COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
KARAYĐĞĐT/TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 63181/00)  
KARAR  
STRAZBURG  
20 Eylül 2005  
Sözkonusu karar AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak ,ekle ilikin  
değiiklik yapılabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Karayiğit/Türkiye kararında,  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Đkinci Daire),  
Sn. J.-P. COSTA, Bakan,  
Sn. A.B. BAKA,  
Sn. R. TÜRMEN,  
Sn. K. JUNGWIERT,  
Sn. M. UGREKHELIDZE,  
Sn. A. MULARONI, yargıçlar,  
Sn. E. FURA – SANDSTRÖM, yargıçlar,  
ve Bölüm Sekreteri Sn. S. DOLLÉ’nin katılımı ile Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Heyeti  
olarak toplanmı,  
30 Ağustos 2005 tarihindeki gizli görüme sonucunda,  
Yukarıda anılan tarihte benimsenmiolan aağıdaki karara varmıtır:  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
1.Davanın nedeni, Türk vatandaı Baki Karayiğit’in (“bavuran”), Đnsan Hakları ve  
Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleme’nin (“Sözleme”) 34. maddesi uyarınca,  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı bavurudur  
(bavuru no. 63181/00).  
2. Adli yardım verilen bavuranı, görevlerini Đstanbul’da ifa etmekte olan avukatlar,  
M. Tepe ve D. Bayır temsil etmitir. Türk Hükümeti (“Hükümet”), AĐHM huzurundaki  
davalar için bir Ajan tayin etmemitir.  
3. Bavuran, özellikle, polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada kötü muameleye  
maruz kaldığını ve yerel hukuk uyarınca, kötü muameleye ilikin iddiasına ilikin etkin bir iç  
hukuk yolu olmadığını ileri sürmütür.  
4. Bavuruyla ilgili olarak AĐHM’nin Dördüncü Dairesi görevlendirilmitir (Đç  
Tüzüğün 52 § 1. maddesi). Sözkonusu Daire içerisinde, davayı değerlendirecek Heyet  
(AĐHS’nin 27. maddesi), Đç Tüzüğün 26 § 1. maddesinde öngörüldüğü üzere oluturulmutur.  
5. 5 Ekim 2004 tarihli bir kararla AĐHM, bavurunun kabuledilebilir olduğu sonucuna  
varmıtır.  
6. Bavuran ve Hükümet, esaslar üzerine görülerini sunmutur (Đç tüzük-madde 59 §  
1). Taraflar, karılıklı görülerine yazılı olarak cevap vermilerdir. Heyet, taraflara danıtıktan  
sonra, esaslar üzerine sunum yapılması gerekmediğine karar vermitir (Đç Tüzük-madde 59 §  
3 in fine).  
7. 1 Kasım 2004 tarihinde AĐHM, Dairelerinde değiiklik yapmıtır (Đç Tüzük-madde  
25 § 1). Sözkonusu dava ile ilgili olarak yeni oluturulmuꢀ Đkinci Daire görevlendirilmitir (Đç  
Tüzük-madde 52 § 1).  
2
OLAYLAR  
I. DAVA OLAYLARI  
8. Bavuran 1979 doğumludur ve Đstanbul’da yaamaktadır.  
A. Polis tarafından gözaltında tutulma ve bavuranın kötü muameleye uğradığı  
iddialarına ilikin doktor raporları  
9. 6 ubat 1999 tarihinde bavuran, PKK (Kürdistan Đꢀçi Partisi) adlı yasadıı bir  
örgüte mensup olduğundan üphe edilmesi nedeniyle Đstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün  
Terörle Mücadele ubesi’nden polis memurlarınca yakalanmıve gözaltına alınmıtır.  
10. Aynı gün Cumhuriyet Savcısı, Terörle Mücadele ubesi’nin bavuranın, dört gün  
süreyle Đstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Terörle Mücadele ubesi’nde tutulması isteğini  
kabul etmitir.  
11. 10 ubat 1999 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, gözaltı süresini iki  
gün daha uzatmıtır.  
