CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
HAYDAR YILDIRIM VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no:42920/98)  
NİHAİ KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRASBOURG  
15 Temmuz 2004  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (42920/98) başvuru no'lu davanın  
nedeni Haydar Yıldırım, Mehmet Çoban ve Mustafa Kocaoğlu'nun (başvuranlar)  
Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna 29 Temmuz 1998 tarihinde Avrupa İnsan Haklan  
Sözleşmesinin (AİHS) Temel İnsan Haklarını güvence altına alan eski 25. maddesi  
uyarınca yapmış oldukları başvurudur.  
Başvuranlar Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi (AÎHM) önünde Ankara Barosu  
avukatlarından Şükran Buldu tarafından temsil edilmektedirler.  
AİHM 20 Kasım 2003 tarihinde başvuruyu kabul edilebilir bulmuştur.  
OLAYLAR  
Başvuranlar sırasıyla 1956, 1962 ve 1963 doğumlu olup Ankara'da ikamet  
etmektedirler. Olaylar sırasında Özgürlük ve Dayanışma Partisi üyesi olan başvuranlar  
aynı partinin Mamak İlçe Örgütü yöneticisidirler.  
Başvuranlar l Eylül 1996 tarihinde "Dünya Barış Günü" nedeniyle Ankara'da  
düzenlenen gösterilere katılmışlardır. Güvenlik güçleri bu gösteri sırasında  
başvuranların ellerinde bulunan partinin yerel yönetimine ait haber bültenlerini ele  
geçirmişlerdir.  
27 Eylül 1996 tarihli iddianamede Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi  
Cumhuriyet Savcısı, başvuranların Türk Ceza Kanunu'nun 312 §§ 2. ve 3. maddeleri  
uyarınca "halkı sosyal sınıf, ırk ve bölge ayrımcılığına dayanan kin ve nefrete teşvik  
edici" bülten yayınlamaları gerekçesiyle mahkum edilmelerini talep etmiştir.  
Başvuranlar Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde bültenin ülkenin güncel  
sorunlarını yansıttığını ve demokrasi ve barış çağrısında bulunduğunu ileri sürerek  
aleyhlerindeki bütün suçlamaları reddetmişlerdir.  
Biri askeri hakim olmak üzere üç hakimden oluşan Devlet Güvenlik Mahkemesi  
heyeti, 21 Ekim 1997 tarihli kararla başvuranları, halkı sosyal sınıf, ırk ve bölge  
ayrımcılığına dayanan kin ve nefrete teşvik etmekten suçlu bulmuş ve Türk Ceza  
Kanunu'nun 312 §§ 2. ve 3. maddesi gereğince iki yıl hapis ve 840.000 TL para  
cezasına çarptırmıştır.  
Başvuranlar verilen kararı temyize gitmiş ve Yargıtay 11 Şubat 1998 tarihli  
kararla ilk derece mahkemesinin verdiği karan onamıştır.  
Başvuranların kararın düzeltilmesine ilişkin başvurulan 25 Mart 1998 tarihinde  
reddedilmiştir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AİHS'NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuranlar AİHS'nin 10. maddesine gönderme yaparak, verilen mahkumiyet  
kararının, ifade özgürlüğü haklarını ihlal ettiği şikayetinde bulunmuşlardır.  
AİHM, sözkonusu mahkumiyet kararının, Sözleşme'nin 10. maddesi ile güvence  
altına alınan ifade özgürlüğü hakkına bir müdahale teşkil ettiği hususunda taraflar  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
arasında bir ihtilafa yol açmadığını belirtir. AlHS'nin 10 § 2. maddesi uyarınca kamu  
düzeninin ve toprak bütünlüğünün korunması gibi meşru bir amacı içeren ve yasa ile  
öngörülen müdahaleye karşı da itirazda bulunulmamıştır (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye,  
no: 29590/96, § 40, 4 Haziran 2002). AİHM bu takdiri kabul etmektedir. Bu durumda  
anlaşmazlık, müdahalenin "demokratik bir toplumda gerekli" olup olmadığı sorusuna  
dayanmaktadır.  
AİHM daha önce bu davanmkine benzer soruları gündeme getiren başka davalar  
da incelemiş ve AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.  
