COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
DÖRDÜNCÜ DAĐRE  
HASAN CEYLAN – TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 58398/00)  
KARAR  
STRAZBURG  
23 Mayıs 2006  
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen artlarda kesinlik kazanacaktır.  
Ancak, ekle ilikin değiiklik yapılabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
HASAN CEYLAN – TÜRKĐYE KARARI  
USUL  
Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34. maddesi  
uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Hasan Ceylan (“bavuran”) isimli Türk vatandaı  
tarafından, 30 Mart 2000 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan bavurudan  
(no. 58398/00) kaynaklanmaktadır.  
OLAYLAR  
DAVA OLAYLARI  
Bavuran 1964 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
9 Ekim 1994 tarihinde, bavuran, TKP-ML/TĐKKO1 isimli yasadıı bir örgüte üye  
olduğu üphesiyle Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesi polisleri tarafından  
yakalanmıve gözaltına alınmıtır.  
21 Ekim 1994 tarihinde, bavuran, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Hakimi  
huzuruna çıkarılmı; hakim bavuranın tutuklu yargılanmasına hükmetmitir.  
18 Kasım 1994 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,  
diğer on üpheliyle birlikte bavuranı yasadıı bir örgüte üye olmakla suçlayan bir iddianame  
sunmutur. Cumhuriyet Savcısı, bavuranın Türk Ceza Kanunu’nun 168 § 2. maddesi ve 3713  
sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca yargılanmasını ve cezalandırılmasını talep etmitir.  
7 Aralık 1994 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde bavuran hakkında  
cezai ilemler balatılmıtır.  
1 ubat ve 24 Mart 1995 tarihlerinde yapılan durumaların sonunda birinci derece  
mahkemesi, bavurana isnat edilen suçun niteliği, delillerin durumu, tutuklu yargılanma  
kararının tarihi ve bavuranın mahkeme huzuruna çıkarılmamıolmasını gözönünde  
bulundurarak bavuranın tutuklu yargılanmasının devamını öngörmütür.  
15 Mayıs 1995 tarihinde, bavuran, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde ifade  
vermive hakkındaki suçlamaları reddetmitir. Yasadıı bir örgüte üye olmadığını ileri  
sürmütür. Duruma sonunda, mahkeme, bavurana isnat edilen suçun niteliği, kanıtların  
durumu ve tutuklu yargılama kararının verildiği tarihi göz önünde bulundurarak bavuranın  
tutuklu yargılanmasının devamına karar vermitir.  
30 Haziran 1995 tarihinde bavuranın temsilcisi Đstanbul Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nden bavuranın tutuksuz yargılanmasını talep etmitir. Temsilci, K.T. isimli bir  
üçüncü ahsın yasadıı dokümanların bulunduğu bir çantayı bavuranın evinde bıraktığını ve  
bu belgeler nedeniyle ahsın yakalanarak yargılandığını ileri sürmütür. Bu bağlamda avukat,  
bavuranın Türk Ceza Kanunu’nun 168 § 2. maddesi uyarınca suçlanmasının yanlıolduğunu  
ve bavuranın ancak Türk Ceza Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca yasadıı bir örgüte  
yardım ve yataklık yapmakla suçlanabileceğini ileri sürmütür. Bavuranın avukatı son olarak  
bavuranın eylemlerinin Türk Ceza Kanunu’nun 169. maddesine göre suç tekil etmediğini ve  
1 Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist, Türkiye Đꢀçi Köylü KurtuluOrdusu  
1
HASAN CEYLAN – TÜRKĐYE KARARI  
gözaltında tutulduğu sürenin uzun olması nedeniyle bavuranın serbest bırakılması gerektiğini  
savunmutur. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, talebi reddetmitir.  