12. 10 ubat 1999 tarihinde bavuran, hakkında doktor raporunun çıkarıldığı Haseki  
Hastanesi’ne kaldırılmıtır. Raporda, ‘iki kolun da proksimal bölgelerinde yüzeysel erythema  
ve sıyrılmalar’ kaydedilmitir. Aynı gün bavurana, kollarında görülen çürüklerin, toz alerjisi  
nedeniyle olutuğuna ilikin bir ifade imzalatıldığı iddia edilmitir.  
13. 12 ubat 1999 tarihinde bavuran, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi  
Cumhuriyet Savcısı ve daha sonra, fiziksel ve ruhsal iddete maruz bırakıldığını belirttiği  
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bir yargıcı huzuruna çıkarılmıtır. AĐHM,  
bavuranın tutuksuz yargılanmasına karar vermitir.  
14. Aynı gün, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Adli Tıp Enstitüsü’nde görevini  
ifa etmekte olan bir doktor, bavuranı muayene etmi, kolların üst kısımlarında 30-40cm x 7-  
8cm çaplarında çürükler, sol kol eklemi altında bir ecchymose ve bir baağrısı ikayeti rapor  
etmitir. Raporda, fiziksel iddet izlerinin, bavuranı çalımaktan üç gün alıkoymaya yeterli  
olduğu belirtilmitir.  
15. 16 ubat 1999 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,  
bavuranı Türk Ceza Kanunu’nun 168 § 2. maddesinde ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5.  
bölümünde (Kanun no. 3713) adı geçen yasadıı bir örgüte mensup olma suçuyla itham eden  
bir ithamname sunmutur.  
16. 27 Nisan 1999 tarihli birinci durumada bavuran, Đstanbul Devlet Güvenlik  
Mahkemesi huzurunda kötü muameleye maruz kaldığına ilikin iddiasını yinelemitir. Ayrıca  
bir alerji testi ve imzasının incelenmesini talep etmitir. Mahkeme, taleplerini reddetmitir.  
17. 13 Ağustos 1999 tarihinde bavuran, kendisini muayene eden ve alerji belirtisi  
bulamayan bir cildiyeciye bavurabilmitir.  
3
B. Polis memurları aleyhinde yapılan cezai takibat  
18. 29 Nisan 1999 tarihinde Cumhuriyet Savcısı, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne,  
bavuranın gözaltında tutulduğu sırada verdiği ifadede imzaları bulunan iki polis memurunu,  
Türk Ceza Kanunu’nun 243. maddesince ittihaz edilen bir cezai suç ile itham etmitir.  
Đthamnamesinde Cumhuriyet Savcısı, bavuran hususunda hazırlanan ve kollarındaki  
çürüklerin kaydedildiği iki doktor raporunu delil olarak iktibas etmitir.  
19. 3 Mayıs 1999 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi, bavurana, durumalarda  
bulunmaya davet edildiği bir mektup gönderilmesini öngörmütür.  
20. 23 Haziran ve 23 Eylül 1999 tarihli durumalarda Mahkeme, bavuranın ifadesini  
bir delil olarak gözönüne alması için ihzar müzekkeresi yayınlamıtır. Yerel makamlardan  
gelen sözkonusu müzekkerelere verilen cevaplar, bavuranın Üsküdar E Tipi Cezaevi’nde  
tutuklu bulunduğunu ortaya koymaktadır.  
21. 30 Kasım ve 14 Aralık 1999 tarihli durumalarda AĐHM, bavuranın Mahkeme  
huzurunda bulunmasını sağlamak için Üsküdar Cezaevi’ne yazılı ihbarnameler  
gönderilmesini öngörmütür.  
22. Cezaevi yönetimi, Mahkeme’ye bavuranın durumalara katılmayı reddettiğini ve  
bu yönde mektuplar hazırladığını bildirmitir. Sözkonusu dokümanlar, bavuranın imzasını  
taımamaktadır.  
