34. Yetkili makamların, gözaltında tutuldukları süre içerisinde kontrolleri altında
bulunan kiꢀilerin yaralanmalarına iliꢀkin açıklama yapmakla yükümlü olduklarını hatırlatan
AĐHM, polis memurlarının beraat etmelerinin, Devlet’i, AĐHS uyarınca sahip olduğu
yükümlülüklerden muaf tutmadığı kanısındadır ( bkz., mutatis mutandis, Berktay/Türkiye, no.
22493/93, § 168, 1 Mart 2001, ve Çolak ve Filizer/Türkiye, no. 32578/96 ve 32579/96, § 168,
8 Ocak 2004).
35. Genel olarak dava olaylarını ve gözaltında tutulduğu süre içerisinde baꢀvuranda
beliren yaraların nedenine iliꢀkin Hükümet’ten makul bir açıklama gelmemesini gözönüne
alan AĐHM, sözkonusu yaralanmaların Hükümet’in sorumlu olduğu muamelenin bir sonucu
olduğunu tespit etmiꢀtir.
36. Bu nedenle, AĐHS’nin 3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
37. Baꢀvuran, AĐHS’nin aꢀağıda kaydedilen 13. maddesinin ihlali yönünde maruz
bırakıldığı iꢀkence ve kötü muameleye iliꢀkin ꢀikayetleri hususunda etkin bir iç hukuk yolu
bulunmadığını ileri sürmüꢀtür:
“Bu Sözleꢀme’de tanınmıꢀ olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan
kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmıꢀ da olsa, ulusal bir makama etkili bir baꢀvuru yapabilme
hakkına sahiptir.”
38. Hükümet, baꢀvuranın gözaltında tutulduğu süre içerisinde kötü muameleye maruz
kaldığı iddialarına iliꢀkin ifadesi üzerine, Cumhuriyet Savcısı’nın cezai takibat baꢀlattığını ve
iki polis memuru aleyhinde Ağır Ceza Mahkemesi’ne bir ithamname sunduğunu belirtmiꢀtir.
Baꢀvuran, davadaki ana delil olması nedeni ile, ifade vermesi için cezaevinden Mahkeme’ye
çağırılmıꢀtır. Ancak, Mahkeme huzurunda ifade vermemeyi tercih etmiꢀtir. Sonuç olarak,
polis memurları delil eksikliği nedeni ile beraat etmiꢀtir. Maruz kaldığı iddia edilen iꢀkenceye
iliꢀkin davada, yerel Mahkeme huzurunda ifade vermeyi reddederek baꢀvuranın, iç hukuk
yolunu gözardı ettiği ve bunun yerine, Strazburg Mahkemesi’nden yapılan haksızlığı
düzeltmesini istediğini ileri sürmüꢀtür.
39. Baꢀvuran, kötü muameleye iliꢀkin ꢀikayetlerini adli makamlar huzurunda sunmuꢀ
olduğunu ileri sürmüꢀtür. Özellikle Devlet Güvenlik Mahkemesi huzurundaki duruꢀma
sırasında gözaltında bulunduğu süre içerisinde iꢀkenceye maruz bırakıldığı, polis
memurlarının iddia ettiği gibi toza alerjisi olmadığı ve toza alerjisi olduğunu belirten protokol
üzerindeki imzasını reddettiği hususuna birçok kez değinmiꢀtir. Sözkonusu imzanın
incelenmesine iliꢀkin talebi, Mahkeme tarafından reddedilmiꢀtir.
Ayrıca, polis memurları aleyhine açılan cezai takibat sırasında Üsküdar Cezaevi’nde
bulunduğunu ve duruꢀmalardan haberdar edilmediğini belirtmiꢀtir. Bu bağlamda, Mahkeme
tarafından kendisi için yayınlanan yazılı ihbarnamelere ve bunlara cevaben cezaevi yönetimi
tarafından hazırlanan ve baꢀvuranın kendi rızası ile duruꢀmalara katılmak istemediğini
belirten mektuplara değinmiꢀtir. Baꢀvuran, sözkonusu mektupları imzalamadığı hususunda
ısrar etmiꢀtir. Bu bağlamda, haberdar olması durumunda duruꢀmalara katılma hususunda
tereddüt etmeyeceğini ileri sürmüꢀtür.
Son olarak, polis memurlarını yargılayan ve beraatlerine karar veren Ağır Ceza
Mahkemesi’nin, doktor raporlarını incelemediğini, sözkonusu raporları hazırlayan doktorların
6