C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
HATUN VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:57343/00)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
Đꢀbu karar metni AĐHM Đçtüzüğü’nün 81. maddesine uygun olarak 1 Aralık 2005 tarihinde  
düzeltilmitir.  
STRAZBURG  
20 EKĐM 2005  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecek olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 57343/00 bavuru no’lu davanın nedeni,  
dört Türk vatandaı Doğan Hatun, Nüseyin Güçlü, Haci Yanık ve Mehmet Çelik’in  
(Bavuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM), 20 Nisan 2000 tarihinde,  
Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca  
yapmıoldukları bavurudur. Bavuranlar, Đzmir Barosu avukatlarından T. Firat tarafından  
temsil edilmektedirler.  
OLAYLAR  
Sırasıyla 1970, 1971, 1971 ve 1954 doğumlu bavuranlar Đzmir’de ikamet  
etmektedirler.  
PKK aleyhine yürütülen operasyon çerçevesinde, bavuranlar Hacı Yanık 28 Mayıs  
1995 tarihinde, Hatun Doğan ve Hüseyin Güçlü 1 Haziran 1995 tarihinde ve Mehmet Çelik 26  
ubat 1996 tarihinde olmak üzere Đzmir Emniyet Müdürlüğü polisleri tarafından arda arda  
yakalanmıve gözaltına alınmılardır. Bavuranlar polislere sözkonusu örgüt adına eylemlere  
katıldıklarını itiraf etmilerdir.  
Bavuranlar öncelikle, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet  
Basavcısı tarafından dinlenmi, daha sonra DGM hakimi önüne çıkarılmılardır. DGM  
hakimi bavuranların tutuklu yargılanmasına karar vermitir. Hacı Yanık 9 Haziran 1995  
tarihinde, Doğan Hatun ve Hüseyin Güçlü 14 Haziran 1995 tarihinde ve Mehmet Çelik 27  
ubat 1996 tarihinde tutuklanmılardır. Bavuranlar hakim huzurunda gözaltı sırasında baskı  
altında alınan ifadelerini yeniden dile getirerek gözleri bantlı olarak imzaladıklarını  
belirtmilerdir.  
DGM Cumhuriyet Basavcısı, 10 Temmuz 1995 tarihli iddianamesiyle, bavuranlar  
Doğan Hatun, Hüseyin Güçlü ve Hacı Yanık’ı, PKK üyesi olma ve sözkonusu örgüte yardım  
ve yataklık yapma suçuyla itham ederek, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5.  
maddesi ve Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 168§1 ve2, 369, 411, 522 ve 616§7 maddelerine  
dayanarak aleyhlerinde ceza davası açmıtır. Cumhuriyet Basavcısı, bavuranları özellikle  
Devlet’in bölünmez bütünlüğünü bozma ve ayrımcı cinayet eylemlerine katılmakla itham  
ederek, Devlet’in bütünlüğüne karı ağır hıyanet fiillerini öngören TCK’nın 125. maddesi  
gereğince bavuranların mahkum edilmesini istemitir.  
Bavuranlara isnat edilen fiiller arasında, kamu bankaları ya da kurumlarına karı  
yürütülen birçok bombalı saldırı, silahlı soygun, örgütün desteklenmesi için kürt kökenli  
ailelerin kaçırılması, ormanların yakılması, örgüt içindeki iç hesaplama nedeniyle adam  
öldürmeler, bakalarına ait malların yağmalanması, sivillerin tehdit edilmesi ve zor  
kullanılması yer almaktadır.  
Belirtilmeyen daha sonraki bir tarihte bavuran Mehmet Çelik, 3713 sayılı Kanun’un  
5. ve TCK’nın 169. maddelerine dayanarak örgüte yardım ve yataklık yapmakla suçlanmıtır.  
Sözkonusu bavuranın dosyası diğer bavuranların dosyalarıyla birletirilmitir.  
