AĐHM, Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine göre, idari bir iꢀlem sonucu
zarar uğrayan kiꢀinin, sözkonusu zarar için idari mahkemelerde tazminat davası açmadan
önce ilgili idari makama baꢀvurması ve uğradığı zarar için tazminat talep etmesi gerektiğini
kaydeder. Diğer bir deyiꢀle, idari dava açmak için zorunlu ön koꢀul, direkt olarak idareden
tazminat talep etmektir. Mevcut davada baꢀvuranlar, 11 Kasım 1996’da bu gereğe uymuꢀtur.
Sonuç olarak, makul süreye iliꢀkin ꢀikayet hususundaki yargılama, 11 Kasım 1996’da
baꢀlamıꢀtır.
Dava, Danıꢀtay önünde devam etmekte olduğu halde, baꢀvuranlar tazminatın ödendiği
10 Aralık 2007 tarihinden sonrası için bir ꢀikayette bulunmamıꢀtır. Sonuç olarak, AĐHM
tarafından incelemeye tabi tutulan süreç, üç aꢀamalı yargılamada 11 yıl bir ay sürmüꢀtür.
AĐHM, yargılamanın uzunluğunun makul olup olmamasının, dava koꢀulları ıꢀığında
değerlendirilmesi gerektiğini yineler. Davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili makamların
tutumları göz önüne alınmalıdır (bkz., diğer hususlar meyanında, Pélissier ve Sassi/Fransa
[BD], no. 25444/94, 67. paragraf, AĐHM 1999-II).
Mevcut davadaki iꢀlemlerin karmaꢀık olduğu kabul edilse dahi, AĐHM davanın
titizlikle görüldüğüne ikna olmamıꢀtır. AĐHM, bu bağlamda, Đçiꢀleri Bakanlığı’nın ilk temyiz
baꢀvurusunda Danıꢀtay’ın karar vermek için yaklaꢀık iki yıl harcadınığı gözlemler. Tarafların
itirazlarını karara bağlamak, Danıꢀtay Đdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun iki yıldan fazla
zamanını almıꢀtır. Hükümet’ten bir açıklama gelmediği için gecikmelerin, Danıꢀtay’ın temyiz
iꢀlemlerini değerlendirmesinden kaynaklandığı kabul edilmelidir.
AĐHM, yukarıda kaydedilenler ıꢀığında, AĐHS’nin 6/1 maddesinin “makul süre”
gereğinin, yerine getirilmediği sonucuna varmıꢀtır. Sonuç olarak, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal
edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
AĐHS’nin 13. maddesini dayanak olarak alan baꢀvuranlar, Đçiꢀleri Bakanlığı’nın
kendilerine Đstanbul mahkemesinin, 14 Ekim 1999 ve 31 Ocak 2003 tarihlerinde ödenmesine
karar verdiği tazminat meblağlarını ödememesine itiraz edebilecekleri iç hukuk yollarının
mevcut olmadığını ileri sürmüꢀtür.
Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmiꢀ ve tazminat meblağlarının, baꢀvuranlara
ödendiğini kaydetmiꢀtir.
AĐHM, bu ꢀikayeti yalnızca AĐHS’nin 6/1 maddesi açısından incelemenin uygun
olduğu kanısındadır. Nihai ve bağlayıcı bir ulusal mahkeme kararının uygulanması
sözkonusu maddenin bütünleyici bir parçasıdır (bkz. Hornsby/Yunanistan, 19 Mart 1997, 40.
paragraf, Hüküm ve Karar Raporları 1997-II).
AĐHM, Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesi bağlamında, karar halen
temyizen incelenmekte olduğu ve henüz kesinleꢀmediği halde, Bakanlığın Đstanbul
mahkemesinin kararına uymakla yükümlü olduğunu kaydeder. Bu nedenle Bakanlık,
baꢀvuranlara Đstanbul mahkemesinin ödenmesine karar verdiği meblağları ödemiꢀtir.
AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre (bkz., özellikle, Hornsby, 40. paragraf), Sözleꢀmeci
Devletler’in ulusal mahkemelerin kararlarını uygulama yükümlülüğü, yalnızca “nihai ve
4