CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı  
H.E./Türkiye Davası*  
Bavuru No: 30498 / 96  
Strazburg  
22 Aralık 2005  
OLAYLAR  
Bavuran 1969 doğumlu olup, Đ zmir’de ikamet etmektedir.  
Polisin Ankara’da 19 Nisan 1995 tarihinde yasadıı Ekim örgütüne karı yürüt-  
ğü soruturmada aralarında bavuranın da yer aldığı birçok kii yakalanmıtır.  
Bavuran aynı gün gözaltına alınmıve Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele  
ubesine götürülmütür.  
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı’nın 21 ve 24 Nisan  
1995 tarihli talepleriyle bavuranın gözaltı süresi ilk olarak 28 Nisan 1995’e, son olarak da  
Emniyet Müdürlüğü’nün talebiyle 2 Mayıs 1995 tarihine dek uzatılmıtır.  
DGM, 13 Mayıs 1996 tarihinde bavuranı yasadıı Ekim örgütünün el ilanlarını yaz-  
mak ve dağıtmak suçundan suçlu bulmuve bavuranı 3713 sayılı Kanun’un 7 § 2. maddesine  
ve 3506 sayılı Kanun’a ek 1. maddeye dayalı olarak bir yıl hapis ve 458.333.000 TL para  
cezasına çarptırmıtır.  
Bavuran temyiz bavurusunda bulunmuve Yargıtay 4 ubat 1998 tarihinde kararı  
onamıtır.  
Nihai karar bavurana tebliğ edilmemi, bavuran bu karardan 20 Mart 1998  
tarihinde haberdar olduğunu ifade etmitir.ç  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 5 § 2. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran yakalanma gerekçeleri hakkında kendisine bilgi verilmediğinden ꢀ  
ikayetçi olmakta ve bu durumun AĐHS’nin 5 § 2. maddesinin ihlaline yol açtığını ileri  
sürmektedir.  
Hükümet, bavuran tarafından 20 Nisan 1995 tarihinde imzalanan tutanağa dayalı  
olarak, adı geçenin AĐHS’nin 5 § 2. maddesi uyarınca yakalanma gerekçelerinden haberdar  
edildiği karılığını vermektedir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok taraflı Siyasî Đꢀler Genel  
Müdürlüğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa  
Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla  
alıntılanabilir.  
AĐHM, 5 § 2. maddenin temel bir güvenceyi dile getirdiğini hatırlatmaktadır:  
tutuklanan herkesin tutuklanma gerekçelerini bilmeye hakkı vardır. AĐHS’nin 5. maddesinin  
sağladığı koruma sistemini dahil ederek herkese anlaılır bir dilde hürriyetten yoksun bırakma  
nedenlerini ve hukuki gerekçelerini bildirme ve sonucu itibariyle 4. paragraf uyarınca bu  
gerekçelerin yargı huzurunda yasal dayanağının sorgulanması zorunluluğunu getirmektedir.  
Tutuklanan kii «en kısa zamanda» bu bilgileri öğrenmek durumundadır fakat polis yakaladığı  
kiiye bu bilgileri o anda veremeyebilir. Bu bilgilerin en kısa zamanda ve yeterince verilip  
verilmediğini belirlemek için olayların özel koullarını bilmek gerekir (Bkz. Fox, Campbell  
ve Harley-Đngiltere kararı, 30 Ağustos 1990, seri: A no: 182, § 40).  
Mevcut bavuruda AĐHM, bavuranın imzasını taıyan 20 Nisan 1995 tarihli olay yeri  
tespit tutanağında bavuranın Emniyet Müdürlüğü tarafından Ekim adlı örgüt için düzenlenen  
soruturma kapsamında yakalandığının ifade edildiğini, ayrıca yetkili hakim karısında  
sorgulanması sırasında bavuranın bu tutanağa karı çıkmadığını gözlemlemektedir.  
AĐHM, daha önceki bavurusunda bavuranın «gözaltı süresi boyunca, polislerin kii  
ya da kiileri tanıyıp tanımadığını, suçu ileyip ilemediğini, böyle bir yerde bulunup  
bulunmadığını kendisine sorduklarını» doğruladığı tespitinde bulunmaktadır. Polislerin  
bavuranı yakaladıklarında bunun nedenlerini bir bütün olarak açıklamadıkları farz edilse  
dahi, dava dosyasında bavuranın yakalanıp gözaltına alınmasının ardından bunun nedenlerini  
öğrenmediği sonucunu çıkaracak hiçbir unsur yer almamaktadır (Bkz. Dikme-Türkiye kararı,  
no: 20869/92, § 55, AĐHM 2000-VIII).  
Bu ikayetin dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4.  
maddelerine uygun olarak reddedilmesi gerekmektedir.  
II. AĐHS’NĐN 5 § 3. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, gözaltı süresinden ikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 5 § 3. maddesini ileri  
sürmektedir.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
Hükümet, AĐHS’nin 35 § 1. maddesi uyarınca iç hukuk yolları tüketilmediğinden  
AĐHM’den bavurunun bu bölümünü reddetmesi talebinde bulunmaktadır. Hükümet öncelikli  
olarak, Anayasa’nın 8. ve 19. maddelerinin gözaltının yasallığının denetlenmesi bakımından  
bavurana bir bavuru yolu sunduğunu kaydetmekte, ayrıca bavuranın sulh hakimi önünde  
CMUK’un 128 § 4. maddesi uyarınca bavuruda bulunmamıolduğunu eklemektedir.  
Hükümet son olarak, yasadıı yollardan yakalanan veya tutuklanan kiilerin zararının tazmini  
hakkında 466 sayılı Kanun’da yer alan esaslar uyarınca yargı sürecinin ardından bavuranın  
tazmin hakkının bulunduğunu savunmaktadır.  
Bavuran, Hükümetin savına karı çıkmakta ve ikayetçi olduğu ilemin o tarihte  
yürürlükte bulunan mevzuata uygun olarak yapıldığından atılacak her hukuki adımın boa  
çıkacağını ileri sürmektedir.  
AĐHM, Hükümet tarafından dile getirilen CMUK’un 128 § 4. maddesinin olayların  
meydana geldiği dönemde DGM’nin yetki alanına giren suçlar sözkonusu olduğunda  
uygulanmadığını hatırlatmaktadır (Bkz. Barut-Türkiye kararı, no: 29863/96, 11 Eylül 2001).  
2
Anayasa’nın 19. maddesi doğrultusunda yapılan itiraz ile ilgili olarak AĐHM,  
Mahkemenin bu yöndeki yerleik içtihadına göre bir bavuru yolunun teoride olduğu kadar  
pratikte de istenilen düzeyde kesinlik derecesine sahip olması gerektiğini belirtmektedir. Bu  
noktada Savunmacı Devlet bu zorunlulukları bir araya getirmek durumundadır (Bkz. Navara-  
Fransa kararı, 23 Kasım 1993, seri: A no: 273-B, s. 27, § 24). Fakat, mevcut halde, Hükümet  
Anayasa’nın 19. maddesince yapılan bavurunun ardından bir sanığın gözaltına alınmasını  
iptal eden hiçbir bir yargı kararı örneğini sunmamıtır. Bu bavuru yolunun varlığı kesinlikten  
uzaktır (Bkz. Cihan-Türkiye kararı, no: 25724/94, 26 Ekim 1999).  
466 sayılı Kanun’da öngörülen tazmin yolu ile ilgili AĐHM, bavuranın AĐHS’nin 5 §  
3. maddesi uyarınca yaptığı ikayetin ilgilinin uğradığı zararın tazmini için bavurabileceği  
bir yol olmadığı tespitinde bulunmaktadır. Bavuran bu bavuruyu yapmadan önce AĐHS’nin  
5 § 3. maddesinde yer alan nitelikteki adli denetimin eksikliğini öne sürmektedir. Bu durumda  
AĐHM, bavuranın hızlı ve otomatik bir hukuki denetim olmaksızın gözaltına alınmasında  
yapacağı tazminat bavurusunun AĐHS’nin 5 § 5. maddesinden ayrılan özellikle 3., 4., ve 5.  
maddelerin sunmuolduğu güvencenin niteliğini değitireceğine itibar etmektedir (Bkz.  
mutatis mutandis, Yağcı ve Sargın-Türkiye kararı, 8 Haziran 1995, seri:A no: 319-A, s. 17, §  
44).  
O halde, Hükümetin yapmıolduğu itiraz kabul edilememektedir.  
B. Esas hakkında  
Hükümet bu davada özellikle gözaltı süresinin uygunluğunun yasa ile öngörülen  
sınırları amadığını belirtmekte, bu bağlamda, bavuranın da itham edildiği ve «kanıtların bir  
araya getirilmesindeki güçlük nedeniyle dosyanın ön hazırlık soruturmasının uzun bir süreyi  
gerektirdiği» terör suçlarına ilikin soruturmanın özel yapısına ve güçlüklerine dikkat  
çekmektedir. Bu hazırlık süreci yargı kararının alınmasındaki süreyi kısaltmaktadır.  
AĐHM, geçmite de pek çok kez dile getirdiği üzere terör amaçlı suçlarda yetkililerin  
özel sorunlarla karılatıklarını kabul etmektedir (Bkz. diğerleri arasında, Brogan ve diğerleri-  
Đngiltere, 29 Kasım 1988, seri: A no: 145-B, § 61; Murray-Đngiltere, 28 Ekim 1994, seri: A  
no: 300-A, § 58; Aksoy-Türkiye kararı, 18 Aralık 1996, 1996-VI, § 78; Sakık ve diğerleri-  
Türkiye kararı, 26 Kasım 1997, 1997-VII, § 41; ve sözü edilen Dikme kararı, § 64). Bununla  
birlikte, bu durum yetkililere terörist kabul ettikleri zanlıları iç hukuk mercilerinin ve  
Sözleme Organlarının kontrolü dıında tutuklama ve gözaltına alma yetkisini tanımamaktadır  
(Bkz. mutatis mutandis, sözü edilen Murray kararı, § 58).  
Yapılan bavuruda, bavuranın gözaltı süresi polis tarafından yakalandığı 19 Nisan  
1995 tarihinde balamıve yetkili hakimin bavuranın tutuklu yargılanmasına karar verdiği 2  
Mayıs 1995 tarihinde sona ermi, on dört gün sürmütür.  
AĐHM, Brogan ve diğerleri kararında toplumu terör suçlarıdan korumak amacıyla da  
olsa, ilgilinin yetkili bir hakim karısına çıkarılmaksızın, dört gün altı saat gözaltında  
tutulmasının 5/3 madde ile belirlenen kesin zaman sınırlamasının dıına çıktığına  
hükmetmitir (Bkz. sözü edilen Brogan ve diğerleri kararı, s. 33, § 62).  
AĐHM, bavuranın “yetkili bir hakim önüne” çıkarılmaksızın on dört gün süreyle  
tutulu bulundurulmasının gerekli olduğu hususunu kabul edememektedir.  
3
Bu nedenle, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 8. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, evinde yapılan aramanın yasaya uygun olarak gerçekletirilmediğini  
savunmakta ve AĐHS’nin 8. maddesini ileri sürmektedir.  
Hükümet bu konuda görübildirmemitir.  
AĐHM, suçla mücadele kapsamında Devletler konutları arayabilir, maddi suç  
unsurlarını oluturmak ve failleri takip etmek için gerekli kanıtlara el koyabilirler (Bkz.  
özellikle, Klas ve diğerleri-Almanya kararı, 6 Eylül 1978, seri: A no: 28, s.23, § 50, ve  
Miailhe-Fransa kararı (no:1), 25 ubat 1993, seri: A no: 256-C, s. 89-90, § 37).  
Bu davada AĐHM, ulusal yargının idareyi bazı davalarda mahkeme kararı olmaksızın  
arama ilemini yapmaya yetkili kıldığını hatırlatmaktadır. AĐHM, sözkonusu arama ileminin  
bavuran üzerindeki yasadıı bir örgütün mensubu olma üphelerinin kaldırılması için gerekli  
delilleri bulmayı amaçladığını gözlemlemektedir. Arama tutanağına göre bu ilem bavuranın  
huzurunda gerçekletirilmitir. Dava dosyasında yer alan belgelerden bavuranın sonradan  
yargı makamları huzurunda arama ilemine karı çıktığı ya da bu belgelerin doğruluğunu  
yalanlağı sonucu çıkmamaktadır.  
ikayetin bu bölümünün dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle AĐHS’nin 35 §§ 3.  
ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.  
IV. AĐHS’NĐN 6 §§ 1, 2 VE 3 c) – d), 7, 9 VE 10. MADDELERĐNĐN ĐHLAL  
EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran son olarak 25 Eylül 1998 tarihli mektubuyla AĐHS’nin 6 §§ 1, 2 ve 3 c) – d),  
7, 9 ve 10. maddelerinin ihlal edildiğinden ikayetçi olmaktadır. AĐHS’nin 6. maddesiyle ilgili  
özellikle u iddialarda bulunmaktadır:  
-
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi üyeleri arasında bulunan askeri bir hakimin  
varlığı nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olarak nitelendirilemez (madde 6  
§1);  
-
-
Yargıtay, DGM’nin yasal olmayan yoldan elde ettiği delillere dayandırdığı kararını  
gerekçelendirmemitir;  
Polis tutanaklarının ve Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesinin kendisini yasadıı terör  
örgütü üyesi olarak nitelendirmesi ölçüsünde masumiyet karinesi ilkesinden  
yararlanamamıtır (madde 6 § 2);  
-
-
Gözaltında avukat bulundurma hakkından istifade edememitir (madde 6 § 3 c));  
Savunma tanıklarını sorguya çektirememitir (madde 6 § 3 d));  
AĐHS’nin 7. maddesine atıfta bulunan bavuran, 3506 sayılı Kanun’un yanlıꢀ  
uygulanmasından hakkında verilen para cezasını artırdığını ileri sürmektedir.  
4
Bavuran ayrıca, gerçekte ifade ve düünce özgürlüğüne baskı oluturmayı amaçlayan  
bir suçtan mahkum edilmesinin AĐHS’nin 9. ve 10. maddelerinin ihlaline yol açtığını öne  
sürmektedir.  
Hükümet yazılı görülerinde 25 Eylül 1998 tarihli ve AĐHS’nin 6 §§ 1, 2, 3 d), 7, 9 ve  
10. maddelerine yönelik yapılan ikayetlerin 2 Kasım 1995 tarihinde dile getirilmesi  
gerektiğinden geç yapıldığını savunmaktadır.  
Bavuran, Yargıtay kararından 20 Mart 1998 tarihinde haberdar olduğunu  
belirtmektedir.  
25 Eylül 1998 tarihinde yapılan ikayetlerin tamamı Yargıtay’ın nihai kararına  
dayanmaktadır ve geç yapılmıtır. Yapılan ikayetin bu bölümünün geç yapılması nedeniyle  
AĐHS’nin 35 §§ 1. ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.  
V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
A. Tazminat  
Bavuran maruz kaldığı manevi zarar için 35.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarı aırı olarak nitelendirmekte ve AĐHM’nin ihlal kararının  
tespitinin balı baına bir tazmini oluturduğunu kaydetmektedir.  
AĐHS’nin 41. maddesince hakkaniyete uygun olarak AĐHM, manevi tazminat olarak  
bavurana 5.000 Euro ödenmesini kararlatırmıtır.  
B. Masraf ve harcamalar  
Bavuran, iç hukukta ve AĐHM yetkili organları nezdinde yapmıolduğu masraf ve  
harcamalara ilikin 10.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu miktara karı çıkmaktadır.  
Sunulan deliller ve Mahkemenin bu yöndeki yerleik içtihadı ıığında, AĐHM masraf  
ve harcamalar için bavurana 1.500 Euro ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı faiz oranına 3 puan eklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. AĐHS’nin 5 § 3. maddesi uyarınca yapılan ikayetin kabuledilebilir, bunun dıında  
kalanların kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;  
5
3. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek ve her türlü vergiden  
muaf tutulmak suretiyle Savunmacı Hükümetin bavurana 5.000 (bebin) Euro manevi  
tazminat ve masraf ve harcamalar için 1.500 (bin beyüz) Euro ödemesine;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez  
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eit oranda basit faizin  
uygulanmasına;  
4. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 22 Aralık 2005 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
6