COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
HAZIRCI VE DĐĞERLERĐ/TÜRKĐYE  
(B a vuru no. 57171/00)  
KARAR  
STRAZBURG  
29 Kasım 2007  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 57171/00 no’lu davanın nedeni T.C.  
vatandaları Ercan Hazırcı, Sadık Günel, Ercan Bakan, Lütfiye Uluk, Kemal Đyit, Uğur  
Parlak ve Erkal Balçık’ın (“bavuranlar”), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 17 ubat  
2000 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözlemesi’nin (“AĐHS”) 34.  
maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Adli yardım verilen birinci, ikinci, dördüncü ve altıncı bavuran, Đstanbul Barosu  
avukatlarından G. Altay, F.G. Yolcu ve H. Karaku; üçüncü, beinci ve yedinci bavuran yine  
Đstanbul Barosu avukatlarından Z. Polat ve M. Çöpür tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar sırasıyla 1961, 1974, 1971, 1974, 1967, 1962 ve 1967 doğumludur. Đlk iki  
bavuran Đzmit’te yaamaktadır. Üçüncü bavuran Almanya’da yaamaktadır ve diğer  
bavuranlar, Đstanbul’da yaamaktadır.  
A. Bavuranların polis tarafından gözaltında tutulması  
11 Ocak 1998’de, yaklaık 350-400 kii TKP-ML/TIKKO üyelerinin ölümünü  
anlamak amacıyla Ümraniye Sarıgazi Cemevi’nde toplanmıtır. Anma, katılımcıların bir  
kısmı ile güvenlik güçleri arasında iddetli bir çatımaya dönmütür. Bavuranlar da dahil  
olmak üzere otuz bekii yakalanmıtır. Bavuranlar önce Sarıgazi Jandarma Karakolu’na  
götürülmütür. Daha sonra, aynı gün Sarıgazi Jandarma Karakolu’nda yeterli yer  
bulunmaması nedeniyle Đstanbul Đl Jandarma Komutanlığı’na transfer edilmilerdir.  
11 Ocak ve 14 Ocak 1998 arasındaki çeitli tarihlerde Sarıgazi Jandarma  
Karakolu’ndaki iki jandarma E.G. ve Ö.K., Ercan Bakan hariç tüm bavuranların ifadelerini  
almıtır. Ercan Bakan ifadesini Cumhuriyet Savcısı önünde vermek istemitir.  
15 Ocak 1998’de bavuranların tutuksuz yargılanmalarına karar verilmitir.  
B. Bavuranların sağlık raporları  
12 ve 15 Ocak 1998 tarihleri arasında bavuranlar bir çok kez muayene edilmitir.  
1. Ercan Hazırcı  
12 Ocak 1998’de bavuran Sarıyer Devlet Hastanesi doktoru O.A. tarafından muayene  
edilmitir.  
15 Ocak 1998’de bavuran Dr Ç.A. tarafından muayene edilmitir. Dr Ç.A.,  
adıgeçenin sağ tibiasında ve sağ femür bölgesinde ekimozlar, sırtında eski ekimozlar tespit  
etmi, ayrıca, bavuranın göğüs ağrısından ikayet ettiğini kaydetmitir.  
Aynı gün Üsküdar Adli Tıp Kurumu, doktorun raporuna dayanarak, aldığı yaraların  
bir hafta boyunca bavuranı çalımaktan alıkoyduğu sonucuna varmıtır.  
2
2. Kemal Yiğit  
13 Ocak 1998’de bavuran, sağ diz ekleminin derisinde sıyrıklar olduğunu kaydeden  
Dr O.A. tarafından muayene edilmitir.  
15 Ocak 1998’de bavuran, vücudunda hiçbir kötü muamele izi bulunmadığını tespit  
eden Dr Ç.A. tarafından muayene edilmitir.  
Aynı gün, Adli Tıp Kurumu aldığı yaraların üç gün boyunca bavuranı çalımaktan  
alıkoyduğu sonucuna varmıtır.  
3. Erkal Balçık  
13 Ocak 1998’de bavuran, ili Eftal Hastanesi’nde iki doktor tarafından muayene  
edilmive vücudunun çeitli yerlerinde ekimozlar tespit edilmitir.  
15 Ocak 1998’de, vücudunda hiçbir kötü muamele izi bulunmadığını tespit eden Dr  
Ç.A. tarafından muayene edilmitir.  
Aynı gün, Adli Tıp Kurumu aldığı yaraların bir hafta boyunca bavuranı çalımaktan  
alıkoyduğu sonucuna varmıtır.  
