CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
KAVAK - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 69790/01)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
9 Kasım 2006  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (69790/01) bavuru no’lu davanın nedeni, bu ülke  
vatandaı Mualla Kök’ün (bavuran) 3 Nisan 2001 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları  
Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne  
(Mahkeme) yapmıolduğu bavurudur.  
Adli yardımdan yararlanan bavuran, Đstanbul Barosu avukatlarından F. KarakaDoğan  
tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVA ARTLARI  
Bavuran, 1966 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
Olayların gerçekletiği sırada bavuran HADEP ( Halkın Demokrasi Partisi ) Bayrampaa Đlçe  
Bakanlığı görevini yürütmekteydi. Bavuran, 7 Aralık 1997 tarihinde Đstanbul’da yapılan  
olağanüstü HADEP kongresi esnasında bir konuma yapmıve bu konuma polis tarafından  
kayda alınmıtır.  
Polis komiserleri Kemal Çınar ve Gülen Bilgin 8 Aralık 1997 tarihinde sözkonusu kongrede  
yapılan konumaları hazırladıkları bir raporla yazıya dökmülerdir. Raporda bavuranla  
ilikili olarak, siyasi mücadeleyi etkin bir biçimde sürdürmek gerektiğini söylediği ve  
kürsüden ayrılırken eliyle zafer iareti yaparak « Biji PKK » ( « Yaasın PKK » ) diye  
bağırdığı belirtilmitir.  
2 Mart 1998 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi adıgeçen kongrede yapılan  
konumaların yer aldığı ses kasetlerinin çözümü için polis memuru Abdullah Seçgin’i  
görevlendirmitir.  
Bunun akabinde, Đstanbul Cumhuriyet Basavcısı sözkonusu kongrede konuma yapan  
bavuranın da aralarında bulunduğu kiiler hakkında adli soruturma açmıtır.  
23 Mart 1998 tarihinde Savcılık yetkili makamlardan bavuranın ifadesinin alınmasını  
istemitir.  
25 Mart 1998 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı Nusrettin Kaplan’ı  
dinlemitir. Adıgeçen, HADEP kongresine üye sıfatıyla katıldığını beyan etmitir.  
Savcı 26 Mart 1998 tarihinde Arife Çınar’ı dinlemitir. Adıgeçen, kongre esnasında yasadıı  
nitelikte hiçbir konuma yapılmadığını beyan etmitir.  
Yine 26 Mart 1998 tarihinde Savcı bavuranın ifadesini almıtır. Bavuran bir konuma  
yaparak eliyle zafer iareti yapğını kabul etmiancak «Biji PKK » eklinde bağırdığını inkar  
etmitir.  
1 Nisan 1998 tarihinde Savcı, bavuranın yaptığı konumayı kayda alan polis memurları  
Mahir Koyuncu ve Muammer Dündar’ı tanık olarak dinlemitir. Adıgeçenler, kongrenin  
gerçekletirildiği salonun kalabalık ve gürültülü olduğunu ancak bavuranın zafer iareti  
yaparak «Biji PKK » diye bağırdığını ifade etmilerdir.  
8 Haziran 1998 tarihli bir iddianame ile Savcı 3713 sayılı kanunun 7 § 2. maddesi temelinde  
PKK propagandası yapmak suçlamasıyla bavuran aleyhinde bir ceza davası açmıtır.  
Biri askeri hakim olmak üzere üç hakimden oluan DGM, 22 Haziran 1998 tarihinde  
bavuranın dosyasını incelemeye balamıtır. Mahkeme bavurana iddianamenin bir suretini  
tebliğ ederek bir mahkeme celbi göndermitir. Ayrıca tanık polis memurları Muammer  
Dündar ve Mahir Koyuncu’ya birer mahkeme celbi gönderilmitir.  