30 Haziran 1995 ile 7 ubat 1997 tarihleri arasında birinci derece mahkemesi 12  
duruma daha gerçekletirmitir. Bu durumalar süresince bavuran ve temsilcisi yazılı ve  
sözlü ifade vererek tutuksuz yargılanma talebinde bulunmulardır. 30 Haziran 1995 tarihli  
ifadelerini yinelemilerdir. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi her defasında talepleri  
reddetmive kendisine isnat edilen suçun niteliği, delillerin durumu ve tutuklu yargılama  
kararının alındığı tarihi gözönünde bulundurarak bavuranın tutuklu yargılanmasının  
devamına hükmetmitir.  
7 ubat 1997 tarihinde Cumhuriyet Savcısı’nın talebi üzerine Đstanbul Devlet Güvenlik  
Mahkemesi, bavuran ve diğer dört sanığın kararda Türk Ceza Kanunu’nun 168 § 2. maddesi  
yerine 168 § 1. maddesinin uygulanması ihtimaline ilikin ek savunma vermelerini istemitir.  
Duruma sonunda mahkeme bavuranın tutuksuz yargılanma talebini bir kez daha  
reddetmitir.  
28 Mart 1997 tarihinde, bavuran, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi huzurunda ek  
savunmasını vermitir. Aynı tarihte mahkeme bavuranın tutuksuz yargılanma talebini bir kez  
daha reddetmitir.  
24 Aralık 1999 tarihine kadar Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde onaltı duruma  
daha yapılmıtır. Her durumanın sonunda mahkeme, kendisine isnat edilen suçun niteliği,  
delillerin durumu, dava dosyasının içeriği ve tutuklu yargılama süresini dikkate alarak  
bavuranın tutukluluk halinin devamına karar vermitir.  
24 Aralık 1999 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu’nun  
169. maddesi ve 3713 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca bavuranı yasadıı bir örgüte  
yardım ve yataklık etmek suçundan mahkum etmive onu 5 yıl hapis cezasına çarptırmıve  
tutuklu bulunduğu süreyi dikkate alarak tahliyesine karar vermitir.  
Mahkeme, bavuranı TKP-ML/TĐKKO üyesi olmaktan mahkum etmek için yeterli delil  
bulunmadığı sonucuna varmıtır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5 § 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, tutuklu yargılanma süresinin AĐHS’nin ilgili kısmı aağıda kaydedilen 5 § 3.  
maddesinde öngörülen “makul süre” kriterini aolduğu hususunda ikayette bulunmutur:  
“Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan  
herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıdiğer bir görevli önüne çıkarılır;  
kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı  
vardır. Salıverilme, ilgilinin durumada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir.”  
A. Kabuledilebilirlik  
AĐHM, bavurunun AĐHS’nin olay ve hukuk boyutunda ciddi hususları ortaya çıkardığı  
ve kararın esaslara ilikin bir inceleme gerektirdiği kanaatindedir. Mahkeme, bavurunun  
2
HASAN CEYLAN – TÜRKĐYE KARARI  
AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında dayanaktan yoksun olmadığı sonucuna varmıtır.  
Bavurunun kabuledilemez olduğuna dair baka dayanak bulunmamaktadır.  
B. Esaslar  
Hükümet, bavuranın tutuklanmasının, kendisinin suç ilediği üphesine dair makul  
gerekçelerin varlığına dayandığını ve tutukluluk durumunun uzman yetkililer tarafından  
düzenli olarak, özel dikkatle, bahsedilen zaman diliminde yürürlükte olan kanunun getirdiği  
gerekliliklere uygun olacak ekilde gözden geçirildiğini ileri sürmütür. Bavuranın sorumlu  
tutulduğu suçun ciddi nitelikte olduğu ve tutukluluk halinin devamının suça engel olmak ve  
toplumsal düzeni korumak için art olduğunu ileri sürmütür. Son olarak Hükümet, Devlet  
Güvenlik Mahkemesi’nin bavuranın tutuklu yargılandığı süreyi göz önüne alarak verilen  
cezada indirime gittiğini ve bavuranın tutuklu kaldığı sürenin bütününün, bavuranla birlikte  
suçlanan kii sayısı ve ilemlerin karmaıklığı itibariyle makul olduğunu belirtmitir.  
