Hükümet bu çerçevede iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır.
Başvuranlar bu şikayetlerini ne iç hukukta dile getirmiş ne de Borçlar Kanunu’nun 105.
maddesinde öngörülen başvuru yoluna müracaat etmişlerdir.
Başvuranlar bu sava karşı çıkmaktadır.
AİHM, başvuranların Borçlar Kanunu’nun 105. maddesinde yer alan başvuru yolunun teoride
yapılabilecek tek başvuru yolu olduğu itirazlarını kabul etmektedir. Bununla birlikte, bu
gerekçeler AİHM’yi daha önce de bu başvuru yolunun etkisiz olduğu sonucuna götürmüştür
(Bkz. sözü edilen Aka kararı, s. 2678-2679, §§ 34-37). Hükümetin itirazının bu noktada
reddedilmesi gerekmektedir.
AİHM, yerleşik içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle Akkuş, adıgeçen karar)
ve elindeki mevcut unsurların tümünü gözönüne alarak, başvurunun esastan incelenmesi
gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile
karşılaşılmadığını ifade etmiştir.
B. Esas hakkında
AİHM daha önce bu davadakine benzer sorunları gündeme getiren başka davaları da
incelemiş ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.
Akkuş, adıgeçen karar, s. 1310, §§ 31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir
tespiti ve delili sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre
kamulaştırmayı yapan idare tarafından başvuranlara verilmesi gereken ek tazminatın
ödenmesindeki gecikme, başvuranları, mülklerinin kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara
daha sokmuştur. Bu gecikme, AİHM’yi başvuranların genel menfaatin gerektirdikleri ile
mülkiyet hakkına saygının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan
alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk
etmektedir.
Bu nedenle, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar taşınmazın kamulaştırma kararı ile tapu siciline kaydedildiği 1993 yılında
başlayan ve ek kamulaştırma bedelinin Haziran 2000 tarihinde ödenmesi ile sona eren sürecin
uzunluğundan şikayetçi olmakta ve AİHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini ileri
sürmektedirler.
AİHM, bu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun bulunmadığına
itibar etmiştir. Kabuledilemezlik bakımından hiçbir gerekçe yer almamaktadır. Bununla
birlikte Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi çerçevesinde alınan sonuç dikkate alındığında,
şikayetin ayrıca Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi açısından incelenmesine gerek olmadığına karar
vermiştir.
3