Bavuranlar DGM huzurundaki yargılamada, suçsuz olduklarını ileri sürmülerdir. Bu  
bakımdan bavuranlar gözaltı sırasında, polislerin baskısı altında ifadelerinin alındığını  
savunmulardır.  
Biri askeri hakim olmak üzere üç hakimden oluan DGM 22 Temmuz 1997 tarihli  
2
kararla, bavuranları kovuturuldukları suçlardan suçlu bulmutur.  
DGM Hacı Yanık’ı on sekiz yıl hapis ve 1.860.000 TL para cezasına, Doğan Hatun’u  
yirmi dört yıl hapis, Hüseyin Güçlü’yü müebbet ağır hapis ve Mehmet Çelik’i üç yıl hapis  
cezalarına çarptırmıtır.  
Bavuranların suçluluğunu ortaya koymak amacıyla DGM, yargılamanın değiik  
aamalarında alınan ifadelerini, tanık beyanlarını, yakalama ve arama tutanağını, olay yeri  
tatbikatı tutanaklarını, el konulan belge ve silahları, otopsi raporlarını ve sanıkların birbiriyle  
bağdaan tanıklıklarını gözönünde bulundurmutur.  
Yargıtay, 7 Temmuz 1998 tarihinde usul hatası gerekçesiyle kararı bozmuve dosyayı  
DGM’ye geri göndermitir.  
DGM 3 Aralık 1998 tarihinde, dosyayı yeniden inceledikten sonra bavuranların  
aleyhinde verilen aynı cezaları yinelemitir.  
Yargıtay 18 Ekim 1999 tarihinde son verilen kararı onamıtır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, kendilerini mahkum eden DGM’nin, bünyesinde bir askeri hakim  
bulundurması nedeniyle, kendilerine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden “tarafsız ve  
bağımsız bir mahkeme” olamayacağını iddia etmektedirler. Ayrıca bavuranlar, DGM suça  
ilikin tespitini ön soruturma aamasında baskı altında, avukat olmadan alınan ifadelere  
dayandırdığından  
dolayı,  
sözkonusu  
mahkeme  
önünde  
adil  
yargılanmadan  
faydalanamadıklarını savunmaktadırlar. Bavuranlar AĐHS’nin 6§1 ve 3 –c maddesinin ihlal  
edildiğini ileri sürmektedirler.  
Son olarak bavuranlar, Hacı Yanık’ın 28 Mayıs 1995 tarihinde, Doğan Hatun ve  
Hüseyin Güçlü’nün 1 Haziran 1995 tarihinde ve Mehmet Çelik’in 26 ubat 1996 tarihinde  
yakalanmalarıyla balayan ve 18 Ekim 1999 tarihinde son bulan cezai yargılamanın dört yıl  
beay sürdüğü ve böylece makul süreyi ağı kanaatindedirler. Bavuranlar, AĐHS’nin 6§1  
maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.  
A. Kabul edilebilirlik hakkında  
Hükümet AĐHM’yi, Đzmir DGM’nin oluumuna ilikin ikayeti, AĐHS’nin 35.  
maddesinde öngörülen altı ay kouluna riayet edilmediği gerekçesiyle reddetmeye davet  
etmektedir. Hükümet, verilen kararın Yargıtay tarafından 18 Ekim 1999 tarihinde onandığını,  
halbuki bavurunun 20 Nisan 2000 tarihinde yapıldığını, dolayısıyla bavurunun gecikmeli  
olduğunu savunmaktadır.  
AĐHM, Özdemir-Türkiye kararında (no: 59659/00, § 26, 6 ubat 2003) benzer bir  
itirazı reddettiğini hatırlatmaktadır. AĐHM, daha önce vardığı sonuca aykırı bir karar vermek  
için hiçbir gerekçe görmemekte ve dolayısıyla Hükümet’in itirazını reddetmektedir.  