4. Uğur Parlak  
13 Ocak 1998’de bavuran, sol diz ekleminin derisinde sıyrıklar olduğunu kaydeden  
Dr O.A. tarafından muayene edilmitir.  
15 Ocak 1998’de bavuran, vücudunda hiçbir kötü muamele izi bulunmadığını tespit  
eden Dr Ç.A. tarafından muayene edilmitir.  
Aynı gün, Adli Tıp Kurumu aldığı yaraların üç gün boyunca bavuranı çalımaktan  
alıkoyduğu sonucuna varmıtır.  
5. Sadık Günel  
12 Ocak 1998’de bavuran, gözleri etrafında ve sol bacağında acı hissettiğini  
kaydeden Dr A.T. tarafından muayene edilmitir.  
15 Ocak 1998’de bavuran, vücudunda hiçbir kötü muamele izi bulunmadığını tespit  
eden Dr Ç.A. tarafından muayene edilmitir.  
Aynı gün, Adli Tıp Kurumu aldığı yaraların üç gün boyunca bavuranı çalımaktan  
alıkoyduğu sonucuna varmıtır.  
6. Lütfiye Uluk  
13 Ocak 1998’de bavuran, sağ uyluğunda ve sol kürek kemiğinde travmatik ekimoz  
tespit eden Dr O.A. tarafından muayene edilmitir. Đki doktor tarafından muayene edildiği  
ili Eftal Hastanesi’ne gönderilmitir. Birinci doktor, bavuranın boynunda ve baldır  
3
bölgesinde acı hissettiğini belirtmitir. Đkinci doktor, uyluk bölgesinin sağ yan kısmında  
ekimoz ve acı hissi tespit etmitir.  
15 Ocak 1998’de bavuran, sağ kolunda ve bacaklarında hissizlikten ikayetçi  
olduğunu belirten Dr Ç.A. tarafından muayene edilmitir.  
Aynı gün, Adli Tıp Kurumu aldığı yaraların bir hafta boyunca bavuranı çalımaktan  
alıkoyduğu sonucuna varmıtır.  
7. Ercan Bakan  
13 Ocak 1998’de bavuran, ili Eftal Hastanesi’nde iki doktor tarafından muayene  
edilmitir. Aynı gün yayımlanan iki rapora göre, bavuranın burnunun sol tarafında ve sol  
kaında yüzeysel bir sıyrık bulunmaktadır. Sol yanağı imitir.  
15 Ocak 1998’de bavuran, vücudunda hiçbir kötü muamele izi bulunmadığını tespit  
eden Dr Ç.A. tarafından muayene edilmitir.  
Aynı gün, Adli Tıp Kurumu aldığı yaraların bir hafta boyunca bavuranı çalımaktan  
alıkoyduğu sonucuna varmıtır.  
C. Bavuranların kötü muamele iddiaları hakkında balatılan soruturma  
15 Ocak 1998’de bavuran Bakan, aleyhinde yapılan suçlamaları reddettiği Üsküdar  
Cumhuriyet Savcısı önüne çıkarılmıtır. Özellikle gözaltında tutulduğu sırada kötü  
muameleye maruz bırakıldığını belirtmitir. Makatına cop soktuklarını, penisine vurduklarını  
ve testislerini sıkıtırdıklarını ileri sürmütür.  
Aynı gün, bavuranlar 11 Ocak 1998 tarihinde yaanan çatımaya dahil olduklarına  
ilikin suçlamaları reddettikleri Üsküdar Asliye Ceza Mahkemesi önüne çıkarılmıtır. Hazırcı,  
güvenlik güçlerince hazırlanan ifadeyi imzalamaya zorlandığını belirtmitir. Yiğit ve Bakan,  
güvenlik güçlerine verdikleri ifadelerin doğru olmadığını kaydetmitir. Uluk, polise verdiği  
ifadeyi kendi isteği ile vermediğini, ilk ifadesini yırtıp yeniden yazdıklarını ve kendisine  
imzalattırdıklarını belirtmitir. Mahkeme, serbest bırakılmalarına karar vermitir.  
Aynı gün, bavuranlar da dahil olmak üzere yakalanan otuz bekiinin avukatları,  
Üsküdar Cumhuriyet Savcılığı’na bir dilekçe sunmutur. Müvekkillerinin sorgulanmaları  
sırasında kötü muameleye maruz bırakıldığını, uygun ekilde muayene edilmediklerini ve  
muayeneleri ardından tekrar kötü muameleye maruz bırakıldıklarını ileri sürmülerdir.  
Bavuranların, acil olarak muayene edilmelerini talep etmilerdir.  
