CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
HALĐS DOĞAN VE DĐĞERLERĐ- TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:50693/99)  
NĐHAĐ KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
10 Ocak 2006  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup bazı  
ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (50693/99) bavuru no’lu davanın nedeni, bu  
ülke vatandaı Halis Doğan, Cihan Çapan, Hasan Deniz, Kadri Kaya, Mehmet Zeynettin  
Unay, Varlık Özmenek, Ragıp Zarakolu, ve Zeynep Tosun’un (bavuranlar) Avrupa Đnsan  
Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 10 Ağustos 1999 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları  
Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıoldukları bavurudur.  
Bavuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi önünde Đstanbul Barosu avukatlarından  
Ö. Kılıç tarafından temsil edilmektedir.  
Bavuranlar sırasıyla 1944, 1977, 1974, 1958, 1956, 1943, 1948 ve 1973 doğumludur.  
Kadri Kaya Diyarbakır’da, Varlık Özmenek Ankara’da ve diğer bavuranlar Đstanbul’da  
ikamet etmektedir. Olayların geçtiği dönemde Halis Doğan, merkezi Đstanbul’da bulunan  
Özgür Bakıgazetesinin sahibidir. Cihan Çapan, Hasan Deniz ve Zeynep Tosun ise yayından  
sorumludur. Kadri Kaya gazetenin Diyarbakır temsilcisi, Mehmet Zeynettin Unay gazetenin  
teknik sorumlusu, Varlık Özmenek yayın yönetim kurulu üyesi ve Ragıp Zarakolu ise yayın  
müdürüdür.  
Özgür Bakıgazetesi, 24 Ekim 1998 tarihinde faaliyetlerine son veren Ülkede Gündem  
gazetesinin yerine, Birleik Basın Dağıtım irketi tarafından 23 Nisan 1999 tarihinden itibaren  
yayımlanmaya balamıtır. 27 Nisan 2000 tarihinden itibaren ise Özgür Bakıgazetesinin  
yerini 2 Binde Yeni Gündem gazetesi almıtır.  
OHAL Bölge Valiliği, 7 Mayıs 1999 tarihinde, 2935 Sayılı Kanun’nun 11 e) maddesi  
ve 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesi uyarınca, Özgür Bakıgazetesinin  
Diyarbakır, Hakkâri, Siirt, ırnak, Tunceli ve Van illerinde dağıtımının yasaklanması  
yönünde bir karar almıtır. 7 Mayıs 1999 tarihinden itibaren, bu gazetenin satıı ve dağıtımı  
bu bölgede yasaklanmıtır.  
Belirtilmeyen bir tarihte bu karar Birleik Basın Dağıtım irketine bildirilmitir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK  
Hükümet, bavuranlardan Kadri Kaya ve Mehmet Zeynettin Unay’ın, davanın hiçbir  
safhasında, dava konusu eksiklik ya da eylemle ilgili olarak doğrudan ilgili olmadıkları  
dikkate alındığında, AĐHS tarafından güvence altına alınan hakların ihlal edilmesi nedeniyle  
mağdur olduklarını iddia edemeyeceklerini belirtmektedir. Kadri Kaya gazetenin Diyarbakır  
temsilcisi, Mehmet Zeynettin Unay ise gazetenin Đstanbul teknik sorumlusudur.  
Kadri Kaya, dava konusu önlemin gazetenin temsilcisi olarak yerine getirdiği görev  
eklini etkilediğini, gazetenin bölgede yayınlanmasının yasaklanmasının ardından, mesleğini  
icra etmesinin ve gazetenin merkezini olaylardan haberdar etmesinin mümkün olmadığını ileri  
sürmektedir.  
Mehmet Zeynettin Unay, gazetenin ekonomik ve teknik sorumlusu olmasının yanı  
sıra, yayınlanması ile ilgili olarak faaliyetlere de katıldığını belirtmektedir.  