23. 30 Aralık 1999 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi, davalı polis memurlarını  
dinlemitir. Cezaevi yönetimi tarafından gönderilen dokümanları kaydetmitir ve müteakiben  
bavuran durumaya katılmamayı seçtiği ve ifadesinin alınması, jürinin kararını  
etkilemeyeceği için bavuranın ifadesini gözönüne almamıtır. Mahkeme ayrıca, bavuranın  
iddialarına ilikin belirgin bir ikayette bulunmadığını belirtmitir ve cezai takibat, Devlet  
Güvenlik Mahkemesi’nden aldığı bilgilere dayanan inisiyatifi üzerine Cumhuriyet Savcısı  
tarafından yapılmıtır. Bavuranın daha önce verdiği ifadeleri kaydetmive delil eksikliğine  
dayanarak polis memurlarının sözkonusu suçtan beraat etmesine karar vermitir.  
24. 8 Mayıs 2000 tarihinde bavuran, aynı polis memurları aleyhinde Fatih  
Cumhuriyet Savcılığı’na ikayette bulunmutur.  
25. 9 Mayıs 2000 tarihinde Cumhuriyet Savcılığı, daha önce Đstanbul Ağır Ceza  
Mahkemesi huzurunda gerçekletirilen durumaya değinerek bir yetkisizlik kararı  
yayınlamıtır.  
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMASI  
26. Sözkonusu zamandaki ilgili iç hukukun tanımı, Batı ve diğerleri/Türkiye davasında  
bulunabilir (no. 33097/96 ve 57834/00, §§ 96-100, 3 Haziran 2004).  
4
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
27. Bavuran, polis tarafından gözaltında tutulduğu süre içerisinde maruz bırakıldığı  
muamelenin, aağıda kaydedilen 3. maddenin ihlali anlamına gelecek ekilde ikence ve  
insanlık dıı muameleye baliğ olduğu hususunda ikayette bulunmutur:  
“Hiç kimse ikenceye, insanlık dıı ya da onur kırıcı ceza veya ilemlere tabi tutulamaz.”  
28. Hükümet, bavuranın iddialarına itiraz etmitir. 10 ubat 1999 tarihli sorguya  
çekilmesi sırasında bavuranın, kollarındaki kaıntıdan ikayetçi olduğunu ve toza alerjisi  
olması nedeniyle bir doktor tarafından muayene edilmeyi talep ettiğini belirtmitir. Aynı gün  
‘yüzeysel erythema ve kolların üst kısımlarında sıyrılmaların rapor edildiği hastaneye  
götürülmütür. Ayrıca, bavuran tarafından iddia edilen ikencenin tanımı ile kollardaki  
benzer bulguları tanımlayan iki doktor raporundaki bulgular arasında tutarsızlık olduğunu ileri  
sürmütür. Buna ilaveten sözkonusu durumun, AĐHS’nin 3. maddesini ihlal etmek için  
gerekecek iddet düzeyini gösterdiği düünülemez.  
29. Bavuran, yedi gün devam eden sorguya çekilme sırasında kendisine, fiziksel ve  
zihinsel iddet uygulandığını ileri sürmütür. Arkasında bağlanmıolan dirseklerinden  
asıldığını ve vücuduna elektrik oku verildiğini ileri sürmütür.  
30. AĐHM, sağlıklı bir halde gözaltına alınan bir kiinin serbest bırakıldığında yaralı  
olduğu görüldüğünde, bu yaraların neden kaynaklandığına dair makul bir açıklama yapma ve  
mağdurun iddialarından, özellikle de sözkonusu iddialar doktor raporlarınca desteklenmise,  
üphe duyulmasını sağlayacak deliller bulma görevinin Devlet’e düğünü, aksi halde  
AĐHS’nin 3. maddesi uyarınca bir sorunun ortaya çıktığını hatırlatır (bkz. Selmouni/Fransa  
[BD], no. 25803/94, § 87, ECHR 1999-V, Aksoy/Türkiye, 18 Aralık 1996 tarihli karar, Hüküm  
ve Karar Raporları 1996-VI, sayfa 2278, § 62, Tomasi/Fransa, 27 Ağustos 1992 tarihli karar,  
A Serisi no. 241-A, sayfa 40-41, §§ 108-111, ve Ribitsch/Avusturya, 4 Aralık 1995 tarihli  
karar, A Serisi no. 336, sayfa 26, § 34).  