Üsküdar Cumhuriyet Savcısı bavuranları, muayene edilmeleri için Haydarpaa  
Numune Hastanesi’ne göndermeye karar vermitir. 15 Ocak 1998’de Üsküdar Asliye Ceza  
Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan rapora göre, davacılar savcının talebine  
rağmen duruma ardından mahkeme binasını terk etmiler ve muayene edilmek üzere  
hastaneye götürülememilerdir.  
29 Ocak 1998’de Üsküdar Cumhuriyet Savcısı, dava dosyasını ili Cumhuriyet  
Savcısı’na havale etmitir.  
4
13 ubat 1998’de ili Cumhuriyet Savcısı T.O. davacıların sorgulanmasında görev  
alan jandarmaların kimliklerinin tespit edilmesini istemitir.  
11 Mart 1998’de Đstanbul Đl Jandarma Komutanlığı ili Cumhuriyet Savcılığı’na  
davacıların sorgulanmasında görev alan jandarmaların E.G. ve Ö.K. olduklarını bildirmitir.  
8 Temmuz 1998’de E.G. ve Ö.K., bir Savcı önüne çıkarılmıve aleyhlerindeki  
suçlamaları reddetmilerdir.  
21 Ekim 1998’de ili Cumhuriyet Savcılığı’nda görev yapan bir diğer Savcı T.E.,  
Ö.K. ve E.G. hakkında takipsizlik kararı verildiğini kaydetmitir.  
Bavuranlar, karara itiraz etmitir.  
11 Haziran 1999’da Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi Birinci Dairesi, bavuranların  
itirazlarını reddetmitir.  
D. Müteakip gelimeler  
11 Ocak 1998’deki iddetli çatımalara dahil olmalarına ilikin bavuranlar aleyhinde  
balatılan cezai takibat, beraatlerine karar verilmesi ile sona ermitir.  
14 Kasım 2003’de Türkiye Đnsan Hakları Derneği tarafından yayımlanan rapora göre  
Bakan, 7 Mayıs 1998’de kötü muamele iddiası için kendilerine bavurmutur. 1994, 1995,  
1996 ve Ocak 1998’de Đstanbul Đl Jandarma Komutanlığı’nda gözaltında tutulduğu sırada  
maruz bırakıldığı kötü muameleyi tarif etmitir. Raporda bavurana dieti iltihabı, sinüzit ve  
hemoroid tehisi konulduğu ve uygun ekilde tedavi edildiği belirtilmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, Đstanbul Đl Jandarma Komutanlığı’nda göz altında tutuldukları sırada  
AĐHS’nin 3. maddesini ihlal edecek ekilde ikenceye maruz kaldıkları hususunda ikayetçi  
olmulardır.  
A. Tarafların görüleri  
Hükümet AĐHS’nin 35/1. maddesi uyarınca bavuranların, altı ay kuralına  
uymadıklarını ileri sürmütür. Bu hususta bavuranlar, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi Birinci  
Dairesi’nin 11 Haziran 1999 tarihli kararını müteakiben altı ay içerisinde AĐHM’ye  
bavurularını sunmalıydılar.  
Esasa ilikin olarak Hükümet, sağlık raporlarında kaydedilen yaralanmaların  
bavuranların yakalanması sırasında meydana geldiğini belirtmitir. Bu hususta bavuranların,  
iddet içeren bir gösteri sırasında gözaltına alındıklarını ve bavuranların da doğrulamıꢀ  
olduğu gibi güvenlik güçlerinin, yakalanmaları sırasında güç kullandığını belirtmitir.  
Hükümet, bavuranların kötü muamele iddialarının sağlık raporlarındaki fiziksel bulgularla  
uyumadığını kaydetmitir. Bavuranların, serbest bırakılmaları ardından iddialarını  
kanıtlamak için detaylı bir sağlık muayenesine girme imkanlarının olduğunu belirtmitir.  
5
Bavuranlar, altı ay kuralına uyduklarını iddia etmitir.  
Esasa ilikin olarak bavuranlar, 12 Eylül 2005 tarihli görülerinde, yakalandıkları  
sırada ve gözaltında kaldıkları süre boyunca kötü muameleye maruz bırakıldıklarını  
belirtmitir. Sağlık raporlarında kaydedilen fiziksel bulguların, kötü muamele iddiaları ile  
uyutuğunu ileri sürmülerdir. Gözaltında tutuldukları sırada dövülerek, elektrik oku  
verilerek, nesnelerle vurularak, cinsel yönden taciz edilerek, testisleri sıkıtırılarak ve  
kafalarına kese geçirilerek kötü muameleye maruz bırakıldıklarını belirtmilerdir.  