Bu iki bavuran, bu bilgilerle doğrudan ilgilenen bölge sakinlerini bilgilendirme  
haklarına müdahale edildiğinden, bu noktada mağdur olduklarını belirtmektedirler.  
2
AĐHM, bir kimsenin AĐHS ile güvence altına alınan haklarını kullanırken yapılan bir  
müdahaleyi oluturan olgulardan doğrudan etkilenmiolması halinde, haklı olarak “mağdur”  
olduğunu iddia edebileceğini hatırlatmaktadır (Bkz., Tanrıkulu, Kaya, Çetin ve Diğerleri-  
Türkiye, (karar) no: 40150/98, 40153/98, 40160/98, 6 Kasım 2001, ve bu kararda dile getirilen  
içtihat).  
AĐHM, AĐHS’nin l’actio popularis’e imkan vermediğini, bir kiinin kiisel bavuru  
yapabilmesi için, Sözlemeci Devlete yüklenebilir bir yetersizlik ya da eylem nedeniyle,  
AĐHS’nin ihlal edilmesiyle doğrudan ya da dolaylı olarak mağdur olduğunu makul bir ekilde  
ifade etmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Gazete sahibi, yayın sorumlusu, yayın kurulu üyesi,  
yayın müdürü olan diğer bavuranların aksine, Kadri Kaya gazetenin temsilcisi ve Mehmet  
Zeynettin Unay ise gazetenin teknik sorumlusuydu. O halde bunların temel görevlerinin  
bilgilerin iletilmesi olduğu ve doğrudan ilgili oldukları kanıtlanmamıtır. Bu kiilerin,  
gazetenin diğer bütün çalıanları gibi, alınan tedbir nedeniyle dolaylı olarak etkilenmiꢀ  
olmaları, AĐHS’nin 34. maddesi uyarınca “mağdur” olarak nitelendirilmeleri için yeterli  
olmamaktadır.  
Sonuç olarak Kadri Kaya ve Mehmet Zeynettin Unay tarafından yapılan bavurunun  
AĐHS’nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle  
reddedilmesi gerekmektedir.  
Geri kalan kısmı içinse, AĐHM ikayetlerin AĐHS’nin 35 § 3 maddesi uyarınca açıkça  
dayanaktan yoksun olmadığını ve baka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını  
gözlemlemektedir. Dolayısıyla bu ikayetlerin kabuledilebilir bulunması uygun olacaktır.  
II. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar, Özgür Bakıgazetesinin, 7 Mayıs 1999 tarihinde OHAL Valisi tarafından  
Olağanüstü Hal Bölgesi’nde dağıtımının yasaklanmasıyla, ifade ve bilgi ulatırma  
özgürlüklerine haksız bir müdahale yapıldığından ikayetçi olmaktadırlar. Bu itibarla  
AĐHS’nin 9., 10., 17., 18., ve 14. maddelerine atıfta bulunmaktadırlar. AĐHM bu ikayetleri  
AĐHS’nin 10. maddesi çerçevesinde incelemeye karar vermitir.  
Hükümet AĐHS’nin 10. maddesiyle güvence altına alındığı biçimiyle, ifade  
özgürğünün mutlak olmadığını, bu maddenin 2. paragrafı ile öngörülen sınırlamaların  
mevcut olmasının mümkün olduğunu belirtmektedir. Bu itibarla, gazetenin dağıtılmasının  
terör olayları nedeniyle hassas bir ortamın olutuğu bir bölgede yasaklandığına dikkati  
çekmekte, gazetede yayımlanan makalelerin halkı tahrik etme ya da terör olaylarını haklı  
gösterme eğiliminde olduğunu ve bu makalelerin bölgedeki kamu düzenini etkileyebileceğini  
belirtmektedir. Hükümet, terör örgütlerinin devam etmesine katkısı bulunan sosyal etkileri aza  
indirgeme görevinin, yerel makamlara ait olduğunu ifade etmektedir.  