1 Eylül 1998 tarihinde, biri askeri hakim ikisi sivil olmak üzere üç hakimden müteekkil  
Devlet Güvenlik Mahkemesi bavuranın gıyabında bir duruma yapmıtır. DGM, mahkeme  
celbinin bavuranın eine tebliğ edildiğini ancak bavuranın durumaya katılmadığını tespit  
etmitir. Mahkeme polis memuru Mahir Koyuncu’yu dinlemi, adıgeçen bavuranın eliyle  
zafer iareti yaparak «Biji PKK » dediğini beyan etmitir. Mahkeme Savcı’nın talebi üzerine  
diğer polis memuru Muammer Dündar’ı dinlemekten vazgeçmitir. DGM bavuran için  
yeniden bir mahkeme celbi çıkararak, bir kez daha durumaya katılmaması halinde hakkında  
gıyabi tevkif müzekkeresi çıkarılmasına karar verilmitir.  
10 kasım 1998 tarihinde biri askeri yargıç ikisi sivil yargıç olmak üzere üç yargıçtan oluan  
DGM bavuranın gıyabında bir duruma daha yaparak, mahkeme celbinin bavuranın evinde  
kalan bir kiiye tebliğ edildiğini belirtmitir. «atılı suçun cinsi ve kaçma ihtimali»ni dikkate  
alan DGM, bavuran hakkında gıyabi tevkif müzekkeresi çıkarmıtır.  
18 Aralık 1998 tarihinde biri asker ikisi sivil üç hakimden müteekkil DGM, bavuran ve  
avukatının hazır bulunduğu bir duruma yapmıtır. Bavuran Mahkeme’ye daha önceki  
durumalara adres değiikliği nedeniyle katılamadığı bilgisini vermitir. Kongrede bir  
konuma yaptığını ve eliyle zafer iareti yaptığını kabul eden bavuran kendisine yöneltilen  
diğer suçlamaları reddetmitir. Öte yandan bavuran polis tarafından yapılan ses kaydının da  
«Biji PKK » eklinde bir ifadede bulunmadığını gösterdiğini ancak polislerin ses kayıtlarının  
yazılı çözümlerinde bu ifadeye yer verdiklerini belirtmitir. Bavuran Mahkeme tarafından  
dinlenen polis memurunun sorgulanmasını ve ses kayıtlarının bir bağımsız uzman tarafından  
incelenmesini talep etmitir.  
12 Ocak 1999 tarihli durumada DGM Hakimi E.C, bir mahkeme katibi, bir mübair ve  
bavuranın avukatının eliğinde sözkonusu konumanın video kaydını izlemitir. Hazırlanan  
tutanakta ilgili tarafından yapılan konumanın net olarak duyulmasının mümkün olmadığı ve  
böylesi  
bir  
beyanda  
bulunulmadığı  
tespit  
edilmitir  
( « herhangibir suç unsurlarının olmadığ ı » ).  
Biri asker ikisi sivil olmak üzere üç hakimden oluan DGM 18 ubat 1999 tarihinde  
bavuran ve avukatının hazır bulunduğu bir duruma yaparak polis memurları Kemal Çınar ve  
Gülen Bilgin’in dinlenilmesine karar vermitir. Bavuranın avukatı ses kayıtlarının  
anlaılmaz olması sebebiyle bu kayıtların dinlenilmesine gerek olmadığını ifade etmitir.  
DGM, 29 Nisan 1999 tarihinde ifadelerine bavurmak için tanıklar Kemal Çınar ve Gülen  
Bilgin’e birer mahkeme celbi göndermitir.  
Biri asker ikisi sivil olmak üzere üç hakimden oluan DGM 19 ubat 1999 tarihinde bavuran  
ve avukatının gıyabında yapılan durumada, devlet memuru olmaları nedeniyle istedikleri  
zaman durumaya katılamayacaklarını belirterek bu tarihte dinlenilmeyi talep eden tanıklar  
Kemal Çınar ve Gülen Bilgin’i dinlemitir. Gülen Bilgin bavuranın 7 Aralık 1997 tarihinde  
HADEP kongresi sırasında yaptığı konumayı ve bavurana yöneltilen suçlamaların  
doğruluğunu teyit etmitir. Kemal Çınar ise olayların bir yıl önce gerçekletiğini ifade ederek  
tam olarak hatırlamadığını belirtmive yapılan konumalara ilikin yazılı tutanağı esas  
almıtır.  
