B. Esasa iliꢁkin
AĐHM, mevcut dava dosyasında baꢀvurana karꢀı kullanılan gücün, sonuç itibariyle,
ölümcül olmadığı kanaatindedir. Bununla birlikte AĐHM, jandarmanın baꢀvuranı öldürmek
isteyip istemediği konusundan ziyade kullanılan gücün derece ve tipini göz önüne almakta ve
sonuç itibariyle baꢀvuranın yaralı olarak kurtulmuꢀ olsa bile yine de hayatını tehlikeye
sokacak bir eyleme maruz kaldığı sonucuna varmaktadır. Bu itibarla, konu 2. maddenin
uygulama alanına girmektedir (Yunanistan aleyhine Makaratzis davası [GC], no 50385/99,
prg. 49-55, CEDH 2004-XI).
1. Genel ilkeler
AĐHS’nin 2.maddesinin 1. fıkrasındaki ilk cümlede, Devlete verilen yükümlülükler
arasında sadece kasıtlı ve yasadıꢀı yöntemlerle ölüme sebebiyet vermekten kaçınmak değil
aynı zamanda iç hukuk düzeni çerçevesinde görev ve yetkisi alanındaki tüm insanların
hayatlarını korumak da bulunmaktadır (Türkiye aleyhine Kılıç davası, no 22492/93, prg. 62,
CEDH 2000-III). Bu bağlamda Devletin birinci sorumluluğu, kiꢀi hayatına yönelik eylemleri
caydırmaya yönelik hukuki ve idari düzenlemeleri yapmak ve ihlalleri caydırmak, önlemek ve
cezalandırmak için oluꢀturulmuꢀ bir uygulama gerçekleꢀtirmek suretiyle yaꢀam hakkını
güvenceye almaktır.
AĐHS’nin 2. maddesinde de belirtildiği üzere, bazı ꢀartlar altında kolluk güçlerinin ölümcül
güç kullanabilirler. Ancak, kolluk güçleri tarafından gerçekleꢀtirilen operasyonların ulusal
hukuk tarafından öngörülmüꢀ olması gerektiği gibi, keyfi davranıꢀ ve istismarlara ve hatta
önlenebilir kazalara karꢀı geliꢀtirilmiꢀ uygun ve etkili bir güvence sistemi geliꢀtirmek
suretiyle bu hukuk tarafından sınırları iyice çizilmelidir. Kolluk güçleri, hem hazırlıklı bir
operasyon yürütürken ve hem de beklenmeyen ꢀekilde tehlikeli görülen bir ꢀahsı kovaladıkları
sırada görevlerini yerine getirirken belirsizlik içerisine düꢀmemelidirler. Kanunların
uygulanmasından sorumlu olan kiꢀilerin hangi ꢀartlarda güç uygulayabilecekleri ve ateꢀli silah
kullanabilecekleri, konuyla ilgili uluslararası normlar da dikkate alınarak, idari ve hukuki bir
çerçevede belirlenmelidir (Makaratzis, ilgili bölüm, prg. 57-59, ve prg. 30-32, « güç
kullanımıyla ilgili Birleꢀmiꢀ Milletler ilkeleri »).
Dolayısıyla, AĐHS’nin 2. maddesinin ikinci paragrafının, bir bütün olarak ele alındığında,
bilerek ölüme sebebiyet vermeye izin verilen durumları saymadığı, buna karꢀın istemeden
ölüme sebebiyet verebilecek «güç kullanımına» baꢀvurulabilecek durumları tanımladığı
hatırda tutulmalıdır. Güç kullanımı, sadece ve sadece AĐHS’nin 2. maddesinin 2 a, b, c
fıkralarında sıralanan amaçların gerçekleꢀtirilmesiyle orantılı olarak uygulanmalıdır. Bu
hükmün demokratik bir toplumdaki önemini iyi bilen AĐHM, bir görüꢀ oluꢀturmak için,
bilinçli olarak ölümcül güç kullanılan durumları büyük bir özenle incelemek ve yalnızca güç
kullanan devlet yetkililerinin eylemlerini değil, aynı zamanda olayın meydana geliꢀ ꢀartlarını
ve özellikle söz konusu eylemlerin nasıl hazırlandığı ve icra edildiğini de göz önünde
bulundurmak zorundadır (Birleꢀik Krallık aleyhine McCann ve diğerleri davası, 27 Eylül
1995, prg. 148-150, seri A no 324).
2. Mevcut davada uygulama
Baꢀvurana göre, kaçakçılığın men ve takibine dair 1918 sayılı Kanun’un 11. maddesinin 3.
fıkrası uyarınca, kiꢀinin silah taꢀıyıp taꢀımadığına bakılmaksızın tek bir uyarıdan sonra
uyarılan kiꢀiye ateꢀ edilmesine izin verilmekte, kullanılan gücün orantılılığı dikkate
alınmamaktadır.
4