradıkları zararın giderilmesini talep etmektedir. Bavuranlar herhangi bir  
rakam telaffuz etmemekte, bu konuyu AĐHM’nin takdirine bırakmaktadır.  
Hükümet bavuranlara hiçbir ödeme yapılmaması gerektiği görüündedir.  
AĐHM bavuranların AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiği tespiti ile adil bir tatmini elde  
ettikleri kanısındadır (sözü edilen Oya Ataman prg.48). Bununla birlikte AĐHS’nin 3. maddesi  
bavuranlar Haim Özgür Ersoy, Nuri Günay, Hansel Özgümü, Đnci Açık enel, Umar  
Karatepe, Rüya Kurtulu, Funda Demir, Özge Ozan ve Korkmaz Aslan bakımından ihlal  
7
edilmitir. AĐHM hakkaniyete uygun olarak manevi tazminat bağı altında bavuranların her  
birine 2.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranlar kanıtlayıcı bir belge sunmaksızın yargılama masraf ve giderleri için 12.500 Euro  
talep etmektedir.  
Hükümet bu meblağlara karı çıkmaktadır.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir (Bkz. örneğin Bottazzi-Đtalya no: 34884/97 ve  
Sawicka-Polonya no: 37645/97, 1 Ekim 2002). AĐHM bu bavuruda kanıtlayıcı belgelerin  
yokluğu nedeniyle, yargılama masraf ve giderlerine ilikin bu talebi reddetmektedir.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç  
puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavuruların birletirilmesine;  
2. Bavuranlar Haim Özgür Ersoy, Nuri Günay, Hansel Özgümü, Đnci Açık enel, Umar  
Karatepe, Rüya Kurtulu, Funda Demir, Özge Ozan ve Korkmaz Aslan’ın AĐHS’nin 3.  
maddesi hakkındaki ikayetlerinin ve bütün bavuranların AĐHS’nin 11. maddesi hakkındaki  
ikayetlerinin kabuledilebilir olduğuna;  
3. Bunun dıında kalan bavuruların kabuledilemez olduğuna;  
4. Bavuranlar Haim Özgür Ersoy, Nuri Günay, Hansel Özgümü, Đnci Açık enel, Umar  
Karatepe, Rüya Kurtulu, Funda Demir, Özge Ozan ve Korkmaz Aslan açısından AĐHS’nin 3.  
maddesinin ihlal edildiğine;  
5. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;  
6 a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde, her  
türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından bavuranlar Haim Özgür Ersoy,  
Nuri Günay, Hansel Özgümü, Đnci Açık enel, Umar Karatepe, Rüya Kurtulu, Funda  
Demir, Özge Ozan ve Korkmaz Aslan’ın her birine manevi tazminat olarak 2.000 Euro (iki  
bin Euro) ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
8
7. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiği tespitinin bavuranların uğradıkları manevi zararı  
gidermesi bakımından adil bir tatmini oluturduğuna;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 7 Nisan 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
EK  
Bavuru no: 33112/04  
Umar Karatepe  
1975 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
Bavuru no: 36110/04  
Korkmaz Aslan  
Gizem Aytaꢀ  
1979 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
1980 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
1983 doğumlu, Balıkesir’de ikamet etmektedir.  
1982 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
1981 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
1984 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
1983 doğumlu, Bursa’da ikamet etmektedir.  
1979 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
1980 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
1981 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
1981 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
1980 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
1978 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
Funda Demir  
Ali Ergin Demirhan  
Fatma Demirbaꢀ  
Derya Gazioğlu  
Nuri Günay  
Đrfan Karcıağa  
Rüya Kurtuluꢀ  
Saygın Metin  
Serpil Ocak  
Özge Ozan  
Hansel Özgümüꢀ  
Bavuru no: 40190/04  
Sevinç Hocaoğulları  
1976 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
Bavuru no: 41469/04  
Đnci Açık enel  
1980 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
1978 doğumlu, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
Bavuru no: 41471/04  
Haim Özgür Ersoy  
9