CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
GÜROVA – TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 22088/03)  
KARAR  
STRAZBURG  
6 Ekim 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 22088/03 no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaı  
Mehmet Gürova’nın (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 6 Mayıs 2003 tari-  
hinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleme’nin (“AĐHS”)  
34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (“AĐHM”) önünde, Ankara Barosu  
avukatlarından E. Yurtalan tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
Bavuran, 1960 doğumludur ve Ankara’da ikamet etmektedir.  
B a v u r a n , 1 7 M a y ı s 2 0 0 0 t a r i h i n d e y a s a d ı ı b i r ö r g ü t e ü y e o l d u ğ u ü p h e s i y l e y a k a l a n m ı t ı r .  
Bavuran, aynı gün doktor muayenesinden geçmive vücudunda herhangi bir kötü muamele  
izine rastlanmadığı kaydedilmitir. Bavuran, 18 Mayıs 2000 tarihinde, gözaltındayken avukat  
yardımı almadan sorgulanmıtır. Bavuran, polis ifadesinde Đran’da askeri eğitim aldığını itiraf  
etmiancak yasadıı bir örgüt üyesi olduğu iddiasını reddetmitir.  
Bavuran, 21 Mayıs 2000 tarihinde, yeniden sağlık muayenesinden geçmive doktor  
bavuranın vücudunda herhangi bir kötü muamele izine rastlamadığını belirtmitir. Bavuran,  
aynı gün, yine avukat yardımı almadan Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde Cumhuriyet  
Savcısı ve sorgu hakimi önüne çıkartılmıtır. Bavuran, Cumhuriyet Savcısı karısında göza-  
ltındayken “psikolojik ikenceye” maruz kaldığını belirtmive polise verdiği ifadeyi reddetmiꢀ  
tir. Bavuran, daha önce Đran’a gittiğini kabul etmiancak orada askeri eğitim aldığını inkar  
etmitir. Bavuran, sorgu hakimine de ifade vermitir. Bavuran, polise verdiği ifadeyi geri  
almı, ancak herhangi bir kötü muamele veya ikence iddiasından bahsetmemitir. Sorgulama  
sonrasında, sorgu hakimi bavuranın tutuklanmasına karar vermitir.  
11 Temmuz 2000 tarihinde, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,  
aynı mahkemeye bavuranı yasadıı bir örgüte (Tevhid Selam ve alt grubu olan Kudüs Savaꢀ  
çıları) üye olmakla suçlayan bir iddianame vermitir. Aynı iddianamede baka kiilerin de  
isimleri yer almıve bu kiiler Türkiye’nin önde gelen bazı gazeteci ve akademisyenlerini  
öldürmek dahil çeitli suçlarla itham edilmilerdir. Cumhuriyet Savcısı’na göre, örgütün amacı  
Türkiye’de Đran’dakine benzer dini bir rejim kurmaktır.  
7 Ocak 2002 tarihinde, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi 152 sayfa uzunluğundaki  
kararını açıklamıtır. Đlk derece mahkemesi, bavuranın 18 Mayıs 2000 tarihli polis ifadesine  
dayanarak, bavuranın yasadıı örgüt üyesi olduğuna karar vermitir. Mahkeme, Türk Ceza  
Kanunu’nun 168. maddesi uyarınca bavuranı on iki yıl altı ay hapis cezasına mahkum etmiꢀ  
tir. Đlk derece mahkemesi, kararında bavuranın gözaltında psikolojik baskı gördüğü iddiasını  
da incelemitir. Bavuranın yakalandığı ve gözaltından çıktığı sırada hazırlanan ve bavuranın  
vücudunda herhangi bir yara izine rastlanmadığını kaydeden iki sağlık raporunu göz önünde  
bulunduran mahkeme, bavuranın mahkum edilmemek için gözaltındayken vermiolduğu  
ifadeyi geri aldığı sonucuna varmıtır.  
Yargıtay, 12 Kasım 2002 tarihinde, mahkumiyet kararını onamıtır. Bavuran, 10  
Haziran 2006 tarihinde serbest bırakılmıtır.  
HUKUK  
AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, gözaltındayken avukat yardımından yararlanamadığı konusunda ꢀ  
ikayetçi olmuve bu ikayetini AĐHS’nin 6/3(c) maddesine dayandırmıtır.  
