COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
HASEFE/TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 25580/03)  
KARAR  
STRAZBURG  
8 Ocak 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 25580/03 no’lu davanın nedeni T.C.  
vatandaları Fatma Süeda Hasefe, Aye Hülya Hasefe ve Haldun Hasefe’nin (“bavuranlar”),  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 11 Haziran 2003 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve  
Temel Özgürlükler Sözlemesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıoldukları  
bavurudur.  
Bavuranlar, Đzmir Barosu avukatlarından Güney Dinç tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar, sırasıyla 1923, 1948 ve 1952 doğumludur ve Đstanbul’da yaamaktadır.  
Birinci bavuran, Đstanbul’daki Sabancı Holding’de çalıan Nilgün Hasefe’nin annesi  
ve diğer iki bavuran, kız ve erkek kardeleridir. 9 Ocak 1996’da bir grup silahlı kii, Holding  
binasına baskın yaparak Nilgün Hasefe’yi ve diğer iki kiiyi öldürmütür.  
11 Kasım 1996’da bavuranlar, Đçileri Bakanlığı’na (“Bakanlık”) yazılı bavuruda  
bulunarak Anayasa’nın 125. maddesine dayanarak, devletin Nilgün Hasefe’nin yaam hakkını  
korumadığı gerekçesiyle, tazminat talep etmitir. Bakanlık, 9 Aralık 1996’da talebi  
reddetmitir.  
14 ubat 1997’de bavuranlar, Đstanbul Đdare Mahkemesi’nde Bakanlık aleyhinde  
tazminat davası açmıtır (bundan böyle “Đstanbul mahkemesi” olarak anılacaktır).  
14 Ekim 1999’da Đstanbul mahkemesi, tazminat taleplerine kısmen kabul etmive  
Đçileri Bakanlığı’nın, bavuranlara maddi ve manevi tazminat olarak belirli bir meblağ  
ödemesine hükmetmitir.  
9 Mart 2000’de bavuranlar, Bakanlık’tan Đstanbul mahkemesinin kendilerine  
ödenmesine karar verdiği tazminat meblağlarını ödemesini istemitir.  
Bakanlık, 22 Mart 2000’de kararı temyiz etmive Đstanbul mahkemesinin kararının  
yürütülmesinin durdurulmasını istemitir. Danıtay Savcısı, yazılı görülerinde Bakanlığa hak  
vermi, yürütmenin durdurulmasını ve Đstanbul mahkemesinin kararının iptalini istemitir.  
Savcı’nın yazılı görüleri, bavuranlara bildirilmemitir.  
18 Mayıs 2000’de Danıtay, yürütmeyi durdurma kararı almıve 6 Mart 2002’de,  
Đstanbul mahkemesinin 14 Ekim 1999 tarihli kararını bozmutur.  
Đstanbul mahkemesi, 31 Ocak 2003 tarihinde verdiği kararla 14 Ekim 1999 tarihli  
kararında ısrar etmitir. Mahkeme, Đçileri Bakanlığı’nın önceki kararında hükmettiği  
tazminat meblağlarını ödemesine karar vermitir. Bakanlık, kararı temyiz etmitir.  
Bavuranlar da Đstanbul mahkemesince hükmedilen tazminat meblağlarının, düük faiz  
oranları nedeniyle artık yeterli olmadığını ileri sürerek temyiz etmilerdir.  
2
14 Nisan 2005’te Danıtay Đdari Dava Daireleri Genel Kurulu, Đçileri Bakanlığı’nın  
itirazını reddetmive bavuranların, manevi tazminata uygulanacak faiz oranlarının  
yükseltilmesi taleplerini kabul etmitir.  
Đçileri Bakanlığı’nın, Đstanbul mahkemesinin 31 Ocak 2003 tarihli kararının  
düzeltilmesine ilikin talebi, 16 Mart 2006’da reddedilmitir.  
31 Ekim 2006’da Đstanbul mahkemesi, manevi tazminata uygulanacak faiz oranlarına  
ilikin olarak Danıtay Đdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun kararına uygun bir karar  
vermive bavuranlara tazminat ödenmesini öngörmütür. 2 Mart 2007’de Bakanlık, kararı  
temyiz etmitir. Hükümet’in verdiği bilgiye göre, dava temyizde derdesstir.  
10 Aralık 2007’de Bakanlık, bavuranlara Đstanbul mahkemesinin, 14 Ekim 1999’da  
ödenmesine karar verdiği meblağları ve 31 Ekim 2006’da ödenmesine karar verdiği faizi  
ödemitir. Bavuranlara ödenen toplam meblağ, 63,080 yeni Türk Lirası’dır (YTL –  
sözkonusu tarihte yaklaık 37,000 Euro).  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐALARI  
Bavuranlar, AĐHS’nin 6. maddesine dayanarak, idari yargılamanın makul bir süre  
içerisinde tamamlanmadığından ikayetçi olmutur. Aynı madde bağlamında, Danıtay  
Basavcısının yazılı görülerinin kendilerine bildirilmediğinden de ikayetçi olmulardır.  
ikayetlerini, AĐHS’nin 6/1 maddesine dayandırmılardır.  
Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmitir.  
A. Kabuledilebilirlik  
1. Savcı’nın görülerinin bildirilmemesine ilikin ikayet  
AĐHM, davanın halen Danıtay önünde devam etmekte olduğunu gözlemler. Bu  
nedenle, ikayet zamanından önce yapılmıtır ve AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4.  
paragrafları uyarınca iç hukuk yolları tüketilmemiolduğu için reddedilmelidir.  
2. Dava ilemlerinin uzunluğuna ilikin ikayet  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ikayetin dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
taımadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru, kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
Bavuranlar, dava ilemlerinin Đçileri Bakanlığı’na bavuruda bulundukları 11 Kasım  
1996’da baladığı ve kendilerine tazminat ödenen 10 Aralık 2007’de sona erdiği kanısındadır.  
Hükümet, davanın karmaıklığı göz önüne alındığında dava ilemlerinin uzunluğunun  
haklı görülebileceği kanaatindedir.  
3
AĐHM, Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine göre, idari bir ilem sonucu  
zarar uğrayan kiinin, sözkonusu zarar için idari mahkemelerde tazminat davası açmadan  
önce ilgili idari makama bavurması ve uğradığı zarar için tazminat talep etmesi gerektiğini  
kaydeder. Diğer bir deyile, idari dava açmak için zorunlu ön koul, direkt olarak idareden  
tazminat talep etmektir. Mevcut davada bavuranlar, 11 Kasım 1996’da bu gereğe uymutur.  
Sonuç olarak, makul süreye ilikin ikayet hususundaki yargılama, 11 Kasım 1996’da  
balamıtır.  
Dava, Danıtay önünde devam etmekte olduğu halde, bavuranlar tazminatın ödendiği  
10 Aralık 2007 tarihinden sonrası için bir ikayette bulunmamıtır. Sonuç olarak, AĐHM  
tarafından incelemeye tabi tutulan süreç, üç aamalı yargılamada 11 yıl bir ay sürmütür.  
AĐHM, yargılamanın uzunluğunun makul olup olmamasının, dava koulları ıığında  
değerlendirilmesi gerektiğini yineler. Davanın karmaıklığı, bavuranın ve ilgili makamların  
tutumları göz önüne alınmalıdır (bkz., diğer hususlar meyanında, Pélissier ve Sassi/Fransa  
[BD], no. 25444/94, 67. paragraf, AĐHM 1999-II).  
Mevcut davadaki ilemlerin karmaık olduğu kabul edilse dahi, AĐHM davanın  
titizlikle görüldüğüne ikna olmamıtır. AĐHM, bu bağlamda, Đçileri Bakanlığı’nın ilk temyiz  
bavurusunda Danıtay’ın karar vermek için yaklaık iki yıl harcadınığı gözlemler. Tarafların  
itirazlarını karara bağlamak, Danıtay Đdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun iki yıldan fazla  
zamanını almıtır. Hükümet’ten bir açıklama gelmediği için gecikmelerin, Danıtay’ın temyiz  
ilemlerini değerlendirmesinden kaynaklandığı kabul edilmelidir.  
AĐHM, yukarıda kaydedilenler ıığında, AĐHS’nin 6/1 maddesinin “makul süre”  
gereğinin, yerine getirilmediği sonucuna varmıtır. Sonuç olarak, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal  
edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
AĐHS’nin 13. maddesini dayanak olarak alan bavuranlar, Đçileri Bakanlığı’nın  
kendilerine Đstanbul mahkemesinin, 14 Ekim 1999 ve 31 Ocak 2003 tarihlerinde ödenmesine  
karar verdiği tazminat meblağlarını ödememesine itiraz edebilecekleri iç hukuk yollarının  
mevcut olmadığını ileri sürmütür.  
Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmive tazminat meblağlarının, bavuranlara  
ödendiğini kaydetmitir.  
AĐHM, bu ikayeti yalnızca AĐHS’nin 6/1 maddesi açısından incelemenin uygun  
olduğu kanısındadır. Nihai ve bağlayıcı bir ulusal mahkeme kararının uygulanması  
sözkonusu maddenin bütünleyici bir parçasıdır (bkz. Hornsby/Yunanistan, 19 Mart 1997, 40.  
paragraf, Hüküm ve Karar Raporları 1997-II).  
AĐHM, Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesi bağlamında, karar halen  
temyizen incelenmekte olduğu ve henüz kesinlemediği halde, Bakanlığın Đstanbul  
mahkemesinin kararına uymakla yükümlü olduğunu kaydeder. Bu nedenle Bakanlık,  
bavuranlara Đstanbul mahkemesinin ödenmesine karar verdiği meblağları ödemitir.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre (bkz., özellikle, Hornsby, 40. paragraf), Sözlemeci  
Devletler’in ulusal mahkemelerin kararlarını uygulama yükümlülüğü, yalnızca “nihai ve  
4
bağlayıcı” olanları kapsar. Mevcut davada, yukarıda kaydedildiği gibi, temyiz ilemleri halen  
devam etmektedir ve bavuranlara tazminat ödenmesine ilikin karar halen kesinlememitir.  