31. Sözkonusu davada bavuran, polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada 10 ubat  
1999 tarihinde Haseki Hastanesi’ndeki ve 12 ubat 1999 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik  
Mahkemesi Adli Tıp Enstitüsü’nde görevini ifa etmekte olan bir uzman hekim tarafından  
muayene edilmitir. Her iki durumda yayınlanan raporlar, bavuranın kollarında ciddi  
çürükler olduğunu ortaya koymaktadır (bkz. paragraflar 12 ve 14).  
32. Sözkonusu raporlarda bavuranın vücudunda gözlemlenen yaraların,  
yakalanmasından önceki bir dönemden kalma olduğu iddia edilmemitir.  
33. AĐHM, polis memurları aleyhinde balatılan cezai takibatın, bavuranın  
vücudunda yedi gün süreyle gözaltında tutulması sırasında oluan çürüklerin kaynağını  
belirlemede rolü olmadığını belirtmitir. Taraflar, tıbbi delillerin gösterdiği gibi bavuranın  
kollarında ecchymoselar olmasına itiraz etmemitir. Ancak, sözkonusu ecchymoseların  
gerçekte nasıl olutuğuna ilikin farklı ifadelerde bulunmulardır. AĐHM, bavuranın  
Hükümet tarafından iddia edildiği gibi toz alerjisinin olmadığına ilikin bir doktor raporu  
sunmutur.  
5
34. Yetkili makamların, gözaltında tutuldukları süre içerisinde kontrolleri altında  
bulunan kiilerin yaralanmalarına ilikin açıklama yapmakla yükümlü olduklarını hatırlatan  
AĐHM, polis memurlarının beraat etmelerinin, Devlet’i, AĐHS uyarınca sahip olduğu  
yükümlülüklerden muaf tutmadığı kanısındadır ( bkz., mutatis mutandis, Berktay/Türkiye, no.  
22493/93, § 168, 1 Mart 2001, ve Çolak ve Filizer/Türkiye, no. 32578/96 ve 32579/96, § 168,  
8 Ocak 2004).  
35. Genel olarak dava olaylarını ve gözaltında tutulduğu süre içerisinde bavuranda  
beliren yaraların nedenine ilikin Hükümet’ten makul bir açıklama gelmemesini gözönüne  
alan AĐHM, sözkonusu yaralanmaların Hükümet’in sorumlu olduğu muamelenin bir sonucu  
olduğunu tespit etmitir.  
36. Bu nedenle, AĐHS’nin 3. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
37. Bavuran, AĐHS’nin aağıda kaydedilen 13. maddesinin ihlali yönünde maruz  
bırakılğı ikence ve kötü muameleye ilikin ikayetleri hususunda etkin bir iç hukuk yolu  
bulunmadığını ileri sürmütür:  
“Bu Sözleme’de tanınmıolan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan  
kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmıda olsa, ulusal bir makama etkili bir bavuru yapabilme  
hakkına sahiptir.”  
38. Hükümet, bavuranın gözaltında tutulduğu süre içerisinde kötü muameleye maruz  
kaldığı iddialarına ilikin ifadesi üzerine, Cumhuriyet Savcısı’nın cezai takibat balattığını ve  
iki polis memuru aleyhinde Ağır Ceza Mahkemesi’ne bir ithamname sunduğunu belirtmitir.  
Bavuran, davadaki ana delil olması nedeni ile, ifade vermesi için cezaevinden Mahkeme’ye  
çağırılmıtır. Ancak, Mahkeme huzurunda ifade vermemeyi tercih etmitir. Sonuç olarak,  
polis memurları delil eksikliği nedeni ile beraat etmitir. Maruz kaldığı iddia edilen ikenceye  
ilikin davada, yerel Mahkeme huzurunda ifade vermeyi reddederek bavuranın, iç hukuk  
yolunu gözardı ettiği ve bunun yerine, Strazburg Mahkemesi’nden yapılan haksızlığı  
düzeltmesini istediğini ileri sürmütür.  
