öngörülen baꢀvuru, hukukta olduğu kadar uygulama da «etkili» olmalı, özellikle kullanımı
Savunmacı Devletin yetkililerinin haksız fillerine ve baskı unsurlarına yol açmamalıdır.
Bununla birlikte bu düzenleme, yalnızca AĐHS uyarınca savunulabilir olan ꢀikayetler için
geçerli olmaktadır (Bkz. Boyle ve Rice-Birleꢀik Krallık, 27 Nisan 1988 tarihli karar).
Mevcut davada AĐHM, dosyada yer alan unsurların baꢀvuranın gözaltında bulunduğu
sırada kötü muameleye uğradığı sonucunu ortaya çıkarmak için yeterli olmadığı
kanaatindedir. Bununla birlikte bu durum, ꢀikayetin 3. madde bakımında savunulabilir bir
ꢀikayet niteliğini ortadan kaldırmamaktadır (Bkz., diğerleri arasında, Boyle ve Rice kararı).
AĐHM’nin esasa iliꢀkin kararı sözkonusu ꢀikayet ile ilgili olarak etkili bir soruꢀturma yürütme
zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır (Bkz., Baltaꢀ-Türkiye, no: 50988/99, 20 Eylül 2005
tarihli karar).
AĐHM, DGM’ye sunulan 8 Ekim 1997 tarihli savunma layihasında baꢀvuranın
gözaltında bulunduğu sırada kendisine kötü muamele yapıldığı iddialarını dile getirdiğini not
etmektedir. Baꢀvuran aynı ꢀekilde, Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nin psikoterapi servisinde
muayene edilme talebinde bulunmuꢀ ve bu talebi reddedilmiꢀtir. Sorgusunu yapan polis
memurunu da ismen belirtmiꢀtir. Baꢀvuran daha sonra, 11 ꢁubat, 27 Mart ve 29 Mayıs 1998,
21 Haziran, 28 Ağustos ve 3 Kasım 2000, ve 24 Ocak, 18 Nisan ve 29 Haziran 2001
tarihlerinde gözaltından sorumlu olan polis memurlarını ifadelerinin alınmasını talep etmiꢀ
her defasında bu talebi reddedilmiꢀtir. Baꢀvuran ancak 24 Temmuz 1998 tarihinden itibaren
üç doktordan oluꢀan bir kurul tarafından muayene edilmiꢀtir. Baꢀvuran, 17 ꢁubat 1999 tarihli
duruꢀmada DGM’ye bir sağlık raporu sunmuꢀtur. Mahkeme, 11 ꢁubat 2000 tarihli
duruꢀmada, Đstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Servisi tarafından düzenlenen sağlık raporunu
dava dosyasına eklemiꢀtir. Mahkemenin, ilgili kiꢀinin iddiaları ve bu sağlık raporlarının
sonuçlarını üzerinde bir değerlendirme yapmaksızın davanın esasına iliꢀkin karar vermesi
ilginç bir durum arzetmektedir. Halbuki Mahkeme ve yetkili Savcılık, baꢀvuranın iddiaları ile
ilgili haberdar idi, bu iddialarla ilgili olarak yalnızca 30 Aralık 1998 tarihinde Cumhuriyet
Savcısı tarafından kamu davası açılmıꢀtır ve bu da baꢀvuranın “Gözaltında bir iꢀkence
öyküsü” isimli kitabı ile ilgili bir makalenin yayınlanmasından sonra olmuꢀtur. Savcılık,
iddiaların gerçekliğinin tespit edilebilmesi amacıyla res’en bir ceza soruꢀturması baꢀlatmıꢀtır.
Hiç kuꢀkusuz, kamu davasının açılmasından ve olayların meydana geldiği tarihten birkaç sene
sonra baꢀvuran sağlık muayenesinden geçirilmiꢀtir.
Esasında AĐHM, bu tür iddialarla ilgili olarak ivedi ve özenli olma zorunluluğunun
açık olduğunu hatırlatmaktadır. Soruꢀturmanın özel bir durumda seyrini engelleyebilecek
zorlukların ya da engellerin olabileceği kabul edilebilmektedir. Bununla birlikte, 3. maddeye
aykırı kötü muamele iddiaları ile ilgili soruꢀturma yürütülmesi sözkonusu olduğuna, yetkili
makamların ivedilikle hareket etmesi, eꢀitlik ilkesi uyarınca kamunun güvenini korumak ve
yasadıꢀı eylemler konusunda suç ortaklığı yapıldığı ve hoꢀgörü gösterildiği kanısının
oluꢀmasını engellemek için temel nitelikte değerlendirilebilir (Bkz., mutatis mutandis,
Zengin-Türkiye, no: 46928/99, 28 Ekim 2004 ve Batı ve diğerleri-Türkiye, no: 33097/96 ve
57834/00). Aynı zamanda, baꢀvuranın iddiaları ile ilgili olan soruꢀturma, baꢀvuranın
iddialarını yetkili mercilere bildirmesinden yalnızca on dört ay sonra baꢀlatılmıꢀtır.
Baꢀvuranın gözaltından sorumlu polis memurlarının ifadesi ancak üç sene sonra alınmıꢀtır.
Polis memurlarından bazıları istinabe yoluyla dinlenmiꢀtir.
Sonuç olarak, yukarıda ifade edildiği ꢀekilde soruꢀturmada tespit edilen eksiklikler ve
gerekli özenin ve dikkatin gösterilmemiꢀ olması, baꢀvuranın savunulabilir ꢀikayetleri ile ilgili
11