Baꢀvuranlar, altı ay kuralına uyduklarını iddia etmiꢀtir.
Esasa iliꢀkin olarak baꢀvuranlar, 12 Eylül 2005 tarihli görüꢀlerinde, yakalandıkları
sırada ve gözaltında kaldıkları süre boyunca kötü muameleye maruz bırakıldıklarını
belirtmiꢀtir. Sağlık raporlarında kaydedilen fiziksel bulguların, kötü muamele iddiaları ile
uyuꢀtuğunu ileri sürmüꢀlerdir. Gözaltında tutuldukları sırada dövülerek, elektrik ꢀoku
verilerek, nesnelerle vurularak, cinsel yönden taciz edilerek, testisleri sıkıꢀtırılarak ve
kafalarına kese geçirilerek kötü muameleye maruz bırakıldıklarını belirtmiꢀlerdir.
Yakalanmalarının hemen ardından bir doktor tarafından muayene edilmeleri gerektiğini
belirtmiꢀler ve aynı zamanda 15 Ocak 1998’da haklarında yayımlanan sağlık raporlarının
doğruluğuna itiraz etmiꢀlerdir.
B. AĐHM’nin değerlendirmesi
1. Kabuledilebilirlik
(a) Hükümet’in ilk itirazı
AĐHM, AĐHS’nin 35/1. maddesince getirilen altı aylık zaman sınırlamasının
baꢀvuranların, iç hukuk yollarının tüketilmesi sürecinde nihai kararın verilmesinden itibaren
altı ay içerisinde baꢀvurularını sunmalarını gerektirdiğini hatırlatmaktadır.
Sözkonusu davada AĐHM, baꢀvuranların ꢀikayetlerine iliꢀkin nihai geçerli kararın,
Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi Đkinci Dairesi’nin 29 Eylül 1999 tarihli kararı olduğu
kanısındadır. Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi Đkinci Dairesi’nin 29 Eylül 1999 tarihli kararı ile
baꢀvuranların, Cumhuriyet Savcısı’nın baꢀvuranların ꢀikayetlerinin esasına iliꢀkin 15 Temmuz
1998 tarihli kararına yaptıkları itiraz reddedilmiꢀtir. Baꢀvuru, 17 ꢁubat 2000’de AĐHM’ye
sunulmuꢀtur. Yukarıda kaydedilenler ıꢀığında AĐHM, baꢀvurunun AĐHS’nin 35/1.
maddesinde öngörülen altı aylık zaman sınırı içerisinde yapıldığı kanısındadır. Bu nedenle,
Hükümet’in sözkonusu baꢀlık altındaki itirazını reddetmektedir.
(b) Kabuledilebilirliğe iliꢁkin diğer hususlar
AĐHM öncelikle tebliğ sonrası görüꢀlerinde, baꢀvuranların yakalanmaları sırasında
kötü muameleye maruz kaldıklarını ima ettiklerini kaydetmektedir. Ancak AĐHM, bunun yeni
bir ꢀikayet olduğunu farz etse dahi, 12 Eylül 2005’te AĐHM’ye sunulmasından altı aydan
fazla bir süre öncesinde meydana gelen olaylar ve verilen kararlarla ilgili olduğunu
kaydetmekte ve bu nedenle, AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca ꢀikayeti
reddetmektedir.
AĐHM, baꢀvuranlar Yiğit ve Parlak hususunda dava dosyasında 3. maddedeki eꢀiği
aꢀan ꢀiddette kötü muameleye maruz kaldıklarına iliꢀkin bir gösterge bulunmadığı
kanısındadır. AĐHM bu bağlamda gözaltında tutuldukları süre sonunda hazırlanan raporların
kötü muameleye iliꢀkin ipuçları içermediğini ve 13 Ocak 1998 tarihli sağlık raporlarında
kaydedilen sonuçların iddialarını kanıtlamak için yeterli olmadığını belirtmektedir.
Baꢀvuranların tutuksuz olarak yargılandıkları göz önüne alınırsa, AĐHM’ye dava dosyasındaki
sağlık raporlarını çürütecek deliller sunmaları mümkündü. Dolayısıyla AĐHM baꢀvuranların,
jandarmalar tarafından kötü muameleye maruz bırakıldıklarına iliꢀkin savunulabilir bir iddia
gerekçesi ortaya koymadıkları kanısındadır. Bu nedenlerle AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin
3. ve 4. paragrafları bağlamında dayanaktan yoksun olması nedeniyle AĐHS’nin 3. maddesi
bağlamındaki ꢀikayetlerin kabuledilemez olduğu kanısındadır.
6