39. Bavuran, kötü muameleye ilikin ikayetlerini adli makamlar huzurunda sunmuꢀ  
olduğunu ileri sürmütür. Özellikle Devlet Güvenlik Mahkemesi huzurundaki duruma  
sırasında gözaltında bulunduğu süre içerisinde ikenceye maruz bırakıldığı, polis  
memurlarının iddia ettiği gibi toza alerjisi olmadığı ve toza alerjisi olduğunu belirten protokol  
üzerindeki imzasını reddettiği hususuna birçok kez değinmitir. Sözkonusu imzanın  
incelenmesine ilikin talebi, Mahkeme tarafından reddedilmitir.  
Ayrıca, polis memurları aleyhine açılan cezai takibat sırasında Üsküdar Cezaevi’nde  
bulunduğunu ve durumalardan haberdar edilmediğini belirtmitir. Bu bağlamda, Mahkeme  
tarafından kendisi için yayınlanan yazılı ihbarnamelere ve bunlara cevaben cezaevi yönetimi  
tarafından hazırlanan ve bavuranın kendi rızası ile durumalara katılmak istemediğini  
belirten mektuplara değinmitir. Bavuran, sözkonusu mektupları imzalamadığı hususunda  
ısrar etmitir. Bu bağlamda, haberdar olması durumunda durumalara katılma hususunda  
tereddüt etmeyeceğini ileri sürmütür.  
Son olarak, polis memurlarını yargılayan ve beraatlerine karar veren Ağır Ceza  
Mahkemesi’nin, doktor raporlarını incelemediğini, sözkonusu raporları hazırlayan doktorların  
6
ifadesini almadığını ve sözkonusu raporlardaki bulguların, ikence ve kötü muamele  
iddialarını destekleyip desteklemediği hususunda Adli Tıp Enstitüsü’nün fikrini almadığını  
iddia etmitir.  
40. Sözkonusu davada sunulan deliller ıığında AĐHM, sorumlu Devlet’in, AĐHS’nin  
3. maddesi uyarınca bavuranın polis tarafından gözaltında tutulduğu süre içerisinde maruz  
bırakılğı kötü muameleden sorumlu olduğu sonucuna varmıtır. Bu bağlamda bavuranın  
ikayeti, AĐHS’nin 3. maddesi ile bağlantılı olan 13. maddenin amaçları hususunda  
savunulabilir. Bu nedenle yetkili makamlar, sözkonusu maddenin gereklerini yerine getiren  
etkin bir soruturma balatma yükümlülüğü altındadır (bkz. McGlinchey ve  
Diğerleri/Đngiltere, no. 50390/99, § 64, ECHR 2003-V, ve Batı ve Diğerleri, §§ 133-138).  
41. Sözkonusu davada AĐHM, Cumhuriyet Savcısı polis memurları aleyhinde  
ithamname hazırladığı zaman, bu ithamnameyi, bavuranın yaralanmasına ilikin doktor  
raporlarına dayandırdığını gözlemlemitir. Ancak, müteakip cezai takibat, sözkonusu  
yaralanmanın kaynağına ilikin bir açıklama sağlayamatır. Đddia makamınca Mahkeme  
huzurunda sunulduğu halde Ağır Ceza Mahkemesi, sözkonusu raporları veya bavuranın,  
alerji olmadığını gösteren raporu gözönüne almamıtır.  
AĐHM, cezaevi makamlarınca Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen dokümanların,  
bavuranın imzasını taımadığını belirtir. Ayrıca AĐHM, özellikle bavuran her ne kadar  
baarısızlıkla sonuçlansa da aynı polis memurları aleyhinde Cumhuriyet Savcısı’na ikayette  
bulunduğu zaman neden, yararına olacağı halde, ifade vermek için Ağır Ceza Mahkemesi  
huzurundaki durumalara katılmayı reddettiği hususunda bir kanıya varamamıtır.  
AĐHM, sonuç olarak, yerel Mahkeme’nin, asıl görgü tanığı olan bavuranın kötü  
muamele iddialarına ilikin temel ve mevcut delilleri saklamadığını tespit etmitir. Bu nedenle  
Ağır Ceza Mahkemesi, uygun bir soruturma balatmamıtır.  
