C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
GÜRSEL ÇELĐK - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 5243/03)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
5 Mayıs 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup, ekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
T.C. vatandaı Gürsel Çelik (bavuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 23 Ağustos  
2002 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin  
(Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 5243/03 numaralı  
bavuru sonucu bu dava görülmektedir.  
Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Diyarbakır Barosu  
avukatlarından M.S. Tanrıkulu tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Bavuran 1966 doğumludur. Bu bavurunun yapıldığı dönemde hükümlü bulunmaktaydı.  
PKK mensubu olmakla suçlanan bavuran 29 Eylül 1998 tarihinde yakalanarak gözaltına  
alınmıtır.  
Bavuran gözaltında bulunduğu sırada avukat yardımı talep etmemi, sözü edilen örgütün  
mensubu olduğunu itiraf ederek örgüt içinde üstlendiği görevin ayrıntılarını vermitir.  
Bavuran 8 Ekim 1998 tarihinde cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmi, savcıya  
jandarmalara verdiği ifadeyi yinelemitir.  
Bavuran 9 Ekim 1998 tarihinde Bismil Asliye Ceza Mahkemesi önüne çıkarılmı, burada  
hakkında yapılan suçlamaları kısmen kabul etmitir. Hakim bavuranın tutuklanmasına karar  
vermitir.  
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı 2 Kasım 1998 tarihli bir  
iddianame ile aralarında bavuranın da yer aldığı yirmi yedi kiiyi yasadıı bir örgütün  
mensubu olmak suçu ile itham etmitir.  
Bavuran iç hukuktaki mahkemeler nezdindeki bütün yargılama sürecinde avukat  
yardımından yararlanmıtır.  
DGM 16 ubat 1999 tarihinde bavuranı dinlemitir. Bavuran polise vermiolduğu ifadeyi  
inkâr ederek, gözaltında baskı altında gerçekletirildiğini öne sürdüğü soruturma ilemlerine  
itiraz etmitir.  
18 Haziran 1999 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa’nın 143. maddesinde  
değiikliğe gitmive Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yapısında (savcılıklar da dahil) askeri  
hakimlerin varlığına son vermitir. Aynı doğrultuda 22 Haziran 1999 tarihli DGM’ler  
hakkındaki kanunda da değiiklik gerçekletirilmitir. Sonuç itibarıyla, bavuranın davasına  
bakan askeri hakimin yerini sivil hakim almıtır.  
22 Temmuz 1999 tarihli durumada, askeri hakimin yerine atanan sivil hakim ilk kez DGM  
bünyesinde yer almıtır. DGM, yeni sivil hakimin dava dosyasını ve tutanaklarını halihazırda  
okuduğunu ifade etmitir.  
2
Cumhuriyet savcısı 11 Nisan 2000 tarihli durumada davanın esası hakkındaki görülerini  
sunmutur. Hakimler sanıklara ve avukatlarına savunmalarını hazırlamaları için gerekli süreyi  
tanımıtır.  
17 Ağustos 2000 ve 17 Nisan 2001 tarihleri arasındaki durumalarda sanık avukatları  
savunma için ek süre talep etmitir.  
5 Haziran 2001 tarihinde yapılan on dokuzuncu durumada sanıkların savunmaları  
yapıltır.  
DGM, 5 Haziran 2001 tarihinde eski TCK’nın 168. maddesinin 2. fıkrasına dayanarak  
bavuranı yasadıı bir örgütün mensubu olmaktan suçlu bulmuve on iki yıl altı ay hapis  
cezasına çarptırmıtır. Hakimler karar gerekçesinde bavuranın jandarmalar önünde ve Bismil  
Asliye Ceza Mahkemesi hakimi karısında verdiği ifadeleri dayanak olarak göstermitir.  
Bavuran duruma talebiyle temyize gitmitir.  
Yargıtay duruma yaparak 12 Mart 2002 tarihinde kararı onamıtır. Karar 13 Mart 2002  
tarihinde tefhim edilmitir.  
HUKUK  
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunan bavuran kendisini yargılayıp mahkum eden Devlet  
Güvenlik Mahkemesi’ndeki durumanın bir bölümüne askeri hakimin katılması nedeniyle  
davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkemede görülmediğini ileri sürmektedir. Bavuran  
gözaltında iken avukat yardımından yararlanamaması nedeniyle savunma haklarının ihlal  
edildiğini iddia etmekte ve AĐHS’nin 6/3 maddesinin c) fıkrasını öne sürmektedir.  
Hükümet bavuranın ulusal mahkemeler önündeki yargılamalarda askeri hakimin varlığı  
nedeniyle Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında hiçbir surette  
ikayetçi olmadığını ifade ederek iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmaktadır.  