Terörle mücadelenin gerekliliğine dikkat çeken Hükümet, terör nedeniyle toprak  
bütünlüğünün tehlikede olduğu durumlarda AĐHS’nin 10. maddesinin, Sözlemeci Devletlere  
genibir takdir payı sağladığının altını çizmektedir. AĐHS organlarının içtihatlarını hatırlatan  
Hükümet, toprak bütünlüğünün ve kamu düzeninin korunması konusunda ortaya çıkan  
zorluklar dikkate alındığında, terör olaylarının olası etkilerini değerlendirme konusunda ulusal  
makamların konuya vakıf olmada AĐHM’den daha yetkin olduklarını açıklamaktadır. Ayrıca,  
Türkiye’nin içinde bulunduğu hassas dönemlerde, kontrol altına alınamayacak tepkilere sebep  
3
olabilecek durumlar sözkonusu olduğunda AĐHM’nin davanın genelini değerlendirmeye  
alması gerektiğini de belirtmektedir.  
Bavuranlar Hükümet’in argümanlarına karı çıkmakta ve dava konusu müdahalenin  
fikir ve düüncelerini açıklama özgürlüklerine açıkça bir müdahale tekil ettiğini ileri  
sürmektedirler.  
Bavuranlara göre, yasaklama kararı kamu düzeninin korunması ile açıklanamaz.  
Dava konusu önlemlerin alındığı sırada, gazetede yayımlanan makalelerin kamu düzeni için  
bir tehdit oluturmağını ifade etmektedirler.  
AĐHM, Özgür Bakıgazetesinin, 7 Mayıs 1999 tarihinde OHAL Bölge Valisi  
tarafından 2935 sayılı Kanun’nun 11 e) maddesi ve 285 sayılı Kanun Hükmünde  
Kararname’nin 7. maddesi uyarınca, OHAL bölgesinde dağıtımının yasaklanması kararının  
Sözleme’nin 10 § 1 maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü hakkına yönelik bir  
müdahale tekil ettiği hususunun taraflar arasında bir ihtilafa yol açmadığını not etmektedir.  
AĐHS’nin 10 § 2 maddesi uyarınca müdahalenin yasa ile öngörüldüğüne ve toprak  
bütünlüğünün korunması gibi meru bir amaç güttüğüne yönelik bir itirazda da  
bulunulmamıtır (Bkz. Çetin ve Diğerleri-Türkiye, no: 40153/98 ve 40160/98, §§ 41-47,  
CEDH 2003-III). AĐHM bu değerlendirmeyi kabul etmektedir. Bu durumda anlamazlık,  
müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.  
AĐHM daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren baka davalar da  
incelemive AĐHS’nin 10. ya da 11. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıtır (Bkz.  
özellikle Çetin ve Diğerleri, adıgeçen, Güneri ve Diğerleri-Türkiye, no: 42853/98, 43609/98  
ve 44291/98, 12 Temmuz 2005, ve Yeilgöz-Türkiye, no: 45454/99, 20 Eylül 2005).  
AĐHM, OHAL’ e ilikin 2935 sayılı Kanun’nun 11 e) maddesinin ve 285 sayılı Kanun  
Hükmünde Kararname’nin 7. maddesinin, bölgenin kamu düzenini tehdit edebileceği, bölge  
halkını tahrik edebileceği ya da bölgede yürütülen faaliyetlerin yanlıbir ekilde aktarılması  
sebebiyle güvenlik güçlerinin görevlerini yerine getirmesine engel tekil edebileceği  
ünüldüğünde, Valiye her türlü yazılı belgenin dağıtımını ve dolaımını yasaklama yetkisi  
verdiğini not etmektedir. Bu maddeler, yayınların ulaımı ya da dağıtımı ile ilgili olarak idari  
yasak getirme konusunda OHAL Valisine geniimtiyazlar tanımaktadır.  
