Cumhuriyet savcısı 11 Nisan 2000 tarihli duruꢀmada davanın esası hakkındaki görüꢀlerini
sunmuꢀtur. Hakimler sanıklara ve avukatlarına savunmalarını hazırlamaları için gerekli süreyi
tanımıꢀtır.
17 Ağustos 2000 ve 17 Nisan 2001 tarihleri arasındaki duruꢀmalarda sanık avukatları
savunma için ek süre talep etmiꢀtir.
5 Haziran 2001 tarihinde yapılan on dokuzuncu duruꢀmada sanıkların savunmaları
yapılmıꢀtır.
DGM, 5 Haziran 2001 tarihinde eski TCK’nın 168. maddesinin 2. fıkrasına dayanarak
baꢀvuranı yasadıꢀı bir örgütün mensubu olmaktan suçlu bulmuꢀ ve on iki yıl altı ay hapis
cezasına çarptırmıꢀtır. Hakimler karar gerekçesinde baꢀvuranın jandarmalar önünde ve Bismil
Asliye Ceza Mahkemesi hakimi karꢀısında verdiği ifadeleri dayanak olarak göstermiꢀtir.
Baꢀvuran duruꢀma talebiyle temyize gitmiꢀtir.
Yargıtay duruꢀma yaparak 12 Mart 2002 tarihinde kararı onamıꢀtır. Karar 13 Mart 2002
tarihinde tefhim edilmiꢀtir.
HUKUK
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunan baꢀvuran kendisini yargılayıp mahkum eden Devlet
Güvenlik Mahkemesi’ndeki duruꢀmanın bir bölümüne askeri hakimin katılması nedeniyle
davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkemede görülmediğini ileri sürmektedir. Baꢀvuran
gözaltında iken avukat yardımından yararlanamaması nedeniyle savunma haklarının ihlal
edildiğini iddia etmekte ve AĐHS’nin 6/3 maddesinin c) fıkrasını öne sürmektedir.
Hükümet baꢀvuranın ulusal mahkemeler önündeki yargılamalarda askeri hakimin varlığı
nedeniyle Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında hiçbir surette
ꢀikayetçi olmadığını ifade ederek iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmaktadır.
Hükümet gözaltında avukat yardımı ile ilgili olarak, baꢀvuranın son gözaltı tarihinin 9 Ekim
1998 olması dolayısıyla bu ꢀikayetin altı ay kuralına uygun yapılmadığını belirtmektedir.
Baꢀvuranın avukat yardımı talebinde bulunmadığını ifade eden Hükümet Ahmet Yavuz-
Türkiye (no: 38827/02, 21 Kasım 2006) kararına atıfta bulunmaktadır.
AĐHM bu baꢀvurudakine benzer itirazların daha önce de reddedildiğini hatırlatır (Bkz. Özer
vd.-Türkiye kararı, no: 48059/99, 22 Nisan 2004 ve Salduz-Türkiye kararı no: 36391/02, 27
Kasım 2008). AĐHM mevcut bu baꢀvuruda daha farklı bir sonuca varılmasını gerektirecek
herhangi bir özel durumun bulunmadığına itibar etmekte ve AĐHS’nin 35. maddesinin
kabuledilemezliğine dair hiçbir gerekçenin bulunmadığını kaydetmektedir. Bu durumda
yapılan ꢀikayetler kabuledilebilir niteliktedir.
AĐHM esas ile ilgili olarak, askeri hakimin varlığına son verilmesinin ardından baꢀvuranın
savunma haklarına iliꢀkin o ana kadar alınan tedbirlerin ne gözden geçirildiğini ne
yenilendiğini not etmektedir (Bkz. Öcalan-Türkiye kararı, no: 46221/99 ve Incal-Türkiye
kararı, 9 Haziran 1998). Bu ꢀartlar altında, mahkeme heyetinde yapılan değiꢀikliğin,
baꢀvuranın kendisini yargılayan mahkemenin objektif bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki
3