Askeri Yargıtay, verdiği kararda, balistik incelemenin yokluğunda, Rıdvan Dinç’in
ölümü konusunda sanığın suçluluğunun, her türlü makul ꢀüphenin ötesinde, kabul edilmesinin
mümkün olamayacağını vurgulamıꢀtır. Kaldı ki, sanığın yanısıra diğer askerlerin, kurbanın da
aralarında bulunduğu kaçakçı grubun üzerine ateꢀ açtıkları ortaya koyulmuꢀtur. Askeri
Yargıtay, bazı tanık ifadelerine göre kaçakçıların da ateꢀ ettiğini belirtmiꢀtir. Oysa hiç ꢀüphe
yok ki A.A., Rıdvan Dinç’in öldüğü çatıꢀmaya katılmıꢀtır.
Sanığın ateꢀli silahların kullanımı konusunda yasaların koyduğu sınırları aꢀıp aꢀmadığı
sorusuna gelince, Askeri Yargıtay, Rıdvan Dinç A.A.’nın ateꢀ açması sonucunda ölmüꢀ olsa
bile, oldukça hassas bir bölgede bulunan sınırda, gece meydana gelen bu olayın özel koꢀulları
gözönünde bulundurulduğunda, kanunun izin verdiği ölçüde makul olarak gerekli ve haklı
olarak kuvvete baꢀvurulduğunu belirtmiꢀtir. Askeri Yargıtay, olay sırasında sanık ile kaçakçı
grup arasındaki otuz metrelik mesafeyi gözönünde bulundurarak, ateꢀ açmaya baꢀlamanın
gerekli koꢀulu olan dur ihtarı ile beraber havaya ateꢀ açmanın, sanığın kendisinin hayatını
tehlikeye sokacağını belirtmiꢀtir. Askeri Yargıtay, üstlerin verdiği emirleri hatırlatarak, çavuꢀ
A.A.’nın yaptığı eylemin, görevi gereğince yapıldığını ve yetkili makam tarafından verilen
emirle gerçekleꢀtirilmiꢀ olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve sonuç olarak bu eylem, suç
unsuru teꢀkil eden eylemden sorumlu kiꢀiye hiçbir cezanın verilmediği TCK’nın 49. maddesi
tarafından belirtilen durumlardan biri alanına girdiğine kanaat getirmiꢀtir. Askeri Yargıtay,
sonuç itibariyle sanık A.A.’nın kendisine isnat edilen olaylardan beraat etmesi gerektiği
sonucuna varmıꢀtır.
Askeri Mahkeme 25 Aralık 2001 tarihinde, Askeri Yargıtay’ın değerlendirmesine
uyarak, A.A.’nın beraatine karar vermiꢀtir.
Askeri Savcı, hiç kuꢀkusuz sanığın Rıdvan Dinç’i kasten öldürdüğünü gözönüne
alarak, 25 Aralık 2001 tarihli kararın temyizine gitmiꢀtir.
Askeri Yargıtay Beꢀinci Dairesi 5 Kasım 2002 tarihli bir kararla, 25 Aralık 2001
tarihli kararı bozmuꢀ ve Askeri Mahkeme’yi sanık A.A.’nın kasten adam öldürmekten suçlu
olduğunu açıkça ortaya koyan delil unsurlarını gözönüne almaya davet etmiꢀtir. Yargıtay olay
tespit tutanağından, sanığın dur ihtarı yapmadan, kendisine 10-20 metre uzaklıkta önünde
durduğu halde Rıdvan Dinç’e doğru ateꢀ ettiğinin ortaya çıktığına kanaat getirmektedir.
Balistik incelemeler, Rıdvan Dinç’e isabet eden mermilerin 15 yada 20 metre uzaklıktan ateꢀ
edildiğini göstermektedir. Sanığın kendisi de, ne Rıdvan Dinç’in ne de kaçakçıların kendisine
ateꢀ açtığını belirtmiꢀtir. Yargıtay, sanığın tüfeğinin beꢀ ꢀarjörünü de tamamen boꢀalttığını ve
bu ꢀarjörlerde bulunan kurꢀun sayısına eꢀit sayıda, toplam altmıꢀ adet boꢀ kovanın olay
yerinde bulunduğunu gözlemlemektedir. Ayrıca sanığa göre, ilk olarak kendisi ateꢀ etmiꢀ, iki
kiꢀi vurularak ölmüꢀtür. Yargıtay, daha sonra diğer silah seslerinin uzaktan duyulduğunu not
etmektedir. Yargıtay Üçüncü Dairesi, boꢀ kovanların balistik incelemesinin yapılmamasına
bağlı, ayrıntılı bilgi eksikliğinin sanığın lehine olduğuna dair Askeri Mahkeme’nin yaptığı
değerlendirmenin kabul edilemez olduğuna hükmetmiꢀtir. Yargıtay, “yasaya aykırı emirler”
konusundaki içtihadını inceledikten sonra, sanığa verilen emrin- bu emre göre gece sınırda
bulunan ꢀüpheli kiꢀilere ateꢀ edilebilir- yasadıꢀı olduğunu ve A.A.’nın verilen emri yerine
getirmesinin, onu cezai sorumluluktan bağıꢀık tutmayacağını belirtmektedir.
Askeri Yargıtay Baꢀsavcısı 25 Kasım 2002 tarihli temyiz baꢀvurusuyla Ceza Daireleri
Genel Kurulu’na baꢀvurmuꢀ ve 5 Kasım 2002 tarihli kararın iptalini ve 25 Aralık 2001 tarihli
beraat kararının onanmasını istemiꢀtir.
3