AĐHM, Hükümet tarafından açıkça belirtilmese de baꢀvuranın serbest bırakılması sırasında
yaꢀanan gecikmeye idari formalitelerin tamamlanması gerekliliğinin kısmen neden olduğu
kanaatindedir. Ancak 21 Mayıs–26 Mayıs 2003 tarihleri arasında geçen süre hiçbir ꢀekilde
“kesinlikle gerekli bir idari formalite” ile açıklanamaz. Aynı gün yetkili Savcı, faks yoluyla
tahliye kararını öğrenmiꢀ ve yine aynı gün faks yoluyla Erzurum Savcısından, kararın
uygulanması için baꢀvuranın dosyasının kendisine ivedi bir ꢀekilde gönderilmesini talep
etmiꢀtir. Tarafların görüꢀleri bu konuya açıklık getirmese de bu andan itibaren geçen beꢀ
günlük süre ancak dosyanın posta yoluyla gönderilmesi ile açıklanabilmektedir. Hükümet, iki
Savcı arasındaki coğrafi uzaklık dıꢀında bu gecikmeyi haklı kılan hiçbir argüman
sunmamaktadır.
AĐHM, sözkonusu sürenin, tahliye kararının uygulanmasının ilk aꢀamasını oluꢀturmadığı ve
bu sürenin, ne 5. maddenin 1. paragrafının c) bendi ne de diğer bentler kapsamına girdiği
kanaatindedir.
Baꢀvuranın tutuklu geçirdiği son güne iliꢀkin olarak ise Hükümet, Adalet Bakanlığı’nın 18
Temmuz 2001 tarihli genelgesi uyarınca bir tutuklunun serbest bırakılması sırasında
tutuklunun yakınlarından birinin hazır bulunması gerektiğini ifade etmektedir. Bu nedenle
yetkililer, dosya ellerine ulaꢀtığında yani 26 Mayıs 2003 tarihinde baꢀvuranın kardeꢀi ile
irtibat kurmuꢀlardır. Baꢀvuranın kardeꢀi ancak ertesi gün cezaevine gelebileceğini belirtmiꢀtir.
Baꢀvuran, yetkililerin kardeꢀi ile saat 22.00’a doğru irtibata geçtiklerini ileri sürmektedir.
Kardeꢀinin arabası yoktur ve Edirne’ye yaklaꢀık 250 km uzaklıkta olan Đstanbul’da ikamet
etmektedir. Baꢀvuranın kardeꢀinin ivedi bir ꢀekilde cezaevine gelmesi böylece
imkansızlaꢀmıꢀtır. Yetkililerin, tahliye saatinde baꢀvuranın kardeꢀinin hazır bulunmasını
sağlamak için gerekli iꢀlemlere önceden baꢀlamıꢀ olmaları gerekirdi.
AĐHM, Hükümet’in, sözkonusu genelgenin çıkarılmasına iliꢀkin,
ortadan kaybolma
iddialarını önlemek, ergin olmayan bir çocuğu ailesine veya vesayet altında bulunan birini
vasisine teslim etmek gibi gerekçeler sunmadığını gözlemlemektedir. AĐHM, benzer
tedbirlerin gerekliliği veya kabuledilebilirliği üzerinde durmadan, kendisine sunulan unsur ve
argümanların yetkililerin, hele de baꢀvuranın tahliyesinin günler öncesinden bilinirken,
baꢀvuranın yakınlarının geliꢀini hızlandırmak için gereken tedbirleri aldıklarını göstermeye
yetmediğini tespit eder. baꢀvuranın tahliyesinin birkaç gün önceden bilinmesine rağmen,
hiçbir unsurun veya argümanın, yetkililerin baꢀvuranın yakınının geliꢀini hızlandırmak için
gerekli tedbirleri aldığını ifade etme imkanı sunmadığı kanaatindedir. Bu koꢀullarda,
sözkonusu son güne iliꢀkin olarak Devlet’in sorumluluğunu ortadan kaldıran hiçbir unsur
veya argüman bulunmamaktadır.
Dolayısıyla AĐHS’nin 5/1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 5/5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, AĐHS’nin 5/5. maddesine atıfta bulunmaktadır ve maruz kaldığı tutukluluk
nedeniyle tazminat elde etmek için iç hukukta baꢀvuru yolunun bulunmadığı kanaatindedir.
Hükümet, kanuna aykırı olarak özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimseye tazminat
verilmesine iliꢀkin 466 sayılı yasanın baꢀvurana tazminat elde etme imkanı sunduğu
kanaatindedir. Bunun dıꢀında, Đdare Mahkemesi’ne yapılan bir baꢀvuru da baꢀvurana bu
olanağı sağlamaktadır.
4