Bavuran bu görülere itiraz etmitir. Özellikle dava dosyasına kendisi hakkında yeni  
delil girmemesi gerçeğine karın, tutukluluk halinin uzatılması kararlarının basmakalıp  
gerekçelere dayandığını ifade etmitir. Bavuran, Türk Ceza Kanunu’nun 169. maddesi  
altındaki hususların infazı durumunda hapiste yalnızca 3 yıl 9 ay kalacağını, ancak 5 yıldır  
tutuklu bulunduğunu iddia etmitir.  
AĐHM sözkonusu bir davada sanığın tutuklu yargılanmasının, makul bir süreyi  
geçmemesini garanti etmenin öncelikle yerel adli makamların yükümlülüğü olduğunu yineler.  
Bu amaçla masumiyet karinesi ilkesine bağlı kalarak, kiisel özgürlüğe saygı kuralına  
uymamayı haklı çıkaran gerçek bir kamu yararı gereğinin mevcudiyetini destekleyen veya  
çürüten delilleri incelemeli ve bunları, serbest bırakılma bavurularına ilikin kararlarında  
ortaya koymalıdırlar. Sözkonusu kararlarda belirtilen nedenler ve itirazlarında bavuranlar  
tarafından ortaya konan saptanmıgerçekler temel alındığında AĐHM, AĐHS’nin 5 § 3.  
maddesinin ihlal edilip edilmemiolduğu hususunda bir karara varmalıdır (bkz. Sevgin ve  
Đnce – Türkiye, no. 46262/99, 20 Eylül 2005, § 61).  
Yakalanan kiinin bir suç ilemiolduğuna ilikin makul üphenin bulunması, sürekli  
gözaltında tutma ileminin geçerliliği için ilk kouldur ancak, belirli bir süre sonra yeterli  
olmamaktadır; AĐHM bu durumda adli makamlarca öne sürülen diğer gerekçelerin, kiinin  
özgürğünden mahrum bırakılmasını haklı çıkarmaya devam edip etmediğini tespit etmelidir  
(bkz., diğer içtihatlar arasında Ilijkov –Bulgaristan, no. 33977/96, § 77, 26 Temmuz 2001, ve  
Labita – Đtalya [BD], no. 26772/95, §§ 152-153, ECHR 2000-IV).  
Sözkonusu davada, AĐHM göz önünde bulundurulması gereken sürenin, bavuranın  
polis tarafından gözaltına alındığı 9 Ekim 1994 tarihinde balayıp birinci derece mahkemesi  
tarafından suçlu bulunduğu 24 Aralık 1999 tarihinde sona erdiğini belirtir. Buna göre  
tutukluluk hali takriben beyıl iki ay on begün sürmütür. Bu süre zarfında birinci derece  
mahkemesi, her duruma sonunda kendi gerek görmesi veya bavuranın talebi üzerine  
bavuranın devam etmekte olan tutukluluk durumunu değerlendirmitir. Ancak AĐHM, dava  
dosyasındaki delillerden, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin “suçun niteliği ve delillerin  
durumu göz önünde bulundurularak” gibi değimeyen, basmakalıp terimler kullanarak  
bavuranın tutuklu yargılanmasının devamına hükmettiğini belirtir.  
AĐHM, bavurana isnat edilen suçun ciddiyeti ve ilgili cezanın ağırlığını dikkate alır.  
Ancak, adaletten kaçma tehlikesinin sadece verilecek cezanın ağırlığı temelinde  
3
HASAN CEYLAN – TÜRKĐYE KARARI  
değerlendirilemeyeceğini, böyle bir tehlikenin varlığını teyit eden veya bunun zayıf bir  
ihtimal olarak görünüp tutuklu yargılamayı haklı çıkaramayan ilgili baka birtakım ek  
unsurlara bakılarak tahlil edilmesi gerektiğini hatırlatır (bkz. Muller – Fransa, 17 Mart 1997  
tarihli karar, Raporlar 1997 II, § 43, ve Letellier – Fransa, 26 Haziran 1991 tarihli karar, A  
Serisi no. 207, § 43). Bu bağlamda, AĐHM, bavuranın tutuklu yargılama süresini uzatma  
kararlarında yerel mahkemenin yeterli sebebinin bulunmayıını kaydetmektedir.  