özellikle Ceylan-Türkiye, no: 23556/94, § 38, Öztürk-Türktye, no: 22479/93, § 74,  
İbrahim Aksoy-Türkiye no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, § 80, Karkın-Türkiye,  
no:43928/98, § 39, Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, § 43, 2 Ekim 2003).  
AİHM mevcut davayı içtihatları ışığı altında incelemiş ve Hükümetin davayı farklı  
şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığım tespit etmiştir. AİHM  
bültende kullanılan terimleri özel olarak dikkate almış ve incelenmek üzere kendisine  
sunulan davanın koşullarını, özellikle de terörle mücadeleye bağlı zorluklan göz  
önünde bulundurmuştur (Bkz. İbrahim Aksoy, adı geçen karar, § 60, ve Încal-Türkiye, 9  
Haziran 1998,s. 1568, § 58).  
Sözkonusu bültende, güvenlik güçleri tarafından ayrılıı faaliyetlere karşı  
yürütülen mücadele oldukça sert bir dille eleştirilmektedir. Ankara Devlet Güvenlik  
Mahkemesi bu bültenin, halkı kin ve düşmanlığa tahrik eden ifadeler içerdiği yargısına  
varmıştır.  
AİHM iç hukuk kararlarında yer alan gerekçeleri inceleyerek, bunların  
başvuranların ifade özgürlüğü hakkına müdahaleyi haklı göstermeye yeterli  
görülemeyeceği sonucuna varmıştır (Bkz., mutadis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4),  
no: 24762/94, § 58, 8 Temmuz 1999). Mahkeme başvuranların politikacı sıfatıyla ve  
Türk siyasi yaşamındaki rolleri çerçevesinde ne şiddet kullanmaya, ne silahlı direnişe  
ne de isyana teşvikte bulunmadıklarını tespit etmiş ve söylemin kin yüklü olmayışının,  
göz önünde bulundurulması gereken esas unsur olduğu kanaatine varmıştır (Bkz. a  
contrario, Sürek-Türkiye (no:l), no: 26682/95, § 62 ve Gerger-Türkiye, no: 24919/94, §  
50, 8 Temmuz 1999).  
AİHM, müdahalenin oranlılığı söz konusu olduğunda verilen cezaların niteliği ve  
ağırlığının da dikkate alınması gereken unsurlar olduğunu hatırlatır.  
AİHM başvuranlar hakkında verilen mahkumiyet kararının gözetilen amaçlarla  
orantısız olduğu ve "demokratik bir toplumda gerekli" olmadığı sonucuna vararak  
AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiği kararına varmıştır.  
II. AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuranlar kendilerini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik  
Mahkemesi'nin, bünyesinde bir askeri hakim bulunması nedeniyle, "bağımsız ve  
tarafsız bir mahkeme" tarafından adilce yargılanmadıkları iddiasında bulunmaktadırlar.  
Başvuranlar aynı zamanda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın görüşü  
kendilerine tebliğ edilmediği için Yargıtay'da görülen davada savunma haklarının  
tanınmadığını, dolayısıyla AİHS'nin 6 §§ l ve 3 b) maddelerinin ihlal edildiğini ileri  
sürmektedirler.  
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Hakkında  
AİHM daha önceki davalarda buna benzer pek çok şikayetin dile getirildiğini ve  
bunların AİHS'nin 6 § l maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır  
(Bkz., Özel-Türkiye, adıgeçen karar, §§ 33-34 ve Özdemir-Türkiye, no: 59659/00 §§  
35-36, 6 Şubat 2003).  
AÎHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümetin davayı farklı şekilde  
sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığı sonucuna varmıştır. Mahkeme, "ulusal  
güvenlik" ile ilgili suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanan  
başvuranların, aralarında askeri bir hakimin yer aldığı mahkeme heyeti karşısına  
çıkma konusunda endişe duymalarının anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla  
başvuranlar, Devlet Güvenlik Mahkemesinin davanın gerekçesine yabancı  
mülahazalar ışığında sebepsiz bir yargı kararı almasından haklı olarak kaygı  
duymaktadırlar. Bu nedenle başvuranların bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız  
olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir (Bkz. adı geçen  
Incals. 1573, §72).  