Yakalanmalarının hemen ardından bir doktor tarafından muayene edilmeleri gerektiğini  
belirtmiler ve aynı zamanda 15 Ocak 1998’da haklarında yayımlanan sağlık raporlarının  
doğruluğuna itiraz etmilerdir.  
B. AĐHM’nin değerlendirmesi  
1. Kabuledilebilirlik  
(a) Hükümet’in ilk itirazı  
AĐHM, AĐHS’nin 35/1. maddesince getirilen altı aylık zaman sınırlamasının  
bavuranların, iç hukuk yollarının tüketilmesi sürecinde nihai kararın verilmesinden itibaren  
altı ay içerisinde bavurularını sunmalarını gerektirdiğini hatırlatmaktadır.  
Sözkonusu davada AĐHM, bavuranların ikayetlerine ilikin nihai geçerli kararın,  
Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi Đkinci Dairesi’nin 29 Eylül 1999 tarihli kararı olduğu  
kanısındadır. Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi Đkinci Dairesi’nin 29 Eylül 1999 tarihli kararı ile  
bavuranların, Cumhuriyet Savcısı’nın bavuranların ikayetlerinin esasına ilikin 15 Temmuz  
1998 tarihli kararına yaptıkları itiraz reddedilmitir. Bavuru, 17 ubat 2000’de AĐHM’ye  
sunulmutur. Yukarıda kaydedilenler ıığında AĐHM, bavurunun AĐHS’nin 35/1.  
maddesinde öngörülen altı aylık zaman sınırı içerisinde yapıldığı kanısındadır. Bu nedenle,  
Hükümet’in sözkonusu balık altındaki itirazını reddetmektedir.  
(b) Kabuledilebilirliğe ilikin diğer hususlar  
AĐHM öncelikle tebliğ sonrası görülerinde, bavuranların yakalanmaları sırasında  
kötü muameleye maruz kaldıklarını ima ettiklerini kaydetmektedir. Ancak AĐHM, bunun yeni  
bir ikayet olduğunu farz etse dahi, 12 Eylül 2005’te AĐHM’ye sunulmasından altı aydan  
fazla bir süre öncesinde meydana gelen olaylar ve verilen kararlarla ilgili olduğunu  
kaydetmekte ve bu nedenle, AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca ikayeti  
reddetmektedir.  
AĐHM, bavuranlar Yiğit ve Parlak hususunda dava dosyasında 3. maddedeki eiği  
aan iddette kötü muameleye maruz kaldıklarına ilikin bir gösterge bulunmadığı  
kanısındadır. AĐHM bu bağlamda gözaltında tutuldukları süre sonunda hazırlanan raporların  
kötü muameleye ilikin ipuçları içermediğini ve 13 Ocak 1998 tarihli sağlık raporlarında  
kaydedilen sonuçların iddialarını kanıtlamak için yeterli olmadığını belirtmektedir.  
Bavuranların tutuksuz olarak yargılandıkları göz önüne alınırsa, AĐHM’ye dava dosyasındaki  
sağlık raporlarını çürütecek deliller sunmaları mümkündü. Dolayısıyla AĐHM bavuranların,  
jandarmalar tarafından kötü muameleye maruz bırakıldıklarına ilikin savunulabilir bir iddia  
gerekçesi ortaya koymadıkları kanısındadır. Bu nedenlerle AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin  
3. ve 4. paragrafları bağlamında dayanaktan yoksun olması nedeniyle AĐHS’nin 3. maddesi  
bağlamındaki ikayetlerin kabuledilemez olduğu kanısındadır.  
6
AĐHM, diğer bavuranlara ilikin olarak bavurularının AĐHS’nin 35/3. maddesi  
bağlamında dayanaktan yoksun olmadığını belirtmitir. Bavuruların baka açılardan  
bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taımadığını tespit etmektedir. Bu nedenle  
bavurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.  
2. Esas  
(a) Bakan, Günel, Balçık  
AĐHM bavuranların yakalanması ve gözaltına alınmasından bir ya da iki gün sonra  
hazırlanan sağlık raporlarının bir dizi fiziksel bulgu içerdiğini gözlemlemektedir. Taraflar, bu  
bulgulara itiraz etmemektedir. Ancak, nasıl meydana geldiklerine ilikin farklı görüler  
belirtmilerdir.  
AĐHM, bavuranların gözaltında tutulma süreleri sonunda hazırlanan raporlarda hiçbir  
kötü muamele tespiti bulunmadığını kaydetmektedir. Bavuranlar, serbest bırakılmalarına  
rağmen, AĐHM’ye 15 Ocak 1998 tarihli sağlık raporları ile çelien deliller sunmamıtır.  