42. AĐHM, sözkonusu ilemlerin, AĐHS’nin 13. maddesince öngörülen tam ve etkin iç  
hukuk yollarını sağlamadığı sonucuna varmıtır.  
43. Dolayısıyla, sözkonusu madde ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
44. AĐHS’nin 41. maddesi aağıda kaydedilmitir:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Zararlar  
45. Bavuran, yakalanmasından önce, Đstanbul’daki bir tekstil fabrikasında içi  
olduğunu ileri sürmütür. Fabrikanın mali sorunları nedeniyle iini kaybetmitir ve iꢀ  
aramıtır. Önceki iinde, aylık 250 Euro (EUR) kazanmaktadır. Sözkonusu unsurlara dayanan  
bavuran, gözaltında harcamıolduğu beyıllık süre için 18,000 Euro (EUR) maddi tazminat  
talep etmitir.  
Manevi zararlar için 40,000 Euro (EUR) tazminat talep etmitir.  
7
46. Hükümet, maddi zarar iddialarının hiçbir gerekçeye dayanmadığını ileri sürmütür.  
Manevi zarar iddialarının, haddinden fazla olduğu ve adil olmadığı kanısındadır.  
47. AĐHM, tespit edilen ihlaller ve iddia edilen maddi zarar arasında nedensel bir bağ  
bulamamıtır, dolayısıyla, iddianın sözkonusu balık altında yapılmasını izin veremez. Ancak,  
bavuranın sıkıntı çekmiolduğu ve bunun, yalnızca AĐHM’nin ihlal bulgusu ile telafi  
edilemeyeceği kanısındadır. Sözkonusu davada tespit edilen ihlalin niteliğini gözönünde  
bulunduran ve tarafsız dayanaklara göre hükmeden AĐHM, bavurana maruz kaldığı manevi  
zarar için 15,000 Euro (EUR) tazminat ödenmesine karar vermitir.  
B. Mahkeme Masrafları  
48. Bavuran, yasal masraflar için toplam 22,890,000,000 Türk Lirası (TRL)  
(sözkonusu tarihte yaklaık 39,560 Euro’ya karılık) talep etmitir. Bu toplam, yerel  
durumalarda 430,000,000 TRL (743 Euro) değerinde maruz kalınan idari masrafları ve  
AĐHM huzurunda maruz kalınan telefon görümesi, posta, fotokopi ve kırtasiye masraflarını  
kapsamaktadır.  
49. AĐHM, gerçekten ve gerekli olduğu için maruz kalındığı ve meblağ makul olduğu  
sürece tazminat ödenmesini kabul etmitir (bkz. Sawicka/Polonya, no. 37645/97, § 54, 1 Ekim  
2002). Mevcut bilgiler ıığında değerlendirmede bulunan AĐHM, Avrupa Konseyi’nden kabul  
edilen yasal yardım olan 685 Euro çıkartıldığında, toplam 3,500 Euro tazminat ödenmesine  
karar vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
50. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal  
faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın benimsenmesinin uygun  
olduğu kanısındadır.  
YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM  
1. AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edilmiş olduğu,  
2. AİHS’nin 13. maddesinin ihlal edilmiş olduğu,  
3. (a) sorumlu Devlet’in, bavurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden sorumlu Devlet’in  
ulusal para birimine çevrilmek üzere aağıda kaydedilen miktarları ödemesi:  
(i) manevi zarar için 15,000 Euro,  
(ii) mahkeme masrafları için 3,500 Euro’dan (üç bin beyüz Euro) yasal yardım  
yoluyla elde edilen 685 Euro (altı yüz seksen beEuro) çıkarıldığında kalan miktar,  
(iii) yukarıda kaydedilen miktarlara uygulanabilecek her tür vergi,  
(b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar basit faizin, Avrupa  
Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oran  
üzerinden yukarıda kaydedilen miktarlara uygulanması gerektiği kararını vermi,  
8
4. bavuranın adil tazmin talebinin kalan kısmını reddetmitir.  
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 § 2. ve 3.  
maddeleri uyarınca 20 Eylül 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
9