ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından atanması nedeniyle davasının tarafsız ve bağımsız bir
mahkeme tarafından hakkaniyete uygun olarak görülmediğini ileri sürmektedir.
Hükümet, sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.
Buna karꢀın baꢀvuran, sivil hakimlerin bağımsız ve tarafsız olmamalarından ꢀikayetçidir
ancak sözkonusu ꢀikayet açıkça dayanaktan yoksundur ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4.
paragrafları uyarınca reddedilmesi gerekmektedir (bu bağlamda Đmrek-Türkiye, baꢀvuru no:
57175/00, 28 Ocak 2003). Geri kalan kısım ile ilgili olarak AĐHM, sözkonusu ꢀikayetin
açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve kabuledilemezliğe iliꢀkin hiçbir unsur bulunmadığını
tespit etmektedir. Baꢀvurunun kabuledilebilir ilan edilmesi gerekmektedir.
AĐHM, mevcut davada belirtilen kurumsal sorunun, yargılama sırasında yalnızca askeri
hakimin yerini sivil hakimin alması ile çözülemeyeceğini hatırlatmaktadır. Mahkeme
heyetindeki değiꢀikliğin ardından, yargılamanın tamamının kanuna uygunluğu hakkındaki
kuꢀkuların yeterince giderilip giderilmediğinin ortaya konulması gerekmektedir (Göçmen-
Türkiye, baꢀvuru no: 72000/01, 17 Ekim 2006). Bu bağlamda, askeri hakimin katılımıyla
gerçekleꢀtirilen usul iꢀlemlerinin niteliğinin incelenmesi ve hakim değiꢀtikten sonra “esasa
iliꢀkin” adli muamelelerin gerektiği ꢀekilde yenilenip yenilenmediğinin tespit edilmesi
gerekmektedir (Bahri Ceylan-Türkiye, baꢀvuru no: 68953/01, 30 Ağustos 2005).
Mevcut davada baꢀvuran, ilk olarak aralarında askeri hakimin bulunduğu üç hakimden oluꢀan
bir Devlet Güvenlik Mahkemesi önüne sevk edilmiꢀtir. Haziran 1999 tarihinde yapılan
Anayasal ve yasal düzenlemelerin ardından, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin oluꢀumundan
askeri hakimler çıkarılmıꢀ ve askeri hakimlerin yerini sivil hakimler almıꢀtır. Dolayısıyla
AĐHM, iꢀbu davada, sözkonusu düzenlemenin yargılamanın son aꢀamasında gerçekleꢀtiğini
belirtmektedir. 29 Haziran 1999 tarihli duruꢀma itibariyle yani kovuꢀturmaların
baꢀlamasından yaklaꢀık sekiz yıl sonra, bir askeri hakimin yerini sivil hakimin almasından
önce esasa iliꢀkin çok sayıda duruꢀma gerçekleꢀtirilmiꢀtir. Sözkonusu duruꢀmalar boyunca,
sonradan yenilenmeyen çok sayıda usuli iꢀlem gerçekleꢀtirilmiꢀtir. Askeri hakimin yerini sivil
hakimin almasının ardından gerçekleꢀtirilen duruꢀmalar özellikle sanıkların savunmalarını
sunmalarına ayrılmıꢀtır.
Dolayısıyla AĐHM, yargılama sona ermeden askeri hakimin sivil hakimle yer değiꢀtirmesinin
baꢀvuranın, kendisini yargılayan mahkemenin bağımsız ve tarafsızlığına iliꢀkin kuꢀkularını
giderebileceğini kabul edememektedir (Cengiz Sarıkaya-Türkiye, baꢀvuru no: 38870/02).
Bu itibarla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
AĐHS’nin 6/3 maddesi ile birlikte sözkonusu hüküm açısından, baꢀvuran, gözaltı sırasında
avukat yardımından yararlanamama, savunmasının hazırlanmasında gerekli kolaylıklara sahip
olamama, aleyhteki tanıkları sorgulama veya sorgulatma imkanı olmaması ve lehteki
tanıkların ifadelerini elde edememe gibi birçok bakımdan adil yargılanma hakkının ihlal
edilmesinden ꢀikayetçidir.
AĐHM, benzer davalarda, bağımsız ve tarafsız olmadığı ortaya konan bir mahkemenin,
yargısına tabi kiꢀilere her ne olursa olsun adil yargılama güvencesi veremeyeceğine
hükmettiğini hatırlatmaktadır. Davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından
görülmemesi nedeniyle baꢀvuranın hakkının ihlal edildiği tespiti göz önüne alındığında
2