C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE1  
HUN - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:5142/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
(Kayıttan düme)  
STRAZBURG  
10 KASIM 2005  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek  
olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1 1 Kasım 2004 tarihinden önceki yapısıyla.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 5142/04 bavuru no’lu davanın nedeni, Türk vatandaı  
Hacı Aziz Hun’un (Bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 9 ubat 2004  
tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi  
uyarınca yapmıolduğu bavurudur. Bavuran, Đstanbul Barosu avukatlarından G. Tuncer  
tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
A. Bavurunun Kaynağı Olan Olaylar  
Bavuran 1965 doğumludur ve yasadıı bir terör örgütü mensubu olduğu gerekçesiyle 2 Mart  
2000 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından on iki yıl altı ay hapis  
cezasına çarptırılmıtır.  
Bavuran 1996–2002 tarihleri arasındaki mahkumiyeti boyunca uzun süreli açlık grevi  
balatmıve birçok defa tedavi altına alınmıtır.  
Adli Tıp Kurumu tarafından 30 Kasım 2001 tarihinde muayene edilen bavurana cezasını  
çekmeye elverili olduğu beyan edilmitir.  
28 Mart 2003 tarihinde Adli Tıp Kurumu 3 no’lu Đhtisas Dairesi’ne tekrar gönderilen  
bavurana Adli tabipler tarafından Wernicke-Korsakoff Sendromu (WKS) tehisi konulmuꢀ  
ve cezasının infazının ertelenmesinin uygun olacağı görüü bildirilmitir.  
Edirne Cumhuriyet Savcısı 22 Mayıs 2003 tarihinde CMUK’un 399. maddesinin  
uygulanmasına istinaden bavuranın cezasının infazının altı ay süreyle daha ertelenmesine  
karar vermitir.  
2 Ocak 2004 tarihinde bavuranın avukatı verilen farklı raporlar arasında çeliki olması  
ıığında Đstanbul DGM’den müvekkilinin Adli Tıp Kurumu Đhtisas Dairesi tarafından yeniden  
incelenmesi ve sürenin uzatılması talebinde bulunmutur.  
30 Ocak 2004 tarihinde bu talepler reddedilmitir.  
Bavuranın avukatı G. Tuncer 27 ubat 2004 tarihinde Tabipler Odası’na bavurarak  
sözkonusu raporlara ilikin görülerini istemitir. Tabipler Odası 3 Haziran 2004 tarihinde  
görüünü bildirmitir.  
AĐHM 24 Haziran 2004 tarihinde, Đçtüzüğün 39. maddesinin uygulanmasına istinaden  
bavurandan bir aylık bir süre içinde kendi seçeceği bir hastanenin nöroloji kliniğinde  
muayene edilmesini ve bunun sonucundan Mahkeme’nin haberdar edilmesini istemitir.  
AĐHM yine aynı gün Hükümetten bavuranın talebi üzerine önce 25 Temmuz 2004 olan, daha  
sonra 25 Ağustos 2004 ve son olarak 8 Eylül 2004 tarihine ertelenen tutukluluk halinin  
uzatılmamasını talep etmitir.  
Bavuranın avukatı AĐHM’ye müvekkiline tutuklanmadan önce yapılan ilk tetkiklerin  
sonuçlarını iletmitir.  
2
B. AĐHM’nin soruturma ziyareti  
Elli üç kiilik bavurunun bir bölümünü oluturan mevcut bavuruda AĐHM, Đçtüzüğü’nün Ek  
A1 maddesi uyarınca ilgili olayların esastan incelenmesini amaçlayan bir soruturma görevini  
üstlenmitir.  
Üç doktordan oluan AĐHM bilirkii heyeti, ceza infaz kurumlarındaki fiziki koulları, sağlık  
olanaklarını, aralarında bavuranın da yer aldığı mahkumların nöropsikiyatrik durumlarını  
incelemek ve bu kiilerin cezai ehliyetlerinin olup olmadığını tespit etmek amacıyla  
Türkiye’de çeitli ziyaretlerde bulunmutur.  
Kendisine yapılan çağrıya uygun olarak gelen bavuran 11 Eylül 2004 tarihinde Çapa Tıp  
Fakültesi Hastanesi’nde AĐHM bilirkii heyeti tarafından muayene edilmitir.  
Bilirkii heyeti tıbbi görüünü bildirmeden önce bavuranın nörolojik testinin yapılarak  
sonucunun iletilmesini istemitir.  
Bavuran bu talebi yerine getirmemitir.  
AĐHM Sekreteryası 15 Mart 2005 tarihli bavurana gönderdiği yazıda sözkonusu raporun 21  
Mart 2005 tarihine dek AĐHM’ye iletilmediği takdirde bavurusunun AĐHS’nin 37.  
maddesinin uygulanması ile kayıttan düebileceği uyarısında bulunmutur.  
7 Nisan 2005 tarihinde istenilen raporun ulamadığını belirtir ikinci bir yazı bavurana  
gönderilmitir.  
Bavuran yanıt vermediğinden, 24 Mayıs 2005 tarihinde AĐHM, Hükümetten alması istenilen  
geçici önlemin kardırılmasına karar vermitir.  
HUKUK AÇISINDAN  
Hiçbir bilimsel değeri bulunmayan bir sağlık raporuna dayalı olarak cezasının infazının  
kaldırılğını ifade eden bavuran, yakalandığı Wernicke-Korsakoff hastalığı ile yeniden  
hapsedilmesi olasılığının AĐHS’nin 3. maddesine aykırı bir uygulamayı ve cezayı  
oluturduğunu ileri sürmektedir.  
AĐHM, Mahkeme Sekreteryası tarafından gönderilen birçok yazıyla AĐHM Bilirkii  
Kurulu’nun tavsiye niteliğindeki tamamlayıcı sağlık raporunu elde etme ve alınan geçici  
önlemlere riayet etme konusunda bavuranın bilgilendirildiğini dikkate almakta, bu yazılara  
bavuranın temsilcisinin vermiolduğu yanıtların Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi nezdinde  
yapılan giriimleri teyit eder ve karılaılan idari güçlükler nedeniyle istenilen raporun elde  
edilemediğini öne sürer nitelikte olduğunu gözlemlemektedir.  
Bu noktada, yasal temsilci AĐHM’nin dikkat çektiği bu husustaki ihmalini kabul etmekte ve  
davanın her aamasında müvekkilinin bavurusunu sürdürmek istediğini eklemektedir.  
Bu nedenle, bavuran u ana kadar ne sözkonusu raporu sunmune de ihmalkâr davrandığını  
kabul etmitir.  
3
Bavuran G. Tuncer tarafından ortaya konulan ve Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi yönetimi  
tarafından yaratılan güçlükler olduğu yönündeki tespit desteklenmemitir ve makul bir  
gerekçesi bulunmamaktadır, üstelik ilgilinin baka kuruma gitmesi için hiçbir engel de  
bulunmamaktaydı.  
26 Ağustos 2004 tarihinde meydana gelen üzücü olayla ilgili olarak AĐHM, Hükümet  
tarafından yapılan açıklamalara ikna olmutur. Bununla birlikte AĐHM Sekreteryasının 19  
Ağustos 2004 tarihinde Hükümet’e göndermiolduğu ve bavuranın tutukluluk süresinin  
uzatılmaması doğrultusunda geçici önlemlerin artırılması yazısıyla birlikte bavuranın on iki  
saat boyunca tutulu bulundurulması ulusal yetkililer arasındaki bir iletiim eksikliğinin  
sonucu gibi görünmektedir. Benzer bir tutukluluk hali AĐHS’nin 3. maddesinde yer alan  
ciddiyet düzeyine ulamamaktadır (Bkz. Labita-Đtalya kararı, no: 26772/95, § 120, AĐHM  
2000-IV). Ayrıca, Hükümetin u ana dek Đçtüzüğün 39. maddesinde yer alan emarelere riayet  
ettiğini, soruturmanın düzenlenmesi ve gidiatı hakkında gerekli kolaylıkları sağladığını,  
yapılan hatayı kabul ederek sözkonusu duruma en kısa sürede müdahale ettiğini dikkate  
almak gerekir.  
Kısaca, bavuran kendisine bu konuda uyarılar yapılmasına karın, bavurusuyla ilintili  
olayların gidiatını etkilemede geçerli hiçbir mazereti ortaya koymamıtır.  
Sonuç olarak AĐHM, AĐHS’nin 37 § 1 c) maddesi uyarınca bavurunun sürdürülmesinde bir  
yarar olmadığına itibar etmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
Bavurunun kayıttan ürülmesine karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddesine  
uygun olarak 10 Kasım 2005 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
4