3
AĐHM, içtihadından çıkan kriterler ıığında (Bkz. özellikle 28 Ekim 1998 tarihli  
Çıraklar-Türkiye kararı, 1998-VII) ve elinde bulunan unsurları gözönünde bulundurarak,  
bavurunun esastan incelenmesi gerektiğine kanaat getirmektedir. AĐHM, bavurunun baka  
da hiçbir kabul edilemezlik gerekçesiyle ters dümediğini saptamaktadır.  
B. Esas hakkında  
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında  
AĐHM, geçmite mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan buna benzer  
sorunları irdelemive AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıtır (Bkz.  
sözüedilen Özel, §§ 33-34, ve Özdemir-Türkiye, no: 59659/00, §§ 35-36, 6 ubat 2003).  
AĐHM, mevcut davayı incelemive Hükümet’in, sözkonusu durumu farklı bir sonuca  
ulatırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir. “Milli güvenlik”’e  
ilikin suçlar hakkında DGM’ye çıkarılan bavuranların, aralarında askeri hakimin de  
bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmelerinin anlayıla karılanacağını  
saptamaktadır. Bu nedenden dolayı, bavuranlar, DGM’nin bu türden davalara ters düen  
değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak  
çekinmektedirler. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında bavuranlar  
tarafından duyulan üpheler objektif olarak kanıtlanmıtır. (Incal-Türkiye, 9 Haziran 1998  
tarihli karar, 1998- IV, S.1573, §72 in fine).  
Sonuç olarak AĐHM, bavuranları yargılayan Đzmir DGM’nin, AĐHS’nin 6§1 maddesi  
uyarınca tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.  
2. Cezai Yargılamanın adil olması hakkında  
AĐHM, buna benzer davalarda, tarafsızlığı ve bağımsızlığı ortaya konulan bir  
mahkemenin, her halükarda, yargılamasına tabi kiilere adil yargılanmayı garanti  
edemeyeceğine karar verdiğini hatırlatmaktadır.  
AĐHM, bavuranların davalarının tarafsız ve bağımsız bir mahkeme önünde görülmesi  
hakkının ihlal edildiği tespitini gözönünde bulundurarak, AĐHM, mevcut ikayetin  
incelenmesine gerek olmadığı kanaatine varmıtır (Bkz. diğerleri arasında, sözüedilen  
Çıraklar, s. 3074, §44-45).  
3. Cezai usul ilemlerinin süresi hakkında  
Hükümet, Haziran 1995 tarihinde balayan ve 18 Ekim 1999 tarihinde Yargıtay’ın  
onay kararıyla sona eren cezai yargılamanın dört yıldan fazla sürdüğünü belirtmektedir.  
Bu yönde Hükümet, davanın karmaıklığını ve bavuranların üzerine düen  
yükümlülüklerin niteliğini vurgulamaktadır. Hükümet özellikle, dava konusu cezai  
yargılamanın, birçok suçtan haklarında soruturma yapılan yirmi dört sanıkla ilgili olduğunu  
ileri sürmektedir.  
Bavuranlar, baka açıklama getirmeksizin ikayetlerini yinelemektedirler.  
4
AĐHM, yargılama süresinin makul yönünün dava koulları gereğince ve AĐHM’nin  
içtihadının yer verdiği, özellikle davanın karmaıklığı, bavuranın ve yetkili mercilerin  
tutumları gibi kriterleri gözönünde bulundurarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır.  
AĐHM, yetkili mahkemelerin, birçok suçtan ve yasa dıı örgüt mensubu olmaktan  
haklarında kovuturma yapılan aralarında bavuranların da bulunduğu yirmi dört sanık  
hakkında dava yürüttüklerinden dolayı, dava konusu yargılamanın birtakım karmaıklıklar  
içerdiğini not etmektedir. Bu durum ve suçların niteliğinden dolayı, olay tatbikatı, delillerin  
toplanması ve olaylara karıan kiilerden her biri ve bulundukları durumların tespit edilmesi  
gibi uzun bir çalıma gerektirmektedir.  
