COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
HANBAYAT – TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 18378/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
17 Temmuz 2007  
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen artlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, ekle  
ilikin değiiklik yapılabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34. maddesi  
uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, bir Türk vatandaı olan, Aydın Hanbayat  
(“bavuran”) tarafından, 22 Ocak 2002 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne  
yapılan bavurudan (no. 18378/02) kaynaklanmaktadır.  
1 Mart 2006 tarihli bir yazı ile bavuranın 18 Haziran 2005 tarihli vefatı bildirilmive  
bavuranın annesi Fatma Hanbayat bavuruyu takip etme isteğini beyan etmitir.  
Bavuranın annesi, Đstanbul Barosu’na bağlı avukatlar Bay ve Bayan Kırdök  
tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
I. DAVA OLAYLARI  
Bavuran 1962 doğumludur.  
9 Ekim 1994 tarihinde, bavuran, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele  
ubesi’ne bağlı polis memurları tarafından, TKP/ML-TIKKO (Türkiye Komünist Partisi /  
Marksist Leninist, Türkiye Đꢀçi Köylü KurtuluOrdusu) isimli yasa dıı örgüte karı yürütülen  
polis operasyonu sırasında yakalanmıtır.  
21 Ekim 1994 tarihinde, bavuran, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde tek bir  
hakimin huzuruna çıkarılmıve hakim bavuranın tutuklu yargılanmasını emretmitir.  
15 Kasım 1994 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,  
bavuran ve on diğer kii hakkında bir iddianame sunmutur. Cumhuriyet Savcısı, bavuranı,  
Ceza Kanunu’nun 168 § 1. maddesi uyarınca, yasa dıı bir örgüte üyelikle suçlamıtır.  
1 ubat 1995 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, davanın (no. 1994/183)  
esaslarına ilikin ilk durumayı düzenlemitir.  
13 Ekim 1997 tarihide, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,  
bavuran hakkında, onu Ceza Kanunu’nun 146. maddesine aykırı olarak anayasal düzeni  
bozma giriiminde bulunmakla suçlayan ek bir iddianame sunmutur.  
1 ubat 1995 ve 27 Ağustos 1999 tarihleri arasında, Đstanbul Devlet Güvenlik  
Mahkemesi, davada yirmi sekiz duruma düzenlemitir. Bu durumalar boyunca, bavuran ve  
temsilcisi, bavuranın tutuksuz yargılanması talebinde bulunmulardır. Bavuranın tutuklu  
yargılama süresinin aırı olduğunu ve onun sağlık sorunları olduğunu ileri sürmülerdir.  
Mahkeme, suçun niteliğini, delilerin durumunu ve tutuklu yargılama kararının tarihini göz  
önünde tutup bavuranın tutuklu yargılamasının devam etmesi gerektiğine karar vererek her  
seferinde bu talepleri reddetmitir.  
27 Ağustos 1999 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, bavuran  
hakkındaki ilemleri 1994/183 sayılı davadan ayırmaya ve onun hakkında 1997 yılında açılan  
bir dava (1997/359 sayılı) ile birletirmeye karar vermitir.  
1
8 Ağustos 2001 tarihinde, 21. durumanın sonunda, Đstanbul Devlet Güvenlik  
Mahkemesi, dava dosyasının içeriğini, delillerin durumunu ve tutuklu yargılama kararının  
tarihini göz önünde tutarak bavuranın tutuksuz yargılanmasına karar vermitir.  
1997 ve 2004 yılları arasında, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, Almanya’da  
bavuran tarafından ilendiği iddia edilen cinayete ilikin soruturma dosyasının Alman  
makamlar tarafından kendisine sunulmamıolması nedeniyle 1997/359 sayılı davanın  
durumalarını ertelemitir.  
30 Haziran 2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan, 16 Haziran 2004 tarihli 5190  
sayılı Kanun ile Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmıtır. Bu Kanun sonrasında, dava,  
Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne geçmitir.  
23 ubat 2005 tarihinde, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranı Ceza Kanunu’nun  
146. maddesi uyarınca olan suçtan beraat ettirmi; ancak, onu, Ceza Kanunu’nun 168 § 2.  
maddesi uyarınca yasadıı bir örgüte üyelik suçundan mahkum etmitir. Bavuranı on iki yıl  
altı ay hapis cezasına çarptırmıtır.  