Sonuç olarak genellikle “delillerin durumu” ifadesinin, suça iaret eden ciddi  
göstergelerin varlığı ve devamıyla ilgili bir etken olabilmesine rağmen, bu ifade sözkonusu  
davada, bavuranın ikayetçi olduğu tutukluluk süresini yalnız baına haklı çıkaramamaktadır  
(bkz. Letellier, yukarıda anılan; Tomasi – Fransa, 27 Ağustos 1992 tarihli karar, A Serisi no.  
241-A; Mansur – Türkiye, 8 Haziran 1995, A Serisi no. 319-B, § 55; ve Demirel, yukarıda  
anılan, § 59).  
Yukarıda kaydedilen değerlendirmeler bavuranın beyıl iki ay süren yargılama öncesi  
tutukluluk halinin mahkemenin basmakalıp muhakeme ekli ile birlikte değerlendirildiğinde  
AĐHM’nin makul süre kriterinin aılmıolduğuna hükmedebilmesi için yeterlidir.  
Bu nedenle AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran, 7,650 Yeni Türk Lirası (YTL) (yaklaık 4,800 Euro) gelir kaybına karılık  
maddi ve 15,000 YTL (yaklaık 9,411 Euro) manevi tazminat talep etmitir.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmitir.  
Bavuranın öne sürdüğü maddi tazminat talebi ile ilgili olarak AĐHM, bavuranın bu  
iddiasını destekler herhangi bir makbuz veya belge sunamadığını belirtir. Bu sebeple AĐHM  
talebi reddetmitir.  
Diğer taraftan, bavuranın uzun süren tutukluluk döneminde sıkıntı ve endie gibi,  
yalnızca bir ihlal tespiti ile tam olarak tazmin edilemeyecek bir manevi zarara uğramıꢀ  
olduğunu kabul etmektedir. Eitlik temelinde yaptığı değerlendirme sonucunda AĐHM,  
bavurana 4,500 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermitir.  
B. Mahkeme masrafları  
Bavuran ayrıca AĐHM’deki masraflar için toplam 5,800 YTL (yaklaık 3,639 Euro)  
talep etmitir. Đddiasını desteklemek için, bavuran, temsilcisi tarafından hazırlanan bir  
4
HASAN CEYLAN – TÜRKĐYE KARARI  
harcamalar listesi ve Đstanbul Barolar Birliği’nin 2005 yılı için öngördüğü asgari ücretler  
listesini sunmutur. Ancak herhangi bir makbuz veya fatura sunmamıtır.  
Hükümet, bavuranın iddiasına itiraz etmitir.  
AĐHM’nin içtihadına göre, bavuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için  
yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.  
Sözkonusu davada elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulundurarak AĐHM,  
Avrupa Konseyi’nden alınan 715 Euro adli yardım çıkarılmak üzere, 1,000 Euro ödenmesini  
uygun bulmaktadır.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uygulağı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) Sorumlu Devlet’in bavurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk  
Lirası’na çevrilerek:  
(i) 4,500 Euro (dörtbinbeyüz Euro) manevi tazminat,  
(ii) mahkeme masrafları için 285 Euro (ikiyüzseksenbeEuro);  
(iii) bu miktarlar üzerine uygulanabilecek her türlü vergiyi ödemesine;  
(b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan  
eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
4. Bavuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đngilizce hazırlanmı, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 23 Mayıs  
2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Michael O’BOYLE  
Nicolas BRATZA  
Yazı Đꢀleri Müdürü  
Bakan  
5