Bavuran hakkında çıkarılan gıyabi tevkif müzekkeresi uyarınca 11 Mart 1999 tarihinde polis  
tarafından tutuklanmıtır.  
Bir askeri hakim ve iki sivil hakimden müteekkil DGM, 29 Nisan 1999 tarihinde yapılan  
bavuranın katılmadığı ancak avukatının hazır bulunduğu durumada Gülen Bilgin ve Kemal  
Çınar’ın ifadelerini okumutur. Bavuranın avukatı, sözkonusu tanıkların ifadelerinin  
kendisinin ve müvekkilinin gıyabında alınmasına itiraz etmitir. DGM sözkonusu polislerin  
bavuran ve avukatının gıyabında bir ara durumada dinlenildiği tespitinde bulunmaktadır.  
Bavuran sözkonusu ifadelere, Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu’nun ihlal edilerek alınmıꢀ  
olmaları sebebiyle ve tanıkları sorgulama imkanı bulunmaması nedeniyle itiraz etmitir.  
Mahkeme, avukatın tanıkları sorgulama talebini reddetmitir.  
22 Haziran 1998 tarihinden 24 Nisan 1999 tarihine kadar DGM biri askeri hakim olmak üzere  
üç hakimden olumaktaydı.  
Üç sivil hakimden müteekkil DGM 6 Temmuz 1999 tarihinde bavuran ve avukatının hazır  
bulunduğu durumada tanıklar Mecit Aygün, Nizamettin Öztürk ve Kemal Yağı’ı  
dinlemitir. Adıgeçen tanıklar bavuranın «Biji PKK » eklinde bağırmadığını beyan  
etmilerdir.  
Savcılık 23 Eylül 1999 tarihinde yapılan bavuranın katılmadığı ancak avukatının hazır  
bulunduğu durumada 3713 sayılı kanunun 169 ve Türk Ceza Kanunu’nun 5. maddeleri  
temelinde esasa ilikin taleplerini sunmutur.  
Bavuranın avukatı 15 Ekim 1999 tarihinde savunma layihasını sunmutur. Bavuranın  
avukatı savunmasında, kongereye bir çok katılımcının itirak ettiğini, bavuran konumasını  
yaptığı esnada katılımcılar tarafından sloganlar atıldığını, ses kayıtlarının çözümünden  
müvekkilinin «Biji PKK » eklinde bir ifade kullandığının kesin olarak anlaılmadığını  
belirterek müvekkilinin bu türden ifadeleri kullandığını teyit eden tanıkların bir ara duruma  
yapılarak dinlenmiolmalarına ve kendisine sözkonusu tanıkları sorgulama imkanı  
tanınmamasına itiraz etmitir.  
DGM 19 Ekim 1999 tarihinde Türk Ceza Kanunu’nun 169. ve 3713 sayılı kanunun 5.  
maddeleri uyarınca bavuranı PKK’ ya yardım ve yataklık etmek suçlarından üç yıl dokuz ay  
hapse mahkum etmitir. Gerekçeli kararında DGM bavuranın olayların meydana geldiği  
dönemde HADEP Bayrampaa Đlçe Bakanı olduğunu belirtmitir. Mahkeme,bavuranın  
HADEP 1. Olağanüstü Kongresinde bir konuma yapğını ve kürsüden ayrılırken eliyle zafer  
iareti yaparak «Biji PKK » eklinde bağırdığını belirtmitir. Bu durum kongrede hazır  
bulunan polisler tarafından düzenlenen tutanaklar ve sözkonusu polislerin verdikleri yeminli  
ifadelerle teyit edilmitir. Mahkeme, 12 kasım 1999 tarihinde ses kayıtlarını dinlediğini ancak  
bu kayıtların anlaılmaz olduğunu ve görüntü kayıtlarını izlediğini ancak sözkonusu  
kayıtlarda herhangi bir kanıt unsuruna rastlanmadığından bu kayıtları dikkate almadığını  
belirtmitir. PKK silahlı bir terör örgütü olduğundan bu terör örgütünü övücü ifadeler de  
yasaı silahlı bir örgüte yardım ve yataklık etme kapsamında kabul edilebilir.  