Belirli olmayan bir tarihte, bavuran temyiz bavurusunda bulunmutur. Yargıtay’da  
dava sürmekte iken 18 Haziran 2005 tarihinde bavuran vefat etmitir.  
19 Ekim 2005 tarihinde, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, davayı durdurma kararı  
almıtır.  
HUKUK  
I. HÜKÜMET’ĐN ÖN ĐTĐRAZI  
Hükümet, bavuranın annesinin iddia edilen ihlallerden etkilenmediği ve dolayısıyla  
AĐHS’nin 34. maddesi anlamı dahilinde mağdur olduğunu iddia edemeyeceği gerekçesiyle  
davanın kayıttan dümesi gerektiğini ileri sürmütür.  
AĐHM, bavuranın 18 Haziran 2005 tarihinde vefat ettiğini kaydetmitir. 1 Mart 2006  
tarihinde, bavuranın annesi bavuruyu sürdürme isteğini ifade etmitir. AĐHM, kovuturma  
zarfında bavuranın vefat ettiği davalarda, bavuranın AĐHM’de davayı takip etme isteklerini  
ifade eden varislerinin veya yakın aile üyelerinin ifadelerini dikkate aldığını yinelemitir  
(bkz., diğer pek çok kararın yanı sıra, Dalban – Romanya [BD], no. 28114/95; Latif Fuat  
Öztürk – Türkiye, no. 54673/00, 2 ubat 2006; Mutlu – Türkiye, no. 8006/02, 10 Ekim 2006).  
AĐHM, yukarıda belirtilenler karısında, bavuranın annesinin söz konusu davayı  
bavuranın yerine sürdürebileceği kararını vermitir. Sonuç olarak, Hükümet’in davanın  
kayıttan dümesi gerektiği yönündeki itirazı reddedilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 5 § 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
2
Bavuran, tutuklu yargılama süresinin AĐHS’nin 5 § 3. maddesinde belirtilen “makul  
süre” artını ağı konusunda ikayetçi olmutur. Söz konusu maddenin ilgili kısmı öyledir:  
Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koullar uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan  
herkes … makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı  
vardır.”  
Hükümet bu iddiaya karı çıkmıtır.  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet, AĐHS’nin 35 § 1. maddesi uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmemesi  
gerekçesiyle AĐHM’den bavuruyu reddetmesini talep etmitir. Bu bağlamda, Kanun Dıı  
Yakalanan Veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında 466 sayılı Kanun  
uyarınca bavuranın tazminat talebinde bulunabileceğini ileri sürmütür.  
AĐHM, Hükümet’in benzer itirazlarını geçmite incelemive reddetmiolduğunu  
anımsatır (bkz. Yağcı ve Sargın – Türkiye, 8 Haziran 1995 tarihli karar; Ahmet Mete –  
Türkiye, no. 77649/01, 25 Nisan 2006). AĐHM, bu davada farklı bir sonuca varmasını  
gerektirecek özel bir durum görmemitir. Sonuç olarak, Hükümet’in ön itirazını reddetmitir.  
AĐHM, bu ikayetin, AĐHS’nin 35 § 3. maddesi anlamı dahilinde, dayanaktan yoksun  
olmadığına karar vermitir. Ayrıca, baka açılardan da kabuledilmez olmadığını kaydetmitir.  
Dolayısıyla, kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.  
B. Esaslar  
AĐHM, söz konusu davada, göz önünde bulundurulacak sürecin 9 Ekim 1994 tarihinde  
bavuranın yakalanmasıyla baladığını ve bavuranın tutuksuz yargılanmasına karar verilen  
tarih olan 8 Ağustos 2001 tarihinde sona erdiğini kaydetmitir. Dolayısıyla, bu süreç yaklaık  
olarak altı yıl on ay sürmütür. Bu süre zarfında, yerel mahkemeler, “suçun niteliğini,  
delillerin durumunu ve tutukluluk süresini göz önünde tutarak” eklinde basmakalıp ifadeler  
kullanarak bavuranın tutuklu yargılama süresini uzatmıtır.  
AĐHM, bu bavuruda ortaya konan konularla benzer konular ortaya koyan davalarda  
sıklıkla AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlalini tespit etmitir (bkz., örneğin, Atıcı – Türkiye, no.  