Bu durumda AĐHM, Mayıs 1995 ve ubat 1996 tarihleri arasında farklı tarihlerde  
yakalanan bavuranların dört yıldan fazla bir süre boyunca iki aamalı yargılamaya tabi  
olduklarını tespit etmektedir. Bu süre içinde karar, Yargıtay tarafından bir kez bozulup ilk  
derece mahkemesine geri gönderilmitir.  
Toplam yargılama süresini gözönüne alarak AĐHM, AĐHS’nin 6§1 maddesi anlamında  
“makul sürenin” aılmadığına kanaat getirmektedir.  
Dolayısıyla sözkonusu hüküm ihlal edilmemitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuranlar, 275.000 Euro tutarında maddi ve manevi zarara uğradıklarını iddia  
etmektedirler.  
Hükümet aırı bulduğu sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.  
Đddia edilen maddi zarara ilikin olarak AĐHM, yargılamada AĐHS’ye aykırılık mevcut  
olmadığında, DGM önündeki yargılamanın sonucunun ne olacağı konusunda tahminde  
bulunamayacağından bavuranların bu bağlamdaki tazminat taleplerini kabul etmemitir (Bkz.  
Findlay-Đngiltere, 25 ubat 1997 tarihli karar, 1997-I, s.284, § 85).  
Đddia edilen manevi zarara gelince AĐHM, dava artlarında, tespit edilen ihlalin  
hakkaniyetli bir tatmin oluturduğuna dikkati çekmektedir (sözüedilen Çıraklar kararı, s.  
3074, § 49).  
AĐHM, bir bavuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6§1 maddesine göre tarafsız ve  
bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında, prensip olarak en  
uygun tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından bavuranı yeniden  
yargılamanın olacağı kanaatine varmıtır (Bkz. sözüedilen Gençel kararı, § 27).  
B. Masraf ve Harcamalar  
Bavuranlar, AĐHM önünde yaptıkları masraf ve harcamalar için 10.000 Euro  
istemektedirler. Bavuranlar, sadece Hükümet’in görülerinin çevirisine ait bir belgeyi  
sunmaktadırlar.  
5
Hükümet, sözkonusu talebin dayanaktan yoksun olduğunu vurgulamaktadır. Hükümet  
bavurunun özel bir güçlük arz etmediğini ve Strazburg mahkemeleri huzuruna getirilen  
davalar için öngörülen Türkiye’de yürürlükte olan tarifenin uygulanmasını istemektedir.  
AĐHM, elinde bulunan unsurların tümünü ve konuya ilikin içtihadını gözönünde  
bulundurarak, yapılan bütün masraflar için 1.000 Euro’nun bavuranlara ortaklaa  
ödenmesinin makul olacağına kanaat getirmektedir.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı basit faiz  
oranına 3 puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabul edilebilir olduğuna;  
2. Đzmir DGM’nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AĐHS’nin  
6§1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Dava konusu yargılamanın süresi nedeniyle AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal  
edilmediğine;  
4. AĐHS’nin 6. maddesine göre yapılan diğer ikayetlerin incelenmesine gerek  
olmadığına;  
5. Đꢀbu kararın kendi baına manevi zarar için yeterli adil tazmin oluturduğuna;  
6. a) Bu kararın, AĐHS’nin 44§2 maddesine göre kesinletiği tarihten itibaren üç ay  
içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere  
Savunmacı Hükümet’in, miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflar muaf  
tutularak bavuranlara masraf ve harcamalar için 1.000 Euro (bin Euro) ödemesine;  
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda  
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına üç puan eklenmek  
suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;  
7. Hakkaniyete uygun tazminata ilikin diğer taleplerin reddine karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve 20 Ekim 2005 tarihinde, Đçtüzüğün 77. maddesinin  
2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
6