Bu türden kısıtlamalar mutlak olarak AĐHS ile bağdamaz değildir. Bununla birlikte,  
yasağın sınırının belirlenmesi ve olası suistimallere karı adli denetimin etkili olması  
hususunda yasal bir çerçevede yer almaları gerekmektedir. AĐHM, sözkonusu maddelerin  
OHAL Bölge Valisine bu yetkileri tanıdığı sürece, bu düzenlemenin uygulanması konusunun  
her türlü adli denetimden yoksun kaldığını gözlemlemektedir. Bu türden bir denetimin  
olmaı, bavuranları olası suiistimalleri önleme konusunda yeterli güvencelerden mahrum  
bırakmaktadır (Çetin ve diğerleri, adıgeçen, §§ 61 ve 66).  
AĐHM incelemesine sunulan olayı çevreleyen koulları, özellikle de terörle  
mücadeleye bağlı olarak ortaya çıkan zorlukları göz önünde bulundurmaktadır. Terör  
eylemleri nedeniyle sözkonusu bölgede hüküm süren siyasi atmosfer önem arz etmektedir.  
Bununla birlikte, yasaklama kararının gerekçelendirilmediğini belirtmek yerinde olacaktır  
(Çetin ve Diğerleri, adıgeçen, §63). Ayrıca, sözkonusu gazetenin yasaklanmasını haklı  
kılacak, iddet ve demokrasinin reddi düüncesini yayabileceği ya da zararlı etkilerinin  
4
bulunduğunu ortaya koyabilecek bir unsur bulunmamaktadır (Bkz., mutatis mutandis, Güneri  
ve Diğerleri, adıgeçen, § 79).  
Yukarıda yer alan değerlendirmeler ıığında, AĐHM dava konusu yasaklama kararının  
“demokratik toplumda gerekli” olduğunun düünülemeyeceğine karar vermitir.  
Sonuç olarak AĐHS’nin 10. maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’nin Özgür Bakıgazetesi aleyhine aldığı  
karara karı itiraz yolu bulunmayıından ikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 6., 13. ve 14.  
maddelerine atıfta bulunmaktadırlar. AĐHM bu ikayetleri 13. madde kapsamında incelemeye  
karar vermitir.  
Hükümet dava konusu yasaklama kararının terör tehdidinin var olduğu bir acil durum  
genelinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmektedir. 285 sayılı Kanun Hükmünde  
Kararname’nin 7. maddesi, OHAL Bölge Valisine ulusal makamların takdir yetkisi  
çerçevesinde bu türden istisnai önlemler almasına imkan vermektedir.  
Bavuranlar bu iddialara karı çıkmakta ve Olağanüstü Hal Bölge Valiliği tarafından  
alınan kararlara itiraz edilemediğini hatırlatmaktadırlar.  
AĐHM, AĐHS’de yer alan hak ve özgürlükler iç hukukta ne ekilde tanınmıolursa  
olsun, Sözleme’nin 13. maddesinin, bu hak ve özgürlüklerden iç hukukta yararlanılmasını  
sağlayacak yolların varlığını güvence altına aldığını hatırlatır. Sözkonusu hüküm, AĐHS’ye  
dayalı “savunulabilir bir ikayetin” içeriğinin incelenmesini ve uygun bir telafinin  
sunulmasını sağlayacak bir iç hukuk yolunu zorunlu kılmaktadır (Bkz., diğerleri arasında,  
Kulda-Polonya [GC], no: 30210/96, § 157, CEDH 2000-XI). AĐHS’nin 13. maddesinden  
doğan yükümlülüğün kapsamı, bavuranın Sözleme uyarınca yaptığı ikayetin niteliğine  
bağlı olarak değimektedir. Bununla birlikte bu maddenin gerektirdiği bavuru yolu hukuken  
olduğu kadar pratikte de “etkili” olmalıdır (Bkz., örneğin, Đlhan-Türkiye [GC], no: 22277/93,  
§ 97, CEDH 2000-VII).  