19735/02, 10 mayıs 2007; yukarıda anılan, Solmaz; Dereci – Türkiye, no. 77845/01, 24 Mayıs  
2005; Taciroğlu – Türkiye, no. 25324/02, 2 ubat 2006).  
Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in kendisini bu davada  
farklı bir sonuca varmaya ikna edebilecek bir delil veya savunma ortaya koymadığını  
değerlendirmitir. AĐHM, konuya ilikin içtihadını göz önünde tutarak, bu davada bavuranın  
tutukluluk süresinin aırı olduğu ve AĐHS’nin 5 § 3. maddesine aykırı olduğu kararını  
vermitir.  
Dolayısıyla, söz konusu hüküm ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
3
Bavuran, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinde belirtilen makul süre artının ihlal edildiği  
konusunda ikayetçi olmutur. Söz konusu maddenin ilgili kısmı öyledir:  
“Herkes, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, … bir  
mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini istemek hakkına sahiptir.”  
Hükümet bu iddiaya karı çıkmıtır.  
AĐHM, dikkate alınacak sürecin bavuranın gözaltına alındığı tarih olan 9 Ekim  
1994’te baladığını ve 19 Ekim 2005 tarihinde Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla  
sona erdiğini kaydetmitir. Dolayısıyla, bu süre, iki yargı aamasında on bir yıldan fazla  
sürmütür.  
A. Kabuledilebilirlik  
AĐHM, bu ikayetin, AĐHS’nin 35 § 3. maddesi anlamı dahilinde, dayanaktan yoksun  
olmadığına karar vermitir. Ayrıca, baka açılardan da kabuledilmez olmadığını kaydetmitir.  
Dolayısıyla, kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.  
B. Esaslar  
AĐHM, dava süresinin makuliyetinin, dava olayları ıığında ve davanın karmaıklığı,  
bavuranın ve ilgili makamların davranıları eklindeki kriterlerle ilgili olarak  
değerlendirilmesi gerektiğini yinelemitir (bkz., diğer pek çok kararın yanı sıra, Pélissier ve  
Sassi – Fransa [BD], no. 25444/94).  
AĐHM, bu bavuruda ortaya konan konularla benzer konular ortaya koyan davalarda  
sıklıkla AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlalini tespit etmitir (bkz., yukarıda anılan, Pélissier ve  
Sassi).  
Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in kendisini bu davada  
farklı bir sonuca varmaya ikna edebilecek bir delil veya savunma ortaya koymadığını  
değerlendirmitir. AĐHM, konuya ilikin içtihadını göz önünde tutarak, bu davada ilemlerin  
süresinin aırı olduğu ve “makul süre” artına uymadığı kararını vermitir.  
Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmitir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesi öyledir:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği  
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran, 15.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmutur.  
4
Hükümet bu talebe itiraz etmitir.  
AĐHM, hakkaniyet temelinde karar vererek, bavuranın varisi Fatma Hanbayat’a bu  
balık altında 12.000 Euro ödenmesine karar vermitir.  
B. Mahkeme masrafları  
Bavuran, ayrıca, avukat masraflarına karılık 5.500 Yeni Türk Lirası (YTL) –  
yaklaık 3.000 Euro – ve mahkeme masraflarına karılık 300 YTL – yaklaık 168 Euro – talep  
etmitir.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmitir.  
Mevcut bilgilere dayanarak kendi hesaplamasını yapan AĐHM, bavuranın varisi  
Fatma Hanbayat’a, AĐHM’de yapılan mahkeme masraflarına karılık 1.500 Euro ödenmesine  
karar vermitir.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uygulağı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun  
olduğuna karar verir.  
BU SEBEPLERLE AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. a) Sorumlu Devlet’in, bavuranın varisi Fatma Hanbayat’a, aağıdaki miktarları, AĐHS’nin  
44 § 2. maddesine göre kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme  
günündeki kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek ve tabi olabilecek her türlü vergi  
ve harçtan muaf olmak üzere ödemesine:  
(i) 12.000 Euro (on iki bin Euro) manevi tazminat;  
(ii) 1.500 Euro (bin beyüz Euro) mahkeme masrafları;  
b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
5. Adil tazmin talebinin kalanının reddine  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
5
Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddesi  
uyarınca 17 Temmuz 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
S. DOLLÉ  
F. TULKENS  
Zabıt Katibi  
Bakan  
6