11 Kasım 1999 tarihinde bavuran Yargıtay’a temyiz bavurusunda bulunmutur.  
8 Haziran 2000 tarihinde Yargıtay Basavcısı yazılı mütalaasını vererek Yargıtay’dan itiraz  
edilen kararın onanmasını talep etmitir. Sözkonusu mütalaa bavurana tebliğ edilmemitir.  
Yargıtay 25 Ekim 2000 günü saat 9’da bir duruma yapılacağı hususunda bavuranı  
bilgilendirmitir. Đlgilinin avukatı Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde bir duruması  
olduğundan sözkonusu durumaya mesleki nedenlerle katılamayacağı hususunda Yargıtay’ı  
bilgilendirmitir. Yargıtay bu gerekçeyi reddetmitir.  
Yargıtay 2 Kasım 2000 tarihinde aldığı kararla itiraz edilen kararı onamıtır. Mahkem  
bavuranın avukatı tarafından beyan edilen özrün geçerli bir nedene dayanmadığını ve uygun  
bir biçimde toplandığını belirtmitir.  
Yargıtay 8 Ocak 2001 tarihli kararla 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar Đꢀlenen Suçlardan Dolayı  
artla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair 4616 sayılı kanun uyarınca  
bavuran hakkında verilen cezanın infazının ertelenmesine karar vermitir. Ayrıca Mahkeme,  
erteleme tarihinden itibaren beyıl içinde aynı cezaya ya da daha ağır bir cezaya çarptırılması  
durumunda ilgilinin hakkında verilen cezanın ugulanacağını belirtmitir.  
HUKUK AÇISINDAN  
AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki davanın hakkaniyete uygun bir  
biçimde görülmediğinden ve 22 haziran 1998’den 24 Nisan 1999 tarihine kadar bünyesinde  
askeri bir hakim bulunması nedeniyle DGM’nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme  
olmadığından yakınmaktadır.  
Bavuran delil olmadan kendisinin «Biji PKK » eklinde bağırmaktan dolayı suçlanarak  
mahkum edildiğini, oysa polis tarafından yapılan ses kaydında böyle bir ifadenin yer  
almağını öne sürmütür. Bavuran sözkonusu bantların kayıt ve çözümlerinin bu davada  
uzman olarak görevlendirilmipolisler tarafından gerçekletirildiğini ve sözkonusu kiilerin  
objektif uzmanlar olarak kabul edilemeyeceğini iddia etmektedir. Ayrıca tanık olarak  
çağırdığı kiilerin «Biji PKK » demediğini beyan ettiklerini ifade etmektedir.  
Bavuran DGM’nin polis memuru Mahir Koyuncu’yu sorgulamasına imkan tanımaksızın  
gıyabında dinlediğini ve Muammer Dündar’ı dinlemekten vazgeçtiğini belirtmektedir. Ayrıca  
bavuran DGM’nin Gülen Bilgin ve Kemal Çınar’ı gıyabında bir duruma yaparak dinlemiꢀ  
olmasından da yakınmaktadır.  
Son olarak bavuran Yargıtay Basavcısı’nın mütalaasının kendisine tebliğ edilmediğini iddia  
etmektedir.  
Bavuran AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.  
Kabuledilebilirliğe dair  
AĐHM bavurunun AĐHS’nin 35 § 3. madde anlamında açıkça dayanaktan yoksun olarak ilan  
edilemeyeceğini tespit etmektedir. Ayrıca mevcut bavuru hiçbir kabuledilemezlik  
gerekçesiyle karılamamaktadır. Bu nedenle bavuru kabuledilebilirdir.  
Esasa dair  
1. Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin tarafsızlık ve bağımsızlığına ilikin  
Hükümet bir anayasa değiikliği yapılarak Devlet Güvenlik Mahkemesi bünyesinde bulunan  
askeri hakimin sivil bir hakimle değitirildiğini hatırlatmaktadır. Bu nedenle 19 Ekim 1999  
tarihli DGM kararı bu yeni oluum tarafından askeri hakim olmadan alınmıtır.  