AĐHM’nin daha önce de gözlemlediği gibi, bu alanda her türlü idari denetimin  
bulunmayıı AĐHS’nin 13. maddesi uyarınca bavuranları yeterli güvencelerden yoksun  
bıraktır.  
Sonuç olarak AĐHM, OHAL Valiliği tarafından alınan karara itiraz edebilmek için iç  
hukuk yolunun bulunmayıından dolayı, AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğini  
ünmektedir.  
IV. AĐHS’NĐN 7. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar, yasalara uygun ekilde gazete yayımladıklarını ve OHAL bölgesinde  
dağıtımın yasaklanması kararının gerekçesinin bulunmamasının, cezaların yasallığı ilkesine  
aykırı olduğunu iddia etmektedirler. Bu itibarla AĐHS’nin 7. maddesine atıfta  
bulunmaktadırlar.  
5
AĐHS’nin 10. maddesine ilikin kararı dikkate alındığında, AĐHM AĐHS’nin 7.  
maddesine ilikin ikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar vermitir.  
V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 41. maddesinde belirtilen unsurlar.  
A. Tazminat  
Halis Doğan OHAL Bölge Valiliği tarafından alınan karar nedeniyle mesleki kaybının  
olduğunu belirtmekte ve 157.000 Euro (yüz elli yedi bin) maddi tazminat talep etmektedir.  
Cihan Çapan, Hasan Deniz, Varlık Özmenek, Ragıp Zarakolu ve Zeynep Tosun adlı  
bavuranların her biri de maddi tazminat olarak 2.000 Euro (iki bin) talep etmektedir.  
Bavuranlar ayrıca Halis Doğan 5.000 Euro ve diğerlerinden her biri de 3.000 Euro olmak  
üzere manevi tazminat talep etmektedirler.  
Hükümet bu taleplere karı çıkmaktadır.  
Mesleki gelir kaybı ile ilgili olarak AĐHM, AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edilmesinin  
tespiti ile mesleki gelir kaybı arasında doğrudan bir nedensellik bağı bulunmadığını  
gözlemlemektedir. Sonuç olarak, bu talebi haklı bulmamaktadır. Buna karılık, manevi  
tazminat konusunda, bavuranların ihlalin tespit edilmesiyle telafi edilemeyecek bir üzüntü  
yaadıklarını düünmektedir. AĐHM AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca ve hakkaniyete uygun  
olarak Halis Doğan, Cihan Çapan, Hasan Deniz, Varlık Özmenek, Ragıp Zarakolu ve Zeynep  
Tosun’un her birine 2.000 Euro (iki bin) ödenmesinin uygun olduğuna karar vermitir.  
B. Masraf ve Harcamalar  
Bavuranlar, AĐHM nezdinde yaptıkları masraf ve harcamalar için 5.110 Euro (bebin  
yüz on) talep etmektedirler.  
Hükümet AĐHM’den bu talebi reddetmesini istemektedir.  
AĐHM hakkaniyete uygun olarak bavuranlara toplu olarak 2.000 Euro ödenmesinin  
uygun olacağına karar vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı faiz oranına üç puan eklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Kadri Kaya ve Mehmet Zeynettin Unay tarafından yapılan bavurunun  
kabuledilemez, geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;  
6
4. AĐHS’nin 7. maddesine dayanan ikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;  
5. a) AĐHS’nin 44§2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet  
tarafından,  
i. manevi tazminat için bavuranlardan her birine (Halis Doğan, Cihan Çapan,  
Hasan Deniz, Varlık Özmenek, Ragıp Zarakolu ve Zeynep Tosun) 2.000 Euro  
ödenmesine;  
ii. masraf ve harcamalar için bavuranlara toplu olarak 2.000 Euro  
ödenmesine;  
iii. yukarıdaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar  
Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
6. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine,  
karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3  
maddesine uygun olarak 10 Ocak 2006 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
7