Hükümet gözaltında avukat yardımı ile ilgili olarak, bavuranın son gözaltı tarihinin 9 Ekim  
1998 olması dolayısıyla bu ikayetin altı ay kuralına uygun yapılmadığını belirtmektedir.  
Bavuranın avukat yardımı talebinde bulunmadığını ifade eden Hükümet Ahmet Yavuz-  
Türkiye (no: 38827/02, 21 Kasım 2006) kararına atıfta bulunmaktadır.  
AĐHM bu bavurudakine benzer itirazların daha önce de reddedildiğini hatırlatır (Bkz. Özer  
vd.-Türkiye kararı, no: 48059/99, 22 Nisan 2004 ve Salduz-Türkiye kararı no: 36391/02, 27  
Kasım 2008). AĐHM mevcut bu bavuruda daha farklı bir sonuca varılmasını gerektirecek  
herhangi bir özel durumun bulunmadığına itibar etmekte ve AĐHS’nin 35. maddesinin  
kabuledilemezliğine dair hiçbir gerekçenin bulunmadığını kaydetmektedir. Bu durumda  
yapılan ikayetler kabuledilebilir niteliktedir.  
AĐHM esas ile ilgili olarak, askeri hakimin varlığına son verilmesinin ardından bavuranın  
savunma haklarına ilikin o ana kadar alınan tedbirlerin ne gözden geçirildiğini ne  
yenilendiğini not etmektedir (Bkz. Öcalan-Türkiye kararı, no: 46221/99 ve Incal-Türkiye  
kararı, 9 Haziran 1998). Bu artlar altında, mahkeme heyetinde yapılan değiikliğin,  
bavuranın kendisini yargılayan mahkemenin objektif bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki  
3
üphelerini dağıtmaya yetmediğine itibar etmektedir (Bkz. imek-Türkiye kararı, no:  
68881/01, 20 Mayıs 2008). Bu durumda AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
AĐHM, AĐHS’nin 6/3 maddesinin c) fıkrasına dayalı olarak bavuranın gözaltı esnasında  
avukat yardımından yoksun kaldığı ikayeti hususunda Salduz kararına atıfta bulunmakta ve  
aynı gerekçelere dayanarak AĐHS’nin 6/1 maddesi ile birlikte sözkonusu bu hükmün de ihlal  
edildiği sonucuna varmaktadır (Bkz. Gülbahar ve Tut-Türkiye kararı no: 24468/03, 24 ubat  
2009).  
Bavuran AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak hakkında yürütülen cezai yargılama  
sürecinin uzunluğundan ikayetçi olmaktadır. Bavuran ayrıca tutukluluk süresinin  
uzunluğunun AĐHS’nin 6/2 maddesinin ihlaline yol açtığını öne sürmektedir. Bavuran son  
olarak AĐHS’nin 13. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
AĐHM bu ikayetlere ilikin, AĐHS ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin herhangi  
birinin ihlalinin sözkonusu olmadığına kanaat getirir. Dayanaktan yoksun bulunan bu  
ikayetlerin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmesi  
gerekir.  
Geriye AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması kalmaktadır. Bavuran 70.000 Euro manevi  
tazminat ve AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama masraf ve giderleri için 5.040 Euro talep  
etmektedir. Bavuran kanıtlayıcı belge niteliğinde avukatlık ücreti makbuzunu ve Diyarbakır  
barosunun avukatlık ücret tarifesini sunmaktadır.  
AĐHM bavurana hakkaniyete uygun 1.000 Euro ödenmesini kararlatırmaktadır.  
AĐHM ilke olarak en uygun telafi yönteminin bavuranın, talep etmesi halinde, bağımsız ve  
tarafsız bir mahkemede en kısa zamanda yeniden yargılanması olacağı kanısındadır (Bkz.  
Gençel-Türkiye kararı no: 53431/99, 23 Ekim 2003 ve sözü edilen Öcalan kararı prg. 210).  
AĐHM yargılama masraf ve giderleri hakkında bavurana yapmıolduğu tüm harcamalar için  
1.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki  
ikayetlerin ve gözaltında avukat yardımından yararlanılmadığı yönündeki bavurunun  
kabuledilebilir olduğuna;  
2. Bavurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
3. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmaması  
nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
4. Bavuranın gözaltında avukat yardımından yararlanmaması nedeniyle AĐHS’nin 6/1  
maddesiyle bağlantılı olarak AĐHS’nin 6/3 maddesinin c) fıkrasının ihlal edildiğine;  
5. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru  
4
üzerinden TL.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından bavurana manevi tazminat  
olarak 1.000 (bin) Euro ve yargılama masraf ve giderleri için 1.000 (bin) Euro ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
6. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 5 Mayıs 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5