Bavuran iddialarını yinelemektedir.  
AĐHM bavuranın balangıçta aralarında bir askeri hakimin de bulunduğu üç hakimden oluan  
Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yargılandığını tespit etmektedir. Bu yargılama  
sırasında Anayasa’nın 143. maddesinin 18 Haziran 1999 tarihinde 4388 sayılı kanunla  
değitirilmesini müteakip askeri hakimler DGM bünyesinden çıkarılarak yerlerine sivil  
hakimler atanmıtır. Sözkonusu tarihe kadar bavuranın davasına bakan askeri hakim için de  
durum bu ekilde cereyan etmitir.  
Bununla birlikte, askeri hakimin yerine sivil bir hakimin atanmıolması mevcut davada  
ortaya çıkan kurumsal sorunu çözmek için tek baına yeterli olmayacaktır. Yargılama  
sürecinin tamanının kurallara uygunluğu noktasında var olan üphelerin hakim heyetinin  
değimesinden sonra ortadan kalkması gerekir ( Öcalan – Türkiye, no: 46221/99, § 115, ve  
Ceylan - Türkiye, no: 68953/01 ). Bu nedenle her davada öncelikle askeri hakimin katılımıyla  
gerçekletirilmiyargılama ilemlerinin «hazırlık» ilemleri ile «esas» ilemler arasında bir  
ayrım yaparak incelemek ve akabinde «esasa ilikin ilemler»in askeri hakimin yerine sivil  
hakim atanmasından sonra da mutat bir ekilde yinelenip yinelenmediğine bakılmalıdır  
( adıgeçen, Öcalan, § 117 ).  
Mevcut davada, dosya unsurları gözönüne alındığında AĐHM, Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nin oluumunda gidilen değiikliğin 6 Temmuz 1999 tarihinde gerçekletiğinin  
altını çizmektedir. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi 22 Haziran 1998’den 24 Nisan 1999  
tarihine kadar bir askeri hakim ve iki sivil hakim olmak üzere üç hakimden müteekkil idi. Bu  
durumalar sırasında DGM bavuran ve avukatının gıyabında, sözkonusu konumayı kayda  
alan polis memuru Mahir Koyuncu’yu dinlemive diğer polis memuru Muammer Dündar’ı  
dinlemekten vazgeçmitir. Aynı Mahkeme 12 Ocak 1999 tarihli durumada konumanın video  
kaydını izleyerek bavurana isnad edilen ifadeyi duymadığını belirtmitir. Son olarak  
Mahkeme yine bavuran ve avukatının gıyabında yapılan bir ara durumada polis memurları  
Kemal Çınar ve Gülen Bilgin’i dinlemitir. Ancak AĐHM, bavuranın kendisine yöneltilen  
suçlamaları kesin bir dille inkar etmiolduğunu ve 6 Temmuz 1999 tarihinde sadece sivil üç  
hakimden müteekkil yeni Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde yapılan durumada bavuran  
tarafından çağırılan tanıkların bavuranın ifadesini teyit ettiklerini tespit etmektedir. Üstelik  
bavuranın aleyhte tanıkların yeniden dinlenmesi talebi Mahkemece reddedilmitir. Böylelikle  
AĐHM, DGM bünyesinde askeri bir hakimin yer aldığını ve bu askeri hakimin esasa ilikin  
durumalara katılarak sivil hakimlerce yinelenmeyen yargılama ilemlerine itirak ettiğini  
tespit etmektedir.  
Ancak AĐHM, adıgeçen Öcalan kararında ( § 115 ), Büyük Daire’nin « ayet askeri bir hakim  
bir ya da birden çok yargılama ilemine itirak etmive daha sonra bu ilemler ilgili ceza  
mahkemesi nezdinde geçerli olmaya devam etmise, sanık haklı olarak yargılama sürecinin  
tamamına ilikin kuku duyabilir » kanaatine vardığını hatırlatmaktadır. Bu nedenle askeri bir  
hakimin bir sivile karı açılan bir davada yargılamanın esasına ait bir yargılama ilemine  
katılmıolması tüm yargılama sürecini bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından  
yürütülğü görünümü sergilemekten mahrum bırakır.  
