karşı karşıya kaldığında, davranışları fiziksel güce başvurmayı gerektirmediği halde kendisine
fiziksel güç kullanılması, insan onuruna zarar vermekte ve prensip olarak 3. maddenin
güvence altına aldığı hakkın ihlalini oluşturmaktadır (Özellikle 9 Haziran 1998 tarihli Tekin-
Türkiye kararı, 1998-IV, §§ 52 ve 53 ve Labita İtalya, no: 26772/95, § 120, 2000-IV).
Dava dosyasından, kötü muamele iddiaları çerçevesindeki fiillerin yasal yolların dışında
toplanmış bir kalabalığı dağıtmak için uygulandığı anlaşılmaktadır.
AİHM olayların meydana geldiği günde başvuranlar Gülünay, Gülizar Şahin ve Dolutaş
hakkında hazırlanan sağlık raporlarında bu kişilerde çok sayıda darp ve yaralanma izine
rastlanıldığının kaydedildiğini gözlemlemektedir. Birkaç gün sonra başvuranlar Horoz ve
Güzel Şahin için hazırlanan uzman raporları ile yaralanmaların ciddiyeti ve sağlık durumları
dikkate alındığında adı geçenlerin her birine on gün süreyle iş göremezlik raporunun verildiği
anlaşılmaktadır.
Hükümet, yaralanmaların güvenlik güçlerinden kaynaklandığına itiraz etmemekte, bununla
birlikte güvenlik güçlerinin şiddete yeltenen ve izinsiz toplanan gösterici kalabalığı dağıtmak
için meşru bir güce başvurduğunu ifade etmektedir.
AİHM’ye düşen bu durumda kullanılan gücün orantılı olup olmadığını incelemektir. Bu
doğrultuda özellikle yaralanmaların hangi şekilde ve koşullarda meydana geldiği önem arz
etmektedir (Bkz. Zülcihan Şahin ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 53147/99, 3 Şubat 2005).
AİHM öncelikli olarak yetkili mercilerin Gülizar Şahin’in olay yerinde tesadüfen bulunmuş
olabileceğini kabul ettiğini gözlemlemektedir. Öte yandan, diğer başvuranların izinsiz
toplanan grubun içerisinde yer aldıkları farz edilse bile, dava dosyasında güvenlik güçlerine
bu denli yoğunlukta güce başvurmasını gerekli kılacak bir mukavemetle bizzat karşı
koyduklarını gösterir hiçbir delil unsuru yer almamaktadır. AİHM’ye göre, kalabalık grubun
dağıtılması, ne başvuranlarda görülen darp izlerinin ciddiyetini ne vücutlarında tespit edilen
ekimozları açıklamaya yetmez.
Yukarıda dile getirilen unsurlar ışığında, başvuranların mağdur olduğu güç kullanımının,
illegal olarak bir araya geldiği kaydedilen kalabalığın dağıtılması amacıyla orantılı ve mutlak
surette gerekli olduğu söylenemez. Üstelik başvuranlarda tespit edilen yaralanmaların sayısı
ve derecesi kendi tutumları sonucunda güvenlik güçlerinin karşılık verme zorunluluğundan
kaynaklanmamaktadır (Bkz. sözü edilen Zülcihan Şahin ve diğerleri kararı).
AİHS’nin 3. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHS’NİN 13. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHM, bu yöndeki yerleşik içtihadını hatırlatarak, 13. maddenin, tazminat ödenmesi dışında
3. maddeye aykırı muamelelerden sorumlu kişilerin bulunmasına ve cezalandırılmasına
götürecek derin ve etkili soruşturmayı zorunlu kıldığını ifade etmektedir (Bkz. diğerleri
arasında, Anguelova-Bulgaristan kararı, no: 38361/97, § 161, AİHM 2002-IV). Bu çerçevede,
soruşturma kapsamını yavaşlatacak her türlü eksiklik davaya neden olan olayları ve
sorumlularını tespit etmede etkili olmasını engelleyecektir (Bkz. Kelly ve diğerleri-İngiltere,
no: 30054/96, §§ 96-97, 4 Mayıs 2001 ve sözü edilen Anguelova kararı, §§ 139 ve 144).
Mevcut başvuruda AİHM, yetkili merciler tarafından bir ceza soruşturmasının yürütüldüğü
6