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bavurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun  
olmağını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
Hükümet, esasa ilikin olarak, yargılamanın adilliği değerlendirilirken yargılamanın  
bir bütün olarak göz önünde bulundurulması gerektiğini ileri sürmütür. Bavuranın Ankara  
Devlet Güvenlik Mahkemesi ile Yargıtay önünde avukat tarafından temsil edilmesi nedeniyle,  
adil yargılanma hakkı ihlal edilmemitir.  
AĐHM, aynı ikayeti Salduz / Türkiye (36391/02) davasında incelediğini ve AĐHS’nin  
6/1 maddesi ile bağlantılı olarak 6/3(c) maddesinin ihlalini tespit ettiğini hatırlatır. AĐHM söz  
konusu davayı incelemive bu davada Salduz kararında yapmıolduğu tespitlerden ayrıl-  
masını gerektirecek herhangi bir özel koul bulunmadığı sonucuna varmıtır.  
Dolayısıyla, söz konusu davada AĐHS’nin 6/1 maddesi ile bağlantılı olarak 6/3(c)  
maddesi ihlal edilmitir.  
ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER AĐHS MADDELERĐ  
Bavuran, AĐHS’nin 3. maddesi uyarınca gözaltındayken psikolojik ikence gördüğü  
konusunda ikayetçi olmutur. Bavuran, ayrıca, gözaltı süresinin uzunluğu nedeniyle  
AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini iddia etmitir. Bavuran, AĐHS’nin 6. maddesi  
uyarınca, kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve  
tarafsız bir mahkeme olmadığını iddia etmitir. Bavuran ayrıca, yargılamanın makul sürede  
tamamlanmadığı konusunda ikayetçi olmutur. Bavuran, son olarak, daha önce Đran’a git-  
mesine dayandırılan mahkumiyet kararının AĐHS’nin 7. maddesine aykırı olduğunu iddia etmiꢀ  
tir.  
Ancak, AĐHM, dava dosyasında söz konusu hükümlerin ihlal edildiğini gösteren herhangi  
bir delile rastlamamıtır. AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca uyarınca baꢀ  
vurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğunu kaydeden AĐHM,  
ikayetlerin reddedilmesine karar verir.  
AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
Bavuran, maddi tazminat olarak 40,000 Euro, manevi tazminat olarak 30,000 Euro  
talep etmitir. Bavuran, ayrıca, avukatlık ücretleri için 7,500 Euro, yargılama masraf ve  
giderleri için 500 Euro talep etmi tir. Bavuran, taleplerini desteklemek üzere imzalamıꢀ  
olduğu avukatlık ücret sözlemesini ibraz etmitir.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmitir.  
Talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında herhangi bir illiyet bağı  
bulunmadığını kaydeden AĐHM, söz konusu maddi tazminat talebini reddeder. AĐHM,  
hakkaniyete uygun olarak, bavurana 1,500 Euro manevi tazminat ödenmesine karar verir.  
AĐHM, ayrıca, en uygun telafi yolunun, bavuranın talep etmesi halinde AĐHS’nin 6/1  
maddesinin gereklerine uygun olarak yeniden yargılanması olacağı kanaatindedir (Salduz).  
AĐHM’nin içtihadına göre, bir bavuran gerçekliğini ve gerekliliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargılama giderlerini elde edebilir. AĐHM, sözkonusu davada, elindeki  
belgelere ve yukarıdaki ölçütlere dayanarak, yargılama masraf ve giderleri için bavurana  
1,000 Euro ödenmesine karar verir.  
AĐHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı faiz oranına üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
Gözaltı sırasında bavurana avukat yardımı sağlanmadığına dair ikayetin  
kabuledilebilir, bavurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
AĐHS’nin 6/1 maddesi ile bağlantılı olarak 6/3(c) maddesinin ihlal edildiğine;  
(a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten  
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na  
çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet  
tarafından bavurana manevi tazminat olarak 1,500 Euro (bin beyüz Euro),  
yargılama masraf ve giderleri için 1,000 Euro (bin Euro) ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin  
yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal  
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermitir.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 6 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.