Sonuç olarak, sorumlu Hükümet AĐHS’nin 6. maddesi bağlamındaki yükümlülüğünü yerine  
getirmitir.  
Bu nedenle sözkonusu ikayet dayanaktan yoksundur ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3.  
ve 4. paragrafları bağlamında reddedilmelidir.  
III. 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, son olarak, Đstanbul mahkemesinin 31 Ocak 2003 tarihli kararında  
ödenmesine karar verilen tazminat meblağlarına faiz uygulamadığından ikayetçi olmutur.  
ikayetlerini, AĐHS’ye ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesine dayandırmılardır.  
Öncelikle bavuranların, bu ikayeti 11 Haziran 2003’te AĐHM’ye sunulan bavuru  
formlarında yaptığı gözlemlenmelidir. Bir diğer deyile, 31 Ocak 2003 tarihli karar, Danıtay  
Đdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından14 Nisan 2005’te iptal edilmeden önce ikayette  
bulunmulardır. Bavuranlar, AĐHM’ye sundukları müteakip görülerinde ikayetlerini  
yinelememitir.  
Her halükarda, Đstanbul mahkemesinin 31 Ekim 2006 tarihli kararında bavuranların  
talepte bulunmalarına izin verdiği ve bavuranlara ödenecek tazminat meblağlarına faiz  
uygulanmasına karar verdiği kaydedilmelidir. Bavuranlara 10 Aralık 2007’de ödenen  
meblağlara faiz dahil edilmitir.  
Sonuç olarak, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları bağlamında dayanaktan  
yoksun olduğu için bavurunun sözkonusu kısmı reddedilmelidir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuranlar, maddi tazminat olarak 53,826.88 Đngiliz Sterlini (yaklaık 69,000 Euro)  
ve manevi tazminat olarak da 40,000 Đngiliz Sterlini (yaklaık 51,000 Euro) talep etmitir.  
Hükümet, bu taleplere itiraz etmitir.  
AĐHM, tespit edilen ihlal ve ileri sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı tespit  
etmemitir. Bu nedenle, sözkonusu talebi reddeder. Diğer yandan, bavuranların her birine  
manevi tazminat olarak 6,000 Euro ödenmesine karar vermitir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
5
Bavuranlar, ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yaptıkları harcamalar için 9,140  
YTL (yaklaık 4,500 Euro) talep etmitir.  
Bu meblağa, avukatlık ücreti olan 4,140 YTL de dahildir. Avukatlık ücretini  
desteklemek için Türkiye Barolar Birliği’nin ücret tarifesine atıfta bulunmulardır.  
Kalan 5,000 YTL’lik meblağ, ulusal mahkeme ve posta masrafları için talep  
edilmitir. Buna rağmen bavuranlar, bu masrafların yalnızca bir kısmını yazılı delillerle  
destekleyebilmitir. Bu nedenle, 389 YTL’nin (yaklaık 190 Euro) ulusal mahkeme ve posta  
masrafı olarak harcandığını gösteren faturalar sunmulardır.  
Hükümet, taleplerin yeterli delillerle desteklenmediği kanısına varmıve AĐHM’yi  
sözkonusu talepleri reddetmeye davet etmitir.  
AĐHM içtihadına göre, bavuran ancak gerçekten ve gerektiği için yapıldığını ve  
miktarın makul olduğunu kanıtlaması durumunda masraflarının tazmin edilmesine hak  
kazanır. Mevcut davada bavuranlar, ileri sürdükleri masrafları gerçekten yaptıklarını  
ispatlamamıtır. Özellikle avukatlık ücreti için yaptıkları talep hususunda anlama, ücret  
sözlemesi veya avukatlarının dava üzerinde çalıırken harcadığı saatleri gösteren bir belge  
gibi yazılı deliller sunmamılardır. Dolayısıyla AĐHM, avukatlık ücreti hususunda tazminat  
ödenmemesine karar vermitir.  
Diğer masraf ve harcamalara ilikin talepler hususunda AĐHM, bavuranlara toplam  
olarak 500 Euro ödenmesini makul görmektedir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM  
1. Yargılama süresinin uzun oluuna ilikin ikayetin kabuledilebilir ve bavurunun kalan  
kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ulusal para birimine çevrilmek üzere  
Sorumlu Devlet tarafından bavurana aağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;  
(i) Manevi tazminat olarak 6,000 EUR (altı bin Euro) ve ödenebilecek her tür vergi;  
(ii)Yargılama masraf ve giderleri için toplam 500 EUR (beyüz Euro) ve bunlara  
uygulanabilecek her tür vergi;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının  
üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine;  
6
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 8 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
7