35. Ayrıca, AİHM başvuranın Istanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından, şiddeti
teşvik suçundan değil, PKK propagandası yapmaktan mahkum edildiğini belirtmiştir. Ancak,
Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararı sözkonusu müdahaleyi haklı göstermek için Hükümet
tarafından ileri sürülen iddialara dayanmamaktadır. AİHM, özellikle, yerel yargıçların,
başvuranın mahkumiyetine sebep gösterirken “tasfiye” kelimesini yorumlamadıklarını ya da
sözkonusu kelimeye özel bir önem vermediklerini gözlemlemiştir (bkz., Müslüm
Gündüz/Türkiye, no. 35071/97, § 48, 4 Aralık 2003).
36. AİHM, ayrıca, sözkonusu makale; 2 Ocak 1994 tarihli Özgür Gündem
Gazetesi’nin basımının, gazete dağıtılmadan önce Istanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi emri
ile durdurulması nedeni ile hiçbir zaman yayınlanmadığı halde, başvuranın propaganda
yapmaktan hapse mahkum edilmesi gerçeğini gözönünde bulundurmaktadır .
37. AİHM; hakkında verilen kararın ifasının ertelenmesine bakılmaksızın, başvuranın
ağır ceza tehdidi ile karşı karşıya kaldığını gözlemlemiştir. AİHM; bu bağlamda, cezanın
içerik ve şiddetinin, müdahalenin boyutu değerlendirilirken gözönünde bulundurulması
gereken etkenler olduğunu hatırlatmıştır.
38. Bu bağlamda; AİHM, Istanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından başvuranın
suçlu bulunması ve mahkum edilmesine ilişkin sunulan sebeplerin uygun olduğu halde
başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale edilmesini haklı çıkarır derecede yeterli
görülemeyeceğini belirtmiştir (bkz., Şener/Türkiye, no. 26680/95, § 45, 18 Temmuz 2000).
39. Yukarıdaki görüşler gözönüne alındığında, başvuranın mahkumiyeti izlenen
amaçlarla uyumlu ve buna bağlı olarak, “demokratik bir toplumda gerekli” değildir. Sonuç
olarak, AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edilmiş olduğuna karar verilmiştir.
II. AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
40. Başvuran; kendisini yargılayan ve mahkum eden Istanbul Devlet Güvenlik
Mahkemesi mensuplarından birinin askeri hakim olması nedeniyle, sözkonusu mahkemenin
kendisini adil şekilde yargılayan “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” olmadığını belirtmiştir.
Başvuranın iddialarında, sözkonusu durum, AİHS’nin 6 § 1. maddesinin aşağıda kaydedilen
ilgili kısmının ihlali anlamına gelmektedir:
“Herkes … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan … bağımsız ve
tarafsız bir mahkeme tarafından davasının … hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına
sahiptir …”
41. AİHM; sözkonusu davada sunulan iddiaları kapsayan birçok benzer dava
incelemiştir ve AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (bkz. Özel,
yukarıda kaydedilen, §§ 33-34, ve Özdemir/Türkiye, no. 59659/00, §§ 35-36, 6 Şubat 2003).
42. AİHM; sözkonusu davayı incelemiştir ve Hükümet’in, AİHM’nin farklı bir karar
vermesi için hiçbir kanıt ya da iddia sunmadığı sonucuna varmıştır. Devlet Güvenlik
Mahkemesi tarafından Türk Ceza Kanunu bağlamındaki suçlara ilişkin aleyhine dava açılan
başvuranın Askeri Hakimler Kanunu’na tabi bir subayın bulunduğu bir heyet tarafından
yargılanmaktan hoşnut olmamasının anlaşılır olduğu kanaatindedir. Bu sebeple, başvuran
Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin, davanın içeriği ile ilgisi olmayan görüşlerden
etkilenebileceği hususunda haklı olarak endişe duyabilir. Sonuç olarak başvuranın
mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığına dair endişeleri haklı bulunabilir (bkz.,
Incal/Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Raporlar 1998-IV, sayfa 1573, § 72, in fine).
43. Sonuç olarak; AİHM başvuranı yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin 6 § 1. madde uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı kanısına
varmıştır.