Buna karꢀın taraflar arasındaki uyuꢀmazlık, müdahalenin “demokratik toplumda gerekli
olup olmadığı” hususuna dayanmaktadır. AĐHM, özellikle Halis Doğan-Türkiye (no: 75946/01),
Yalçın Küçük-Türkiye (no: 28493/95), Zana-Türkiye (25 Kasım 1997) ve Sundey Times-Birleꢀik
Krallık (no:1) (26 Nisan 1979) kararlarında belirttiği gibi, 10. maddeye iliꢀkin içtihadından çıkan
temel ilkeleri hatırlatmaktadır.
AĐHM, Özgür Bakıꢀ gazetesinin sahibi olarak, lideri Abdullah Öcalan’ın
yakalanmasından sonra PKK’nın mücadele yürütmesi gerektiği hakkındaki “Komplo’nun yeni
aꢀaması” ve “Doğum” baꢀlıklı makalelerin yayınlanması nedeniyle, basın yoluyla bölücü
propaganda yaptığı gerekçesiyle baꢀvuranın mahkum edildiği sonucuna varmıꢀtır. AĐHM,
sözkonusu müdahalenin, bu durumda gazete gibi demokratik toplumda güncel konulara iliꢀkin
basında yer alan yayınlar temel rolü gözönünde bulundurularak incelenmesi gerektiğini
hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasında, Yalçın Küçük, § 38, Okçuoğlu-Türkiye, no 24246/94, 8
Temmuz 1999, Sürek-Türkiye (no 4), no 24762/94, 8 Temmuz 1999, Lingens-Avusturya, 8
Temmuz 1986 tarihli karar ve Fressoz ve Roire-Fransa, no 29183/95). Devlet’in terör tehdidine
karꢀı milli güvenlik ya da ülke bütünlüğü gibi yaꢀamsal çıkarlarının korunması veya düzenin
korunması ya da suçun önlenmesi amacıyla belirlenen sınırları aꢀmaması gerekse de, kamuoyunu
bölen sorunlar da dahil olmak üzere siyasi sorunlar hakkında bilgi ve görüꢀ bildirme görevi
basının üzerine düꢀmektedir. Basının bilgi yayma görevine, halkın haber alma hakkı
eklenmektedir. Bilgi alma özgürlüğü, halka, kendisini yönetenlerin fikir ve tutumlarını tanımak
ve değerlendirmek için en iyi yollardan birini sunmaktadır (Bkz, mutatis mutandis, Lingens,
s. 46,).
Bu davada AĐHM, makalelerde kullanılan terimlere ve yayınlandıkları bağlama önem
vermiꢀtir. Bu bağlamda, göreceği davanın bulunduğu koꢀulları ve özellikle terörle mücadeleye
bağlı zorlukları gözönünde bulundurmaktadır (Bkz. Đbrahim Aksoy-Türkiye, nos 28635/95,
30171/96 et 34535/97 ve Incal-Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar).
Sözkonusu iki makale yoluyla gazete, yasadıꢀı silahlı örgüt PKK’nın yürüttüğü yeni
mücadele hakkında görüꢀ bildirmektedir. Makalelerde kullanılan bazı sözler, ne Kürt
probleminin barıꢀ yoluyla çözümüne çağrı konuꢀması, ne sosyal, kültürel ve tarihi olaylar
hakkındaki saptamalar olarak görülebilir. AĐHM, “aksine (ꢀimdi) ulusal seferberlik zamanıdır.
Eğer bütün güçler, yetenekler ve olanaklar faaliyete geçmezse, ne zaman faaliyete geçecekler?
Kürtlerin hatıralarında ve kültürlerinde “onur günü” kavramı vardır. Đꢀte bugün onur gününden
daha farklı bir gün sözkonusudur.” Ve hatta “durum böyle iken, bizim tek garantimiz, tam bir
özgürlük kazanmak için her türlü fedakarlığı yapmaya ve 21. yüzyılın esaret zincirlerini kırmaya
hazır olan halkımızın isteğidir. Bu bizim özgürlük mücadelemizi parlayan bir aꢀamaya taꢀıyacak
öncü politikamızdır. Gerçek fedakarlığı gösteren ꢀahinlerimiz.” Makalelerin genel içeriği,
ꢀiddete, silahlı mücadeleye ya da ayaklanmaya teꢀvik edici olarak değerlendirilebilir. Bu da
AĐHM’nin gözünde bulundurması gereken önemli bir unsurdur (Bkz. mutatis mutandis, Müslüm
Gündüz-Türkiye (karar), no 59745/01, 13 Kasım 2003 ve Zana, § 60). Bu sözler Abdullah
Öcalan’ın yakalanmasından sonra bir gazetede yayınlanan iki makaleden alınmıꢀtır ve içerik
olarak, Kürtlerin davasını savunanları ꢀiddete teꢀvik etmektedir. Böyle bir bağlamda,
makalelerin Güneydoğu Anadolu bölgesinde ꢀiddeti arttırıcı nitelikte olduğunu tespit etmek
yanlıꢀ olmaz. Bu bakımdan AĐHM, baꢀvuranın mahkum edilme gerekçelerinin, baꢀvuranın ifade
özgürlüğüne müdahaleyi haklı göstermek için yeterli ve yerinde olduğuna hükmetmektedir.
AĐHM sadece “bilgi” ya da “fikirlerin” çatıꢀmasının, ꢀaꢀırtmasının ya da endiꢀeye yol açmasının,
benzeri bir müdahaleyi haklı göstermeye yetmeyeceğini hatırlatmaktadır. Ancak bu durumda
ꢀiddet yanlısı bir kıꢀkırtma sözkonusudur.