AĐHM ayrıca bavuranların, bavuruyu sunmalarından beyıl sonrasına, 12 Eylül 2005’e  
kadar kötü muamele iddiaları hususunda hiçbir detay belirtmediklerini kaydetmektedir.  
Bavuranlar, polisin kendilerini yakalamak için güç kullandığı bir çatıma sırasında  
yakalandıkları iddiasına itiraz etmedikleri için bu olaylar, Hükümet’in 13 Ocak 1998 tarihli  
sağlık raporlarında kaydedilen yaralanmaların nedenine ilikin iddiasına gerçeklik  
katmaktadır.  
Yukarıda kaydedilenler ıığında bavuranlar tarafından sunulan deliller, AĐHM’nin  
makul üphenin ötesinde, Đstanbul Đl Jandarma Komutanlığı’nda gözaltında tutuldukları sırada  
ikenceye, insanlık dıı ve küçük düürücü muameleye maruz kaldıkları sonucuna varması  
için yeterli değildir.  
Sonuç olarak AĐHS’nin 3. maddesi ihlal edilmemitir.  
(b) Uluk ve Hazırcı  
AĐHM bavuranlara ilikin sırasıyla 12 ve 13 Ocak 1998 tarihli sağlık raporlarında  
kaydedilen yaralanmaların, yakalanmaları sırasında meydana gelip gelmediğine karar vermeyi  
gerekli görmemektedir. Bunun nedeni, gözaltında tutuldukları süre sonunda hazırlanan  
raporlarda sırtlarında ve Hazırcı’nın sağ femoral bölgesinde ekimoz bulunduğuna değinilmesi  
ve bu bulguların, daha önceki sağlık raporlarında yer almamasıdır. Hükümet’in yaralanma  
nedenleri hususunda inandırıcı bir açıklama sunmamıolması nedeniyle AĐHM, sözkonusu  
yaraların Hükümet’in sorumlu olduğu bir muamele sonucu meydana geldiği kanısındadır.  
Sonuç olarak AĐHS’nin 3. maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”  
7
A. Tazminat  
Bavuranlar maddi tazminat olarak toplam 35,000 Euro (EUR) ve manevi tazminat  
olarak toplam 160,000 EUR talep etmitir.  
Hükümet sözkonusu meblağa itiraz etmitir.  
AĐHM, bavuranların uğradıkları maddi zarara ilikin olarak, Uluk ve Hazırcı’nın  
iddialarını destekleyecek bir yazı ya da belge sunmadıkları ve bu nedenle iddialarının  
reddedildiğini belirtmektedir. Diğer yandan AĐHM, bavuranların yalnızca AĐHM’nin ihlal  
bulgusu ile telafi edilemeyecek bir acıya ve sıkıntıya maruz kaldıkları kanısındadır. Eit  
temellere dayanarak değerlendirmede bulunan AĐHM, Uluk ve Hazırcı’nın her birine 5,000  
Euro tazminat ödenmesine karar vermitir.  
B. Yargılama masraf ve harcamaları  
Avrupa Konseyi’nden yasal yardım alan bavuranlar, AĐHM önünde yaptıkları masraf  
ve harcamalar için 3,950 EUR talep etmitir. Taleplerini, Đstanbul Barosu’nun tavsiye edilen  
asgari ücret listesine ve avukatlarınca hazırlanan bir harcama çizelgesine dayandırmılardır.  
Ancak, herhangi bir makbuz ya da belge sunmamılardır.  
Hükümet sözkonusu meblağa itiraz etmitir.  
Uluk ve Hazırcı’nın, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 60. maddesinin gerektirdiği gibi masraf ve  
harcamaları için gerekçe göstermemesi nedeniyle AĐHM, bavuranlara bu balık altında  
tazminat ödenmemesine karar vermitir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Uluk ve Hazırcı’nın Đstanbul Đl Jandarma Komutanlığı’nda gözaltında tutuldukları  
sırada kötü muameleye maruz kaldıklarına ilikin ikayetin kabuledilebilir ve  
bavurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna,  
2. AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edilmiolduğuna,  
3. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten  
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek  
üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından  
bavuranlar Uluk ve Hazırcı’dan her birine manevi tazminat olarak 5,000 Euro (bebin Euro)  
ödenmesi gerektiğine;  
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa  
Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eit oranda faiz  
uygulanmasına,  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermitir.  
8
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragrafları gereğince 29 Kasım 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
9