Bu sebeplerle AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmitir.  
2. Devlet Güvenlik Mahkemesi ve Yargıtay önünde yapılan yargılamanın hakkkaniyete  
uygunluğu hakkında  
Hükümet bavuranın iddialarına itiraz etmektedir.  
AĐHM daha önce de benzer davalarda, bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksunluğu kanıtlanmıꢀ  
bir mahkemenin hiçbir art altında davasını gördüğü kiilere adil bir yargılamayı garanti  
edemeyeceğine hükmettiğini hatırlatmaktadır ( bkz., özellikle, Çıraklar – Türkiye, 28 Ekim  
1998 tarihli karar ).  
Bavuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkının ihlal edildiği  
kararını gözönünde bulunduran AĐHM diğer ikayetleri incelemeye gerek görmemitir (bkz.,  
Canevi ve diğerleri – Türkiye, no: 10 Kasım 2004 tarihli karar, ve Kutal ve Uğra– Türkiye,  
no: 61648/00, § 32, 13 Haziran 2006 ).  
AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran «Biji PKK» eklinde bir ifadede bulunduğu gerekçesiyle hakkında mahkumiyet  
kararı verilmesiyle AĐHS’nin 9. ve 10. maddelerinin ihlal edildiği iddiasında bulunmaktadır.  
AĐHM, bu ikayetin 10. madde yönünden incelenmesine karar vermitir.  
Hükümet bavuranın tezine itiraz etmektedir.  
Bavuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkının ihlal edildiği  
kararını gözönünde bulunduran AĐHM sözkonusu düzenlemenin mevcut davada ihlal edilip  
edilmediğini incelemeye gerek olmadığı görüündedir.  
AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Maddi tazminat olarak 10 000 Euro talep eden bavuran manevi tazminat olarak ise 3 000  
Euro talep etmektedir.  
Talep edilen miktara itiraz eden Hükümet Çıraklar kararına ( § 82 ) atıfta bulunmaktadır.  
AĐHM mevcut dava koullarında ihlal tespitinin iddia edilen manevi zararın tazmini için  
yeterli bir adil tatmin tekil ettiğini değerlendirmektedir ( Çıraklar, adıgeçen, § 49 ).  
B. Masraf ve harcamalar  
Bavuran ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 3 750 Euro  
talep etmektedir. Ayrıca bavuran tercüme, posta ve sekreterlik hizmeti masrafları için 2 000  
Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara itiraz etmektedir.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre, bir bavuran yaptığı masraf ve harcamaların iadesini  
ancak sözkonusu masraf ve harcamaların gerçekliğini, zorunluluğunu ve makul oranda  
olduğunu ispatladığı sürece elde edebilir. Elindeki unsurları ve yukarıda adıgeçen kriterleri  
gözönünde bulunduran AĐHM mevcut davayla ilgili olarak yapılan masraf ve harcamalar için,  
hakkaniyete uygun olarak bavurana 2 500 Euro ödenmesine ve ödeme yapılırken bu  
meblağdan, Avrupa Konseyi tarafından sağlanan 715 Euro ( yedi yüz doksan ) tutarındaki adli  
yardımın düülmesine karar vermitir.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
faiz oranına üç puan eklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE  
1. Bavurunun geriye kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
2. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olması  
sebebiyle AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 6. maddesi yönünden yapılan diğer ikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;  
4. AĐHS’nin 10. maddesi yönünden yapılan ikayetin incelenmesine gerek olmadığına ;  
5. Mevcut kararın balı baına manevi zararın tazmini için yeterli bir adil tatmin tekil  
ettiğine;  
6. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek her türlü  
vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından bavurana masraf ve harcamaları  
için 2 500 Euro ( iki bin beyüz) ödenmesine;  
ödeme yapılırken bu meblağdan Avrupa Konseyi tarafından sağlanan 715 Euro tutarındaki  
adli yardımın ülmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
Karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3.  
maddesine uygun olarak 9 Kasım 2006 tarihinde yazıyla bildirilmitir.