AİHM, başvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin  
AİHS'nin 6 § l maddesinde yer alan bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini  
taşımadığı sonucuna varmıştır.  
2. Ceza Muhakemesi Usulünün Adilliği Hakkında Hükümet bir ihlalin var  
olduğunu kabul etmemektedir.  
AİHM daha önce buna benzer davalarda, bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun  
olduğu tespit edilen bir mahkemenin adil bir yargılama sağlayamayacağı yargısına  
vardığını hatırlatır.  
AİHM, başvuranların bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından dinlenme  
haklarının ihlal edildiği tespitini göz önünde bulundurarak, mevcut şikayeti incelemeye  
gerek olmadığı sonucuna varmıştır (Bkz., diğerleri arasında, Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim  
1998 tarihli karar, s. 3074, §§ 44-45).  
III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
AİHS'nin 41. maddesinde belirtilen unsurlar.  
A. Tazminat  
Başvuranlardan her biri 20.000 (yirmi bin) Euro değerinde maddi zarara  
uğradıklarını iddia etmekte ve uğradıkları manevi zararın tazmini için 20.000 (yirmi bin)  
Euro talep etmektedirler.  
Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.  
İddia edilen gelir kaybına istinaden AİHM, sunulan delillerin, başvuranlar  
ısından Sözleşme'nin 10. maddesinin ihlalinden doğan kaybın tam olarak  
belirlenmesine yeterli olmadığı sonucuna varmıştır (Bkz., Karakoç ve diğerleri-Türkiye,  
no: 27692/95, 28138/95 ve 28498/95, § 69,15 Ekim 2002). Dolayısıyla AİHM  
sözkonusu talebi reddetmiştir.  
Verilen para cezası hususunda ise, başvuranlar bu tutarın ödendiğini teyit eden  
herhangi bir belge sunmadıklarından AİHM, bu talebi reddetmiştir.  
Manevi tazminata ilişkin olarak AİHM, başvuranların davanın koşulları nedeniyle  
bir tür karmaşaya maruz kaldığına kanaat getirerek, AİHS'nin adil bir tazmin öngören  
41. maddesi gereğince başvuranlara toplu olarak 15.000 (onbeş bin) Euro tutarında  
manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.  
AİHM mahkumiyet kararının Sözleşme'nin 6 § 1. maddesine göre tarafsız ve  
bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında, prensip  
olarak en uygun tazminin, başvuranın gecikmeksizin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme  
tarafından yeniden yargılanması olacağı kanaatine varmıştır (Gencel, adıgeçen karar,  
§ 27).  
B. Masraf ve harcamalar  
Başvuranlar, AİHM ve yerel mahkemeler nezdinde yaptığı masraf ve harcamalar  
için 4.500 (dört bin beş yüz) Euro tazminat talebinde bulunarak kanıtlayıcı belge  
niteliğinde, Ankara Barosu tarafından yayınlanan en düşük avukatlık ücret tarifesini  
göstermiştir.  
Hükümet bu taleplere karşı çıkmıştır.  
Mahkemenin bu konudaki içtihadı ve mevcut unsurlar doğrultusunda, AİHM tüm  
masraflarla birlikte başvuranlara 2.500 (iki bin beş yüz) Euro ödenmesini  
kararlaştırmıştır.  
C. Gecikme Faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı % 3'lük  
bir faiz oranının uygulanacağım belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,  
1. AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiğine,  
2. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğinden  
yoksun  
bulunması nedeniyle AİHS'nin 6 § l maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AİHS'nin 6. maddesine dayanan diğer şikayetin incelenmesine gerek  
görülmediğine;  
4. a) AİHS'nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL.'ye çevrilmek üzere Savunmacı  
Hükümetin başvuranlara toplu olarak,  
i. manevi tazminat için 15.000 (onbeş bin) Euro ödemesine,  
ii. masraf ve harcamalar için 2.500 (iki bin beş yüz) Euro ödemesine;  
iii. KDV, pul, harç ve masrafların yukarıdaki miktarlara yansıtılabilmeğine;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar,  
Hükümetin, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına  
eşit oranda basit faizi uygulamasına;  
5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMİŞTİR.