AĐHM, bir kimsenin AĐHS ile güvence altına alınan haklarını kullanırken yapılan bir
müdahaleyi oluꢀturan olgulardan doğrudan etkilenmiꢀ olması halinde, haklı olarak “mağdur”
olduğunu iddia edebileceğini hatırlatmaktadır (Bkz., Tanrıkulu, Kaya, Çetin ve Diğerleri-
Türkiye, (karar) no: 40150/98, 40153/98, 40160/98, 6 Kasım 2001, ve bu kararda dile getirilen
içtihat).
AĐHM, AĐHS’nin l’actio popularis’e imkan vermediğini, bir kiꢀinin kiꢀisel baꢀvuru
yapabilmesi için, Sözleꢀmeci Devlete yüklenebilir bir yetersizlik ya da eylem nedeniyle,
AĐHS’nin ihlal edilmesiyle doğrudan ya da dolaylı olarak mağdur olduğunu makul bir ꢀekilde
ifade etmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Gazete sahibi, yayın sorumlusu, yayın kurulu üyesi,
yayın müdürü olan diğer baꢀvuranların aksine, Kadri Kaya gazetenin temsilcisi ve Mehmet
Zeynettin Unay ise gazetenin teknik sorumlusuydu. O halde bunların temel görevlerinin
bilgilerin iletilmesi olduğu ve doğrudan ilgili oldukları kanıtlanmamıꢀtır. Bu kiꢀilerin,
gazetenin diğer bütün çalıꢀanları gibi, alınan tedbir nedeniyle dolaylı olarak etkilenmiꢀ
olmaları, AĐHS’nin 34. maddesi uyarınca “mağdur” olarak nitelendirilmeleri için yeterli
olmamaktadır.
Sonuç olarak Kadri Kaya ve Mehmet Zeynettin Unay tarafından yapılan baꢀvurunun
AĐHS’nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle
reddedilmesi gerekmektedir.
Geri kalan kısmı içinse, AĐHM ꢀikayetlerin AĐHS’nin 35 § 3 maddesi uyarınca açıkça
dayanaktan yoksun olmadığını ve baꢀka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını
gözlemlemektedir. Dolayısıyla bu ꢀikayetlerin kabuledilebilir bulunması uygun olacaktır.
II. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar, Özgür Bakıꢀ gazetesinin, 7 Mayıs 1999 tarihinde OHAL Valisi tarafından
Olağanüstü Hal Bölgesi’nde dağıtımının yasaklanmasıyla, ifade ve bilgi ulaꢀtırma
özgürlüklerine haksız bir müdahale yapıldığından ꢀikayetçi olmaktadırlar. Bu itibarla
AĐHS’nin 9., 10., 17., 18., ve 14. maddelerine atıfta bulunmaktadırlar. AĐHM bu ꢀikayetleri
AĐHS’nin 10. maddesi çerçevesinde incelemeye karar vermiꢀtir.
Hükümet AĐHS’nin 10. maddesiyle güvence altına alındığı biçimiyle, ifade
özgürlüğünün mutlak olmadığını, bu maddenin 2. paragrafı ile öngörülen sınırlamaların
mevcut olmasının mümkün olduğunu belirtmektedir. Bu itibarla, gazetenin dağıtılmasının
terör olayları nedeniyle hassas bir ortamın oluꢀtuğu bir bölgede yasaklandığına dikkati
çekmekte, gazetede yayımlanan makalelerin halkı tahrik etme ya da terör olaylarını haklı
gösterme eğiliminde olduğunu ve bu makalelerin bölgedeki kamu düzenini etkileyebileceğini
belirtmektedir. Hükümet, terör örgütlerinin devam etmesine katkısı bulunan sosyal etkileri aza
indirgeme görevinin, yerel makamlara ait olduğunu ifade etmektedir.
Terörle mücadelenin gerekliliğine dikkat çeken Hükümet, terör nedeniyle toprak
bütünlüğünün tehlikede olduğu durumlarda AĐHS’nin 10. maddesinin, Sözleꢀmeci Devletlere
geniꢀ bir takdir payı sağladığının altını çizmektedir. AĐHS organlarının içtihatlarını hatırlatan
Hükümet, toprak bütünlüğünün ve kamu düzeninin korunması konusunda ortaya çıkan
zorluklar dikkate alındığında, terör olaylarının olası etkilerini değerlendirme konusunda ulusal
makamların konuya vakıf olmada AĐHM’den daha yetkin olduklarını açıklamaktadır. Ayrıca,
Türkiye’nin içinde bulunduğu hassas dönemlerde, kontrol altına alınamayacak tepkilere sebep
3