Göçmen ve Vatandaşlık Servisi tarafından Türkiye’nin Houston Başkonsolosluğu aracılığıyla
Türk makamlarına ulaştırılan belgelerden, ilgili kişinin 5 Mart 1999 tarihinde Amerikan
vatandaşlığına geçtiğinin tespit edildiğini belirten Danıştay, başvuranın Amerikan
vatandaşlığına geçtiğini hiç bir şekilde inkâr etmediğini de eklemiştir.
Anayasa’nın 83. maddesi uyarınca milletvekili dokunulmazlığının ancak cezai bir takibat
durumunda geçerli olduğunu vurgulayan Danıştay, dosyada yer alan unsurlardan hiçbirisinin,
mevcut davada idarenin kendi takdir yetkisini aştığını göstermediği sonucuna varmıştır.
16 Haziran 2000 tarihinde Danıştay Đdari Dava Daireleri Genel Kurulu, sözkonusu kararı
onamış ve 1 Aralık 2000 tarihinde düzeltme talebini reddederek, bunu 30 Ocak 2001 tarihinde
tebliğ etmiştir.
14 Mart 2001 tarihinde TBMM Başkanı Meclis Genel Kurulu, başvuranın vatandaşlıktan
çıkarılmasının kesinleşmesi nedeniyle milletvekili sıfatının düşürüldüğünü açıklamıştır.
22 Haziran 2001 tarihinde Anayasa Mahkemesi partinin “laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı”
haline geldiği gerekçesiyle, Anayasa’nın 68. ve 69. maddeleri ile 2820 sayılı Siyasi Partiler
Kanunu’nun 101. ve 103. maddelerine dayanarak Fazilet Partisi’nin kapatılmasına karar
vermiştir. Anayasa Mahkemesi bu karara varırken, aralarında başvuranın da bulunduğu bazı
parti yöneticileri ile üyelerinin eylem ve beyanlarını dikkate almıştır.
Anayasa Mahkemesi ek ceza olarak, Anayasa’nın 69 § 9. maddesi uyarınca diğer dört parti
üyesi ile birlikte başvuranın beş yıl süreyle herhangi bir siyasi partinin kurucusu, üyesi,
yöneticisi veya denetçisi olmalarını yasaklamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 6, 9,14 VE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 3. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL
EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
AĐHS’nin 9. maddesine gönderme yapan başvuran, dini inançlarından ve bu inançlarını
TBMM’de türban takarak göstermesinden ötürü vatandaşlığının kaybettirildiğini ve
milletvekili sıfatının düşürüldüğünü ileri sürmektedir. Başvuran türban takma yasağının yasal
dayanaktan yoksun olduğunu iddia ederek, milletvekillerinin kılık kıyafet yönetmeliğinde,
bayan vekillerin giyimine hiçbir yasak veya kısıtlama getirilmediğini belirtmektedir.
Başvuran dava konusu müdahalenin AĐHS’nin 9. maddesinin 2. paragrafı bakımından haklı
bir gerekçeye dayanmadığını ileri sürerek, dini sembollerin takılması ve giyilmesi nedeniyle
milletvekilliği görevine getirilmenin, makul ölçülerde kısıtlanamayacağını belirtmektedir.
Ek 1 no’lu Protokol’ün 6 § 1. ve 3. maddelerine atıfta bulunan başvuran, dini bir sembol
kullandığı, yani TBMM’de türban taktığı için milletvekilliği sıfatının düşürülmesinden ve
siyasi haklarına geçici olarak kısıtlama getirilmesinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran,
milletvekili olarak yararlandığı dokunulmazlığın idari işlemleri de kapsadığını belirtmekte ve
vatandaşlıktan çıkarılma kararının, Teksas Eyaleti Göçmen ve Vatandaşlık Servisi tarafından
verilen ve üzerinde Amerikalı yetkililere ait ne imza ne de mühür taşıyan bir belgenin
fotokopisine dayandığını eklemektedir. Başvuran vatandaşlığının kaybettirilmesi kararının,
Anayasa’nın 84. maddesinde şart koşulduğu gibi TBMM’de salt çoğunlukla alınmadığını ve
yalnızca Meclis Genel Başkanı’nın sözkonusu kararı imzaladığını belirtmektedir. Son olarak
3